kraliçem yor skin derin isterseniz hepsini bun’a söyleyin aynı güneş altında bir krallıkta huzur içinde ve ferah kalpler her çeşit likörlü şeker gibi hepisinden gerek sarhoş bir dünya için o derse şimdi alkışlayıverin bizde bir değil mi ki yanar güneş gökyüzünde maviliklerde kaybolup dalgalara düşmek “dünya hali gibi halimiz” diye seslenen vurun davullara duymak istemiyorum istemiyorsun dediysem yeşil çay bergamot ırmak su değil toprağı ormanı martısı ve hatta şahikası değil istemediğim sadece yetmez orada doğrusu buradaysa yalanları sadece yeter benim derim kraliçe onlar orada yine efendi ben burada yeniden sahipsizken
kara kızın düğünü
azrail bu kadar yalnız mı ağaçların tepesinde balkonlara mı bakar bahçe dışındaki ağaçlar melekler sarılır mı şeytanlara sevişmeye taşta ormanda ağaçta bu kadar yalnız mı yanı başında kendinin ya tanrı ya tanrıça saklanır mı lambalara geceleri sokakları aydınlatan salınır mı rüzgarla ışıklı bir nokta üzerinden geçen hızla bu kadar yalnız mı yanı başında arada bir göğsün üstü sevgili sana sen diye uzandığında
Reply
mengü
08/10/2010 5:47am
..... koskocaman gecenin alazını taşırken yıldızlar aya yemyeşil iki çam dalları parlayıp boyanıverir ala kocaman çamlar biri uzun biri uzundan daha kısa ötede beride birkaç benzeri daha daha küçük aralarla yerinde şehrin eteklerine bakan bir grup arkadaşla seyre dalmış geceyi kimi uykudayken değişen ışıklarda şimdi söylesen bana ister şarkı ister satırla bir arada nasıl haklı çıkmak istemezsin bu hayatta
Reply
mengü
08/30/2010 5:45am
keran
güneşin rengi saklanmış gökyüzünün tam ortasında karşımda gölgesiyle genç bir çam ağacının sırtında sizi düşünüyorum başka başka renkler sesleniyor onlar da buradayız burada diye güneşin renkleri akşamda başım yukarıda erken akşam olmuyor yazın efendim sizi düşündüğüm anda bense yerlisi bu alemin bildiğin mahalleli siz bana inandığınızda
betül
sağ adımına bak güzelim takip ediyor sol bitince adımın hangisi sıra soran uygun adım marş komutu yok ki serbest başladın askerlik desen zaten muaf cinsina söylemeden evvel kulağına küller kürekler ve sivil uyandın epey yalın erim şimdi bak ve sevin bu soluklar bir adımda geçilecek değil ne çift ne tek dediğim sağ adımına bak güzelim
üçlü
yaşanacakmış neden seni görmek ve bilmek için orada sadece sen yalnız değilken başkaları yanında yalnızca ben titredim ciğerimden vuran nefesin dokunmak gerekmiyor ona da dokunuyor sadece varlığı ve nefesini bilmek duymak yüreğim titrediğinde sesi sevdiğimin sesi tüm yalınlığında birden sanma ki yanıldım yalnızca taşıyordu biz gibi duyabildiğin içten sesli cümlelerle sen, o ve kömür bir müzik çalıyordu