bakalım. “sert sırt baskısı yeni çıktı.” neden tekrarlanarak takıldı bu akla ve neden gözler, kırmızı küçük boyalı dudaklar ve bacaklar açık adabından daha çok dikkat çekici geldi hemen bi an sonra ve neden bacaklarını beğenip bu bir gelin olabilir dedik ki. hem kızmasın, korkmasın, küsmesin, korkunç güzel. dedik de. ne ürkütücü peki? tahta cam gibi durur da siyah gelinlilk mi sahte görünür? nasılsa poz verip hiç acımadan çekilen bi fotoğrafta kalacak bir hal mi kalır. üzülme o zaman elbet bir can yanacak. ayrılık var. başaşağı çevir, düzelt, gölgeler nerede saklı. ip mi atlayacak. çerçevisiyle mi asılacak. yok yok hepsi yatarken bakmış bir çift göz bunlara sonunda. hafif ışık ve güzel bir parça. doğal olan ağaç ve ot, ip ve tahta değişmiş . peki ya sokaktakiler. Ah! yine güzel, yine güzel kafam. odaklan. hangisine bakacaksan bak. üç beş gölge dansın savaşında ışıkla. ocak önünde bu ne biçim yatak derken büyür ya gölgeler. gizli sehpalarda kafası görünmez kargalar, küçülen sevimli ejderhalar. bir de pembe yanaklar.
tutturabilene helal. en son olan en tepeye de konar. --- nasıl da giyinmiş kral zamanından kalmış şeytan orduları elinde sihirli sopası tahta ve sessiz oynanan sanatta adı o dilsiz ve renkli kutlamalarda yeniden ve yalnızca gösterilerde soytarı ---