insanın yazı, düşünce yüzünden suçlanmasını kabul edemiyorum. yazı, düşünce ham hayal mahsulü dei mi ? bunlara insanların verdikleri tepki, sinema icat edildiğinde yaşananlara benziyor. perdede üzerlerine doğru gelen tirenden korkmuş izleyiciler. ne kadar cahiller deyip hor görmeyin. biz bu hissi arıyoruz, gerçek olmayan gerçeğin tadı fevkalade güzeldir zira. bu uğurda teknoloji geliştiriyoruz, 3d sinema izlemek için o rahatsız gözlükleri takmaya katlanıyoruz misal. hicap duyuyorum, malumuilan olacak belki, ama yazmam gerektiğini düşündüm. esasen yazı yazmak, şunu bunu düşünmek haybeye osurmakla aynı şeydir. bu gerçek değildir. kendinde var değildir, onun varlığı sana bağlıdır. o dili biliyorsan, okuyabiliyorsan var olur yazı, değilse yoktur. bu durumda yazıda bir hakaret, bir suçlama, bir taciz olduğunu düşünüyorsan bunu sen kendine yapıyorsun. yazıyı boş yere suçlama. bahane arıyorsun, kafadan kontaksın, canın sıkılıyor, dur şimdi şuna giydireyim de kendimin bana yaptığı o sonsuz işkenceden bir an için firar edeyim diye düşünüyorsun.

ifade özgür olmalıdır. herkes ağazına geleni söylemeli, yazmalı, düşüncesini yaymak uğruna elinden geleni yapmalıdır. insan gerçek olmayan bir dünyada yaşamaya mahkum, yaratılışı bunu gerektirir veya evrim onu beyle evirmiş ne dersen de, ama insan farazanın, misalin, kıyasın, noksanın hayvanıdır; onu alelade bir hayvandan ayıran işte bu gelişmiş vasfıdır. hayvanda bu vasıf yoktur demiyorum, dikkat edin, daha gelişmiş diyorum. elbette hala bazı hayvanların kıvrak kıvamını yakalamaya çok uzağız. tamamen hayvana bağlayabilsek, soyunup görsek görünebilsek o zaman her şey daha bir güzel olacak sanki me.

serdar turgut bir yazı yazıyor, pkk militanı olmadığıma pişmanım diyor. yazıda bazı örnekler vererek bu düşüncesini pekiştiriyor. dağda olsaydım diyor, şimdi el üstünde tutulacaktım. dağda olsaydım seks partilerine katılırdım. gerçi güzel kız da yok bunların arasında, ben de gidip rojin' i kaçırırdım ne olacak ? seks kölesi yapardım onu. yazıda ayrıca pkk' nın basın hizmetlerini görmek, türk basınının büyük isimlerini vurmak gibi bazı planlar da tafsilatlı anlatılmış.

bu adam bu yazıyı kürt açılımı dedikleri numune harekatın milli umumide neden olduğu sıkıntıyı dile getirmek için yazdı. bu adam bu yazıyı yazmadan önce pkk militanları güya barışı tesis etmek için imralı' da mukim mahkumun talimatı doğrultusunda kuzey ırak' taki kamplarından çıkıp türk topraklarına geldiler. bunların ayağına giden savcılar, hakimler hiçbiri pişmanım teslim oluyorum demese de hepsini pişmanlık yasasından yararlandırıp anında serbest bıraktılar. sonra bu insanlar mitinglere katıldı, ortada serbest sepelek dolaştı ve anlaşıldı ki kürt açılımı denen eylem, devlet ile terör örgütünün bir uzlaşması olmayı çoktan geçmiş, terör örgütünün istekleri doğrultusunda yürümeye başlamıştır.
 
başından beri izliyorum manzarayı, istiyorum barış olsun, bunun için elimden geleni yapabildiğim ölçüde yaptım ve civarım buna tanıktır, ama barışın silah bırakmadan, örgüt feshetmeden, üzerinden o haki üniformayı çıkarmadan yapılabileceğine inanmıyorum. şimdiye kadar pkk diyenleri dava ediyordu cumhuriyetin savcıları, şimdi ne oldu ? sokakta taş atan küçük çocukları müebbet yargılıyordu mahkemeler, hadi onları geçelim baklava çaldı diye ömrü cehenneme dönen açları gördük, duyduk. ne oldu da bu militanlar ellerini kollarını sallaya sallaya gezintiden döner gibi dağlardan inip aramıza karıştılar ?

bunu daha atlatmadan avrupa' dan bir grubun daha geleceği söylendi. bunlar avrupa' dan uçakla atatürk havalimanına inecek, oradan e5 üzerinden konvoyla istanbul' a yürüyecekmiş. tamam dedim, bu kadar barışçılık yeter aq. zaten yol üzerinde oturuyorum, sıkıysa bir geçsinler bakalım. teröre uygulanacak tedbir kesinkes yine terördür ama bizim müdürlerin hatası, teröristi diğerinden ayıramamak oldu.

bizim müdürler dil bilmiyordu, din bilmiyordu, örf adet töre anane gelenek görenek bilmiyordu. bizim müdür eline verdikleri talimnamelere, kanun kural kitaplarına, daha büyük müdürlerin korkusuna, istikbal istihkak aşkına bağlı bir makine gibi çalışıyordu. müdürlerin eli silahlı olanı emrindekilere yabancılaşmıştı ekseri; silahsız olanı da silahlı olandan çekiniyordu eskiden beri. bizim düzenimiz, kırık dökük işte bu surette yürüyordu.

bu işin başında içimizden atamadığımız o uyduruk korunma güdüsünü bir yana bırakıp sadece düşünme, yazma, çizme özgürlüğünü nasıl sağlarız diye sorabilseydik bunların hiçbir yaşanmayacaktı. tahammül edemediğimiz düşünceyi dinleyebilsek, tartışabilsek ne terör olacaktı, ne müdür mezalimi. ama bunu yapmak yerine o yasak bunu yapamazsın hayır izin vermiyorum ne münasebet diye diye sikişen, sikiştiğini kendinden bile saklayan ama sonuçta sikiştiği aşikar kaşar kızlara döndük.

bu gelen teröristlerden hiç mi hiç hoşlanmıyorum, ama hiç tanımadığım bir adama sırf yaftası yüzünden taş atacak, kafasını gözünü kıracak değilim. benim terörist olduğumu, mahkum edilmem gerektiğini düşünenler de oldu geçmişte, bu konuda epey tecrübem var. onlar öyle düşünüyordu, benden nefret ediyorlardı ama bende bu hislerinin karşılığı yoktu; onlardan bir türlü nefret edemedim, çünkü bana yığdıkları öfke onların meselesiydi, muhtemelen bazı işler iyi gitmiyordu, bazen işler istediğiniz gibi gitmez, kendinize bakar ve orada güçsüz, korkak, yetersiz, çirkin biri olduğunu görürsünüz. tam bu sırada biri size bunlara yakın giden düşüncelerini açıklarsa işte o zaman kıyamet kopar. diğerinin ölü düşüncesi, sizin diri düşüncenizle işbirliği yapar. içinizi kemirir yer bitirir.   

kanunun, hukukun ölü düşüncesi de böyle çalışır. sizin diri düşünceniz, hile hurdanız, kem gözünüz olmasa kanun neye yarar ? insanların topluluklar halinde yaşaması da beyledir. korkularımız olmasa toplu kalacak mıydık ? parayı bulanda neye duvarların arkasına saklanıyoruz ? en büyük keyfimiz kafamıza göre takılmak dei mi ? bunun bin misali var, iki dakka düşünmekle hepsi anlaşılır. ölü veya diri, düşünce kutsal değildir. dokunulmaz olmamalıdır. ıvır zıvır mukaddesi kabul etmiyorum. ıvır zıvır mukaddes olmaz. iyi de, mukaddes olmadan da olmuyor, mukaddes mutlaka şart deniyor. seviyorsun, benimsiyorsun, birini bir şekilde mukaddes sayıyorsun bundan kaçış yok. mukaddes saydıklarımız var, onların tahkirine üzülürüz, onları korumak isteriz. ne yapacağız ? cevap: bunu yapmayacağız, kırıp dökmeyeceğiz, yakıp yıkmayacağız, ölüyü diriden ayıracağız, hayatı kutsal sayacağız, onu koruyacağız. madem mukaddes olmadan olmuyor, o zaman hayat hakkını kutsal sayacağız.

o adam da vurdum kırdım pişman değilim derse o zaman tabi olduğumuz ölü düşünce ne diyorsa ona göre sike sike cezasını çekecek. bizim gibi. herkes gibi. pozitif negatif filan yok, ayrımcılık iyi değildir, isterse barış uğruna yapılıyor olsun. insan ayırmak hayat ayırmak demektir: ayırmayacaksın. sana diyorum efendi, ayırmayacaksın. tefrik etmeyeceksin. malumat tefrik edilir, hayat tefrik edilemez. tefrik etmek bir hazinedir, hiç mi nasip almadın ?    
    
türk mahkemesi dilerim serdar turgut' un yazısını tefrik eder, manasının hakkını verir ve ifademizin daha da sınırlanmaması için cesaret gösterir. kimse şimdi yau ortada bir kadının izzetinefsi var filan demesin, demesin çünki mesele izzetinefis arnamus şerefhaysiyet ve sair zerzevatla alakalı değildir. ortadaki yazı, hepimizin hayat hakkını ilgilendiren bir mesele ile ilgilidir. günahı, sevabı bundan ibarettir. 

unutuyordum, ortada başka bir yazı daha var; bu yazının genelkurmayda hazırlandığı söyleniyor. irtica ile mücadele eylem planı. haber sızınca askerler belgeyi apar topar silivermişler ama vatanperver bir subay bu belgeyi korumayı başarmış. bir yandan bu belgeyi, bu kağıt parçasını tartışıyoruz. işin anlaşılmaz yanı, askerlerin zihniyetini bilmiyormuşuz, burası kuzey avrupa' nın gayet medeni ve konforlu bir ülkesi imişçesine demokrasiye yapılan bu müdahaleyi kabul edilemez bulmamız ve hatta bu kafanın derhal tasfiyesini talep etmemiz komedisi. niye böyle söylüyorum, çünkü demokrasi bizde hiç olmamış ve bundan sonra da olmayacak bir düşten ibarettir. bizim partilerimiz, meclisimiz filan var, evet bu doğru ama buralarda demokrasinin olmadığına en büyük kanıt, önden yürüyen biri olmasa kılımızı kıpırdatmayacak ürkekliğimiz değil midir ? öyle ki, en azgın örgütlerin en deli eylemlerinde bile mutlaka bir sergengeçti bulunur, onun yaydığı hava olmasa eylem filan olup olacağı yoktur. türklerin genetiği böyledir. doğal ve yapay ayıklanmanın en vahşi biçimlerine asırlarca maruz kalınca böyle mutant liderler geliştirip bunlarla evrim mücadelesine girmeyi adet edinmişiz. kahramanlarımızı bir inceleyin bakın. hepsi mutant değil mi ? hem öyle mutantlar ki biri bile bize, olağan insana benzemiyor. parti başkanı öyle, kulüp başkanı öyle, örgüt başkanı öyle, hepsi öyle aq. kanaat önderi öyle, amigo öyle, komutan öyle gk. hepsi olağanın dışına çıkmış birer süperkahraman. hepsi ölümsüz. bunun nüvesi sıradan insanda da mevcut, onun yolda yürümesinden tut iskemlede oturmasına kadar hayatının tüm görünüşlerine sinmiş mükemmel bir diklik olarak beliriyor bu etki. zor koşullarda bu insanların arasından pırt diye lider çıkıveriyor. genetik liderlik kompleksi geçici olarak hepimizde oluyor. çalışmayı akşamına bırakmak ve o kısacık zaman içinde işi tamamlamak, şuraya buraya son anda yetişmek, can havli, tehlikeye ramak kalması nedense bunlar çoğunlukla bizim başımıza geliyor. kuzey avrupalı bu derece geniş değil. onun her saniye göti atıyor, oysa biz neadar rahatız. bu kıyasa devam etmenin anlamı yok, hepimiz biliyoruz ve ben de bunu sağlam bir kazığa bağlayamadım o yüzden başka tele geçeyim bare.

ne diyordum ? kağıt parçası. evet bu bir kağıt parçasından ibaret. onu okumalı, anlamalı, manasını vermeli, ifadenin önünü açmalı, hayat hakkını korumalıyız. bu kağıt parçası hepimizin hayatımızı tehdit ediyor mu ? evet ediyor. kimin yazdığı önemli değil. ne yazdığına bakıyorum. tefrik ediyor. yaftalıyor. iyi veya kötü, düşüncenin önünü kesmek, mukaddes saydıklarını korumak istiyor. onun aklında daha iyi bir gelecek var, o daha iyisini biliyor. belge sızanda ister istemez iki cephe oluşuyor, memleket ikiye bölünüyor, bir tarafta gördün mü bak belge gerçekmiş diyenler, beri tarafta yau amma abarttınız o imza gerçek deil, imza taklit edilebilir diyenler gevezeleniyor. tartışma gitgide büyüyor. gerçek ne o zaman ? göt bizim, ya biri sikecek ya diğeri. gerçek bu. sakal tıraşı olmuş, takunyadan soyunmuş müslim tüccar haspam bir tarafta, ötede zor zamanların fedakar teşkilatı elde silah bekliyor, suratı da öyle asık ve sevimsiz ki o kadar olur. benim götimi pay ediyorlar. senin götini pay ediyorlar. sen de çaresiz orospuluğuna bare güzel bir hikaye yazayım telaşındasın, ama biliyorsun eninde sonunda sermayeyi vereceksin. bundan kaçış kurtuluş yok.

masumiyet' teki o sahnede bekir uğur' a bana da vereceksin diyordu, garibim böyle diye diye ölüp gidiyordu aşkın ızdırabından. bunlar, bu ikisi bizi gerçekten çok seviyorlar anlaşılan. maden çok seviyorlar, o zaman hakkını versinler. kim daha çok seviyor, derhal açık etsin bilelim. beyle açılımla yetinecek değiliz.

zips off. hadi hep beraber.  
 


Comments

inan6666

Wed, 28 Oct 2009 06:36:06

akşam gezetesi rojin' den özür diledi

http://www.aksam.com.tr/2009/10/28/haber/guncel/7871/rojin_den_ozur_diliyoruz.html

Serdar Turgut'un köşesinde yayınlanan bir yazıda yer alan, sanatçı Rojin'le ilgili ifadelerin yarattığı duyarlılığa Akşam Gazetesi olarak büyük önem veriyoruz.

Hiç bir konuda ayrımcılığı içeren bir haber politikası benimsememiz mümkün değildir. Özel olarak kadın ve kimlik sorununa duyarlılıkla yaklaşan bir yayın anlayışımız kamuoyu tarafından da bilinmektedir.
Köşe yazısındaki ifadelerin art niyetle değil yalnızca bir mizah anlayışı çerçevesinde kaleme alındığını düşünsek de sanatçımızda yarattığı üzüntüyü anlıyor, Rojin'den, ailesinden, sevenlerinden ve bu konuda tepkisini güçlü biçimde ortaya koyan kadın okurlarımızdan özür dilemeyi gerekli görüyoruz.

yau arkadaş yazıdan üzülmek ne demek bunu halen anlamıyorum. hayır iftira filan olsa hadi o başka bir şey. burada öyle bir şey yok. rojin demiyor mu ben kürt' üm diye, rojin güzel bir kadın değil mi, pkk' nın kadınlara neler yaptığını bilmiyor muyuz, o kadınlar gelip anlattılar orada dönen kolpaları, bu yazıda olan veriler bunlar, başka ne ? kadın okurlar tepki veriyormuş, tepkisini güçlü bir biçimde ortaya koyuyormuş da bilmem ne. güçlü bir biçimde neyi ne zaman nerede koydular, bizim kadınlara benim bildiğim koyan koyana. hayret yau.

 

dölözoğlu

Wed, 28 Oct 2009 13:54:39

dogruluk bir tek minarede kalmis, inan. allah herkese fikir hurriyeti versin.

 

silky kata

Wed, 28 Oct 2009 14:26:20

insan ayrımcılığını bu kadar nüanslı anlatan böylesine özel bir yazı sırf kadın düşmanlığı yaftasıyla güme gitmiş.

dtp'liler de yazının tamamına değil sadece rojin'le ilgili kısmına çentiği atmış, bi güzel giydirip, tükürüp, zılgıtı her iki manada* da çekmişler. yazının geri kalanına diyecek birşey yok çünkü. gerçekler haliyle ortada.

güya obama barış istiyormuş da bizim hökümatlılar da dünya barışı için açılım yapmaya gerek duymuşlar. sen sorsana önce obama'ya guantanamo'da tuttuğu terör tutuklularını ne zaman serbest bırakacağını? hangi koşullarda mahkeme edeceğini? 1 yıl içinde tasfiye edilecek orası demişti. sen pkk gibi bir sorunla yıllarca başetmeye çalış, beyni kalbi götü ayrımcılık için atan adamları 1 gün içinde mahkemeye al, temizdir de gönder. sonra açılımı askıya al. olacak iş değil. cafer hangi tarafa bez yetiştireceğini şaşırdı artık.

http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=213017

* http://www.itusozluk.com/goster.php/z%FDlg%FDt+%E7ekme

 

silky kata

Wed, 28 Oct 2009 14:36:28

http://www.youtube.com/watch%3Fv%3DMkOwwskmxhw

 

inan6666

Thu, 29 Oct 2009 01:30:12

serdar turgut "rojin' in zeki olduğuna inanıyorum" diyor

http://www.aksam.com.tr/2009/10/29/yazar/14934/serdar_turgut/rojin_in_zeki_olduguna_inaniyorum.html

bu iyi bir hamle, rojin' in zeki olup olmadığını sınama fırsatımız olacak.

 

inan6666

Thu, 29 Oct 2009 01:35:28

tirenin perdeden üzerlerine geldiğini sananlara bir örnek daha:

http://www.aksam.com.tr/2009/10/29/haber/dunya/2746/_ayrilik__filistin_i_de_kizdirdi.html

al birini vur ötekine. milli hassasiyetler, mesleki hassasiyetler, ortalık hassasiyetten geçilmiyor aq.

 

kimsu

Thu, 29 Oct 2009 05:48:39

evet OROSPU düzen!Ülkeden midem bulanıyor.

 

silky kata

Thu, 29 Oct 2009 08:05:19

http://www.hurkalem.com/siyaset/acilimin-anahtari.html

açılım yapmak isteyenlere iyi bir özeleştiri şansı verir bu yazı. doğunun üretime yönelmesinin önünü tıkayanları ve şartları anlatmış. bilinen şeyler olsa da gerçeklerin tekrarlanmasında bir sakınca yok. kürt kökenli halkın temelde her birey gibi yaşamak için doymak, barınmak ihtiyaçlarını onları ezerek sağlamaktan geçiren bir sistem kabul göremez. fakat bu özeleştiriyi alıp sümen altına itmek isteyenler de olacaktır tabii. menfaat bir kez mirlerin eline kamçı gibi geçmeye görsün.

 

kopanisti

Fri, 30 Oct 2009 01:14:33

http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/uluc/2009/10/30/ah_rojin_ah

 

inan6666

Fri, 30 Oct 2009 02:35:14

rojin' in hadiseyi mahkemeye intikal ettirmesi üzerine kimileri vakur kız, bak işte yapması gereken aynen buydu dei cesaret verdiler. yazıyı ne ile suçladıklarına bakıyorum, ağzı salyalı erkek edebiyatı imiş bu. ayrımcılıkmış. bölücülükmüş. yazıdan anlamadıkları çok açık. okuma yazma bilmeyen insanlar yetiştirmek için verilen uğraşın fevkalade sonuçlarını yaşıyoruz. onca sene küt kafa yetiştirmeye bu kadar özenirsen işte netice budur. adam mizah bilmiyor, ironiden anlamıyor, alt metinden çakmıyor, tek bildiği sen benim kim olduğumu biliyor musun dei yırtınmak, hepsi bu.

sen benim kim olduğumu biliyor musun ?
maalesef

 

suphi

Fri, 30 Oct 2009 08:26:03

Basindan beri bu acilim olayi bana samimi gelmiyor. Bu isin bayrakcilarinin samimiyetsizliginden olsa gerek. Yurdun vatandasinin elbetteki esit haklara sahip olmasi adaletin bir geregidir. Adalet olmayinca hukuka saygi da olmuyor. Tuz kokmaya baslayinca da ceteler, mafyalar, agalar, asiretler alip basini yuruyor.Adalet adil degil diyen hakimlerin haberini okumustum zamaninda.Bugun de bunlarin sayisi hayli kabarik.

Bizde adalet, iktidara gore degisen bir mefhum.Boyle bir ortamda demokrasiye olan inanc da yara aliyor.

Demokrasi demisken, fikir orzurlugunden de bahsedelim. Fikir ozgurlugunu savunmayanin bile fikrini asikar etme ruhsati olmali. Mesela, demokrasi neden kutsal? kutsal mi? diye sorabilmeli. Yahut, "turkler su kadar milyon ermeniyi katletti" diyebilmeli insan.Diyebilmeli ki ak ile kara belli olsun. Korku cehaleti, cehalet korkuyu besler. Konusmaktan korkuyoruz.Korkunc bir hakikat bu.

Hep birden esfeli safiline yuvarlanmak istemiyorsak, insana kiymet vermeli, fikre hurmet etmeliyiz. Yoksa politikanin kurtariciligina inanmiyorum.

 

inan6666

Fri, 30 Oct 2009 10:14:59

evet azizim. söyleyebilmeliyiz. orası kesin. söyleyemiyoruz. bu dönen gündelik meselesi. celestia dei bir yazılım yollamıştı untouchable zen, bütün yıldızlar gezegenler var. dünya neadar küçük, biz neadar mühimiz oysa.

adalet zate yok, hukuk var onu da işlerine nasıl geliyorsa eyle çalıştırıyorlar. bir mekanizma. sürece hakim olan, hakime de hakim olabilir. erken kalkan yol alır. misal hemen yapıştırıver davayı, bırak beriki uğraşsın. bir de kamu boyutu var ki, aslında biraz deşelense hepimiz suçluyuz.

bunun çözümü olmayabilir, ama insanın nefes alabileceği, boğulmayacağı kadar boşluk olmalı. bu yapılabilir. bunu öğrenebiliriz.

 

inan6666

Fri, 30 Oct 2009 10:49:15

rojin konuşmuş:

http://www.ntvmsnbc.com/id/25015841/

“Bir kadın sanatçı olarak küfrün öznesi haline getirildiğim için utanıyorum. Ama dünyaya böyle bakan erkekler utansın. Serdar Turgut'un benden özür dilemesinin yararı yok. Çünkü geri dönüşü yok.

Serdar Turgut, nasıl bir ülkede yaşadığını bilmiyor mu? Öfkeli, kemik bir fanatik genç hayranım kendisine bir şey yapsa ne olacak, nasıl açıklanacak?

Serdar Turgut'unki, Kürt açılımına öfkenin saldırısı. Amaç, açılım sürecine olan öfkesini, kişilerden çıkarmak. Barış sürecine ve Kürtlere öfke dolu, ırkçı bir yazı. Ajda Pekkan'a bunu yapabilir mi?

Beni etnik kimliğimle, kadınlığımla aşağılıyor. Üstelik karısı Rana'yı da aşağılıyor. Açılıma karşı olan en radikal kafatasçılar bile sürece ilişkin görüşlerini belirtirken, Kürt kadınıyla ilgili tanımlarda son derece dikkatli davranır. İlk kez bu kadar fütursuz ve dengesiz bir çıkış, Serdar Turgut'tan geldi. Yazısının sonuçlarını göremedi, düşünemedi. Yaptığı espri, mizah, şaka değil.

Serdar Turgut, birçok yazısında benden bahsetti. Bir yazısında ‘Rojin'in mutlu olacağı bir Türkiye istiyorum. Yeter ki Rojin mutlu olsun’ demişti. Bana takıntısı var. Beğeninin ifadesi naif ve zarif olur.

Ağzı salyalı, erkek edebiyatının fütursuz cümleleri tüylerimi diken diken ediyor. Bir yazarın, sokaktaki lumpenden farkı olmalı. Serdar Turgut'un ne kadar doxin (uçkur) aşkı varmış.

Eğer Serdar Turgut'a açtığım 100 bin liralık tazminat davasını kazanırsam, doxin özürlülerin tedavisini yapan bir sağlık birimine bağışlayacağım.”

bu beyanat çok daha ağır dei mi ? kemik hayvanları varmış, ya onlar bişe yaparsa o zaman ne olacakmış ? vay aq.

serdar turgut kaç defa yazdı barış istediğini, ama rojin işte neyi anlamak istiyorsa onu anlıyor. kürtten evliya, koyma avluya dedikleri kadar var, demek beyle şarkı türkü filan söyleyeni de kapı dışında tutmakta fayda var. adam özür diledi, daha ne yapsın ? ölsün adam, sürünsün, gebersin, iyice bir burunu sürtsün de bu memleketin asil unsuru olan kadınlara ve kürtlere yaptıkları yanına kar kalmasın.

Ağzı salyalı, erkek edebiyatının fütursuz cümleleri tüylerimi diken diken ediyor. Bir yazarın, sokaktaki lumpenden farkı olmalı. Serdar Turgut'un ne kadar doxin (uçkur) aşkı varmış.

bir de yazı hakkındaki fikrimi açıklayım da tam olsun demiş herhal, yazarın sokaktaki lumpenden farkı olmalı mış. niye efendim ? yazı üretiyor olması farkı yetmiyor mu daha ne farkı olsun ? yazıyı kime üretiyor adam, sokaktaki lumpene değil mi ? sen misal sokaktaki insanlara söylemiyor musun şarkılarını ? asas meziyet, bir aptalın anlayabileceği ölçüde yazabilmek değil mi ? bu yönden serdar turgut' un iyi bir yazar olmadığı ortada zaten. bunu düşünüp çok daha basit yazmalıydı yazısını.

100000 liralık dava. bu para meselesinde en gülünç olan taraf şu, demek bunun ederi 100000 lira imiş, ver parayı aç ağzını yum gözünü. misal ben şu anda para biriktiriyorum, başladım ciddi ciddi, çünkü biliyorum ki ne kadar paran varsa o kadar rahat sağa sola giydirebilirim, maksat para noksan olmasın yoksa incindim filan hepsi palavra.

namıkemal parayla elde edilemeyecek kadın yoktur demiş. ingiliz kıraliçesi bunu duyanda böyle böyle demişsin, beni parayla kandıracağını mı sanıyorsun, koca memleket benim. namıkemal bunun üzerine hanımefe

 

inan6666

Fri, 30 Oct 2009 10:50:44

bunun üzerine hanımefendi demiş bu odanın almayacağı kadar mücevheri sererim bir busenize. kıraliçede şafak atmış: o kadar paran var mı senin ? namıkemal yanındakilere dönmüş: kaltağın ederini bulduk, iş şimdi mücevheri bulmaya kaldı.

madem meselen hassasiyet, aç o zaman 1 liralık dava, neye ortalığı velveleye veriyorsun ? ama kime diyorum, kimbilir avukatı kimdir, onlar güzel hesaplıyor kaç kuruş paylayacaklarını, ona göre teminatı cepten çıkıyorlar hatta.

tecrübeden biliyorum.

 

suphi

Fri, 30 Oct 2009 13:20:09

Karanlikta dovus olmaz demisler.Bizimkisi karanlikta dovus maalesef. Ates boceklerinin kilavuzluguna muhtaciz.
"Dusunce" diye sundugum fikri bunalimlar daha iyimser olursak insiyak.

Yazdigim ve yazacagim fikirlerin "tamamen" hayal urunu oldugunu belirteyim evvela.

insanimizin sonradan muptela oldugu despresyon, intihar, stres gibi batili hastaliklara bir yenisi olarak "acilim" hastaligi da eklendi.

Tanzimat ve Islahat fermani ile acilamayan Osmanli Devleti kisa bir sure bilindigi gibi varligini devam ettirecegi bir Cumhuriyet'e donusmustu.

Acilim denilince aklima hemen bu iki meshur fermanimiz geldi.

Bu fermanlarin hazirlanilmasindaki baslica sebeplerden bir kaci sunlardi:

Avrupa'nın Osmanlı iç işlerine karışmasını önlemek

Fransız İhtilalinin milliyetçilik etkisini azaltmak

Gayri Müslümleri devlete bağlamak

bknz: http://tr.wikipedia.org/wiki/Tanzimat_Ferman%C4%B1

Bugun her ne kadar bu acilimin "artik kan dokulmesin" diye yapildigi soylensede meselenin diger boyutlari da oldugu asikardir.

Avrupa Birligi uyelik ve uyum surecinde kurt meselesi ve sorunu onemli bir sorundur.Devlet-i Aliyye-i Turkiye bu meseleyi halletmekle Avrupali dostlari arasindaki imajina daha bi ceki duzen verecektir.

Isin "milliyetcilik" ve "devlete baglama" kismina gelecek olursak, suphesiz ki, uzun yillar ve ugraslar neticesinde "din" etkisini yitirerek baglayici bir unsur olarak da gucunu kaybetmistir.

Insanlar "hepiniz tek bir milletsiniz" ihtarina artik kulak asmaz hale gelmisler ve kavmiyetcilik damarlari kabarmistir.

Mumkundur ki, bu acilimin kavmiyetciligi budamasi ve ilgili kavimleri devlete baglamasi amaclanmaktadir.

Dedigin gibi butun bu yazilanlar bir anlik bir ruyanin mahsuludur.

 

suphi

Fri, 30 Oct 2009 13:24:19

Link vermeyi unutmusum. Bi bes dakka vakit ayirip okumanizi tavsiye ederim.


http://tr.wikipedia.org/wiki/Islahat_Ferman%C4%B1

 

aom

Fri, 30 Oct 2009 13:38:59

sahip olduklarına ben de sahip olmak istiyorum.demokrasiye baktığımız taraf bu..kimsenin ben de mevcut olanlar senin de olsun diye yaklaştığı yok..birkaç yüz kişinin bir araya gelip yöneticilerini seçtiği dönemlerden arda kalan bir yönetim biçimini milyonlarca insana uydurmaya çalışıyoruz.nerden gelen sesi dinlemeli? kimin sesini kısmalı? demokrasi belki de çoktan eskidi.

boşversek misal şimdi bayrağı.sınırlar olmasa mesela.lağım fareleri ve goriller kadar, leylaklar ve toz bulutları kadar, aşk, delilik ve en az veba kadar bağımsız olsak.insanı diğer havyanlardan arıyan ne varsa unutup, yeni bir insan için yeniden yola koyulsak.

insanın doğal yaşantısının getirilerinin hak olarak tanınması başta işin yanlış tarafı.günden üç kez sıçmanız hakkınız, ondan ötesi denetimimiz altında..üçü geçen dağa çıkabilir.öyle ortalık yere sıçmayın..insan denen baştan özgür olmalı..sınırladığın birilerin serbest bırakırsan tekrar aynı sınırlar içne girmemek çin daha fazlasını ister ve bunları garantilemeye çalışır..en başından müşfik davranmıyoruz birbirimize.

şimdi kürt açılımıysa tabiki samimi değil..açtıkları yerlerinden hava alıyor bu açılım.açtıkça kötü koku yapıyor.kürtler artık kaybedilecek nufüs olarak görülmüyor..yüzbinlerce arıyı peşine takıp bir hareket gerçekleştirebilirsin..yüzbinlerce ayıyıda.insanı da.çoğunluğun ses getirdiği düzen bu.demokrasi bu.

 

aom

Fri, 30 Oct 2009 13:42:42

bir kişinin yazdıklarından yargılanması çok tehlikeli..bütün dünyayı havaya uçurmak isteyen bir deli oluyorum geceleri..etrafa notlar alıyorum bununla ilgili..ve evet insanlar korkacaklarsa eğer, henüz hiç yazılmamış olandan korkmalıdırlar..yazı eylemi yavaşlatır.seni öldüreceğim diyorsam, seni öldürme istediğimin bir kısmını kağıda bırakmışımdır.

 

Fri, 30 Oct 2009 13:44:51

pek faydalandım bu yazıdan.

 



Leave a Reply