eylül ne güzel isim. serin serin geldi işte. bu esna memleket meselesi referanduma kilitlendi. ortalık evet - hayır kaynıyor; madem oy vereyim, vatandaşlık icabıdır dedim, internetten soruşturdum. imam hatip lisesi imiş mekan. devlet okulu ama, mezunları halen makbul değil. her işte olduğu gibi, burada da hususi teşebbüse rağbet var. cemaat aldı yürüdü. diğer cemaatler stk şu bu vs. o hızla yürüyemedikleri için tabii bir garez, bir sinir sitres, epey geride kaldılar, yetişemiyorlar. neticede, ortada şahane bir başarı hikayesi mevcut; şimdi çekemeyenler dönüp bir zahmet kendilerini kurcalasın, olmadı parmak marifetiyle hemen ayılsın.  

şimdi geçemde bir ihtar aldım, siyasete hiç girme sana göre deil dei, kesinkes haklıydı, teşekkür ederim. bundan sonra daha dikkatli olacağım, söz. siteyi epey ihmal ettim, neredeyse hiç vakit yoktu, ilgilenemedim. çözmem gereken büyük meseleler birikmişti, hepisi şeker kıvam halloldu şükürler olsun. bu süreçte bir de önemli ders aldım: bazen hiçbişe yapmamak gerekir, hiçbişe düşünmemek, kılını kıpırdatmamak.
 
zamanın çözemeyeceği mesele yoktur; cointreau ve monica santhiago' nun da ciddi yardımı oluyor tabii. santhiago' yu özellikle yazıyorum, büyük keşif varsayıyorum ve neler yapabildiğini görünce fena cesaretleniyorum, paylaşayım dedim.     
 
 
sıcak. nem. sinirler gergin fuat ergin. sakin ol bebeim. ağustos iyidir. ağustos böcei safiyetiyle sarhoş kafam, şahsi gündeme takık. referandum yakın; oy vermeyeceğim. karar kesin. 

bira soğuk; şişe terli. tuborg gold %100 malt çoğunlukla seçimin tek galibi. bu yolda mağlup olmaz ama, bu en iyisi.

fredrika stahl yeni albümüyle geliyor. paris' in güzeli, en güzeli. sen söyle, ben unutayım. hadi hayırlısı.   
 
 
memleket ahvali hakkında en ufak fikrim yok. işe dönende gazete okumadım. daha tesirindeyim dalmaçya tatilinin. ulan o ne güzel şehirdi, o ne güzel kızlar, o ne güzel yemeklerdi. vizesiz gitmek mümkünken atla uçağa, git dubronik' i gör kardeşim. bizi burada ne pespaye bir hayata mahkum ettiklerini bir de oradan tetkik et. duvarla çevrili eski şehrin, duvarları olmayan insanların hayatından bir nezbe tadıver. biz niye böyleyiz ? kadim sorusu içinde bir kez daha pırpır etsin ? 

dubrovnik savaş görmüş şehir, kraliyet derebeylik komünizm kapitalizm düzenlerini tecrübe etmiş. son harpte, şu sırp zındığı vakasında obüs ateşleri o caanım çatıları, kesme taştanm binaları unufak etmiş. libertas düşkünü hırvat milleti baştan aşağı yeniden kurmuş ne varsa. limana açılan kapıya yakın bir de müze, şehitlerini anıyorlar. harp hatıralarını gösteriyorlar. kültürse kültür, sokak ortasında senfoni ragtime blues jazz ne istersen. oyster 10 kuni, açıp denizi içiyorsun. st. jacob shell, bizim midyelerin 10 katı ebatında bi canavar, 30 kuni. pivo bira 15 kuni. bir lira 3,5 kuni, yani paranın değeri yok. her şey ucuz. martılara ekmek atıyorsun, bakmıyorlar. denizde envai çeşit balık var, adamlar tok. barda sigara içiyorsun, özlemişim. bangırtı gürültü yok, sesler mutedil. ama kızlar, işte onlar çok fena. bilahare anlatacağım. 

dönende havalimanında bir de telefon buldum, meğer meşhur bir menejerin çıkmasın mı ? baktım içinde türk pop güzide insanlarının hepisii mevcut. zate ben de yakında bu meyanda bir iş planlıyorum, onu da ayriyetten yazayım.

haydi, hayırlı temmuz olsun hepimize vre. 
 
 
dandik gündem açıldı. tam olarak ne olduğunu anlayamadığım, lakin bugüne kadar benzerlerini nicedir gördüğüm, iç siyasa malzemesi yapmak için başka bir ülkenin egemenliğine saldırıda bulunan zihniyet orada 15 kişiyi kurban belledi, gönderdi. eline satırı alan da psikopat israil devleti olanda, acımadı, gözünü kırpmadı, kan gövdeyi götürdü. ölenlere allahtan rahmet, kalanlara sabır dilerim. lakin, bu gemileri oraya gönderenin kim olduğuna da meraktan çatlıyorum. hangi aklı evvel, bizi bu mevzide türkiye-israil savaşına sokmak istiyor, sanıyorum bilmeye hakkımız var. kendisini böyle sinsi olduğu için gönülden tebrik ederim.

naha yukarıda anlattığım dandik gündem ifşası idi. maksat asıl gündemi saklamak. işte asıl gündem, cuma, cumartesi, pazar, üç günde, mehmetçik, korucu, sivil güvenlik 15den fazla vatan evladını kurban verdik. buna dur diyen yok, ağzına alan yok. mücadele, müdahale eden yok. engellemeye, yenmeye çalışan hiç yok. yeter artık yau. böyle çile olur mu? bu ölen gencecik çocuklar insan deil mi, bunların anaları, babaları yok mu? içimiz kan ağlıyor.

işte bu asıl gündemi saklamaya çalışan aklı evveller, bu ülkede yaşanan herşeye kayıtsız despotlardır. çünkü bu ülkede açlık yok, fakirlik yok. biran önce gazze'yi kurtarmamız lazım. bunları yapanlar üniversite burs kurullarının öğrencilerden dinlediği hikayeleri duysalar gözleri ne gazze görür, ne başka yer.

biraz subjektij girizgah oldu, kusura kalmayın.
 
 
nisan ayı çoluk çocuğa musallat envai sapığın teşhirini men eden amirin acayip tasarrufunu seyretmekle geçti. öğrendik ki, hazaa sofu takımın attı mı mangalda kül bırakmadığı bilhassa anadolu uzak şehirlerinde çocuk tacizi almış yürümüş. olay basına intikal ettiğinde bu defa belediye başkanı biz o işi aramızda tatlıya bağladık, çocuklar aralarında oyun oynamış, bunda büyütecek ne var yollu hasta beyanat veriyor. bu esnada mazhar alanson' un "siirt' e gidende bişe düşürdü mü zinhar eğilip almayın" tiwitter iletisi kendisine halk düşmanı yaftası iliştirmeğe yetişti. 

1 mayıs işçi bayramı tüm yurtta ve özellikle taxim' de birlik beraberlik havası içinde kutlandı. onca sene kafa göz yarılması, envai gaz cop kan revan içinde geçirildikten sonra anlaşıldı ki bunceizin serbest nizam olmasında herhangi beis yoktur. olay çıkması icap ederse onu da biz çıkartırız havasının sindiği gösterilere bir tek anarşistler katılamadı, bariyerlerde sustuklarile kaldılar. söke söke aldık 1 mayıs' i diyenlere başvekil işbu hadise demokratikleşme yolunda merhaledir, kimse kendine maletmeye kalkışmasın diyerek ayar verdi.

anayasa değişikliği oylanıyor ey halkım. yalnız bu defa, partilerin kapatılması yoluna taş koyan 8. maddenin oylamasında akp grubunun dalağı şişti; bir kısım aza önerilen değişikliğe vicdanen isyan edip oy vermeyende başvekil  bozum oldu. demek ki neymiş ? halkın iradesi boşluk buldu mu du kafasına göre seyredermiş. çok yaşa meclis e mi. 

bir de sofra gündemi, göt meselesi olur da et meselesi olmaz mı ? artan et fiyatları üzerine et ithal edilmesi yoluna gidileceği açıklandı. ne idüğü belirsiz yeminen yemlenmiş bilmemkimin hayvanceizlerini yakında afiyetle hüpleteceiz. tarım bitti, hayvancılık battı, allahtan malum maddenin ticareti tıkır mıkır yürüyor da iyice çulsuz çapulsuz halde değiliz.              
 
 
ulan nisan 'ın kaçı oldu? hala açmadınız gündemi. amma tembel heriflersiniz diyenlere. dandik gündem açıldı. yok mu arttıran? en mühim sayılabilecek hadise, cumhurbaşkanı 'nın hile yolu ile anayasa mahkemesine dandik üye ataması olabilir. daha yeni başladık. ay sonuna kadar ne kavgalar çıkar daha. misal yeni anayasa tartışması var. dur bekle geliyorum.
 
 
22 şubat darbesi hepimize hayırlı uğurlu olsun. sallama belgeyle içeri tıktıkları paşaları müteakip gül - erdoğan - başbuğ zirvesinin ardından beklenen müdahale yine gelmedi. sakinledi askeriye demeye kalmadı, dursun çiçek kabahatli olabilir açıklaması yapıldı. balyoz planı gerçek olabilirmiş askeri savcının dediğine bakılırsa. manzara, asker sivil elele, sonu pek de hayırlı görünmeyen bir yere doğru ilerlediğimiz şüphesini veriyor. atmosferi livaneli' nin çektiği veda filimi tamamlıyor. evini temiz tutmaktan başka kabahati olmayan mustafa kemal' in eserini bu hale elbirliğiyle getirdik, aşkolsun. şimdi, sivil cuntanın emrindeyiz. artık müstakil değiliz. güvendeyiz. son birkaç yılda abaran teknoloji sağolsun, tüm konuşmalar dinleniyor, kim gerekirse o içeri alınıyor. sigaraya yeni zam gündemde, uyuşturucu maddelere göz açtırılmıyor. mükemmel demokratik bir zeminde, asgari sivil haklardan yoksun istikbale koşuyoruz son sürat. anayasa değişikliği yapılacak, parti kapama yetkisi meclise verilecek deniyor. güçler artık ayrı değil, iş adını koymaya kaldı bu rejimin. ulu insan da gelsin gayri, yetişir bunca ayrılık. zurnanın dibine vuralım daha neyi bekliyoruz ?  
 
 
memleketi saran zurna havası berdevam. dtp kapatıldığında iki laf etmeyen demokraasi aşığı başvekil, anayasa mahkemesi amirinin partilerin kapatılmasına ilişkin konuşması üzerine mangalı üfleyip temizleyi verdi: parti kapamak bu devirde olacak iş değildir. aynı anda ordu' ya da ayar verip "emasya neymiş, bunu derhal iptal edeceğiz" deyip sivilleşme gazını iyice bir kökledi. ergenekon soruşturması kapsamında sorgulanan ümit sayın serbest bırakıldı; aman ucu bize dokanmasın endişesinden olacak, son izlediğim haber bülteninde tam yarım saat boyunca başvekilin konuşmalarından pek kıymetli pasajlar neşredildiğini gördüm ve bir süre daha tv izlememeye karar verdim. hatta mümkünse gazete de okumayım diyorum zira istanbul' u sele götüren ayamama' da açılan avm sinirlerimi iyice tavana çıkardı. balyoz operasyonu kapsamında ortaya çıkan boş beleş belgelerle pek eğlenceli geçen ocak ayının ardından şubat' ta havaların ısınmasıyla beraber daha da coşacağımızı tahmin ediyorum.     
 
 
hop süper hızlı dandik ülke gündemi tam gaz yola devam. ülkedeki %15 işsizliği, bu işsizliğin dünyanın ikinci en yüksek rakamı olduğunu sakın düşünme kardeşim. dünyanın en pahalı akaryakıtını, en pahalı telefonunu, en pahalı internetini kullandığını unut. 31 aralık 2090 günü boru gibi zammın bi tarafına girdiğini farketme. ülkede sanayi yatırımı yapılmasın diye dünyanın en yüksek faizinin ödendiğini siktiret. ihtiyacından fazla petrol üretip 0.75 TL'den ihraç ettiğin halde, dizel otomobil ve akaryakıta dünyanın dolarını ödediğinin ne önemi var. sen dizilerini izle. mbülent arınç suikastı nedeni ile ülkenin işgali halinde yapılacaklar listesini bekle ki yakında gazetelerde okuyasın. a başvekilin omzu çıkmadı zedelendi. bundan da haberin vardır.
 
 
işte sevgili okur,
zipsofist hareket fermuarları açmaya devam ediyor; işimizle aşımızla uzaktan yakında ilgisi olmayan hadiselerin günlük hayatımızı nassıl işgal ettiğinin açık seçik işaretini naha buraya kazıyorum.

bak bakalım aralık ayı ne ile başladı?

birincisi, danıştayın iptal ettiği imam hatip liselerinin üniversite sınavındaki eşit katsayı hadisesi. yau bu okullar imam ve hatip yetiştirEmiyor korkarım. zira hepsi avukat, doktor olmak istiyormuş...

ikincisi, sarıkız ve ayışığı darbe girişimlerinden dolayı dönemin kuvvet komutanlarının ergenekon savcısı tarafından ifadeye çağırılması. bunları hepsini topunu, mahkeme tarafından gerçek olmadığı karara bağlanan amiral özden örnek 'e ait günlüklerden öğrenmiştik. tahmin ediyorum, dünyanın hiç bir yerinde ordu mensupları beyle hakaretlere maruz kalmazlar. ah barrack senin amuğa koiim.

üçüncüsü var ya en bomba olanı. bizimle uzaktan yakından hiç bir alakası yok meselenin ve gündemin en önemli konusu. isviçre minare yapılmasına halk oylaması ile karşı çıkmış. hani demokrasiydi yavşaklar. işte sana demos ve kratosun en kralı.

daalın vre. attirmayin makedonun kafasini.