yılan ve kuş / aom 08/02/2009
dikdörtgen bir masa..dikdörtgen masaların yuvarlak olanlara göre belli bir resmiyeti var..muhattabını senden uzakta tutuyor.sınırları var.herkesin yeri belli..karışmayı değil de, karşılaşmayı seviyorsanız köşesi olan masalar seçmelisiniz..ışık az..kusurları saklıyor..herkesin gözüme güzel gözükmesi bu nedenle olabilir..bunun bir diğer nedeni çiğerlerimi şıkıştıran duman olabilir.kestirmiyorum..bir yerlerden müzik sesi duyuyorum..jack johnson çalıyor olmalı.konuşurken çalınan müzik önemlidir..hızlıysa hız katar konuşmaya..yavaşsa ağırlaştırır insanı..durdurur bazen. o duruyor..öylece duruyor..konuşan biziz.arkadaşım ve ben.bazen karışıyor konuşmaya..hızlı düşündüğüne emininim.onca düşünce arasında neyi konuşmaya dönüştüreceğini seçemiyor sanırım..utangaç bir yapısı yok.ama yorgun..belki de sosyalliği pek umursamıyor.ağır konuşuyor..onaylıyor..başının hareketleriyle bağlı konuşmaya. yeşile yakın gözleri var..soğuk bakıyor.yılansı.bir yılanla göz göze kaldıysanız bu bakışı tanırsınız...sürüngen zihin taşıyor sanki..gergin ve saldırgan.kendimi de bir hayvana benzeticek olursam, kuş o an için iyi bir örnek olabilir..onca ağırlığıma rağmen hafifim..içim boşalmış gibi.bir yılan ve bir kuşun yanyana durması, yılanın saldırganlığını, kuşunda tedirginliğini besler. çiğerimi iten duman zamanı genişletiyor..zamanın göreceli olduğuna kanaat getiren adamlar, bu anımıza ortak oldular..yıllardır o masa etrafında olduğumuz hissine kapılıyorum..dahası en az bin yıl daha ordayız. intihar eden hayvanlardan konuşuyoruz..koyunlardan söz ediyor..bir tanesi bir yükseklikten atlayınca diğerleri de düşünmeden atlar diyor..ilk atlayanın toplu intahar düzenleyicisi olduğunu söylüyorum..diğerlerini yok etmek için öz kıyımı tercih ediyor..gülüşüyoruz buna..zaten gülmediğimiz bir şey yok o anda..kuşta yılanda aynı şeye gülebiliyor.aynı şekilde değil ama..kahkaha atıyorum ben, sanırım o da tısslıyor. arkadaşım daha çok eğleniyor..üzüm gibi gözleri var.gözlerinden akan şarabın şarhoşluğunda belki de..bir hikaye anlatmaya başlıyor..mor eldivenin hikayesi.sonu gelmez bir öykü bu..anlatsan bir ömür sürer,dinlesen bir ömürden uzun..dinleyicinin sabrını ölçer, başka da bir işe yaramaz..iyi anlatamazsan bir yerlerde bırakırsın dinleyicisini, dilin dönüyorsa gittiğin yere götürürsün.zamanımız bol..bin yıllık ömür bahşettiler bize tanrılar..nasıl istersek öyle doldurabiliriz..ama bu öykü fazlaca komik..dinlediğini biliyorum.dinlerken başka şeyler düşündüğünü de.öykü bir yerde donuyor.hikayenin içinden mor eldiveni çekip giyiyor. masanın üzerinde duran bıcağı alıyor..sessizce, belli etmeden.görüyorum..mor eldivenleriyle katilim olacak. 'hayır diyorum, bırak o bıçağı derhal yerine, ve sakın bir daha alma' bıcağın elindeki duruşundan, kimi öldürmek istediğini anlamaya çalışıyorum..bitmeyen hikayeye son vermek istemiş olabilir mi..bilmiyorum..aklım bir katilin ki gibi çalışmıyor.kuş kalbi taşıyorum.korkuyorum. şurda dursun diyerek tezgaha koyuyor bıçağı..neden aldın onu eline diye soruyorum..korkmuş olabileceği aklıma geliyor..o almazsa başkasının alabileceğini düşünmüş olabilir..bizden korkmuş olmasını garipsiyorum.. ilkel dürdütlerimiz şaha kalkıyor.o sürüngen oluyor.ben kuş..o avcı oluyor, ben av. bitmeyen bir öyküyü bitiriyoruz. Commentssilky kata Sun, 02 Aug 2009 16:27:51 yok yau bitmiyor bu öykü. 2nci raundunu izliyoruz hatta. Razielz Sun, 02 Aug 2009 16:28:11 bi cirpida okudum valla, sahane aom Mon, 03 Aug 2009 02:04:43 silky kata,boks maçımı bu yahu:)? kopanisti Mon, 03 Aug 2009 07:34:07 kopanisti Mon, 03 Aug 2009 07:35:45 Yuvarlak masada da karşılıklı oturuyorsan, gene uzak olunuyor. biri 0 derecede biri 180 derecede oturursa örneğin. Yada biri 90 derecede biri 240 da oturursa Dejavuu88 Mon, 03 Aug 2009 07:38:38 Her bit yeniği, zannımca ya herşeyi anlamlandırmaktan ya da herşeyi anlamlandırmamaktan çıkıyor. Ne dersiniz aom ? Birbirinden farklı insanları yüklenen şu dünya alemde herşey devamlı değişmekte. Tanıma ve tanımlama sürecinin şu bolluk devrinde ihtiyaç duyulmayacak kerte kısa tutulması, dar zamanlara tuhaf dışavurumlar sığdırmak için yeterli bir zaman dilimi. Tüm bu gelgitlerden, farklılıklardan, melek ve şeytanlarımızın günümüz zaman ve zeminindeki tezahürleri ışığında, insanoğlunun düşündürdüklerinde hangi sarkaca tutunacağını şaşırıyor bir başka insan. Dejavuu88 Mon, 03 Aug 2009 07:41:34 yorumum uçtu mu kopanisti Mon, 03 Aug 2009 07:50:24 cümle içinde kullandığınız kerte kelimesinin hayranıyım, aom Mon, 03 Aug 2009 07:56:51 sersemim.uykudan uyandım..yuvarlak masadaki en uzak açılarımı hesapladın oturup..istersen 0-180, 1-181 , 2-182 noktalarını seçip oturabilirsin lakin bence öyle oturuyorsan,aynı masaya bile oturma:) gönder karşı masaya ordan halledin işi. Dejavuu88 Mon, 03 Aug 2009 08:01:37 Şimdi sevgili kopanisti, aklıma bir sual getirttiniz. Kişinin kapladığı metrekare de bu açıların merkezini yakınlığını etkileyen bir faktör müdür. Yani misal zayıııf sıskaaaa bir kişinin aynı yuvarlak masayı paylaştığı şahıs gayet 180 kilolarında bir vatandaş ise, 360 kerte 90 derecelik açılarda ne türden yakınlıkta olmuş oluyorlar. Ya da bana ne içirdiniz yahu kopanisti Mon, 03 Aug 2009 08:08:23 ben rakamlarla konuşurum, ortaya çıkacak tezahürlerle ilgilenmediğim kerte kafam karışmaz, seviyorum bu kerte sözcüğünü, şimdi de tazahür sözcüğünü sevdim. aom Mon, 03 Aug 2009 08:21:19 haklısın kop, yuvarlak masada da aynı şey oluyormuş..boşuna yazmışım ben bu öyküyü:) kopanisti Mon, 03 Aug 2009 08:22:23 baştan sormalıydın bana, sorduğun kerte böyle tezahürlere kapılmazsın Dejavuu88 Mon, 03 Aug 2009 08:23:41 kopanistiye sormalıydın için bu kadar uzun uzun yazmış bulundun. Olsun. kopanisti Mon, 03 Aug 2009 08:29:07 bbundan sonra bana sorsun için o kerte açıklamalar yaptım, gerisine karışmam Razielz Mon, 03 Aug 2009 08:37:34 sn kopanisti, gorusmeyeli nasilsin abicim? (yazardan ozur dilerim baska iletisim yeri yok) kopanisti Tue, 04 Aug 2009 00:55:33 hamdolsun iyiyiz çok şükür. Dejavuu88 Tue, 04 Aug 2009 02:53:23 evet ben de iyiyim hamdolsun çok şükür Leave a Reply |
RSS Feed