mırıldanmalar / deja vu 11/30/2009
... Eski bir şarkıyı bir anda özlemek gibi başladı herşey. Henüz içimdeki baharın yapraklarını yeni yeşerttiği bir anda, kapıyı çalan kış mevsiminin ilk sarsıcı günleri gibiydi, her bir dakika.. Uçmayı öğreneceksen daldan aşağı atlayacaksın lafzından mütevellit, daha ötesine yetecek soluğum olmamasına rağmen, en uzun koşuda bulmuştum kendimi. Kendi nefesimde boğuldum, koşu gerçekten de bir yaşam grafiği "çizgisine" dönüşmüştü.. Ve şimdi yıllar sonrasıydı. Hayatımın yeni çizgisiyle barışmış ve öte yandan içimde hapsettiğim yaşanmamışlıklara ait hüznün çizgisinden çıkmayı sabırla beklediğini hep hissetmiştim. Hafıza ne durgun su, ne büyük derya. Her halka, zincirdeki yerini arayana kadar diğer halkalara dokunuyor gibi.. Mola saatiydi, ofisten bir hışımla sokağa fırlamıştım; o gün o dört duvarın gözüme nasıl da tabut gibi göründüğünü bilemezsin sevgilim. Kendimi dışarıdaki topuk seslerinin huzur verici senfonisine kaptırmıştım. İşte herşey o gün, Moda'daki o mütevazi ve zevkli panosuyla göze çarpan cafenin önünden geçerken, bize ait o şarkıyı duymamla yerle bir olmuştu. Erdemli olmayı mahrumiyetimizden kazançlı görmeseydim, seni deliler gibi özlediğimi kendime itiraf edebilirdim..Bilincimin musluğunun, sen dolu bir masalın tam da ortasında olduğunu, o an zamansız ve sarsıcı bir teklemeyle idrak etmiştim. Hayatımın bizli bölümünde kader dediğimiz şeyi, iki ayrı ışığın bir noktada çakışması ve sonra yine ayrı açılara yansıması şeklinde addediyordum. Kendi algaçlarınla seçtiğin ve sevdiğin insandan, onun acımasız kaderi için vazgeçmek.. Ne çok görüntü geçti gözümün önünden, ne seni bırakırken ne de uğurlarken arkamı dönemeyişim mesela.. Ve bilsen, en ağır tütün gibi nasıl yakıyordu genzimi sana olan özlemim; bu bir ömürlük şafak sayımı..Beklemelerin değerini anlamıştım, beklemeler bittiğinde.. Biliyordum, bir sonraki evrem, nerede kiminle ve nasıl olduğunu çılgınca merak etmek aşamasında tamamlanacak ve sonra yerini geniş zamanda bitmez tükenmez bir hüznün sancısına bırakacaktı. Kalp atışlarımın seyrinin bozulduğunu hissetmemle bilincim uyandı. Bahariye caddesi ışıl ışıldı ve kar, kanatlanmış sözcüklerin evrende kayboluşu gibi üzerimde eriyordu. Bir müddet böylece gökyüzündeki beyaz şöleni seyrettim, içim ısınmıştı. Kendime ne telkin edeceğimi bulmuştum.. Commentsapartmantopuk Mon, 30 Nov 2009 13:12:05 beni cok duygulandırdın de javu... çoookk.. benjoker Mon, 30 Nov 2009 13:55:51 ben söylemiştim, bana ulaş diye! bir dinleyen olsa keşke! inan6666 Tue, 01 Dec 2009 02:44:30 topuk seslerinin huzur verici senfonisine kaptırayım diyorum, olmuyor. kopanisti Tue, 01 Dec 2009 04:03:49 Evet, öyle dedi paşamız ve o geceden altı ay sonra da sizlere ömür, mefat oldu. Artık ne o Sevros suflör var, ne uyanık Ahmet Fehim, ne de hazır cevap Küçük İsmail. Hepsine tanrı rahmet eylesin. Dalgacı Holas, şık ve zarif Hiranus, Virjinya Zagakyan, Satenik ve kulunuz Fasulyeciyan da dünya deniştirdik. Bizim de toprağımız bol olsun. wassago2000 Wed, 02 Dec 2009 09:51:38 Yavuz talih... dejavuu88 Wed, 02 Dec 2009 11:15:23 Üzgünüm sayın wassago ama şu sıra aklım geri viteste, idrak edemedim yorumunuzu/eleştirinizi. İyi birşey mi dediniz kötü mü orası bile muallakta benim için, o derece.. ... Thu, 03 Dec 2009 11:07:06 http://www.yasaktube.net/video+izle.php?tag=sana+yazmak+ahmakl%C4%B1kt%C4%B1r&type=tag&video_id=g8RLOuDiXI4# inan6666 Thu, 03 Dec 2009 13:10:17 hay ss yine şiir eklemişler madem ben de geri kalmayım: wassago2000 Fri, 04 Dec 2009 08:43:01 Yazdıkların beni de karıştırdı, iyi veya kötü değil kabullenmek ve o his, ardını konuşmaya gerek kalmaksızın bir kaç sn. de bir koca derdi, dünyayı sinelemek... Döküldü kendiliğinden, bilmiyorum eğer insanları etkileyebilmek yazdıklarınla hoş bir şey ise bu açıdan bile sadece ve sadece sana ait olan pek tabi hoş... wassago2000 Fri, 04 Dec 2009 09:21:08 dibidik dibidik şahane olmuş... 86 Fri, 04 Dec 2009 20:33:31 ajda'dan geliyor; 86 Fri, 04 Dec 2009 20:35:37 hatta; Anthro Sun, 06 Dec 2009 08:40:44 Satırların sahici olanları daha bir etkileyici oluyor. Hissedilmiş ve hissedilmiş olanların beyinde, yürekte fotoğrafı çekilmiş halleri. O nedenle ben deniz homointerneticus'u bir şekilde cezbetti bu yazı, ve yaşatarak okuttu kendisini haşmetmeab satır hazretleri. Leave a Reply |

RSS Feed