Ne zamandır beni büyük medya dediğimiz kanallara tartışma programlarına katılmam için davet ediyorlar, bildiğiniz meşhur kanallar, şunu demek istiyorlar, bak ‘sana söz hakkı veriyoruz, bizler demokratız, sen de katıl görüşlerini açıkla’ diye, ama hepsi bir şart ileri sürüyor, programda karşında şu şu isimler olacak diyorlar, bu isimler de malumunuz iktidarın basur sülüğü çöp tenekesi yazarlar, tabii ki yıllardır katılmadım, katılmam da.. Esersiz, fikirsiz ve hayatlarında tek bir gün bağımsız olmayı becerememiş süprüntü galeyancı yazarlarla işim olmaz, çıkmadım.. Ancak, şunu anladım ki, bu büyük medyada tartışma programı düzenleyenler, bana, ‘ya bu sülüklerle ekrana çıkarsın, ya da asla..’ demeye getiriyorlar, eksik olsun, yani düpedüz bir küstah yılışık cesaretle bana telefon edip beni ekrana çıkartmayı ancak bu isimlerle aynı masa etrafında oturur onları muhatap alır ve onların istediği küfürlü kavgalarda bekledikleri horoz dövüşünü gerçekleştirirsem gibi bir şantajla teklif ediyorlar. BASKI KURUP YOK SAYIYORLAR Utanç verici bir şantaj.. Yaşadığınız topraklar üzerinde katıldığım tüm fuarların imza günlerinde o fuarın en çok kitap imzalayan yazarı oldum, konferans verdiğim yüzlerce konferans salonunda o salonun tarihinde en büyük kalabalıkları topladım ve yıllardır TV programlarım bir kültür felsefe siyaset konuşması olarak en yüksek izlenme oranları hala almakta, ayrıca yirminin üstünde kitabımın sadece üç-dört tanesi 10 baskıyı geçti, on’un üstünde kitabım 30 baskıyı çoktan devirdi ve birkaç kitabım 50 baskıyı geçti ve aralarında yüz baskıyı zorlayan iki kitabım var.. Bu kitaplarım ve konferanslarım ve TV konuşmalarım üzerinden tek bir haber yapılmadı tek bir fikir sorulmadı ve yayınlanan kitaplarımın en küçük tanıtımı, bir cümlecik ismi dahi sütunlarında geçirilmedi, ancak inanılmaz her yazara nasip olmayan büyük bir halk sevgisiyle karşılaştım, şöyle bir şey sanki halk sizi ne çok severse, örgüt, parti, medya, üniversite, dernek, Internet sitesi gibi eline bir kurum imkan geçirmiş insanlar size o denli baskı kurup yok sayıyor… Eşine benzerine çokta rastlamadığınız bu başarılı grafikleri üstelik hiç kimseden, holdinglerden, büyük medyadan, arkadaş yandaş ilişkilerinden, parti, örgüt ilişkilerinden en küçük bir destek almadan yaptım. TÜRKİYE SINIRLARINDAN KONUŞAMIYORUM 90’lı yılların ortasından 2000’li yılların ortasına kadar 17 sene Leman Dergisi yüzbinler satıyordu ve o dergide de ‘bağımsız’ çizgimizi asla bozmadan bugünlere geldik, ancak o günlerde de amansız bir ‘sansür’ ‘ambargo’yla çevrilmiştik. Çünkü o günlerde banka soygunlarına, medyaya, Susurluk’a akıl almaz sertlikte üç beş bacaksız mizahcı arkadaşımızla muhalefet yapıyorduk.. Değişen bir şey yok.. Ve hatta sansür çok daha labirentli gizemli zincirleriyle bizleri sarmaya başladı.. Tuhaftır SKY’dan hükümet baskılarıyla kovulmam dahi tek satır ilgi görmedi.. Bugün, ART TV’de iki haftada bir konuşma yapabiliyorum, bildiğiniz üzere polis baskını yemiş ve sahibi şu anda Silivri’de yatmakta olan bu kanal yayınlarını Kuzey Kıbrıs’tan yapıyor.. Yani ben Nihat Genç, yüzlercesini her akşam takip ettiğiniz Türkiye sınırlarından konuşamıyorum. Gelelim, sanal aleme.. TV’de yaptığım konuşmaları çoğu zaman parça parça internette yayınlayanlar çıkıyor, ki, son zamanlarda Güncel Meydan adlı site benim son programlarını kopyalayıp yayınlıyor, çok ilginçtir, bu site de Türkiye’den yayın yapmıyor… Bir yazar olarak TV ve Internet üzerinden Türkiye’den konuşamıyorum.. DEMOKRATÇILIK VE ÖZGÜRLÜKÇÜLÜĞÜN TADINI ÇIKARAMIYORUM Gelelim, son yılların meşhur paylaşım sitesi Facebook’a.. Bilindiği üzere bu sanal platform’un en büyük özelliği diyelim videolarınızı paylaşma üzerine kurulu, siz, elinizdeki bir videoyu yüz binlerce insana buradan ulaştırabiliyorsunuz.. Gelin görün ki, bir yılı geçkin süre içinde Facebook’ta benim videolarımın paylaşımı yasak.. Yani kimseye gönderemiyoruz.. Buna rağmen Facebook üye sayısı 130 binlerin üstünde ki Türkiye’de başka bir yazara nasip olmamış bir ilgi.. Oysa benim videolarım TV’de yapılan konuşmalardan parçalar şeklinde oluyor ve bu konuşmalarda hukuk dışı her şeyin hesabını mahkeme önünde veriyorum, hakkımda açılmış bir çok dava var, mesela, YÖK başkanı benden daha geçenlerde 4-5 milyar kazandı ve hangi cümlelerim için bu tazminatı kazandı ayrıntılarıyla yazsam insanlığınızdan utanırsınız.. Ayrıca, Türkiye’de hukuk zemininde çalışan onlarca sözlük, site hakkımda aleyhimde tutarsız, bilgi yanlışlarıyla dolu ve tamamen dedikodulardan oluşan onbinlerce iftirayı hergün sallıyor, onlar istediği özgürlükte sallıyor ama ben istediğim şekilde cevap veremiyorum. Yani, birileri bir baskı bir kilitleme bir sansür mekanizmasıyla bizi ülke dışına kovdu, yetmedi, bir çok özgürlükçü site arkadaş örgüt asılsız iftiralarıyla özgürlük ve demokrasiye doymuyor.. Internet sitesi, facebook ya da TV, bu çağın güya teknolojinin özgürlüğe adanmış araçları, ki, işte başıma gelenler, bu özgürlük harikalarının hiçbirini bir yazar olarak öyle ya da böyle sebeplerle kullanamıyor, demokratçılık ve özgürlükçülüğün tadını çıkaramıyorum. BAŞIMA ÇUVAL GEÇİRECEKLERİNİ SANIP SEVİNMESİNLER Nedir bunlar, neler oluyor? Benim başıma gelen bu usul usul çaktırmadan dümenine tezgahına uydurulmuş sansür ve ambargolar, yarın hepinizin başına gelecek.. Zaman ilerledikçe hepiniz benim gibi ‘kıstırılacaksınız’, ‘susturulacaksınız’.. http://www.odatv.com/n.php?n=basima-cuval-gecireceklerini-sanip-sevinmesinler-2403101200 Commentsinan6666 03/24/2010 4:21pm
link vermek yerine yazıyı eklemenin iyi olacağını düşündüm. çok önemli buldum söylediklerini. sinsi sansür çok fena, kılıfına uydurmayı biliyorlar. belki genç gibi yükselmedi sesim, onun kadar inançlı değilim, bu ülkeyi öyle çok sevdiğim filan yok, ama içimden geleni söyleyemediğim, susturulduğum çok oldu, nasıl sıkıntı verdiğini iyi kötü biliyorum.
Reply
suphi 03/25/2010 1:24am
Sayin Genc sevdigim bir yazar. Argoya kacan dilinin zaman zaman aglayan gozlerinin yaninda samimi oldugunu dusundugum, "bu ulke" nin insanlarindan biri olarak kabul ettigim ve takdir ettigim bir kimse kendileri. Sky tv den ayrilmadan once yaptigi son programi buruk bir sekilde izledim. Art'de denk geldigim zaman ise daha da bi kotu olmustum.
Reply
az gelişmiş 03/25/2010 1:59am
Sizi bilmem ama çoğu insan gibi bende pelin batunun güzel yüzünü ve o tatlı ş li cümlelerini, nihat gençin 'samimiyet'ine tercih edenlerdenim. Kadın acayip kültürlü.Yurtdışında büyümüş, ingilizce şiirler yazabilen ince ruhlu bir bünye. 1915 olaylarındaki empatisine ve eşcinsellerle alakalı evrensel çizgisine hasta oldumç. Özgür düşünce bu olmalı.
Reply
86 03/26/2010 1:37pm
"birak bunlari genc", bak bu iyi oldu.
Reply
inan6666 03/26/2010 1:43pm
oh, evet serinledi bir an ortalık. saol 86. sahi, nedir durum ?
Reply
mevzu daılıyor elbette. mesele genç deil belli ki. ama, bulduk a, ona bi çakalım dioruz herhal. hep merâk ederim, neine tahammül edilmez bu kişinin? çete'den bu yana olmasa da az sonrasından bu yana haberdârım kendisinden. hattâ, o guruptan olduğunu savlayan bi tanıdığımdan da hâyli öykülenişini dinledim. merâk içindeyim dedim a! nie boazlamak istiyor bu ürriyet sever kişiler bu kişiyi? okumadıım harfi kalmadı sanırım şunca yıldır genç'in. bi deyiverin de ben da hallenip, gereğince tiskineyim. hani dedikodu dışı olsun diorum. eyle ziki kalkıyo, kızlara sokuyo felan dışı bi hesap.. şu yazısında şeyle, şu konuşmasında beyle yivrenç die. he mi bebekim?!
Reply
86 03/26/2010 6:11pm
bi nazim olamaz bu genc, sunu da hissedemez;
Reply
86 03/27/2010 2:56am
neye kiziyorsun "genc", nedir bu kizginligin nedeni.
Reply
az gelişmiş 03/27/2010 5:06am
konma bülbül konma nergis dalına
Reply
inan6666 03/27/2010 8:37am
cincin bağlarında dolaşıyorum mm.. tamamen gerçek bu dediğim.
Reply
inan6666 03/31/2010 3:59am
http://www.aksam.com.tr/2010/03/31/yazar/16882/serdar_akinan/aramiza_hos_geldin_ahmet_altan.html
Reply
86 04/01/2010 3:55pm
ektir.
Reply
Leave a Reply | etiket
|
RSS Feed