internet cafee’de bir köşeye çekilmiş “sivi” doldurmaya çalışıyordum. işsizdim. açtım. hayat beni kusuyordu. şahlanan koç gibiydi öfkem. buddhala bir hırs oturdu kalbimin üzerine. inan olsun 6666 kere bozmuştum tövbemi. intihar delikanlıyı bozardı. dokunulmazlar’ı hatırladım. zen’cirlerimi kırıp sinemaya koştuğum o günü: untouchable zen!    

ben kim, beylik kim! benbey miydim? yanımdaki kıza baktım.
harıl harıl bir şeyler yazıyordu. “mesıncır” hadisesi… ferhan ustanın kanadalı sevgilisine benzettim. mercure… monique yani… monique mercure! of ulan!  

kruvaze ceketimin önünü ilikledim, sanki enver’i görmüştüm; enver paşa! karanlığın içindeki ışık. ışıkların içindeki karanlık. dedem şöyle derdi: altan paşa, sıçtı taşa! taş yarıldı baştan başa! ben, başımı önüme eğerdim mahcup. dedem, yanağımı sıkardı gülerek...  

dükkânın sahibi masaların arasında dolaşırken; kim su, istedi diye bağırdı. arka masalardan biri ürkekçe kaldırdı elini: ben istedim mengü abi… bir silahşor gibi aniden döndü ve: mengü değil, mengü yinçge! hişt! suphi, sen de dilli-kaşarlı istemiştin di mi? yok abi, ben bir şey istemedim. bizim shadowy var ya, o istediydi. kesin lan!

rumuzlarınızla konuşmayın oolum! yok silky kata, yok reasonablemans, yok wassago2000, yok arrogante hombre, yok absence of mind,
yok kopanisti!!! yok olun ulan!  

akşam evde çocukları sedaflora, nevdalist diye seviyoruz be! ne lan bu! seda ile neval ulan benim çocukların isimleri! deja vu diye bir şey var ya hani, her gün her gün degaje vu mu olur kardeşim! herkes silahlarını bıraksın! gülmeyin lan! mauslarınızı bırakın işte! tatavayı da kesin! hey sen, mefkud!!! kesip durma oolum bileğini! hadi bakiim, yallah evine!
 


Comments

kopanisti

Wed, 04 Nov 2009 00:04:27

ben yok olamam, faraday kafesi ile korunuyorum

 

Wed, 04 Nov 2009 01:04:56

yani böyle kafes diyince aklımıza kafesin gelmemesi lazım deil mi? kuş kafesi misal...

 

inan6666

Wed, 04 Nov 2009 01:48:35

inisiyaki hissikablelvuku nümro analizi neticesi intrinsic rapor neticesidir:
---
date: 04.11.2009 interval: 11:08.03*11:08.12
---
cluster: mefkud root: موكود
tr relevant fn: mefkûd /u ~ û :: mefkud
geometric mean fn: 367429
values fn: 3 m 9 e 7 f 8 k 2 u 6 d
summon1: 397826 summon2: 35 summon3: 8 summon4: ∞
3+9+7+8+2+6 = 35 = 6 * 6 - ( 1 )
Operation interrupt reasoning: - ( 1 )
Comparing evaluation with numeric resolution:
Sırra kadem basmış, kirişi kırmış, gayba* uğramış, kaybetmiş, meçhule karışmış, ölü mü diri mi bilinmesi mümkün olmayan her kim ise. kim ise.
instant * example in bilingual: Demek Cenab-ı Hakk'ın gayet büyük ve mükemmel bir rahmeti, re'feti ve şefkati, gaybı bildirmemektedir. Bilhassa masum hayvanlar hakkında daha tamdır. Demek sefihane lezzette sen hayvanlara yetişemezsin. Binler derece aşağı düşersin! Çünki, hayvana nisbeten gaybi olan şeyleri senin aklın görüyor. Elemini alıyor. Setr-i gaybda bulunan istirahat-ı tammeden bilkülliye mahrumsun.
selfexplanatory: above phrase describes the characteristic dynamic situation of a pure poet: a fate destined to infinity, nor can time destroy thy sublime art.
since (1) describes the god, the unity and the supermeaning of what&whenever, we surely should assume that obvious – (1) gives us the man, and the operative – representing the guilt, shame, evil and merely what the fuck ever we bitches of reality are all stuck in since our very first sin.
---

sevgiler azizim.

 

kopanisti

Wed, 04 Nov 2009 03:13:40

deil deil, bu faraday kafesi bizim bildiimiz hayvanat kafeslerinden deil.

 

sahlanankoc

Wed, 04 Nov 2009 03:14:06

mübarek: bereketlenen, bereket sahibi ve buna mukabil hoşa giden.. aynı zamanda kendisine şaşılan, kızılan şey yahut kimse..

tüm hayvanlar mübarektir görmesini bilene..

selam olsun..

 

dejavuu88

Wed, 04 Nov 2009 03:57:59

Ne mübarek bir vesileye ev sahipliği yapmış şol blog, hoş gelmiş sayın şahlanan.

 

aom

Wed, 04 Nov 2009 07:22:52

geçen bir yerde okudum.büyük harflerle 'TEK SEANSTA 5cm İNCELME'yazıyordu.karar verdim 1o seans gidip yok olucam..erkenin de daha iyi bir teklifiniz varsa onu da değerlendiririm:)

 

untouchable zen

Wed, 04 Nov 2009 10:55:57

Tablo şu:

"Bilgiye sahip olanlar ve yönlendirenler; taklitçiler ve yönlendirilenler, yani gündemi/durumu belirleyenler ve gündeme/duruma konu olanlar."

(:

 

shadowy

Wed, 04 Nov 2009 11:55:36

Kaşar eskimiydi yoksa sucukla ilişki içersinde sukut-u hayal mi.
Hatırlanmak hoş...
Eyvallah azizim

 

mfkd

Thu, 05 Nov 2009 07:18:28

"mübarek hayvanlar
zipsofism âmil a'zâsı"nda yer alan rumuzlara bir güzelleme yap/z/mak, güldeste sunmak istemiştim.
kusurlar ve noksanlıklar bu âciz bünyededir.
o gün... işte, aniden içinden geldiydi.
kızılca kıyamet barbaros erköse sololarının önü alınamaz hali gibi/ydim mi ne!
insan büyük bilmece. dil üstünde hayat kaydırmaca. ten en büyük yalan vallah!
neyse. lafı uzamasın. hayat kıza kısa da, bana ne? hatta, bana ne!

yazıyı gönderirken, başlığın altına italik olarak "arkadaşça" yazmıştım.
not edeyim istedim.
çoğunuzun suretini görmedim. suretimi gören bir elin parmağının yarısıdır. suretim de, görünmese de, yaralıdır, o ayrı bir mesele ki, meseldir daima.

"10 comments" içinde beni yaralayan tek "yorum" "untouchable zen" kardeşimin yorumudur.
böylesi felsefi bir yoruma varmak için, epey gayret gösterilmesi gerekir kanaatindeyim.

"yönlendirme", "taklitçi", "gündemi/durumu belirleyenler", "gündeme/duruma konu olanlar" gibi söz öbekleri fena halde, zaten sıkılmış (dileyen "ı"lara nokta da koyabilir) canımı fena halde sıkmıştır.

sıradan, âciz bir mahluk olarak tekâmül etmeye çalışan süfli bir ruhu yaralayan bu sözler kalbime turp suyu sıkmıştır.

sadece ama sadece, bir zamanlar aynı platformda kalpten kalbe ruh üfürdüğüm arkadaşlara selam göndermek niyetindeydim.
âciz bünyemiz, beynimiz bunu becerememiş galiba.
gündem ile, durum ile, bilgi ile, taklit ile, yönlendirme ile hiçbir vakit işim olmamıştır.
canım sıkılarak belirtmek istedim.

bonus track:

gömleğimden düştü kalbim
bir kalpte tökezledim
bıçaklar yalnızlık kokar anne
bırak ellerimi bıçaklar da sevinsin


 

mfkd

Thu, 05 Nov 2009 07:40:54

"mübarek hayvanlar
zipsofism âmil a'zâsı"nda rumuzları bulunanlara bir selam göndermek, bir güldeste sunmak niyetiyle bir çırpıda yazıverdiğim bu âcizin de âcizi yazıma yorum yazma nezaketi gösterenlere müteşekkirim. niyetim bu kadar netti/r.

sadece bir yorum bu cılız bünyemi acıtmıştır.
o da, oldukça siyasi bir lisanın tahakküm edici kelimeleriyle bezeli olduğunu düşündüğüm, felsefi bir yoruma imza atan muhterem turp mütehassısı kardeşimin yorumudur.
bu raddede bir yorumu hak etmeyecek, kalbî hislerle yazılmış bir "selam" yazısı, bu yorumun altında ezilip gider.
"magazinel", "politik" bir söylemin kodlarını barındıran ve her zaman tatsız bulduğum "yönlendirme, durum, taklit, gündem" gibi kodlar, bu yazının ruhiyatını çözmekte kullanılamaz.

çok daha derin mevzuular için istihdam edilmesi gereken bu kodlara, yıllar önce ve yıllarca kalpten kalbe ruh üfürmüş bir lisanın kodlarıyla yaklaşılması pelteleşmiş kalbimi deşmiştir. bu kalp zaten hep deşilegelmiştir.
metaforik analizlere yüz vermemenizi, gönderdiğim selamı almanızı hassaten rica ederim.

bonus track:

bıçaklar yalnızlık kokar anne
gömleğimden düştü kalbim
bir kalpte tökezledim kime ne
bırak ellerimi bu kalp kim bilir kimin

 

silky kata

Thu, 05 Nov 2009 07:56:34

alâ sözcükler, kalpten üstelik!

 

mengü

Thu, 05 Nov 2009 09:45:25

hıyar gibi dursam yakışmaz gülsem kelebicin gibi julia roberts tebessümü yayın sayılmaz
aman dedim güç olmasın
grrr, miyav, hav, hiiihhihihii (nası kişniyodum ki!)
auuuuu!
lisanım mümkün sesleriyle insan gibi temiz olmasa da bi selam edeyim dedim cümleten. hani nerde bet gün has gün de olsa olur bi umut kendimden geçmeden gebermeden.
selam ve sevgiler mübarekler diyerek atlıyorum…

 

aom

Thu, 05 Nov 2009 09:47:13

açtım en baştan okudum.yine olmadı.anlayamıyorum.bunun son günlerde kanıma kardeş olmuş alkol ile ilgisi olabilir diye düşündüm.ama biliyorum ki alkolün yapacağı en büyük etki yanlış anlamam olurdu.oysa ben düpedüz anlamıyorum..içeriği anlamamayı bir kenera bıraktım ,onu bıraktığım yerden sonra alacağım, verilmek istenen hissi bile anlamıyorum.kavga varsa ona göre gardımı alacağım, tarafımı seçeceğim, bayram havası varsa uzatın ben de yanaklarınızdan öpeceğim.ama yok.bunu da çözemiyorum.ve benim çözemediklerimi çoktan sizler çözmüş de, sağlamasını almış gibisiniz.çok mu uzak kaldım buralara.ben yokken yeni bir lisan mı keşfettiniz? mesele nedir? biri bana da anlatsın.

 

shadowy

Thu, 05 Nov 2009 10:31:26

Galiba vefasızlığımı ironik bir dille hatırlamamızı sağladı üstad.

 

aom

Thu, 05 Nov 2009 10:35:22

anlamadığım mefkud'un yazısından da öte, yorumlardır.bunu da mefkuda bildirmek isterim.

 

mengü

Thu, 05 Nov 2009 10:38:56

haddimi aşabilirim, ölüm tehditi de var bi de şansım.

aom bak bence zen'in dedikleri doğrudur.

ayrıcana mefkud mübarek buna üzülmüş. tüh demiş nerden getirip düşürdünüz bu tesbiti buraa.
olmazsa olmaz mı da denilemez ancak sorulabilir. zaten bilen de pek bi poh bilmeyo. bilse de uygulamaa yer var gönüller dar. durum başka olsa sık sık noktalı noktasız boyut değiştirip envai sıfatlarla zengin daha acaip dünyada ve hatta dünyalarda keyfle yaşardık. farkında değil misin dedi bi ses daha kaç boyut lazım sana hı! yorgunum canım sıkkın ve daha bi sürü şey. kendinize dikkat edin. beklerken yazasım geldi.serbest buldum kendimi şimdi yoksa bildiğimden değil.

 

shadowy

Thu, 05 Nov 2009 10:40:02

Herkes kendi dilinde selam vermiş kimi stem kimi gülümseme...

 

inan6666

Thu, 05 Nov 2009 14:56:22

merhaba azizim,
benim tanıdığım zen derviştir, ne dediyse içinden dışarı yine aynısın söylemiştir. aklen mana veremediği olmuş, ama yine sere serpe gelmiştir.
benim tanıdığım sen azizim, için dışın bir, hem desen de demesen de aşikar; harlı, alevli bir gazel duyurur, sara savura söylersin ilminden.
şimdi gazel güzel olmasına güzeldir
ama burası madem hayvanlık yeri
hezeliyat illa mühim makam ve her aziz aynı zamanda dip kerte rezil olduğu malum iken
sırrı faş sebebi hikmeti ise, zen asasen merzukayı sana gösterip bana diplemesidir
diyor ki, neden saklıyorsun neden ayırıyorsun neyi gizliyorsun
hani burası açık değil mi idi hani nerde kaldı kavlin senin
o günahkar benim azizim
kapatan örten gizleyen sesi kısılan benim
sen değilsin
cürmümeşhut değil kabahatli tamam hepsi benim
bak bende şair kumaşı olmadığı gibi temiz don içlik ve sair zaruret bile yoktur
ama yekten kaftanı içsiz gördüm tahtı da boş
iki satır eğleneyim nefsi şen tutayım dedim
kapatıp örttüğüm gizleyip kıstığım işte günahım budur
kabahatimi kedi gibi örtüyorum ama götim hala açık
şükürler olsun
zen bunu da sana söylüyorum
bilmediğimi bildiğine bağışla
şahlanan koç beni bağışlamaz varsın olsun
o da bildiğimi bilmediğine bağışlasa idi keşke
neşriyat hasıl oldu azizler
takke düştü kel göründü
olay bundan ibaret
hikaye tam katakulliyat
şimdilik işmar edilen işretin vesikasını pay etmekle yetinelim:

http://www.ntvmsnbc.com/id/25017133

 

silky kata

Thu, 05 Nov 2009 15:18:04

taraf bu konuyu iyi bir değerlendirse artık çok iyi olur. mis gibi cevap yazılmış iddialarına karşılık. gerçi giden gitti. pilotaj hatası ney, ne ise, sonuçlar ne zaman faş edilir, herkes beklemede. cevapsız kalan, gizlenen ve bu vesileyle biriken her bi şeyin altından çürümenin kokuları yayılıyor.

 

mfkd

Thu, 05 Nov 2009 23:55:59

tüm zipsofism yazarlarına, okurlarına...

azizim inan,
seni severim, sayarım. üslubundaki
pop-avangartgaddare tona az
"vay" çekmedim!
keza zen'in de sarkastik, sinik, ironik, turbî ve turabî haline de...

ammaaa...
kalpten gelen bir muhabbet hissiyatına, topluca bir selam vermeye bu kabil bir "yorum", yalan söyleyecek değilim, epey canımı sıktı.

"mübarek hayvanlar zipsofism âmil a'zâsına selam eder, sevgilerimi sunarım" tarzı bir selamı tercih etmeyişim, bir öğretim yılının açılışında milli eğitim bakanının yaptığı konuşmaya benzer, bir "siyasal-kültürel erk" vurgusuyla karşılaşınca bozulmam anormal görülmesin rica ederim.

daha önce yazdığım gibi: kurguladığım sözümona hikâyecikte hiçbir rumuza öyle ya da böyle herhangi bir art niyetli, negatif bir yaklaşım katiyen söz konusu değildir. olamaz da!

burada bulunanların bilgileri, bilinç düzeyleri, görgüleri ve ferasetleri buna cevaz vermeyecektir diye düşünmüştüm yazıyı gönderirken.
-hafız post ruhun şâd olsun!-

gönüller şen olsun! bu âciz yazıda "bayram" havası yok gibiyse,
bu bendenizin bitmez tükenmez potlarındandır.

bu platformda yazan, okuyan herkese kalbî muhabbetlerimi yolluyorum.

"NE DİYECEĞİZ UYUYAN DOSTA BU GECE
EN GÜÇSÜZ SÖZCÜK
EN YIRTICI ACIDAN GELİYOR DUDAKLARIMIZA"

 

kopanisti

Fri, 06 Nov 2009 00:02:27

annadın mı şimdi faraday kafesi neymiş internet cafeesi

 

kopanisti

Fri, 06 Nov 2009 00:08:28

zen dost'un kelâmına kendinizi muhatap olarak görmüşsünüz, oysa o kelâmın muhatabı bizzat benimdir, bu mecmuada gündemi belirleyen tek zat ben fakirim.
var mı aksini söyleyen.

 

dejavuu88

Fri, 06 Nov 2009 00:12:34

Baktım, çıkıyorum
selam olsun size de sayın mefkud

 

Fri, 06 Nov 2009 01:35:02

faraday kafesi mi cafee'si mi? tam anlayamadım. amma dergiyi okudum. hangi dergiyi mi? cemiyetimiz üyesi inan6666'nın iki yazı yazdığı, yukarıda işaret ettiği üzere biri ntv'nin sitesine koyulan iki yazı yazdığı ntv bilim dergisini bu akşam bir daha okuyayım. belki tam anlarım. arada güme gitti gibi geldi de.

bir de sayın kopanisti,
sizin teknelerde oluyor mu şu faraday kafesinden, onu tam şeyedemedim...

 

kopanisti

Fri, 06 Nov 2009 02:52:28

teknelerin radar, telsiz vedahi diğer ceyranlı cihazlarında oluyordur sanırım.
ahafta sonu bir inceleyeyim fırsat bu fırsat

 

fa re day cake

Fri, 06 Nov 2009 03:13:16

http://www.youtube.com/watch?v=mUWxYesR5Wo

 

inan6666

Fri, 06 Nov 2009 03:36:37

faraday kafesi düpedüz bildiğin kafestir. epey de yaygın, envai yalıtım maksadıyla kullanılır. misal, tv' ye giren anten kablosunu soyup bakanda çepeçevre ince parlak metal ile kaplı olduğu görülür, bu uygulama da aynen faraday kafesidir. uçağa arabaya yıldırım düşer, bi şe olmaz. neden, çünkü gövde faraday kafesidir. ölçüm aracı dediğin aşrı hassastır, onu da beyle yalıtmak gerekir. bkz. üstteki video, 100000 V veriyosun tık yok.

en güzeli, neyi yalıtacağını neyi ileteceğini bilecek kafa kıvamını aramak. esas mesele orada. bu iş faraday kafesinden daha fazla donanım gerektiriyor. bunun için fizik, matematik, edebiyat ve sair sanat yetmiyor. kısmet, nasip ya hu.

 

flood

Fri, 06 Nov 2009 03:37:42

http://www.youtube.com/watch?v=NEqIOL5QBaY

 

dejavuu88

Fri, 06 Nov 2009 04:44:58

Serbest çağrışımlar silsilesinde dalgaya düşmemek adına ben de usulünce bodoslama dalayım dedim.

http://www.ntvmsnbc.com/id/25018258/

 

dejavuu88

Fri, 06 Nov 2009 05:00:23

"ekmek çarpsın ki" deyişi üzerine bir yorum gözümden kaçmadı.
Ne varsa türk vecizelerinde var;işte kanıtı

 

kopanisti

Fri, 06 Nov 2009 05:24:35

kuş nasıl girmiş oraya aklım hafsalam almadı

 

sahlanankoc

Fri, 06 Nov 2009 06:12:50

hmm..
geç okuyorum herşeyi.. neyse.. yavaşlığıma verin, affedin..

"bilmek"den bahsetmiş inan6666.. iki çift lafım var buna.. sonra reverans ile çekileceğim..

ne kötü ki "bilmek" kibir vesilesi insanevladı için.. bilginin kıymeti, kendisi arttıkça aslında hiç varolmadığının farkına varıştan ibaret.. ele geçen tek şey bu.. "ben hepisini yedim yuttum" faslından sonra öyle bir çakıyor ki insana, yerli yersiz her bilgiye duyulan şehvetli bir açlık geliyor onun ardından.. gözleme dayalı bilgiyi ne kadar yesen doymazsın.. hep miden sırtında dolaşırsın.. an gelir bilgi seni tüketmeye başlar.. ışığı bile sömüren karadelik gibi çeker içine seni de.. kendi içine çökersin.. sonra (eğer ondan kurtulabilirsen) felsefe yapma saçmalığına başlarsın.. bilgiyi sen yaratır (ya da hazır yaratılmışını bulur) ona sığınırsın.. o biraz teskin eder seni.. ama yalancı bir sakinleştiricidir felsefe.. çünkü önkabul gerektirir, ispat edilemeyen bin çeşit varsayım üzerine kuruludur.. ama lanet olsun ki huzur için önkabul-varsayım şarttır.. çünkü "ispat" dediğin şey dahi kaypak bir düzlemde salınmakta.. şu evrende neyi anlayabildin ki tam olarak, ona dayanıp bir şey ispat edeceksin..? hiç bir mesnedin yok..

var sayacaksın.. kabul edeceksin.. kumar oynayacaksın..

hiç bir şeyi bilemezsin..

şahsen artık hatırlamıyorum iki kere okuduğumu bile genellikle.. bir yerlere not etmezsem hiç birşey kalmıyor zihnimde.. hafızam beni yavaş yavaş terkediyor bilmenin önemi gitgide azalırken..

böyle garip bir halde olmanın etkisi ile olacak, bilgi kaynaklı kibir beni çok incitiyor.. takılıp kalıyorum bu saçmalığa..

her takkenin altında kel arayan bakışların, yönlendiren ve malzeme olanlarla mesai harcayan dostların süflî bulacağı bir incinme bu.. anlaşılmayı beklemiyorum..

kişi bir konuyu bildiğini düşünebilir.. buna ne diyebilirim ki..? Allah selamet versin.. ancak "yekten" diğerinin bilmediğine hükmetmek cahilane ve tehlikeli.. hüküm sahibini yanlış mecralara sürükler..

bütün olan biten de zaten bu yörüngede dönüyor..

şimdi düşündükçe gülüyorum halime.. neyse.. beholder misali dolanıyorum herşeye rağmen çaktırmadan arasıra.. yine de..

hiç ihtimal vermiyorum ama eğer bir üzüntü vesilesi ise ismim, sıkmasın canını kimse bu kıymetsiz için.. unutun gitsin bu hiç bir önemi olmayan ismi.. olan olmuş, üstünden hayli zaman geçmiştir.. herhangi bir nefsi bağışlamak (haşa) kime kalmış ki bu yüzü kara serseriye kalsın.. esas beni bağışlasın, her kimin kalbi "öfkem" (?) ile kırıldı ise.. kimseyi kırmış olarak ayrılmak istemem..

...

...velhasılı RSS sağolsun önümüze bir yazı getirmiş, ol yazıda mahlasımız zikredilmiş, zikredene ve onun şahsında ortama bir selam edelim dedik.. olan biten tümden ve yalnız bu idi..

sonra baktık ağzı olan konuşuyor, bilirbilmez (bilmek?) ahkam kesiyor, kalktık şimdi bir de uzun uzun ahvalimizi anlattık ne gerek varsa.. hala aynı yerdeyim, bir adım ilerlemiş değilim bu hususta.. edepsizliğin de bukadarı..

hepiniz mazur görün..

buranın henüz taytay dönemlerinden itibaren yazdığım bloglar, ahkamlar yadigar kalsın fermuarı açık gezenlere.. hatırlamak isteyen açar okur.. ayrıca ulaşmak ya da özel olarak küfretmek isteyenler de moderasyon şeysinden mailimi alır.. izin istemeye lüzum yok..

aylar evvel veda etmeden, kapıyı çarpıp çıkmıştım..

hoşcakalın..






--------
dibinde not: "farewell" ne güzel tınısı olan bir kelimedir.. beni benden alıyor.. ki sevmem ingiliz lisanını.. bu yazıyı b

 

sahlanankoc

Fri, 06 Nov 2009 06:16:38

--------
dibinde not: "farewell" ne güzel tınısı olan bir kelimedir.. beni benden alıyor.. ki sevmem ingiliz lisanını.. bu yazıyı blog olarak yazıp müellifin yazısına limon sıkmamayı da düşündüm ama sonrasında “mübarek hayvanlar” yazısının altına daha uygun düştüğüne karar verdim.. affetsin beni eğer bu kararım kendisinin canını sıkarsa..

 

mfkd

Fri, 06 Nov 2009 07:42:18

"esas beni bağışlasın, her kimin kalbi 'öfkem' (?) ile kırıldı ise.. kimseyi kırmış olarak ayrılmak istemem"
yazmışsın muhterem.

yazının böyle bir yanı var işte!
tez zamanda yazmayı bırakmalıyım.
"mübarek hayvanlar zipsofism âmil a'zâsı"nda rumuzunu gördüklerime safiyane, halisane bir selam göndermek niyetiyle yazdığım fakir kurgumda, katiyen hiçbir rumuza imalı tek sözcük etmedim. kurgunun dikişleri atmasın diye, âcizane kelimelerden yardım almıştım.
hepsi bu!

vermiş olduğum geçici rahatsızlık için,
bütün ruhumla özür dilerim.
herkes ama herkes şu üç günlük sanal dünyanın keyfini çıkarsın sevdikleriyle...




 

benbey

Fri, 06 Nov 2009 11:37:43

yau -yeni- gine bir alınganlık almış yürümüş yine. klavyesini sevdiğim mfkd güzelleme peşlemiş nihâyet.
didim ki, ben de alınayım bâre. ben kişisi nie efkârlanmıor?
ne demek eyle "ben kim"? sanki, bene sen kimsin mi demek istiyor?!.. hele ki, "beylik kim" demiş ki; ne vâkit, "bey" mi oldun demek istior aceba?!.. hafazanallah
"ben kim, beylik kim! benbey miydim?" deriken; "adammıydın sen? aç köpeen sıçacaanı getiren misin?" demek istior die kendime yazabiliridim. nie yazmıyorum?! şunca vâkittir samimiyetine teslim olduğumdan. bu gazladıklarımı hedeflese dahi, yüksünmeyeceğimden. ben keyifteyim buralarda hep, bu genişliğim ondan sanırım.
untouchable zen dimiş ki: o şeyle ise bundan, bu beyle ise esâsı budur. ihtimâl bana demiş olsun. oh ki ne oh. yahut sana. daha bi oh. her birimiz kendi şifreleriyle haşırneşir belki. en makaracı dahi dayanamaz döker bi vakit eteğindekini. toplar beştaş oynarız bi halt anlamasak da. ki, untouchable zen ilâ haftası yeni oldu yüz yüze geleli. hayat işte. bizi lâkırdattı. hergün dövse; elimi böğrüme yaslarım, tanıdığım kişi hürmetine.
neise. pireyi deve yapma, ossuruktan nem kapma, küfredene garez güdme işinin getirisi yok bana. burada her klavye tıkırdatanın sanal köpee olma meylindeyim:) hep mecburiyetlerimin köpee olmak zorunda diilim a?! kafanı kırarım köpeeeek! :))) bu da, ne boktan şarkı dei mi? :))))

 

silky kata

Fri, 06 Nov 2009 15:12:53

who of those among us hasn’t at one time or another felt all alone and insecure? but that's something momentary. the feeling vanishes into the thin air with every passing moment. instead, stick to the flock! run nowhere! whatever you’ll find at the end and over the no-man’s lands would be nothing but pure desolation and unluck if you choose to walk away.

 

inan6666

Fri, 06 Nov 2009 15:54:48

şahlanan koç münasip kafes ayarlamış, beni içinde tutmaya çalışıyor.
"bilemezsin, bildim sanırsın götinde patlar" diye tarif ediyor bu kafes yapıyı. bilmekle alakalı kibri ayrıca mahkum ediyor, ağzı olan konuştuğu için gaza geldim iki satır yazayım da engin ilmimden etrafa neşredeyim, nasiplensin pezevenkler motiviyle yazdığı neredeyse her kelime inan6666 eksenine tosluyor, ortalık toza kesiyor. sonra "işte yine gidiyorum" çekip tertemiz kayboluyor.

ulan ..

ulan sen zaten yoktun ki. bilmiyordun ki. bana atfettiğin kibir senin varlık sebebin değil miydi ? öyleydi. sana neden kızdığımı anlayabildin mi ? gerekçemi biliyor muydun ? hayır. bilmiyordun. bilmeyeceksin. çünkü buna hazır değilsin. maalesef bunu biliyorum, senin bilmediğini biliyorum ve sen istediğin hikmeti yumurtla, istediğin felsefeye kapılan, istediğin rabbe yalvar yakar, yine işin aslını esasını öğrenemeyeceksin. bu işe tanrılar bakmaz, bu minvalde şeytanlar bile osurmaz. bunların kendine göre kutsalı vardır, kısıtı vardır, sınırı vardır. oysa sıyırmış, soyunmuş, açılmış insan bu ikisinden de ötede durur. o sizin cemiyetinize girmez, girerse ırzınızı kirletir, yemeğinizden çalar, huzurunuzu kaçırır. bunu ne şeytana dayanarak yapar, ne de rabbe sığınması gerekir. sen bunu tahayyül bile edemezsin. buna kibir de istersen, ama maalesef hal böyleyken böyle. vaziyetin işbu düğümü benim için yeterli üzüntü kaynağıdır, senin bin ömürde yaşamanın mümkün olmadığı hüznü yek saniyede savurma kabiliyetim var. bunu bir de tutuşan paçalarına işeyerek yapıyorum, düşün artık rezaleti. düşün düştüğün seviyeyi de bilmek, kibre kapılmak, cahilane zırvalamak, takke altında kel aramak filan diye asasen neyi zırva surette teşhir ettiğini idrak ediver. idrak bilmek istemez. his buna yeter. tabii tam kaşara dönmüş göt çeperi ise mevzubahis, o zaman his kaybı bu nevi idrake de engel olur. bildiğimi bilmediğine bağışlayacaksın, senin için tek yok bu idi. hakikaten bilmiyordun zira o sıra dönen dümeni, o an için tevekkül göstermen gerekli idi, ama sen kibre kapıldın, sen kendini ne sanıyorsun dedin bana, sen kim oluyorsun ki bana saydırıyorsun dedin sonra da sike sike çektin gittin. şimdi ben mi kibirli oldum ? yazık kibrin ne olduğunu da bilmiyorsun, bu yüzden şimdi sana kibir ne imiş diye kısadan anlatmak zorunda hissediyorum kendimi, çünkü senin bilmediğini ben bildiğim için bunu yapmalıyım, işbunu da rab veya şeytan cinsinden anlayamazsın. rab, bilinmek ister. şeytan da öyle. sadece insan bilmenin peşindedir. rabbin veya şeytan zate ne varise hepsini bilir, cahil olan insandır. sen beni insan olmakla suçlayabilirsin ancak. onca yazıp döktüğün, itina ile kurduğun kafes bir insanı mahkum etmek için yazıldı. oysa daha kolay bağışlayabilirdin beni, sana daha ucuza malolurdu, daha az masrafa girerdin. şimdi vebalimi taşıyacaksın, belki en berbat kibir budur. isa mesih misin lan sen, niye benim günahıma talip oluyorsun ? bunu bir de sinsice yapışın, kendine serseri deyişin filan hakkaten çok dokunaklı olmuş. bilmiyorum deyip arkasından anlaşılmayı beklemiyorum deyişindeki çapraz vaziyet hakeza. yazın veya götin diyelim, şu geceyarısı itibarile hakikaten cazip değil. beş dakka önce başka kanaldan aradılar, canlı cezbedeyim bebeim. bir daha seni burada görmeyeyim fekat, o zaman olacaklardan mesuliyet kabul etmeyeceğimi, bu defaki efsane sikertiden sonra asgari üç gün kendine gelemeyeceğini kesinkes garanti ederim.

gidiyorum deyip dönenler de olmasa yarak elde beklemek meğer ne müşkül imiş hazreti kibriya.

şahlanan koç beni bağışlamaz varsın olsun
o da bildiğimi bilmediğine bağışlasa idi keşk

 

inan6666

Fri, 06 Nov 2009 16:07:49

işte bunu senden önce yazmışım. aceba nerden biliyordum beni bağışlamayacağını, hatta bağışlamak da ne imiş haşa diyeceğini, ve fekat bağışlanmak dileyeceğini, beyle surette kendini ayıracağını, buradan kibrin mutlaka görüneceğini nerden biliyordum ? keşke bu manzara görünmese de bilmediğin iyice ayan olmasa diye ummuşum, ama bunun da mümkün olmadığını, yolların kapandığını da biliyorum bir yandan. rahmet yolları kesti derler ya o hesap. o yollar rahmete gitmiyor muydu bea ? maalesef. rahmet yolları kesti, şimdilik beyle beklemede kalın.

lanet olsun her dediğim çıkıyor. hangi müneccim siktiyse, sağlam sikmiş zemanında.

 

sahlanankoc

Fri, 06 Nov 2009 22:10:16

hala neyin peşindesin be azizim..? hayat tecrüben ne kadar, kaç farklı insanı gerçekten tanıdın bilmiyorum ama ilginç tespitlerin var.. işim yok seni sinsice mahkum etmeyle falan.. bu son ahkamı da yazmak niyetim hiç yoktu.. yine kapıldık gidiyoruz bir sele.. hiç düşünmedim bile.. istesem aylardır yazardım zaten.. kelimeleri severim, aram iyi.. kendime yol edeyim desem otoban olur..

kimseyle bir derdim yok.. bırak defolup gideyim diyorum.. sana dahi selam ediyorum, sen bu selamı alıp "bana hareket çektin" diyorsun.. hala arkamdan çemkiriyorsun..

yapma azizim.. bir gün bir yerde karşılarşırız iki çift laf edecek yüzümüz olsun.. lakin bu ortamda, bu şekilde artık olmaz.. istersen kibir say bunu.. daha ne diyeyim ki..? mefkud efendiye bir selam edelim dedik, demez olaydık.. oturduğumuz yerden bir "eyvallah" kime yetmiyor..?

şu hale bak.. elim kırılsın be..

 

sahlanankoc

Fri, 06 Nov 2009 23:55:01

hay elime.. harika oldu bu.. bir tüyü eksikti o da tam oldu.. hepsi müthiş

hepsine bir bana iki..

eyvallah..

 

sahlanankoc

Sat, 07 Nov 2009 01:45:33

hesabı alalım kalkalım o zaman..

...

alacak verecek yok ihtiram sahibi kardeşim..

kimseye ve sen inan6666 mahlasının ardındaki şahsa bir öfkem, kırgınlığım yok.. gereğinden fazla kin tutmuşun içinde.. lâkin çok uzadı bu muhabbet.. umarım bir gün geçer herşey.. ya da belki hiç geçmez kim bilir..

selametle..

 

suphi

Sat, 07 Nov 2009 13:27:00

Yukaridaki rumuzlar uzere kurgulanan yazi ornegine "hafif.org" da rastlamistim ilk olarak. Bizi nasil tesbih (benzetme ) etmisler deyu bi bakmistim fakat kendimi goremeyince de hayal kirikligina ugramistim. Hayal kirikligimin sebebi, kendimizi dev aynasinda gorup, "nasil ismimiz zikredilmez" diye degil, kendimizi bir de otekilerinde gozunden gorme firsatini kacirdigimiz icindi.

Burada cok azimiz birbirimizi gercekten taniyoruz.Gercek hayatta oturup iki cift laf ettigimiz adam cok azdir.En azindan benim acimdan oyle.

Su sanal alemde kiymete deger buldugum bir sey de "samimiyet". Yalanciktan da olsa hos bisey samimiyet.

Kendim acizane yazdigim bir kac yazida kendi capimizda adina "kodlama" diyecegimiz bir mantik kullanirim. Bazi kelimelerin manasi cemiyet katinda farklidir, benim yanimda farklidir. Belki bir hikayesi var. O bakimdan bazi yazilarin bir alt manasinin oldugunu bilirim.

Herseyi anlamayamam.Anlamaya calisirim fakat anlayamam. Bunun en buyuk sebebi, bahsettim gibi bazi kelimeleri yazar kendi manasinda kullanmistir.Cunku yazi dirkt olarak yazarla ilgilidir. uslubun beyan i ayni ile insan olmasi gibi bisey bu.
Yazinin da ayri bir kimligi var.Hatta yazarin varligindan ayri bir kimligi bile oluyor.

Zen kardesimizi Mefkud'dan daha fazla tanidigimi soyleyebilirim ve fakat ikisinin de samimiyetinden de suphem yok.

Mefkud azizin yazisini bir nevi merhaba olarak buldum.

Zen'in yazini da okudum, anlamadim, cokda takilmadim.Elbette mana kendi indindedir deyup devam ettim.

Bilmedigimiz bir durum varsa mefkud ile zen efendi arasinda herhalde..

Benbey mevzuyu acinca ben de soyleyeyim istedim. Ne oyle "kasar" falan.
Ne demek istiyon sen mefkud efendi, "kasarlasmissin sen olum suphi" mi?

Hamis: Meselenin serdar turgut ve mizah anlayisimiz arasinda ki iliskisi arastirmacilarin ilgisine sunulur..

 

mfkd

Mon, 09 Nov 2009 00:49:14

"mübarek hayvanlar zipsofism âmil a'zâsı"na en safından bir selam göndereyim, dedim. hay, demez olaydım!

sarcastic, ironic benbey muhterem haklı: "mfkd güzelleme peşlemiş nihâyet." derken. ayniyle vâki!

hafif'teki yazılarımı paylaştığım süre boyunca, bir yazım için bile, keşke göndermeseydim, dediğim olmamıştır.
ancak, "antaçıbıl zen" ile "şahlanan koç" muhteremler, sıradan bir allahın selamını bile felsefi diskurlara boğarak, beni hayret uçurumlarında parçaladılar.

buraya yazı yollayanlarla en ufak bir meselem yoktur. olmaz, olamaz da...
sadece yazı yazıyoruz ve paylaşıyoruz.
fikir çarğışması olur. olabilir...
ancak, ne reel ne irreel ortamda buradaki rumuzlarla en ufak bir meselem olmadığı gibi, buraya yazanları ruhuma çok yakın bulurum, o kadar yani.
bu zalim postu modern zamanlarda insanoğlu ve insankızı paranoyak bir ruh haline dûçar edildi. her sözün altında bir düzine buz(d)ağı arar olduk.

hayatımdan bir pasajdan yola çıktıydım.işsizdim 2001'de. ürkek adımlarla bir internet kafeye girmiştim. sağımda solumda birçok yeniyetme adam öldürmece oyunu oynuyordu. siparişler alınıyor, bilmediğim bir tekno lisanın argosu konuşuluyordu. ve ben, taze işsiz sıfatıyle bu kapkara hayata tutunmaya çalışırken tökezliyordum.
o selam kurgusuna başlamadn önce, enver ibrahim üstadın son albümünden bir bestesini dinlemiştim.
bu hissiyattandır belki de... ruhumu çözsem zaten huzura ererim! bilemem. içimden o anda böylesi bir selam vermek gelmişti. epi topu bu/ydu hanımlar, beyler!

hamiş: serdar turgut denen adamın mizah anlayışı çok kabadır. kaba sabadır hatta! st'nin hık dedibaşı olan oe ise bu garabet mizaha (?) güzelleme düzmektedir. ancak haşmet babaoğlu, bu pespaye, düpedüz kötü mizahla mukayese edilmeyi zul addederim. st, benim yanıma desturla gelebilir mizah hususunda. çok kötü bir w. allen kopyası olan st ile kıyaslanmamdan hicap duydum. neyse.
mizah anlayışım için hafif'teki "derin dübür ltd." ile "en bi hakiki nv söyleşisi"ni kriter alabilir araştırmacılar...

 

mfkd

Mon, 09 Nov 2009 00:58:16

*düzeltilmiş cevap*

mübarek hayvanlar zipsofism âmil a'zâsı"na en safından bir selam göndereyim, dedim. hay, demez olaydım!

sarcastic, ironic benbey muhterem haklı, "mfkd güzelleme peşlemiş nihâyet." derken. ayniyle vâki!

hafif'teki yazılarımı paylaştığım süre boyunca, bir yazım için bile, keşke göndermeseydim, dediğim olmamıştır.
ancak, "antaçıbıl zen" ile "şahlanan koç" muhteremler, sıradan bir allahın selamını bile felsefi diskurlara boğarak, beni hayret uçurumlarında parçaladılar.

buraya yazı yollayanlarla en ufak bir meselem yoktur. olmaz, olamaz da...
sadece yazı yazıyoruz ve paylaşıyoruz.
fikir çarpışması olur, olabilir...
ancak, ne reel ne irreel ortamda buradaki rumuzlarla en ufak bir meselem olmadığı gibi, buraya yazanları ruhuma çok yakın bulurum, o kadar yani!
bu zalim postu modern zamanlarda insanoğlu ve insankızı paranoyak
bir ruh haline dûçar edildi.
her sözün altında bir düzine buz(d)ağı arar olduk.

hayatımdan bir pasajdan yola çıktıydım. işsizdim 2001'de. ürkek adımlarla bir internet kafeye girmiştim.
sağımda solumda birçok yeniyetme adam öldürmece oyunu oynuyordu.
siparişler alınıyor, bilmediğim bir tekno lisanın argosu konuşuluyordu.
ve ben, taze işsiz sıfatıyle bu kapkara hayata tutunmaya çalışırken tökezliyordum.
o selam kurgusuna başlamadan önce, enver ibrahim üstadın son albümünden bir bestesini dinlemiştim.
bu hissiyattandır belki de...
ruhumu çözsem zaten huzura ererim! bilemem.
içimden o anda böylesi bir selam vermek gelmişti.
epi topu bu/ydu hanımlar, beyler!

hamiş: s. turgut denen adamın mizah anlayışı çok kabadır. kaba sabadır hatta! st'nin hık dedibaşı olan oe ise bu garabet mizaha (?) güzelleme düzmektedir.
ancak haşmet babaoğlu, bu pespaye, düpedüz kötü mizaha gereken cevabı, beni dört köşe eden bir üslupla vermiştir köşesinde.
st ile mukayese edilmeyi zul addederim. st, benim yanıma, mizah söz konusu olduğunda desturla gelebilir!
çok kötü bir woody allen kopyası olan st ile kıyaslanmaktan hicap duydum. neyse. eleştiriye ve tespite açık olmak lazım gelir. fikrimi belirtmiş olayım.

var olan az buçuk mizah anlayışım için hafif'teki "derin dübür ltd." ile
"en bi hakiki nv söyleşisi"ni kriter alabilir araştırmacılar isterlerse...

 

kopanisti

Mon, 09 Nov 2009 04:19:54

azizim mefkud güzel yazıyorsun,

 

benbey

Mon, 09 Nov 2009 12:32:29

http://img526.imageshack.us/img526/7046/oohbabyoooh.jpg

 

mfkd

Mon, 09 Nov 2009 23:05:07

yau benbey muhterem...
çok matrak bi' adamsın sen!

hani derler ya; hiç güleceğim yoktu!
sabah sabah gülümsettin beni :)
vakti zemanında, bendenize bir avatar lutfetmiştiniz. hâlâ saklarım. hatta "çıktı"sını almışlığım ve dahi işyerinde tarafıma tahsis edilen masamın yanındaki panoma asmışlığım da vardır. onu gören meraklı gözler bu ne diye az sormadıydı. avatarımı pek severim.

bu çalışmanız da, muhteşem!
bir tek itirazım var ki; o da, uykuya dalarken öyle "kaka" sözler çıkmadı/çıkmaz dudaklarımdan.
yeminle...
samimi selamımın muhataplarınca layıkı veçhile (not güherçile & bkz. bülersoy) alınamamış olmasına dair bir hayret, bir hayal kırıklığı...

son tahlilde, espritüel çalışmanız,
tüm bu "commnets"lerden zuhur eden nâhoş havayı bir çırpıda yok edecek cinsten/di.
işte çizginin kudreti!

elinize sağlık!

 

aom

Tue, 10 Nov 2009 08:23:26

herkesten fazlasını biliyorsun evet.benden de öyle.bil tabi.hiç değilse on yıl fazlan var benden yer yüzünde.işte bu nedenle beni anlamalıydın inan.uzayan tırnaklarımı leyladan sormalıydın.şaşkınlığımı anlamalıydın.tanıdığın diğer kadınlar cevap verirdi belki yerine.şeytana sormalıydın öfkemi.sonra onu kovmalıydın.ama sen ne yaptın.en iyi bildiğin yöntemlerle saldırdın.isimler taktın bana..hepimiz hayvanız evet.peki ama hangimiz hangi hayvanız? ben belki kediyim.ve biliyorum ki kovaladığım kuyruğumu yakaladığımda sırf acıyor diye bırakmayacağım.ve bir kuyruk her zaman feda edilebilir bir şey olmuştur benim için.ve bir kediden fazlasını istemiyorum senden.bunu biryerden hatırlıyorsun.
sahlanan koç bana duyulan kızgınlığın kurbanı olmuştur.bunu o vakit söylemiştim yine söylüyorum.senin snlaşılır olmak için daha fazlasını anlatmya ihtiyacın varsa onu da yapabilirsin inan.bunu tüm samimiyetim ile söylüyorum.
yazdıklarım birilerini kızdırabilir telaşı ile yazmak öyle yorucu ki.bu nedenle üç yazıp beş silmek zorunda kalmak.ve sen bana dair söylediklerini öyle sahiplendin ki, şimdi ne desem yetmeyecek gibi.
şunu bil, burdaki sanal ilizyonu gözlerinde gördüğüm ışığa asla değişmem.bu nedenle hala seviyorum seni.bir kediyi sever gibi.
seni kızdırdığım öfkelendirdiğim ne varsa, hiç biri bu amaçla yapılmış değildir.
bu kadar.

 

benbey

Thu, 12 Nov 2009 10:47:33

değerli mefkud; ben, kendimi kastedmiştim esâsen. "anca rüyâlarımda sâdet" hesâbınaydı:)
konturpiyede kaldım bir sonra serilen girizgâhtan. oysa, meşreb-i rindane gidişattan pek mes'udum :)

 

benbey

Thu, 12 Nov 2009 12:03:19

efenim, bakındım da bahsettiğiniz karalamadan, elimde tek bu kalmış.
http://img39.imageshack.us/img39/5596/naylonvicdan.jpg
not defterine pilot kalem ile çiziktirmişim yine; rezillik:) he biri gibi köfte. ama köfte de iyi geliyor bünyeye. kandırır, et niyetine.
köfteyim nihâyetinde. la, zen kardeşim köfteden de olsa, iliş sen de muhabbete :)

 

dejavuu88

Fri, 13 Nov 2009 02:07:53

Şimdi bu kişiselleşmiş mevzuları zerre bilmiyorum, tek diyeceğim iki günlük dünya. Sayın şahlanankoçtan öğrenmiştim vakti zamanında, değerli üstad Halil Cibran ne de güzel söylemiş; hakeder mi diye düşünme verebildiğin kadar ver, diye(geyik olmasın).. Hoşgörümüzü sınırsız kullanmayı teklif ediyorum; şol güzide bloglarda paylaşalım tartışalım, bilginin damında böcek olalım ve evlerimize dağılalım mahiyetinde toplanıyorsak şayet herkes kendi stilinde topu göğsüyle kavrar ve cümleten golü bulmaya devam ederiz. Bi de eklemeden geçemeyeceğim. Kendini ifade edebilmek için yeterince kelime bilmek yetmiyor. Rakamlar var işaretleri doğru yere koyamazsak işlem yanlış olur veya hiç olmaz. Bundan mütevellit karşı taraf çözemiyor diye suçlamak veya hırçınlaşmak havanda su dökmekten farksızdır. O yüzden çoğu yazarımıza bu denli güzel ve özgün şekillerde kendilerini ifade edebiliyor olmalarından ötürü (ki buna yaratıcı küfürler de dahildir)teşekkürü bir borç bilirim.

 

kopanisti

Fri, 13 Nov 2009 02:43:46

bu yorumun altına imzamı atarım, yanlız parantez içinde halil cibranın sözüne geyik olmasın demeseydiniz aklıma en ufak bir geyik gelmezdi de...

 

Dejavuu88

Fri, 13 Nov 2009 02:55:28

hı yani havanda su dö"k"mek kısmında sorun yok sayın kopanisti. Onu da düzelteyim dedim, 10 parmak klavye kullanabiliyor olmanın negatif yönleri de oluyor işte bazen.

 

kopanisti

Fri, 13 Nov 2009 04:11:08

o kadar kusur kadı kızındada olur

 

aom

Fri, 13 Nov 2009 04:23:08

mefkudun avatarını hep çok severim.benbeyin çizdiğinden haberim yok idi.

 

kopanisti

Fri, 13 Nov 2009 04:30:22

şimdi haberin oldu, mutlumusun pınarr.

 

aom

Fri, 13 Nov 2009 04:44:26

mutluyum erol.

 

dejavuu88

Fri, 13 Nov 2009 04:45:19

bi insan evladı da çıkıp şahsıma özel avatar çiziktirmedi arkadaş, yanarım yanarım ona yanarım

 

kopanisti

Fri, 13 Nov 2009 04:48:28

şahsına özel avatar nası oluyo

 

dejavuu88

Fri, 13 Nov 2009 04:50:38

yorumuma imza nasıl atılıyorsa, şahsıma özel avatar da öyle yapılıyor.

 

kopanisti

Fri, 13 Nov 2009 04:57:16

o kerteden point koyarsanız olabilir evet haklısınız.

 

flood

Fri, 13 Nov 2009 08:09:46

bugün 13. cuma, dikkat

 

untouchablezen

Mon, 16 Nov 2009 08:50:11

Yahu ben kimseye yazmadım ki o yazıyı; Türkiyeyi anlattım (:

Zaten beni bir karım anladı; o da yanlış anladı.

 

kuruvaze

Mon, 16 Nov 2009 13:31:50

bu blog daha çok yorum götürür. kinayeden uzağız, biline...

 

kuruvaze

Mon, 16 Nov 2009 13:34:27

demeden etmeyeyim en iyisi.

hep diyorum bu ifadenin aslı "kruvaze" ama bir türlü anlatamıyorum kendime. onları yabancılar söylemiş sen tür usulü sesli harfi söylüyorsan, çizittirivermesinide bil diye. ama yok, cümleme, kelimeme izmihlal. illa kuruvaze illa kuruvaze. peki o zaman; var ol, şad ol. ama bunu da her kese deme, adı da sırrı da sende kalsın; şahsınla ilintilendirme.

hadi kal sağlıcakla...

 

kopanisti

Mon, 16 Nov 2009 23:24:05

her kese, bildiğin hamam kesesi midir

 

mfkd

Tue, 17 Nov 2009 02:13:20

"untouchablezen
Mon, 16 Nov 2009 08:50:11

Yahu ben kimseye yazmadım ki o yazıyı; Türkiyeyi anlattım (:

Zaten beni bir karım anladı; o da yanlış anladı." yazmış untouchable zen.

sıradan, samimi selamıma gelen yorumları "selamlar, bilmukabele" vb. şekilde sözlerle karşılayacakken (elbette, selamım alınmayabilirdi de),
mecra farklı kanallarda kanal tedavisine gidivermişti çoktan!
neyse.

klasik bir mefkud alınganlığıyla, inzivaya kiracı olacakken,
bu kışkırtıcı, hin & cin cevaba yazmamazlık edemedim okunduğu cihetle.

ilahi untouchablezen!
yani, sana da selam yolladığım garip yazıma, türkiye'yi anlatarak cevap verdin öyle mi?! ömürsün!
anlayışsızlığım için özür beyan edip inzivaya kiracı çıkmazdan önce, bendeniz de, en son yorumunuza
şu şekilde mukabele edeceğim müsaadenizle.

"reich'ın [ön]gördüğü gibi modern faşit devlet, dış güçlerle değil; aksine kitlelerin kendisiyle kurulur."

 

inan6666

Tue, 17 Nov 2009 03:28:22

reich hakkaten ne manyak bir adamdır yau, nasıl delirmiştir muhterem. hele bunun bir orgonon tedavisi vardır, kesinlikle hastasıyım.

 

mfkd

Tue, 17 Nov 2009 07:43:17

bkz. orgon akümülatörü.
hastayız. evet, hastayız.

 

untouchablezen

Tue, 17 Nov 2009 11:24:49

Pek muhterem ve de nev-i şahsına munhasır Mefkud insanı,

Siz de haklısınız efendim; fakat bizim selam alışımız da bu şekilde oldu (:

Zat-ı acuzemizi unutmamışsınız müteşekkirim.

Size bir şarkı hedaye edeyim de şöyle biraz keyiflenelim.


http://www.youtube.com/watch?v=9btIOdPeD10&feature=related

 

mfkd

Tue, 17 Nov 2009 22:56:16

muhterem untouchablezen insanı :)

zât-ı âlinizi hatırdan çıkarmak ne mümkin!
"şekspir" nâm keferenin sevdiğim bir sözünü, tam da şimdi nakletmek lazım:
"sonu iyi biten her şey iyidir."

şarkı için önce şahsınıza, sonra da bay leonard cohen'e müteşekkirim.

sıhhat dolu bir ömür dileğiyle...

 



Leave a Reply