tüm boşluğu doldurmuş
ıslak toprak yerine yağan
yağmur akıp geçmiş gibi
kalbin
akıl alanmış

delilikte izin almaksızın denge
bağlanmış yakaran ölümlü ölümsüze
seken bir taş yuvarlanırken sağlanmış
öksüz
farkı toza dumanaymış

üstümden geçilmiş
bazen hisse derim
kırbaç direğe bağlı
kalbim
aklında aşık kalanmış

"kelebek"

ağaç salmış köklerini ana
toprak erin yeri
hava mavi
su berrak olanda
biri değil
muhtaç
ikisi birden
0’la 10na


"Saye"

Selim,
adımı yaz sen de
seviştikten sonra
bir duvara
elindeki ışıkla
yeniden bak de
O ha!
 


Comments

inan6666

Mon, 21 Dec 2009 14:27:11

şiire ne yazılır, bilmiyorum. okumayı seviyorum ama, ne hissettiğimi kurcalamayı sevmiyorum. gerçi bunu yapmayı şiir haricinde de sevmiyorum. ne hissettiğimi bilmek istemiyorum, neden aceba ? buradan hareketle psikolojik tahlil yapmaya kalkanı oyarım, baştan söyleyim. oyarım dediğim, sözün gelişi. fazla fazla söver, sayarım. galba başka türlü yazamıyorum. birinin dürtüklemesi lazım, olmadık zamanda hissediyorum bunu, okuduklarım harekete geçiriyor. oysa, gecenin şu saati, kafayı kırıp göt seyretmekten başka planım yoktu. sonra dedim, ruznameye kayıt düşmeliyim, memlekette acaip işler dönüyor, kısa kısa yazmak lazım. baktım, yeni yazılar yüklenmiş. iki gün önce mengü' nün biriktirdiklerini yayına koyacaktım, kaç aydır bekliyorlar, içimden gelmedi niye bilmiyorum. ama bak, mengü yine yollamış, salladığıma uyanmış, bu da harika bişe. demek ki, sırayı doğru sezmişim ama elimdekini yüklemekten kaçınmamın işaret ettiği başka bir mana varmış. bilmediğim. şüphe ettiğim.

insanlar tanrıya inanmalı, bilmiyoruz, şüphedeyiz. bu böyle. harika.

 

redogre

Tue, 22 Dec 2009 02:53:37

Şiir okumayı sevmiyorum, sebebi inan ile benzer, iki satır oku, işin yoksa bütün gün düşün dur.

Saye diye bir şey okudum şimdi, sabaha kadar kurcalar kafamı.

Matematik kafasının anlaması için çok fazla değişken var şiirde, misal Saye güzel, de, niye güzel? Çık işin içinden çıkabilirsen

 

inan6666

Tue, 22 Dec 2009 09:28:24

redogre ? çok sevindim. merhaba.

 

mengü

Tue, 22 Dec 2009 11:12:01

"kar ve sen"

Sabaha karşı, çıktın mı dışarı hiç
Lapa lapa kar yağarken,
Sokakta sadece sen varken
Karın o sessizliğini dinledin mi hiç,
Her bir parçası kulağına fısıldarken
Sükunetin ardından fırtına kopmayacağını.

Çok isterler fırtınada bağırmayı
Yapamazlar,
Üzmemek için,
Sadece sevdiklerini, seni...

Önünü göremesen bile
Yolun sonunu merak etmezsin
Yürürsün düşünmeden
Ne zaman sabah olacak diye...

Çok isterler içlerinde kaybolmanı,
Yapamazlar,
Üzmemek için,
Sadece sevdiklerini, seni...


Yalnızlığın en huzurlu anında,
Rahatsız etmek istemezler.
İstersen yalnız kalmayı,
Fısıldamazlar; konmazlar omzuna,
Düşerler yere, sen istemedikçe,
O sessizlikte...


Bunu ben yazmış olmayı dilerdim amma velakin ben değilim yukarıda “kar ve sen” ismi altında dizili olanları yazan. Bu üçüncü şiiriymiş çocuğun. Harbi delikanlı çocuk. kalabalığın ortasına çıkıp okudu şiirini olduğu gibi haliyle, ne ciddi ne gayriciddi, sadece kendi sesi kendi haliyle. ortaya gelip başlayıncaya kadar alkışları tiye aldı dalgasını geçti ve eğlendi ve her nasıl olduysa ilk dizeden belki de ilk kelimedenden itibaren( artık sesinden midir sözünden midir bilmem) kalabalık susuverdi. Bitirince okumayı bu seferki alkışlar niyeyse yalan taşımadı ya da bunu sadece benim düşünmediğimden emindim sonunda.

 

mengü

Tue, 22 Dec 2009 11:12:49


Bitti gitti hayatımda katıldığım ilk şiir dinletisi. Yanına gittim dedim en çok senin şiiri beğendim, sevdim. Mahsuru yoksa bir kopyasını alayım. Cebinden çıkardı verdi.imzalamasını rica ettim, gülümseyerek arkamı dönmemi söyledi, gülümseyip elimdeki defteri uzattım, üzerinde çaktı imzasını. onu bir gün sonra yeniden buldum, gittim sordum o mu bu mu şu mu diye gerçi bir cevab almayı beklemiyordum. O, bu, öteki hele son sıralar içinde yaşadıklarıyla hiç ilgili olmadığını söyledi. Söylediğine göre aşık da değildi. Nedeni çok basit idi yani epey sade epey kendinden ve epey hayattan ve dönüp “siz buna kendi dilinizde ne diyorsunuz?” demez mi! Demedi o son cümleyi onu uydurdum. İnanın diğerlerin hepsini harfiyen eski bir film makinasıyla çekilmiş gibi anlattım.
İki gündür bu şiir yüzünden yumruk yemiş gibiyim. Yazmayı bırakmayı bile düşünüyorum. Dahası bişey diyemiyeceğim. Bendeki bu lisan kafi değil gibi. Endişe ediyorum bazan yapacak daha iyi birşey bulamamaktan. Neyse selam ve sevgiler, neredeyse bi yılı daha kattık hesaba.

Bir de İnan bu vesile ile “debriyaj tavil” i ayırıp da astığına çok memnun olmuştum da diyememiştim bir türlü. Bildin miydi bilmeden mi ayırdıydın, onlar farklı zamanların parçalarıydı; şiirler daha taze yazı az biraz daha eskiden kalma. çözemediydim hangi tekrardayım, toparlayıp bi akla hikmet serbest bıraktığım utanmaz bi zamanımda yollamıştım. Şimdi bakıyorum da iyi etmişim. Şunu deyip kaçayım; şu zipsofism güzel iş, Allah ömür versin dilerim. Yoksa nerden nereye, bence teşekkür etmek lazım, teşekkür ederim.

Redgore “fair woman” bayılırım bazısına, “fair play” hastasıyım, “experimeting fairly” bilemiyorum. Dikkat etmek lazım galiba, ne değişiyor ne tıpkısının aynısı. Polisevi kavşağına yakın oturuyorum, ne kadar güvendeyim yan komşudan... neyse gidip kafa kırasım geldi saçmalıyorum, kısaca yorumun için teşekkürler.

 

benbey

Thu, 24 Dec 2009 11:46:13

redogre uğramış. ne güzel, ne güzel..

 



Leave a Reply