asmak isterseniz - ki bazan şiir yasaklansa da kurtulsam diyorum- bu grubun adı "acıbadem ve çitlembik" olsun. biraz ara vermeliyim bu şiir şuur işine... yoruldum diyelim amma buralardayım. (istişare yoluyla yollamayı denedim de olmadı gibi, bu sebeple bir iki rahatsızlık vermiş olabilirim, affola) selamlar, mengü
 

me di teryan sancı

çok gibi bulursun da can

bir durak değil ki bu yolcu

sahili inci kumsalı dilenci

beklerim geçici dünyayı hancı

 

sevişme

sevişince

ne sesi ne nesnesi olmadıydı yazın

menzilden sapmışım sessizce kışın

ne bir kişi ne de bilir kişi

işim yoktu ve her şey çoktu

şimdi bir karar bir düşünce

bir inat bir ücret ve bir cüret uzağa

mümkün ki hepsi bağlı

amma menzil farklı

ne kavram ne düşünce

aklın üşüyünce ve de yoksa hissin

ister git yat noksan geberebilirsin

 

24

çıplakken

güneşi doğuracaktık sevgilim

kökler havadayken

yere düşmeyecekti yapraklar

yalnızlık alkışlayacaktı kalabalıkları

uzaktan el sallarken kışın

sobada yıldızları küllerden uçuracaktık

sessizliğinde günlerin

geceler boyu bağıra çağıra gülüşüp

akşamın çocuklarını doğuracaktık

alışkın olmayacaktık aşka

yaşadığımız her anı unutup

sadece birlikte sarılacaktık

dünden bugüne

hayata

 

dizgin

kaybetmeden bu hissi hiç

varlıkta yokluğa sadakat

yok sergileyen

çırp yoksulluğu boştan doluya

olan olmayanda canım

sözde sade bir resim

  

acıbadem ve çitlembik

bir ses duydum

sana koşmak istediğimde

ayaklarım

sana sarılmak istediğimde

ellerim

sana sevgimi anlatmak istediğimde

dilim

sana kendimi vermek istediğimde

bedenim

sana ne desem

ne taştan ne plastik ne çiçek

ağaçta bir kovuk toprakta bir çukur oyuk

sadece sunabildiğimse sesim

öyle uzak öyle yakın

bir bolluk bir boşluk

yine sen geldin aklıma

kaybolmayacaksın beyazda…

 

çivit köpük

çoşunca dalgalar

seker taşlar inceden

halkalar dağılır

yüzünde suyun

karışır halimiz

renkli tek resim

dahası da bembeyaz

dalgalanır inceden
 


Comments

mengü

Thu, 04 Feb 2010 04:43:36

sardırmışım yine ne işe yarar bu ..... diye. nedir bu ustaların elinden dilinden çektiklerimiz. “ölüm gelecekse korkuyu göremeyecekler gözlerimde” benzeri benzemez diye. abi de, abiler de abide. yolla gitsin dedim yola geleceğim varsa da yoksa da. hem bu grubun yalın yorumsuz kalmasına içim elvermedi.

gölgelikte oynamak

nereye gitsem
tutmak istersen elimden
silip isimleri cisimlerimizden
başka isimler yine başta
yanlışlar aklıyken yaşta
hikayelere bakıp
inansan anlatsam bir kaza
yolda sapaktan hızla çıkan
çarpan bir araba bir arabaya
yaralanan halam boynunda
dokunulamamış yırtık damarı hala
sol bilek kırık yedi kaburgayla
ve yine sol gözü almayan ışığı
görmeden iki gözüyle birden gülümseyen
çelik yelekte asılı bir bedenden
boyun boyundurukta çocuklar etrafta
der misin iyi ki çarpan yaşıyor
neyse deyip devam eder misin
hayat mecliste halk sokakta
evinde değil mi ki hayatı
oturmuş bir başkaldırışa
gelir mi elinden tutmak
bir hicazkar bir kürdili makamda
açlık dersen buna
kapıdan girmeyen cenazeler
benim diyemem değil
de ağlarım sahiden
ne orada ne burada
yazmak istersen
ağaç bir masada hayat
anam bacım babam kardaşım
dilim silmeden inancım kimseye
bahçesi bu hayatta çehreyi bırakıp
cismi asıp susup tutmak ister misin
bir dünya ismi bilinmez
bu tekelden

 

Shadowy

Thu, 04 Feb 2010 09:38:41

Dur bir kolera açıyım öle okuyum.

 

shadowy

Thu, 04 Feb 2010 09:53:32

En ağır yükümdü geçmişim
Geleceğimi taşıyamacak hamal sevdalara.
Susmak sadece kendinden kaçmak değil miydi ?
Kendinden kaçanlara inat...
Zamanında zamanı durduğun insanların seni zamansızlıka suçlamasıydı yaşam, kendi ölümlerine diyaletiği eksik kalmış kurgusu idi cenazem. Tabutumun kolları dil'imin peşkeş çekilmiş doğruluğu idi susark konuştuklarımız. Sağımda saklarım blöfümü şeytan zarlarına karşın asla hayatta atamıyacaklara karşın, alayı mano ve marka çelişkisi yaşarken. Sen sus şado sus sus sus hatta lanet olsun.
Kelimelerin dansında ismi konulmamış ezanlar gibi aşk
Kendi kırıklaın yarattığın düyada tek sağlam olmaz tek çürük sen olursun
Konuşma argümanı çıplak düş etkisi yaratsada cenebat kalacak rüyalara yine gebeyim.

 

Shadowy

Thu, 04 Feb 2010 10:42:37

Hala hafifsin

 

mengü

Thu, 04 Feb 2010 14:35:31

teşekkürler shadowy, dikkat etmeye çalışırım.

 

shadowy

Fri, 05 Feb 2010 09:44:18

Cam bebeklerin acemi titreyişlerinde; masumiyet ve sadakat. Ay’ın füturlu yüzünü okşamak nafile, yakamoz kırıklarında bulursun ancak sahile vuran buzdan sevdamı.
Sivri dil’imin teranesinde çelişkiler, inzivaya çekilmiş isim krizine girenler…
Çıkmaz sokak gibi lambamı sonda sallarım.
Kırma gölgemi alayını karanlıkta bırakırım

 

shadowy

Fri, 05 Feb 2010 09:44:47

Kelamı âlemde kelimesiz kalmak
Topraksız cesetler gibi
Bir yamalı düş peşinde koşmaktansa
Boşluğumda yok oluşları izler bu kör
Ama gören gözler.

Tadının argümanı eksiltse de yaşam dönüşümümü bozulmamış bir gerçekliktir sana olan sevdam. Devri yitik kelimelerde heba ettiğim onca şeytan düzgün yazıp düzemedim kimsesizlerimi…

 

shadowy

Fri, 05 Feb 2010 09:49:52

'hem bu grubun yalın yorumsuz kalmasına içim elvermedi.'
Ne tuaf aynı şeyleri zamanında bende hisetmiştim o yüzden biraz şenlendirelim bu bloğu müsadenle arkadaşım.

suretın yansırken ıcımdekı bosluga bense baska bır suretı temsılen bu
bosluktayım.
bana yazdıgın sarkıları soylemıyorsun artık,bılıyorum.ve bana eskısı gıbı
ınanmıyorsun.hanı onceden,etegım pılelıydı o zaman ve saclarım
omuzlarımda,her okul cıkısında gelırdım yanına,uzun uzun konusurduk,'bı
sarkı yaptım,calayım mı sana'derdın,eskı bı gıtar,karsında
ben,soylerdın.eve donus vakıtlerınde,o merdıven basında sarılırdık,nasılda
nefesın vururdu kalbıme,nasılda sıkı sarılırdın..ıste ben o anlarda
varırdım,bırıne guvenmenın hazzına..
sımdı suskunsun.otuzuna da geldın artık.hala yalnızsın.hala tek basına o
sarkılar.hala aynı ev aynı sehır ve annen..
ınatcılıgın,kıtapların,ıstanbul'a olan ofken...
sana asık oldugumu anladıgın,bunu ben sana soylemeden once senın bana
soyledıgın o gece,yanında olmayı ne kadar da ıstemıstım.her ne kadar sen
sonunun olmayacagını soylesende,turlu turlu teorıler uretsende ve gercekten
olmasada,o gece,keske yuzunu gorebılseydım.belkı,ben de sana bı sarkı
soylerdım....
bır keresınde,senden cok ıyı bır baba olur,demıstım sana,sense basını one
egıp ıyı bır baba olamayacagını soylemıstın.ıste o an,pılelı etegımle daha
bı lıselı olan ben sana bı cocuk vermeyı nasıl da ıstemıstım...
o vardı..nerden gelmıstı?nasıl tanısmıstın?hayatına gırdı.bana senı
aramamamı soyledın.
senı aramadım.bıraz daha oldum.
sıırlerın...
yazdıkalrın..
ıcınden cıkamadıgın o dusunceler..
yalnızlık ıcınde sefıl kalan o onurun....
beynını turlu turlu seyelrle avutmak ıstegın..bana gelısın,utanmayısın,benı
vıcdanın yerıne koyup benımle hesaplasısın..
yuzlerın ben de saklı sımdı.ne kadar yuzun varsa bazen ıcıme bakıp
goruyorum onları.uzun uzun bakıyorum...yuzunden gecen zamanı
ızlıyorum...yıllardır sana dokunamayısımın acını ıcımdekı yuzlerden
cıkarıyorum..
kan verıyorum onlara,can verıyorum,ıcımdekınden ufluyorum,sen
oluyor,alıyorum karsıma konusyorum uzun uzun,ve her gıdıste sımsıkı
sarılıyorum.
arkasından bıldıgım butun sarkıları soyluyorum..
cunku sen yoksun artık.
hayalet sevgılı...
de
bana
demıstın...
hep oyle olmadın mı zaten
demıstım.
nys,artık kelımelr tutarsız ve ınancsız.cunku artık sen yoksun.
ıstanbula ofken var.
benımse gıdesım.
zamanın gecesı var.
kahretsinnn

kırılan bir yağmur var bu yazda
insan gözkapaklarına şiir yazamazya onun için
zaten hep onunla
çıkıp cehennem var desem
çıkıp akrep benim desem
bir kadeh rakı devirsem
söylensem
birsiyahi kadın soyunsa karşı pencerede
pencere ağustos olsa kirlense
kaldığım ev bir otele dönüşse
yattıgım yatak gri bir endişeye
her şey biriktiği kadar hiç bir şeye çevrilse
yaklaşık bir 10 dakikam kalsa hiç binmek istemediğim trene
yinede
yine de
'seni seviyorum' diye not düşermiydin
nefesinle kastiğim ağır bileklerime.....

 

shadowy

Fri, 05 Feb 2010 10:04:29

Seni gördüm, sesin dokundu tenime…
Kanattı kanamayan yaralarımı, aktıkça kanım yaşamaya başladım diğer hayatımı…
Tanrı yukarıdan gülümsedi, kör dilenci saatine baktı…
Kendimi insan gibi hissettim, kalbim bombalanırken…
Yüzüme tanımadığım bir maske taktım, sana parçalattım…
Yağmur yağdı kurudum, güneş açtı üşüdüm, seni gördüm kalakaldım…
Dumanını çektim sigaramın beynime, alkol kustu kelimelerim…
Gözlerin siyahtı… Cehennem siyahı…
Bilinmezliklerin siyahı…
Pişmanlıkların siyahı…
Uyuyamadım, kedim havladı…
Sokaktaki bozuk lamba yandı…
Tanrı gülümsedi, kör dilenci saatine baktı…
Anlamsızlığım pekişti seninle, bilmediğim dudakların arasında sıkıştı kalbim, öldüm yaşadım…
Saçmaladım çoğu zaman ama bu kadar değil…
Aklımı uçurtma yaptım göklere saldım…
Bir sinek emdi gözlerimin yeşilini, gözyaşımı tükettim…
Tırnaklarım battı ellerime, el izlerim silindi, falcılar kızdı…
Çürüdü bedenim, kanım akmaya devam etti…
Tabutsuz girdim mezara, yılanlara sarıldım…

 

mengü

Fri, 05 Feb 2010 11:13:09

Allah iyiliğini versin! Shadowy, mertebeler hızla çıkılır da yavaş inilmez mi yahut aksi. ve tabii daha başka türlü…bak şimdi yazmışın şenlik. aklıma aynanın sırrı, çömleğin sırrı bi de bizim bakkal Sırrı var, o geldi. bi gün anlatırım olur a.
içeceğinde güzel sıcak bi çorba günün her saatinde güzel sıcak bi çorbadır.
gönlün şen, kanlı canlı fikirlerin daim olsun dilerim. selamlar.

 

shadowy

Fri, 05 Feb 2010 12:06:55

susarak konaşmak ne acı

 

mengü

Sat, 06 Feb 2010 04:58:27

yok shadowy, o başka bir meleke ve bence de illa ki acı değil.
buna bir saygı duruşu diyeyim, bence olması gereken. tekrar cümleten teşekkürler, selamlar.
sıkıya alanda yeniden bir umut bir selam hoş bir ses baki kalabilir...

 

shadowy

Mon, 08 Feb 2010 12:52:43

alıntı suphi gıcık olsun:)

Güneşin altında kaybolan bir şey yok. Unutulduğu zannedilen her şey, her değer gün ışığına çıkar bir gün.

Ona göre dur, ona göre görün, ona göre çiz resmini.

Sen kendi hayatını yazmaktasın. Dikkat et, kalemin ne işliyor, ne yazıyorsa sen o’sun.

Bediüzzaman bak ne diyor:

“İşte, dünya süslü bir menzildir. Her birimizin hayatı bir endam aynasıdır. Şu dünyadan her birimize birer dünya var, birer âlemimiz var. Fakat direği, merkezi, kapısı, hayatımızdır. Belki o hususî dünyamız ve âlemimiz bir sayfadır, hayatımız bir kalem onunla, sahife-i a’malimize geçecek çok şeyler yazılıyor.” (Mektubat)

...

Gün gelecek çizdiğin resim yorumlanacak ona göre.

Nasıl yaşarsan öyle aksedecek aynalara.

Çizdiğin kendi resmindir senin.

Aynalar önündesin. Aynalar emiyor her kareyi, her anı hapsediyor, sabitliyor resmini.

Ebedî bir hesap için zaptediyorlar.

Şimdi suretlerdesin. Sonra aynalarda ve görüntülerdesin. Dikkat et.

Maskeye ihtiyacın yok. Allah’ın verdiği o güzel yüze bir yüz daha ekleme.

İki yüzlülerden olma.

Sadelik ve yalınlık yakışıyor yüzüne.

Hüzün yakışıyor sana.

Öyle kal, daha güzelsin.

En güzelin ayinesisin.

Er adamına, dâvâ yiğidine yakışıyor hüzün.

Ver kendini Allah’a

Vur kendini tartıya.

Dünyayı saran yalanları ve korkulu rüyaları uyanışınla uyandır.

Donuklaşan ruhları, milyon hayatları kalbin ısıtacaktır.

Senin kalbin, o en güçlü yanın yapacaktır bunları. Yeter ki inan, Allah’a güven ve O’na dayan...

Sen neysen o’sun.

Neyle meşgul olduğuna bir bak.

Allah seni ne için yaratmışsa onunla ol. Fuzuli işleri bırak.

Melekler şahidin olsun. Aynalar en güzel anlarını tutsun. Bir gün gelip çizdiğin resimler yorumlandığında yüzün aklardan daha ak olsun.

Seni seviyorum diye, senin üstüne üstüne gelen sahte sevgilerden medet yok.

Allah, kalbini korusun.

Yalan yanlış sevgilerden.

İnsanı bu kadar sevdiğini söyleyenler, sen de biliyorsun ki yalan söylüyorlar. Bunlar seni kendine esir ederler. Sevgiler araç olmalı Allah’a giden yollarda, amaç olmamalı. Kalbin yolunu kesen eşkıyalar da var dikkat et. Alkıştan, şöhretten, üzerine abanan ellerden, yaban ellerden Allah korusun seni.

Seni sevenler, seni ait olduğun yere bıraksınlar. Allah’a bıraksınlar. Rabbim seni bu zorlu sınavda yalnız bırakmasın.

Sen sadece O’nun kulusun, O’nun eserisin ve O’na aitsin. Bir kölenin iki efendisi olmaz.

Haydi hoşça kal. Allah’a emanet ol.

Dikkat et, kalbin ve düşüncen neredeyse, kiminleyse sen o’sun. Dilerim bu uğurda bahtın ve talihin sana açık olsun.

Çizdiğin resme dikkat et. Yorumlanacak bir gün.

 

suphi

Tue, 09 Feb 2010 15:17:10

Neden "gicik" olmam gerektigini anlamis degilim. Izaha muhatacim.

Bos konusmak gerekirse uc bes kelam da ben edeyim.

Malum olsun ki, aynada ki goruntu ne kendidir insanin ne de gayri. Iste bakin, boyle ifade eder kafiyesiz kisi, halini.

Ilim, irfan demis alimler.Demek ki arasi ayrilmazmis bu iki cevherin.

Aklima gelmisken terennum edeyim; gulerim akliyla yola cikan kisinin haline.

Ellerini acmis ve bekleyen adamin hali,
"soyleyin ey vakti duymak doruguna varanlar", "medenilerden" daha mi asagi idi.

Yok diyeceksiniz, bunu sorgulayacak bir yargic.Anlarim hayatta degildir de peygamber lakin, kitap da mi gonderilmemis idi?

Kacmasi zordur insanin gundelik menfaatlerinden.Kacamaz hatta kacarken bile tarihden ve kendinden.

Simdi neden diyecek topluluklar, neden nesir gibi gozukur bu manzume?
Neden oteki soylemezde hakikati, kapanmis evine?
Neden diye haykiracaklar anlamiyoruz hicbirini neden?
Neden durduk yere tukurdun simdi yuzume?

Kemiksiz usak aman diler, "Aman, efendim, lakin.."
Efendilik eder efendi, cunku yakisir efendilik efendiye..


 

Shadowy

Wed, 10 Feb 2010 09:30:43

Yok be azizim yazıyı okuyunca aklıma sen geldin suphininde korsanı çıkmış dye gülümsedim

 



Leave a Reply