süt 3 / silky kata 08/10/2009
bölüm 2 Sağ elinin parmakları önce gerdanında dolaştılar hafif ten temasları ile ve onlar sanki kocasının dudaklarıymışçasına, kadının hayalinde... Sonra sol göğsünün sütyeni kenarından içeri kaydılar usulca. Biraz daha haşin, biraz daha intim. Sol eli ve parmakları gereken adrese acele posta teslim oldular. Üst kat komşusundan gelen sesler kendi iniltilerine karıştı, bundan kaygı duymadı. Onu eskaza dinleyen birileri olsa bile bu artık aylardır dokunulmamış bedeninin umurunda olmazdı. Kocasının alkol komalarında kaldığı süreler boyunca uyuttuğu kendi bedensel dürtüleri, baskıladığı onca hayali, o anda baraj kapaklarına baskı yapan suyu çağrıştırdı, onları karşı konulması imkansız, kontrolsüz su yerine saydı. Böyle hayal edince daha şiddetli patladı kapaklar... Akabinde kaynamaya bırakıp unuttuğu tenceredeki süt de taşarak ocağın alevini söndürdü, sıcak ve kaygan dokusuyla akıp yerlere kadar süzülürken. Vücudunun her noktası hazdan irkilmiş ve soğumaya dururken ne taşan ve her yere bulaşan süte odaklanabilirdi artık, ne de ısrarla çalınan kapı ziline... Etekleri bacaklarının üzerine sıyrılmış, göğsünün biri uygunsuz teşhire çıkmış halde yerde otururken, kapının dış kısmında da yarı alkollü kocası zili çalmaktan bitap, kapıya sırtını dayayıp yere yıkılırcasına oturmayı denemişti. Şüphesiz sızmanın eşiğinde esnerken. Zaten tam dairenin kapısından çıkmak üzere olan karşı komşuları da kapı eşiğine yığılmış alkollü adamı görünce hareketlerini hızlandırarak kapısını kilitleyip merdivenlere doğru yöneldi. Gördüğü manzara pek tanıdıktı. Bir an yalnız yaşıyor olmanın avantajlarını düşünüp, bu tarz problemleri olmadığına sevindi fakat sonra geri dönüp karşı komşusunun kapı zilini birkaç kez de o çaldı. Horlamaya neredeyse yüz tutmuş, arada sırada sayıklayan ve takatsiz cümlelerinden hiç birşey anlaşılmayan adamın bacakları asansör kapısının önünü işgal ettiğinden ve çaldığı kapı da açılmadığından çaresiz tekrar merdivenlere yöneldi. Sekiz kat merdiveni inerken kat koridoruna hakim olmuş terle karışık alkol kokusundan bir an önce uzaklaşmanın rahatlığıyla gevşedi. Radyo-çalarının kulaklıklarını taktı. Kendini o an çalmakta olan Santana ve Rob Thomas’ın Smooth tınılarına teslim etti. Binadan çıkarken ağaç dalları arasından huzmeler halinde süzülen güneş ışınları karşıladı yüzünü. Gözlüklerini taktı. Diz üstü etekliğini yürürken her adımda havalandıran diz kapakları, esen meltemin etkisiyle arada sırada geriye doğru savrulan kumral saçlarının arasından görünen boyun dövmesi çevrede konumlanmış birkaç meraklı bakışın ilgi odağı oldular. O yörüngelerine girip geçerken nefesler tutuldu, konuşulanlar bir süreliğine unutuldu, sigaraların külleri birikti, kahve fincanları, bira kupaları, okunan gazeteler havada asılı kaldılar. Bazıları ise bu nemli hava etkisiyle terleyen kalçaların meltemle havalanan eteklerin yardımıyla bir nebze olsun serinleyip serinlemediklerini düşündüler. Bu sorunun hiçbir zaman yanıtlanmayacak cevabını merak ederken onları ter bastı, adem elmaları belirgin şekilde hareket etti, yutkunurlarken. Biraz ileride genç kız bir taksiye işaret etmek için kolunu havaya kaldırırken, onlar oturdukları masalardan, köşesinde bekledikleri gazete bayiinin kaldırımlarından ışınlanarak kıza çoktan sarılmış, o anki tahayyüllerinde göğüslerini mıncıklamaya koyulmuşlardı bile... Taksiye bindikten sonra yaklaşık 10 dakika sonra ineceği adresi verdi. Şoföre şehrin ana trafiğine çıkmadan ara sokaklardan gitmesini rica ederken de çantadan aynasını çıkarıp makyajını kontrol etti. Bir yandan tamamıyla yeşillenmiş ağaçların geniş kaldırımlar üzerinde yürüyen kayıtsız ve mutlu insanların üzerine vuran gölgelerine bakıyor, diğer yandan da kendisini 10 dakika sonra bir brunch sofrasında karşılayacak olan erkek arkadaşının biseksüel olma ihtimalini geçiriyordu aklından. Çok değil birkaç gece önce içkinin etkisiyle mi yoksa gayet doğal bir dürtüyle mi olduğuna henüz tam karar veremediği ve kafasını hala meşgul eden bakışını anımsadı onun, o adama bakarken. bölüm 4 Commentsinan6666 Mon, 10 Aug 2009 06:29:48 iyi geliyor silky kata. ayrica iyi gidiyor. kesif gelgit durumu var yazının, beylesi gide gele okuyanda netice hakkaten şahane oluyor. aom Mon, 10 Aug 2009 08:44:06 bu hikaye her türlü okutur kendini.keyifle de okudum bunu bil.ellerine sağlık.ama her yazında olduğu gibi bunda da öznesi çoğul olan cümlelerin fiillerini çoğullaştırmışsın.fiillerin çoğul olması beni okurken durduruyor..yanlış bir kullanım ve kulağa da hoş gelmiyor.buna biraz dikkat etmen fena olmaz.istersen örnekleyebilirim.bunu söylemekten daha önce vazgeçmiştim, şimdi durduramadım kendimi..umarım kabalık olarak görmezsin. silky kata Mon, 10 Aug 2009 09:46:36 düzelteceğim çok şey var. hataları bildirmen iyi olmuş. bilakis memnunum bu tarz eleştiri almaktan. ne'apayım. gidip biraz dilbilgisi çalışayım bare. aom Mon, 10 Aug 2009 12:46:51 özne cansız varlıksa ve çoğulsa, fiili çoğullaştırmak gerekmez.saçlarım dökülüyor deriz, saçlarım dökülüyorlar demek yerine.hepsi bu. shadowy Mon, 10 Aug 2009 23:33:14 Diğer bölümleri beklemekteyim. inan6666 Tue, 11 Aug 2009 05:36:15 bazen bırakmak daha iyidir silky kata. bırak gitsin. aşırı tafsilat tezden boğar. yazı uzmanı değilim, bilakis kötü yazıya, imla ve bina hatasına saygım vardır. zira bunlar olmasa bendeniz yazamadığım gibi başkası da yazamaz, maazallah uzmanlar toplaşıp gelir ve içinden geleni yazdırmazlar. bu kalıp hastası, şablon ukalası oruspulara ssss çekmeyi bilmek, yeri geldi mi di bi sssss git demeyi bilmek lazım. dilbilgisi filan çalışma aman, eğer dil bilmek iyi yazmağı temin etse idi o zaman dilciler yazıp çizerdi, ne var ki dili bilenler değil bilmeyenler yaparlar. bir dile hatta iyice yabancı olmak, onun içinde yapıp etmek, icatta bulunmak, verim kaydetmek noktasında fevkalade önemli bir avanta, sağlam bir istinat sağlar. o sebepten ötürü yaşar kemal için türk dilinin en iyi yazarı derler, kimbilir. kürt yaşar türkçe öğrenir ve o dilde senden benden iyi yazar yeri geldi mi di. neden ? çünkü bilmemek, yabancı olmak diyelim sanatkar adam için büyük servettir, çünkü ne oliye nedir ne değildir dei anlamağa uğraşır, anlam vermek çabasından hatta fıttırır ve bu mesaiyi okur, izleyen kimise kolayca farkedip benimser. misal, bakanda kim neyi niye yazmış, neadar sürede yazmış, içten mi deil mi anlayabiliyorum. yazı bunu söylüyor. öylesine, veresiye yazı da yau beni verevine yazdılar, hiç yazmasalar daha iyidi ama naapalım oldu bikere çok afedersin deyip puskun küskün bir vaziyette bekliyor. aom Tue, 11 Aug 2009 11:15:33 akım dediğime bokum diyecek illaki.desin bakalım nereye kadar..düzenle kuralla imla ile aklımı bozmuş olsaydım, seni götleri bir türlü kapanmayan , aça saça yazdığın kelimelerini okurken beyle keyfe gelmezdim bunca zaman..konusu sarıp sarmalamayan bir yazıyı hangi düzenle yazarsan yaz okumam..o nedenle ilk söylediğim şey ' bu yazı her türlü okutur kendini' idi. aom Tue, 11 Aug 2009 11:30:25 . Tue, 11 Aug 2009 12:39:08 o takdirde gönderilen düzeltmeyi yayına koymam olur biter. dei mi? yazıyı bol alkollü olana kadar okumadım, bilakis bekledim. zira ancak o zaman rüzgarına kapılıp savrulabildim. misal, o memeyi merak ettim, bilirsin meme müptelasıyım, taşan sütü sildim, gaz kokusu duydum. sonra taksinin kapısında o memeyi mıncıklama imkanı duydum, yumuşacıkmış. bu kadına bir kere faha gönlümü kaptırdım, aşkıyla derin uykulara daldım. çok yaşa silky kata. varol. shadowy Tue, 11 Aug 2009 12:46:29 deneme (milletin yorumu gözükmüyormuş) shadowy Tue, 11 Aug 2009 12:47:24 sorun var sitede inan6666 Wed, 12 Aug 2009 01:37:44 sorun varsa çözüm de var diyemiyorum ne yazık ki. bazı sorunları çözmek mümkün olamıyor azizim. aom Wed, 12 Aug 2009 07:54:56 dünkü serinlikten kuzey rüzgarını sorumlu tutmak yerine seni tutuyorum shadowy..tanrı bizi korusun:) shadowy Wed, 12 Aug 2009 08:16:16 Rabbın nefesi rüzgar olmuş ben onunla sonsuza eserim. kuruvaze Thu, 13 Aug 2009 12:21:24 betimlemeleriyle yerli yerinde bir yazı olmuş ve aomun söylemiş olduğu hatalar benimde gözüme çarptı, hafiften tırmalıyor açıkçası. inan6666 Fri, 14 Aug 2009 01:14:06 sen evvela "de" ekini ayrı yaz, ondan sonra eleştiriye soyun. veya hemen soyun ben birezden geliyorum bebeim. pes artık. elifi gördü mü dü mertek sanan ebu cehil tayfası eline işlek latin alfabet geçirende ahanda beyle sapıtiye işte. derhal bişeler gözüne çarpıye, vik vik bilmemne. bir de nedense hafiften tırmalıyor neden aceba ? şimdi insan bunu okuyanda aceba hazret iltifat mı yoksam istimna mı ediye, orası muallak kalıyor. işbu bilgi kirini gidermeğe tellak çağarmak istiyor. ister istemez istiyor evet istiyor. kuruvaze kişisine durduk yere bu ne şallak mallak demek istiyorum. bu ne dandik dundik söz dizimi, dövesim geliyor bir sağ bir de sol dizimi. evet. aynen eyle yapıyorum. bu esnada ne oluyor: ellerim üşüyorlar fikirlerim üşüştükleri gibi üşütük zihinlere üşenmeksizin ve de fazla düşünmeksizin ara vermeden döşemeye bir biri üstüne yapıştırıp geçiyorum fekat ellerimin üşümeleri asla neden aceba hayret doğrusu bilemedim sebebini geçmeyor geçmek bilmiyor. Allstar Fri, 14 Aug 2009 04:22:37 bütün sol ellerim , çelişkiler karşısında şaşkına döndüler. Savunmanın kendine saldırı olduğu zamanlar varlar.Tanımsız edebiyatlar ararlar..Ve çenelerini parmaklarını aslaa yormazlar aom Fri, 14 Aug 2009 04:43:47 evvelinde saygı duyuyordun sen bu imla hatalarına..şimdi kalkmış bir 'de' yüzünden hamama kadar gidiyorsun.taraf olacağım diye kendi karşına geçme hiç değilse.döşeyeceğim diye çekmezsen ellerini betondan, ellerin üşürler..daha da çok üşürler. inan6666 Fri, 14 Aug 2009 05:56:01 çarşıda karının biri delirmiş, yok mu beni siken dei geziyormuş. devamını sonra anlatayım. şimdi çok işim var. aom Fri, 14 Aug 2009 06:41:16 sen gitme sakın. xy Fri, 14 Aug 2009 06:44:04 eğlenceli olmaya başladı:) kopanisti Fri, 14 Aug 2009 06:54:40 çarşı dönüşü hikayeyi bekliyorum kardeşim, mahrem deyilse anlatırsın, mahremse anlatmazsın silky kata Fri, 14 Aug 2009 08:03:30 çizdim herşeyi. sil baştan aldım. çalışıyorum. günlerdir çalışıyorum. fakat kuzum bu dilbilgisi bana pek iyi gelmiyor. halvetler içine gark oldum. mesela şu u haflerinin üzerinden geçerken yavaşlama ihtiyacı duyuyorum, uzuyor u'lar, gözlerim kararıyor, nefesim sıkışıyor. herşey birbirinin içine geçiyor sanki. bildiğin gibi değil. geçerken kıvrılıyor, yukarı doğru dönüyor burgaçlanıyor, dünyanın merkezine uzun bir yolculuğa çıkıyorum. uhh, başım dertte... inan6666 Fri, 14 Aug 2009 12:07:11 iki kere iki dert eder. evet silky kata. bunu dert etmesen de olur. kuruvaze Sat, 15 Aug 2009 15:51:37 inan, inan, inan; bakıyorum da kendini becermekten hala uzak durmuyor, kendine karşı malubiyetlerinin acısını yoldan gelip geçenlerden pavlayarak çıkarıyorsun. önce hırlamayı öğren de, köpek olmanın zevkine var. inan6666 Sat, 15 Aug 2009 16:20:15 kayık gibi kaydım sana Sun, 16 Aug 2009 02:27:13 pamuk prensesin bir cadısı misali gördüm seni, ellerin ağzın ırağın da duydum seni, ifaden güçsüz kalınca küfüre sarmış buldum seni... emre dölözoğlu Mon, 17 Aug 2009 01:30:07 lan kuru, ne kasar gotmussun. vir vir, zir zir. kafa siktin. inan6666 Tue, 18 Aug 2009 12:51:18 neden hala zevzekleniyorsun ? derdin ne senin ? ne istiyorsun ? yazacaksan buyur yaz. yoksa sus. küfrün de bir edebi vardır, bunu bilmen gerek. şu yukarıda yaptığın oldu mu, içine sindi mi şimdi ? sen hiç sokakta böyle küfretmeyi denedin mi ? bir dene de gör bak neler oluyor. ne imiş ? suçlayamazsın :: çok mu filim seyrediyorsun nedir ? cant blame my cock filan bruce willis misin lan başıma ? ne demek suçlayamazsın ? sonuna bir de ünlem koymuşsun onu neye koydun hesaabını ver çabuk. hem sikini referans gösteriyorsan bare resmini yükle siteye de bilelim. bak işe sikten taşaktan girersen kaybedersin açık söylüyorum. sana göre işler değil bunlar kuru. biz burada mafyatik bir düzen kurduk. sanıyor musun bu site göründüğü gibi dandik bir blogdan ibarettir, hayır asla değildir. zipsofistler için burası görünüşten ibarettir. bunun içi, dışında bir duvarı vardır. doğrusu biz senin gibileri o kabuğun dışında özenle tutmayı biliriz, asla içeriye buyur etmeyiz. bil ve ona göre davran diye haber veriyorum. haybeye konuşuyorsun. haybeye küfretmeyi deniyorsun. olmuyor. o kadar pas verdik, değerini bilemedin. olmadı kuru. bu dublaj ağazı, bu montaj beyni daha çok işletmen lazım. kuruvaze Tue, 18 Aug 2009 14:19:58 inan bi bak bakim kim önce bahsetmiş apış arasının metrekaresinden? önce algı sonra yargı bacım... kuruvaze Tue, 18 Aug 2009 15:00:35 ölmeden önce söylenmesi gerekiyor muhakkatiyetle dilin libasları. inan6666 Wed, 19 Aug 2009 00:51:25 şu yukarıda yazdıklarını dön tekrar oku demiyorum. okuyabilsen beyle berbat yazamazdın. okuyamıyorsun. cahalsın. cahil demiyorum bak. cahalsın. bana öykünen hıyar herifin tekisin. daha olmadan kendini tezgaha yatırıp pazarlamaya uğraşman boşuna. dün aceba bir hata yapıyor olabilir miyim temkinile kimsenin uğramadığı bloguna bir bakayım dedim. sıçıp sıvamışsın kuruvaze. orda sergilediğin bu pespayeliğe kimse itibar etmeyince aklınca dur iyisi mi zipsofism' e dadanayım, belki götime bir parmak ordan yerim deyip buraya düşmüşsün. serçe parmağa razı olan ibne ruhun kallavi yaraa yediği zaman tıkanıp kalman, ağaz dolusu beyle zırvalaman gayet normal bir durum. bir süre beklersin, geçer. şimdi seni sakin olmaya, kıçını başını silip temizlenmeye ve kendi bloguna defolup gitmeye çağarıyorum. git orada ne istersen, kime istersen, nasıl istersen yaz. ama burada kalkıp kimseye şunu şöyle yaz, bunu beyle yaz, bu oldu bu olmadı diyemezsin. hele bu tıfıl halinle asla diyemezsin. çünkü yazamıyorsun kuruvaze. yazamıyorsun. anlatamıyorsun. olmuyor. o sende yok. ama bir kibir var, maaşallah. vermiş yaradan, diyecek bişe yok. işte bu kibirli götin halini gören bundan beyle gelip gelip daldıracak sana, hiç şikayet etme. akılsız başın cezaasını dübür dibi çekermiş. yok, ben bundan zevk alıyorum dersen o zaman işin rengi değişir. ona karışacak değilim. paşa gönlün bilir. kuruvaze Wed, 19 Aug 2009 12:58:30 o denli zekisin ki; hayran olmamak elde değil. net güzeli... kuruvaze Wed, 19 Aug 2009 13:03:44 http://www.benbigun.com/126-algi-bozukluklari.htm kuruvaze Wed, 19 Aug 2009 13:15:44 söylediklerim konusunda fikrimi değiştirdim. Leave a Reply |
RSS Feed