Picture
...
Eski bir şarkıyı bir anda özlemek gibi başladı herşey.
Henüz içimdeki baharın yapraklarını yeni yeşerttiği bir anda,
kapıyı çalan kış mevsiminin ilk sarsıcı günleri gibiydi, her bir dakika..
Uçmayı öğreneceksen daldan aşağı atlayacaksın lafzından mütevellit,
daha ötesine yetecek soluğum olmamasına rağmen, en uzun koşuda bulmuştum kendimi.
Kendi nefesimde boğuldum, koşu gerçekten de bir yaşam grafiği "çizgisine" dönüşmüştü..
Ve şimdi yıllar sonrasıydı. Hayatımın yeni çizgisiyle barışmış ve öte yandan içimde hapsettiğim yaşanmamışlıklara ait hüznün çizgisinden çıkmayı sabırla beklediğini hep hissetmiştim. Hafıza ne durgun su, ne büyük derya. Her halka, zincirdeki yerini arayana kadar diğer halkalara dokunuyor gibi..
Mola saatiydi, ofisten bir hışımla sokağa fırlamıştım; o gün o dört duvarın gözüme nasıl da tabut gibi göründüğünü bilemezsin sevgilim. Kendimi dışarıdaki topuk seslerinin huzur verici senfonisine kaptırmıştım. İşte herşey o gün, Moda'daki o mütevazi ve zevkli panosuyla göze çarpan cafenin önünden geçerken, bize ait o şarkıyı duymamla yerle bir olmuştu. Erdemli olmayı mahrumiyetimizden kazançlı görmeseydim, seni deliler gibi özlediğimi kendime itiraf edebilirdim..Bilincimin musluğunun, sen dolu bir masalın tam da ortasında olduğunu, o an zamansız ve sarsıcı bir teklemeyle idrak etmiştim.
Hayatımın bizli bölümünde kader dediğimiz şeyi, iki ayrı ışığın bir noktada çakışması ve sonra yine ayrı açılara yansıması şeklinde addediyordum. Kendi algaçlarınla seçtiğin ve sevdiğin insandan, onun acımasız kaderi için vazgeçmek..
Ne çok görüntü geçti gözümün önünden, ne seni bırakırken ne de uğurlarken arkamı dönemeyişim mesela..
Ve bilsen, en ağır tütün gibi nasıl yakıyordu genzimi sana olan özlemim; bu bir ömürlük şafak sayımı..Beklemelerin değerini anlamıştım, beklemeler bittiğinde..
Biliyordum, bir sonraki evrem, nerede kiminle ve nasıl olduğunu çılgınca merak etmek aşamasında tamamlanacak ve sonra yerini geniş zamanda bitmez tükenmez bir hüznün sancısına bırakacaktı.
Kalp atışlarımın seyrinin bozulduğunu hissetmemle bilincim uyandı. Bahariye caddesi ışıl ışıldı ve kar, kanatlanmış sözcüklerin evrende kayboluşu gibi üzerimde eriyordu. Bir müddet böylece gökyüzündeki beyaz şöleni seyrettim, içim ısınmıştı. Kendime ne telkin edeceğimi bulmuştum..
 


Comments

apartmantopuk

Mon, 30 Nov 2009 13:12:05

beni cok duygulandırdın de javu... çoookk..
yazı eşliğinde dinlediğim şarkıyı paylaşmak isterim, ilgisini çekenlere... Ani DiFranco dan joyful girl...
i do it for the joy it brings...

 

benjoker

Mon, 30 Nov 2009 13:55:51

ben söylemiştim, bana ulaş diye! bir dinleyen olsa keşke!

 

Mon, 30 Nov 2009 13:57:20

olması gerektiği gibi...

 

inan6666

Tue, 01 Dec 2009 02:44:30

topuk seslerinin huzur verici senfonisine kaptırayım diyorum, olmuyor.

 

kopanisti

Tue, 01 Dec 2009 04:03:49

Evet, öyle dedi paşamız ve o geceden altı ay sonra da sizlere ömür, mefat oldu. Artık ne o Sevros suflör var, ne uyanık Ahmet Fehim, ne de hazır cevap Küçük İsmail. Hepsine tanrı rahmet eylesin. Dalgacı Holas, şık ve zarif Hiranus, Virjinya Zagakyan, Satenik ve kulunuz Fasulyeciyan da dünya deniştirdik. Bizim de toprağımız bol olsun.

 

wassago2000

Wed, 02 Dec 2009 09:51:38

Yavuz talih...

Dejavu uçmuşsun, yorum yazamadan edemedim. fena duyguların üstünü örtüşün-kabullenişin-bir anıya tutunup resmin keyfini sürmek gibi-ne keyfi çığlık çığlığayım kısmı resmen parentezi yırtmış...

 

dejavuu88

Wed, 02 Dec 2009 11:15:23

Üzgünüm sayın wassago ama şu sıra aklım geri viteste, idrak edemedim yorumunuzu/eleştirinizi. İyi birşey mi dediniz kötü mü orası bile muallakta benim için, o derece..
Biraz daha açarsanız memnun olurum; çok şey istemiş olmam umarım.

 

...

Thu, 03 Dec 2009 11:07:06

http://www.yasaktube.net/video+izle.php?tag=sana+yazmak+ahmakl%C4%B1kt%C4%B1r&type=tag&video_id=g8RLOuDiXI4#

 

inan6666

Thu, 03 Dec 2009 13:10:17

hay ss yine şiir eklemişler madem ben de geri kalmayım:

dibidik dibidik demedik,
dilini de dişini de yemedik.
yastık yorgan komadık a gız
ellere ellere yamadık

http://www.dailymotion.com/video/x61uvq_sultana-dibidik_music

 

wassago2000

Fri, 04 Dec 2009 08:43:01

Yazdıkların beni de karıştırdı, iyi veya kötü değil kabullenmek ve o his, ardını konuşmaya gerek kalmaksızın bir kaç sn. de bir koca derdi, dünyayı sinelemek... Döküldü kendiliğinden, bilmiyorum eğer insanları etkileyebilmek yazdıklarınla hoş bir şey ise bu açıdan bile sadece ve sadece sana ait olan pek tabi hoş...

Ancak o illetus duygular, satırlara, yazılara ilham olan, şimdi ben buna da nasıl kötü derim? ki ateş düştüğü yeri yakıyor...

Hepsini geçsek bi kalem!

Böyle anlıyorum-anlatıyorsun daha güzel ne var?

Yaşamın en güzel tarafı belki altını çevirince çıkıyor, gerisi giderek koyulaşıyor...

Unutmaya birikiyoruz. Suçlamak belki, herşeye rağmen... Buradan kötü olabilirim. Kabuller herhangi şüpheye yer bırakmaksızın olmalı. Hak etmediğini saplamak kendine, hepsini birden ne kadar ifade edebildim bilmiyorum...

 

wassago2000

Fri, 04 Dec 2009 09:21:08

dibidik dibidik şahane olmuş...

bu da benden, dünden ve geçmişten bir anı:)

http://www.youtube.com/watch?v=x8dqzTl0vUI

özellikle 1.dakikasından sonrası.

 

86

Fri, 04 Dec 2009 20:33:31

ajda'dan geliyor;

istemem baharda yaprak dökülsün
aşkın alevse hasretin bir kor

 

86

Fri, 04 Dec 2009 20:35:37

hatta;

istemem ayrılık boynumu büksün
istemem aşkıma leke sürülsün

 

Anthro

Sun, 06 Dec 2009 08:40:44

Satırların sahici olanları daha bir etkileyici oluyor. Hissedilmiş ve hissedilmiş olanların beyinde, yürekte fotoğrafı çekilmiş halleri. O nedenle ben deniz homointerneticus'u bir şekilde cezbetti bu yazı, ve yaşatarak okuttu kendisini haşmetmeab satır hazretleri.

Belki bazen acıtıcı da olsa, sanırım bu ara yazmaya devam etmen gerekiyor Dejavu'cum.

 



Leave a Reply