Roll Dergisi’nden “rollemece” (100. Sayı şerefine verdiği posterdeki yazıların tamamı)

Birkaç ay önce Los Angeles’ta Leonard Cohen’le bir öğle yemeği yiyecektik. Buluşmadan bir saat önce, arayıp beni göremeyeceğini söyledi. Yaptığı açıklama şöyleydi: “Dünya, seni görmeme izin vermeyecek kadar fazla benimle ilgili.” Ona “ bu da ne demek şimdi, nasıl dünya seninle fazla ilgili?” diye sordum. Cevabı şu oldu: “Eve mobilya getirecekler, onun için bugün dışarı çıkamıyorum.” SUZANNE VEGA

Hayatımda hiçbir gün 333 filan demedim. AJDA PEKKAN

İnsan bilgisin gelebileceği son nokta hayret noktasıdır. İBNİ ARABİ

Hayır hocam, ben soytarı değilim. Sanatı bir eğlence sanan o şımarık adam bilmelidir ki, ben şarkımı ancak musikiden anlayanlara dinletebilirim. O zenginse ben de bir sanatkârım, onun serveti varsa benim de izzet-i nefsim ve haysiyetim var. ZEKİ MÜREN (“Son Beste” filminden)

Şimdi sırada bir fındıkkıran bale haberi var. Daha doğrusu, bir bale haberi var, balenin adı Fındıkkıran. (Bir VJ)

-          Bu şarkıyı biliyor musun?
-          Ne yazık ki bütün şarkıları biliyorum.
TEZER ÖZLÜ, Zaman Dışı Yaşam

Rüyada org sesi işitmek, gayet üzücü ve hazin bir hadise ile karşılaşacağınıza; kendinizin org çaldığınızı görmek, neticesiz bir aşka tutularak ızdırap çekeceğinize işarettir.

Rüyada, bir musiki topluluğunda dümtek vurmanız, işlerinizde gelişme olacağına, yarıda kalan bir işinize baştan başlayacağınıza delalet eder.

Bence bütün şarkılarda havadan bahsedilmeli. Sonra şehir ve sokak adları da geçmeli, ayrıca bir-iki denizci bulunmalı. Bence bunlar şart. TOM WAITS

Cem Özer, Çelik’e soruyor: Eee, şey peki şeye ne diyorsun? Yani, evet, şarkının içinin bir felsefesi, bir bilmemnesi falan olabilmeli fikri, eee, şusu, busu da yani, insanlar sürekli de, yani benim de çok zaman yaptığım hata, yani bizden sürekli de bir mesaj vermemiz esasında beklenmiyor aslında, yani eğlendirmemiz de gerekmiyor mu? Yani toplumun eğlenmeye, deşarj olmaya da şeyi yok mu, ihtiyacı yok mu? (Cem Özer Show’dan) 

Yakından bakınca, kimse normal değildir. CAETANO VELOSO 

Benim tipimde ne var yahu? Böyle gömlek giymiş, kravat takmış, pantolonlu, tonlaması yerinde bir adamım. MÜSLÜM GÜRSES 

Bir rock’n’roll yıldızının Bill Clinton ve Tony Blair’den daha yaşlı olması biraz tuhaf değil mi? Mick Jagger: En azından hala Kraliçe’den daha gencim.  

Arkadaşlıklarımdan hep hayal kırıklığına uğradım. Bugün arkadaşlarımı, Django Reinhardt’ın sol elinin parmaklarıyla sayıyorum. SERGE GAINSBOURG 

-          Gömleğiniz merserize, bir sigara versenize.
-          Burası Kalamış, sigaramız kalmamış. 

“Figen, Hacerlerle iskeleye gittik, birazdan gelicez… Annen” (Sahafta bulduğumuz Timur Selçuk’un “Dünden Yarına” plağının üstündeki yazı) 

Uzaklar hiç bu kadar yakından saldırmamıştı. CESAR VALLEJO 

Bu senfonimde Atatürk’ü obua olarak düşünüyorum. TULUYHAN UĞURLU 

Genç olmak uzun zaman alır. PABLO PICASSO 

Cem Karaca: Şarkıları prova ediyoruz, Alman bir davulcum vardı, Dadaloğlu’nu dinleyince “bu punk” dedi. Dadaloğlu punk olur mu ya! Kafasını kopartacaktım herifin. Beyaz: - Abi ne biliyorsun, belki Dadaloğlu da kendisine punk denmesinden hoşlanıyordur. (Beyaz Show’dan) 

Yaşlılık hanım evlatları için değildir. BETTE DAVIS 

“Nasıl gidiyor” diye sormuş kör topala, “gördüğünüz gibi” demiş topal. GEORG CRISTOPH LICHTENBERG 

Bir fikrin değerinin onu ortaya atan insanın dürüstlüğüyle hiçbir ilgisi yoktur. OSCAR WILDE 

Lâleli’den dünyaya doğru giden tramvaydayız. CEMAL SÜREYYA

Ben 20 yaşında bir kızım. 25 yaşında bir zenciye delice aşığım. O da beni aynı şekilde seviyor. Beni ailemden istedi. Razı olmadılar. Kaçmaya karar verdim. Yapacağımız bu hareketi doğru buluyor musunuz?
-Bir genç kızın ailesinin muvafakatini almadan kocaya kaçmasını doğru bulmuyoruz. Bir zenci ile evlenmeye gelince, eğer hakikaten seviyorsanız, bu izdivaçtan mesud olacağınıza kanaat getirdinizse, çocuğunuzun da biraz çikolata rengi olması hoşunuza gidecekse, niçin olmasın? (Hayat mecmuasının Gönül Postası köşesinden, 1963)

Nur içinde yat anacığım
Mecbur muydun beni doğurmaya
Bir daha yapma
VÜS’AT O. BENER

Yavaşlığın keyfi neden yitip gitti böyle? Ah nerede şimdi geçmişin aylakları? Halk türkülerinin tembel kahramanları neredeler, bir değirmenden ötekine sürüklenip duran, açık havada yıldız palasta uyku çeken şu serseri tayfası nerede şimdi? Kır yollarıyla, çayırlarıyla, harman yerleriyle, doğa güzellikleriyle nereye gittiler? Bir Çek atasözü onların tatlı ayaklarını şöyle tanımlar: Tanrının pencerelerini seyrediyorlar. MILAN KUNDERA, Yavaşlık

Tanrı büyüktür, fakat orman ondan daha büyüktür. (Kızılderili atasözü)
 
İyi seyyah nereye gittiğini bilmeyendir, mükemmel seyyah nereden geldiğini bilmeyendir. LIN YUTANG

Doktorların çoğuna artık insanları sevmedikleri için güvenmez oldum. JOHN BERGER 

Madrid’de bir otelin duvarında bir levhada şöyle yazıyor: Şarkı söylemek yasaktır. Rio de Janerio havaalanının duvarındaki bir levha şöyle diyor: Bagaj arabalarıyla oynamak yasaktır. Yani: Hâlâ şarkı söyleyen insanlar var, hâlâ oyun oynayan insanlar da. EDUARDO GALEANO, Yürüyen kelimeler

Sizi bumm diye havaya uçurmak isterdim ama, sizden çıksa çıksa klik sesi çıkar. STEFI SHOCK 

Geçmiş özlemini hiçbir araç müzik kadar güçlü bir biçimde uyandıramaz. SUSAN SONTAG 

Ben insanların yapmayı bilmediği şeyleri yapması gerektiğini düşünüyorum, çünkü yapmasını bildiğimiz şeyleri zaten yapabiliriz! JEAN-LUC GODARD

Bu karpuz
Çok kırmızı
Bölüşmek şart
BEDRİ RAHMİ EYÜBOĞLU

Sabancı eski yalıları aldı. Boğaz’da oturuyor. Ama denize giremiyor. Niye? Çünkü yukarıdaki gecekondulardan gelen lağımların getirdiği boklar demokratik bir şekilde yalıların önünde dolaşıyor. ÜNSAL OSKAY

Sanattan anlamıyor olabilirim, ama neden zevk aldığımı adım gibi bilirim. AL BUNDY (“Evli ve Çocuklu”dan)

Yanlış tanımışım seni
Senli hayaller kurmuşum fazla desenli
HASAN TÜRKMEN 

Issız bir yerde bir kadın bir aslanla karşılaşırsa, eteğini kaldırıp belli yerini göstermesi yetermiş. Hayvan kükreyerek arkasını döner gidermiş. Herkes istediğine inanmakta özgürdür. AMIN MAALOUF, Afrikalı Leo 

Amerikan filmlerinden biri şöyle bitiyor: “Sorun sistem değil, insanlar”. Aynı lafı Sovyetler Birliği için de etseler ya. TARIK GÜNERSEL 

Üç şey gizlenemez, duman, aşk ve parasızlık. (Arap Özdeyişi) 

Yüreği temiz tutmak için sorular sormak yeterlidir, iyi korunan, bakımı kolay bir uzuvdur. BORIS VIAN, Yürek Söken 

Birinci Dünya Savaşı’nda 10 askere karşı 1 sivil öldü. İkinci Dünya Savaşı’nda 1 askere karşı 1 sivil öldü. Vietnam’da 1 askere karşı 100 sivil öldü. Bir dahaki savaşta sadece askerler hayatta kalacak. Haydi askere! COLUCHE 

Bruce Sprinsteen’in fikirleriyle ilgileniyorum. Çünkü Atatürk’ün fikirleri karşısına fikir tanımıyorum. ÇELİK 

Halk türküleri, halk şarkıları! Ne kadar küçümsesek, ne kadar burun kıvırsak, yaşama dört elle sarılmış vidalı tatlı lokumlardır. SALAH BİRSEL 

Müzik, geçmişin canlı tutulmasının bir yoludur. Geçmişte, gelecekte olduğundan daha fazla gelecek var. JACKIE KAY, Trompet 

Ben benim gibi olanlardan hiç hoşlanmamışımdır. OĞUZ ATAY, Tutunamayanlar 

N’aber Çelik? Atatürk nasıl? MAZHAR ALANSON 

Sormaz ki bilsin sorsa bilecek,
Bilmez ki sorsun bilse soracak
(Osmanlı-Türk atasözü) 

Hayat üç ana maddeyi çok seveceksin: Ananı, babanı, bir de seni anlayanı. MUSTAFA TOPALOĞLU 

Dönek huylu dünyayı
Sözünde durur sanma
HAFIZ-I ŞİRAZİ 

Akın Akın Kompela Hacı Hacı Gültepeli Urfa Murat (duvar yazısı) 

Ulan karı, ağzının içine salıncak kurar, sallana sallana sıçarım. (Mürüvvet Sim’den Mualla Sürer’e, “Mahalleye Gelen Gelin” filminden) 

Ölmeden önce ölürsen, ölürken ölmezsin. (Yunanistan’da Aynaroz dağında bir manastırdaki yazıt) 

Belki de dünya başka bir gezegenin cehennemidir. ALDOUS HUXLEY 

O adam ki
hareket
memuru
İkâmete
memur
edilir mi hiç?
CAN YÜCEL
Picture
Picture
 


Comments

reasonablemans

Wed, 16 Sep 2009 05:29:48

Ve diğerleri:

On numara kübistim bacım. (duvar yazısı)

Namazımı Jack Nicholson. (Beyaz Show'dan)

Yerin kulağı vardır
Benim de kulağım var
Ben yer miyim?
Yemem

 

inan6666

Wed, 16 Sep 2009 08:23:32

kamyon yazıları vardır bir de. geçmiş zaman aklımda kaldığı kadarile:

yorgunum
çekemeyen anten taktırsın
31 olsan çekilmezsin
bir sana vurgunum bir de sabah uykusuna
ayırdılar bizi

çiçek abbas' taki atışma unutulmaz tabe. onu da ilave edeyim hazır aklıma gelmişken. bu kamyon yazıları meselesine de yasak geldi galiba sonradan. vay anass.

kamyonum dizel
sevgilim güzel

yollara serptim gençliğimi
bana mısın demedi

kimse sormaz halimden

susurluk' tan geliyorum (ergenekon' dan önceki temiz toplum harekatı susurluk' ta bir kamyon kazası ile patlak vermişti)

havan kime güzelim

asırlardır yalnızım (marquez' den değil, kayahan' ın beyle bir şarkısı vardı)

bunun kaydını tutan bir iki siteye rastlamıştım, meraklısı çok kamyon edebiyatının. ne ise, şimdilik bu kadarı kafi deyip kamyonu devirmeden sağa çekelim bare.


























 

Wed, 16 Sep 2009 12:06:44

rampaların ustasıyım
gözlerinin hastasıyım

bir sana bir sabah uykusuna doyamadım

 

reasonablemans

Sat, 26 Sep 2009 13:02:11

Bu arada dergi artık 2-3 ayda bir çıkmaya başlamış...

Bravo destekçi müzik severlere...


 

aom

Wed, 28 Oct 2009 02:36:45

bize söyleyecek bir şey kalmamış gibi.çok keyifliydi okumak.sağ ol ekleme için.

 

untouchablezen

Thu, 29 Oct 2009 13:03:26

Yazınız ile mutmain oldum reasonablemans insanı.

 

reasonablemans

Tue, 10 Nov 2009 05:04:12

Roll dergisi son sayısını çıkarıyor bu hafta;

Şöyle veda etmişler 144. sayılarında;

"
'TENK YU ŞEYTAN’
Müsaadenizle bir veda sigarası yakalım, bir veda ‘kalem’i yuvarlayalım. Diyarbakır meyhanelerinde ‘kalem’ deniyor ‘yolluk’a..

İlk yudum Turgut Uyar’ın ruhuna: “Efendimiz acemilik. Bir taş alacaksınız, yontmaya başlayacaksınız. Şekillenmeye yüz tutmuşken atacaksınız elinizden. Bir başka taş, bir başka daha. Sonunda bir yığın yarım yamalak biçimler bırakacaksınız. Belki başkaları sever tamamlar. Ama her taşa sarılırken gücünüz, aşkınız, korkunuz yenidir, tazedir. Başaramamak endişenizin zevkiyle çalışacaksınız.”

İkincisi de Uyar’a: “Nedir sonsuzdan bir önceki sayının adı diyelim sonsuz eksi bir hayatın adıdır bu.”

Üçüncüsü Latin aşkına: “Sonuncu yoktur, sondan bir önceki vardır!”

Dördüncüsü, 144. Roll’a, sonsuzdan bir önceki sayıya. Veda sayısına. 13 yıl önce bu mevsimde şeytana uyduk. Uyunca da, baktık olmazsa olmayacak, zaten olmuş olmayacak olan, “olan oldu bir defa, bari hepimize yarasın” deyip yola çıktık. 13 yıl önceki kasım ayının ilk günlerinden bu yana 144 defa buluştuk –altı da “özel”i, toplam 150.

Yaradı valla. Hepimize yaradı. Ya Şeytana uymasaydIk?

George Harrison, “Beatles olmasaydı dünya sıkıntıdan patlardı” demiş. Doğru. Şu da doğru: Roll olmasaydı sen-ben-o sıkıntıdan patlardık.

Vedalaşırken gözlerinden öpelim Léo Ferré’yi: Tenk yu şeytan! Bize Roll’u verdiğin için.

Kaynak:
http://www.ntvmsnbc.com/id/25019023/

 

reasonablemans

Tue, 10 Nov 2009 05:07:26

Asıl Kaynak;
Roll Dergisi
144. Sayısı
2009 Kasım Ayı

 



Leave a Reply