bölüm 2

Sağ elinin parmakları önce gerdanında dolaştılar hafif ten temasları ile ve onlar sanki kocasının dudaklarıymışçasına, kadının hayalinde... Sonra sol göğsünün sütyeni kenarından içeri kaydılar usulca. Biraz daha haşin, biraz daha intim. Sol eli ve parmakları gereken adrese acele posta teslim oldular. Üst kat komşusundan gelen sesler kendi iniltilerine karıştı, bundan kaygı duymadı. Onu eskaza dinleyen birileri olsa bile bu artık aylardır dokunulmamış bedeninin umurunda olmazdı. Kocasının alkol komalarında kaldığı süreler boyunca uyuttuğu kendi bedensel dürtüleri, baskıladığı onca hayali, o anda baraj kapaklarına baskı yapan suyu çağrıştırdı, onları karşı konulması imkansız, kontrolsüz su yerine saydı. Böyle hayal edince daha şiddetli patladı kapaklar... Akabinde kaynamaya bırakıp unuttuğu tenceredeki süt de taşarak ocağın alevini söndürdü, sıcak ve kaygan dokusuyla akıp yerlere kadar süzülürken. Vücudunun her noktası hazdan irkilmiş ve soğumaya dururken ne taşan ve her yere bulaşan süte odaklanabilirdi artık, ne de ısrarla çalınan kapı ziline... Etekleri bacaklarının üzerine sıyrılmış, göğsünün biri uygunsuz teşhire çıkmış halde yerde otururken, kapının dış kısmında da yarı alkollü kocası zili çalmaktan bitap, kapıya sırtını dayayıp yere yıkılırcasına oturmayı denemişti. Şüphesiz sızmanın eşiğinde esnerken.

Zaten tam dairenin kapısından çıkmak üzere olan karşı komşuları da kapı eşiğine yığılmış alkollü adamı görünce hareketlerini hızlandırarak kapısını kilitleyip merdivenlere doğru yöneldi. Gördüğü manzara pek tanıdıktı. Bir an yalnız yaşıyor olmanın avantajlarını düşünüp, bu tarz problemleri olmadığına sevindi fakat sonra geri dönüp karşı komşusunun kapı zilini birkaç kez de o çaldı. Horlamaya neredeyse yüz tutmuş, arada sırada sayıklayan ve takatsiz cümlelerinden hiç birşey anlaşılmayan adamın bacakları asansör kapısının önünü işgal ettiğinden ve çaldığı kapı da açılmadığından çaresiz tekrar merdivenlere yöneldi. Sekiz kat merdiveni inerken kat koridoruna hakim olmuş terle karışık alkol kokusundan bir an önce uzaklaşmanın rahatlığıyla gevşedi. Radyo-çalarının kulaklıklarını taktı. Kendini o an çalmakta olan Santana ve Rob Thomas’ın Smooth tınılarına teslim etti.

Binadan çıkarken ağaç dalları arasından huzmeler halinde süzülen güneş ışınları karşıladı yüzünü. Gözlüklerini taktı. Diz üstü etekliğini yürürken her adımda havalandıran diz kapakları, esen meltemin etkisiyle arada sırada geriye doğru savrulan kumral saçlarının arasından görünen boyun dövmesi çevrede konumlanmış birkaç meraklı bakışın ilgi odağı oldular. O yörüngelerine girip geçerken nefesler tutuldu, konuşulanlar bir süreliğine unutuldu, sigaraların külleri birikti, kahve fincanları, bira kupaları, okunan gazeteler havada asılı kaldılar. Bazıları ise bu nemli hava etkisiyle terleyen kalçaların meltemle havalanan eteklerin yardımıyla bir nebze olsun serinleyip serinlemediklerini düşündüler. Bu sorunun hiçbir zaman yanıtlanmayacak cevabını merak ederken onları ter bastı, adem elmaları belirgin şekilde hareket etti, yutkunurlarken. Biraz ileride genç kız bir taksiye işaret etmek için kolunu havaya kaldırırken, onlar oturdukları masalardan, köşesinde bekledikleri gazete bayiinin kaldırımlarından ışınlanarak kıza çoktan sarılmış, o anki tahayyüllerinde göğüslerini mıncıklamaya koyulmuşlardı bile...

Taksiye bindikten sonra yaklaşık 10 dakika sonra ineceği adresi verdi. Şoföre şehrin ana trafiğine çıkmadan ara sokaklardan gitmesini rica ederken de çantadan aynasını çıkarıp makyajını kontrol etti. Bir yandan tamamıyla yeşillenmiş ağaçların geniş kaldırımlar üzerinde yürüyen kayıtsız ve mutlu insanların üzerine vuran gölgelerine bakıyor, diğer yandan da kendisini 10 dakika sonra bir brunch sofrasında karşılayacak olan erkek arkadaşının biseksüel olma ihtimalini geçiriyordu aklından. Çok değil birkaç gece önce içkinin etkisiyle mi yoksa gayet doğal bir dürtüyle mi olduğuna henüz tam karar veremediği ve kafasını hala meşgul eden bakışını anımsadı onun, o adama bakarken.

bölüm 4
 


Comments

inan6666

Mon, 10 Aug 2009 06:29:48

iyi geliyor silky kata. ayrica iyi gidiyor. kesif gelgit durumu var yazının, beylesi gide gele okuyanda netice hakkaten şahane oluyor.

 

aom

Mon, 10 Aug 2009 08:44:06

bu hikaye her türlü okutur kendini.keyifle de okudum bunu bil.ellerine sağlık.ama her yazında olduğu gibi bunda da öznesi çoğul olan cümlelerin fiillerini çoğullaştırmışsın.fiillerin çoğul olması beni okurken durduruyor..yanlış bir kullanım ve kulağa da hoş gelmiyor.buna biraz dikkat etmen fena olmaz.istersen örnekleyebilirim.bunu söylemekten daha önce vazgeçmiştim, şimdi durduramadım kendimi..umarım kabalık olarak görmezsin.

 

silky kata

Mon, 10 Aug 2009 09:46:36

düzelteceğim çok şey var. hataları bildirmen iyi olmuş. bilakis memnunum bu tarz eleştiri almaktan. ne'apayım. gidip biraz dilbilgisi çalışayım bare.

 

aom

Mon, 10 Aug 2009 12:46:51

özne cansız varlıksa ve çoğulsa, fiili çoğullaştırmak gerekmez.saçlarım dökülüyor deriz, saçlarım dökülüyorlar demek yerine.hepsi bu.

 

shadowy

Mon, 10 Aug 2009 23:33:14

Diğer bölümleri beklemekteyim.

 

inan6666

Tue, 11 Aug 2009 05:36:15

bazen bırakmak daha iyidir silky kata. bırak gitsin. aşırı tafsilat tezden boğar. yazı uzmanı değilim, bilakis kötü yazıya, imla ve bina hatasına saygım vardır. zira bunlar olmasa bendeniz yazamadığım gibi başkası da yazamaz, maazallah uzmanlar toplaşıp gelir ve içinden geleni yazdırmazlar. bu kalıp hastası, şablon ukalası oruspulara ssss çekmeyi bilmek, yeri geldi mi di bi sssss git demeyi bilmek lazım. dilbilgisi filan çalışma aman, eğer dil bilmek iyi yazmağı temin etse idi o zaman dilciler yazıp çizerdi, ne var ki dili bilenler değil bilmeyenler yaparlar. bir dile hatta iyice yabancı olmak, onun içinde yapıp etmek, icatta bulunmak, verim kaydetmek noktasında fevkalade önemli bir avanta, sağlam bir istinat sağlar. o sebepten ötürü yaşar kemal için türk dilinin en iyi yazarı derler, kimbilir. kürt yaşar türkçe öğrenir ve o dilde senden benden iyi yazar yeri geldi mi di. neden ? çünkü bilmemek, yabancı olmak diyelim sanatkar adam için büyük servettir, çünkü ne oliye nedir ne değildir dei anlamağa uğraşır, anlam vermek çabasından hatta fıttırır ve bu mesaiyi okur, izleyen kimise kolayca farkedip benimser. misal, bakanda kim neyi niye yazmış, neadar sürede yazmış, içten mi deil mi anlayabiliyorum. yazı bunu söylüyor. öylesine, veresiye yazı da yau beni verevine yazdılar, hiç yazmasalar daha iyidi ama naapalım oldu bikere çok afedersin deyip puskun küskün bir vaziyette bekliyor.

şimdi, bu yazı bir ve birden fazla sebepten bence çok şahane olmuş. bir kere beldenaşşa meselesini fikre ve tasavvura bağlama gayreti var, ama bu gayret mutlaka sikiş fikre muhtaçtır didaktik güzergahı üzerinden gitmiyor ve belki sikiş ameliyesini yüzdeyüz berrak hiç göremeyeceğiz, yazar bizi periferide dolaştırı verip belki sonra masum okuru merkezde sikertmenin hesaabını yapıyor, tam kestiremiyorum fekat kesif bir tedirginlik duyuyuyorum sahneleri izlerken. örnek veriyorum: süt taştı ve ocak söndü, ocağın emniyeti var mı yok mu, gaz salınıı devam ediyor mu ? bana göre ediyor olması, hatta mutlaka etmesi lazım. zira burada rayından çıkan bir tiren gibidir başta görünen kadın. evet, bir rayda gibidir fekat belli ki ok raydan çıkmıştır, baksanıza kapaklar patlamakta savaklar çığlık atmaktadır. peki o zaman, peki madem müellif beyle bir tantanayı gayet güzel kopartmakta, bizi belirsize gayet mutedilber adımlarla taşımakta iken ne dir dilbilgisi gibi dingomatik bir meseleyi kurcalaması çok rica ederim ? gereksizdir.

mutedilber iyi oldu gibi sanki me. evet bunu unutmayım. mutedilbaz olur mu ? dilbaz konuşkan öte yandan mute sessiz demek olduğuna göre, beri taraftan mutedil dilbaz hani yerine göre konuşan ise burada çok çaprz oluyor o zaman mana. demek istediğim, bu işler fazla çomaklamağa gelmez. ne yazacağını anında şaşırırsın. yazı bir hayvandır, yazı vahşi hayvandır. ben bu halinden memnunum. ever yazı bir ibnedir de yerine göre, ama şimdi aleni ibneliğin de hiç alemi yok. shadowy' e katılıyorum, diğer bölümlere heveslenmiş halde ve beklemedeyim.

 

aom

Tue, 11 Aug 2009 11:15:33

akım dediğime bokum diyecek illaki.desin bakalım nereye kadar..düzenle kuralla imla ile aklımı bozmuş olsaydım, seni götleri bir türlü kapanmayan , aça saça yazdığın kelimelerini okurken beyle keyfe gelmezdim bunca zaman..konusu sarıp sarmalamayan bir yazıyı hangi düzenle yazarsan yaz okumam..o nedenle ilk söylediğim şey ' bu yazı her türlü okutur kendini' idi.
dil bilmek iyi yazmak demek değilmiş, tespite bak, maşallah, 25 yıllık ömrümü bu işe adasam böyle bir çıkarsama yapamazdım..kim aksini söyledi bunun. ben değil.dil bilmek iyi yazmak değildir, ama iyi yazmak dili iyi bilmekten geçer..aç ince mehmet'i bir tane çoğullaştırılmış fiil bul asıyım kendimi şehir meydanında..
madem ki dile yabancı olmak, merakı tetikleyen bir şey, öyleyse bu şu anlama geliyor..öğrenilecekler var ve bunları öğren.sen öğren ve yerine merak eden diğerleri gelsin..bilgiye dönüşmeyen kuru bir meraktan söz ediyor olamazsın di mi sen de..merak et ve merak et ve merakınla kal.
senin bu söylediklerinle ruhları sızım sızım sızlayan yazanlar bir virgüle bir ömür koymuş insanlar da var.yazının kuralsız olması beni bozmaz..severim dağınıklığını yazının..ama bu yazıda çoğul ekleri çok fazla geldi söyledim.bırak ne yapacağına karar verme hakkı da silky katanın olsun.

 

aom

Tue, 11 Aug 2009 11:30:25

.

 

Tue, 11 Aug 2009 12:39:08

o takdirde gönderilen düzeltmeyi yayına koymam olur biter. dei mi? yazıyı bol alkollü olana kadar okumadım, bilakis bekledim. zira ancak o zaman rüzgarına kapılıp savrulabildim. misal, o memeyi merak ettim, bilirsin meme müptelasıyım, taşan sütü sildim, gaz kokusu duydum. sonra taksinin kapısında o memeyi mıncıklama imkanı duydum, yumuşacıkmış. bu kadına bir kere faha gönlümü kaptırdım, aşkıyla derin uykulara daldım. çok yaşa silky kata. varol.

 

shadowy

Tue, 11 Aug 2009 12:46:29

deneme (milletin yorumu gözükmüyormuş)

 

shadowy

Tue, 11 Aug 2009 12:47:24

sorun var sitede

 

inan6666

Wed, 12 Aug 2009 01:37:44

sorun varsa çözüm de var diyemiyorum ne yazık ki. bazı sorunları çözmek mümkün olamıyor azizim.

 

aom

Wed, 12 Aug 2009 07:54:56

dünkü serinlikten kuzey rüzgarını sorumlu tutmak yerine seni tutuyorum shadowy..tanrı bizi korusun:)

 

shadowy

Wed, 12 Aug 2009 08:16:16

Rabbın nefesi rüzgar olmuş ben onunla sonsuza eserim.
(sagopa)

 

kuruvaze

Thu, 13 Aug 2009 12:21:24

betimlemeleriyle yerli yerinde bir yazı olmuş ve aomun söylemiş olduğu hatalar benimde gözüme çarptı, hafiften tırmalıyor açıkçası.

 

inan6666

Fri, 14 Aug 2009 01:14:06

sen evvela "de" ekini ayrı yaz, ondan sonra eleştiriye soyun. veya hemen soyun ben birezden geliyorum bebeim. pes artık. elifi gördü mü dü mertek sanan ebu cehil tayfası eline işlek latin alfabet geçirende ahanda beyle sapıtiye işte. derhal bişeler gözüne çarpıye, vik vik bilmemne. bir de nedense hafiften tırmalıyor neden aceba ? şimdi insan bunu okuyanda aceba hazret iltifat mı yoksam istimna mı ediye, orası muallak kalıyor. işbu bilgi kirini gidermeğe tellak çağarmak istiyor. ister istemez istiyor evet istiyor. kuruvaze kişisine durduk yere bu ne şallak mallak demek istiyorum. bu ne dandik dundik söz dizimi, dövesim geliyor bir sağ bir de sol dizimi. evet. aynen eyle yapıyorum. bu esnada ne oluyor: ellerim üşüyorlar fikirlerim üşüştükleri gibi üşütük zihinlere üşenmeksizin ve de fazla düşünmeksizin ara vermeden döşemeye bir biri üstüne yapıştırıp geçiyorum fekat ellerimin üşümeleri asla neden aceba hayret doğrusu bilemedim sebebini geçmeyor geçmek bilmiyor.

evet edebiyatı bulamadım belki me, fekat helebiyat konusunda çok ilerledim. ne diyordum, sen hele bi yat, ben sana edebiyat nedir ne deildir çok güzel anlaticam bebeim.

açılsınlar el kapıları şimdiki zaman.

 

Allstar

Fri, 14 Aug 2009 04:22:37

bütün sol ellerim , çelişkiler karşısında şaşkına döndüler. Savunmanın kendine saldırı olduğu zamanlar varlar.Tanımsız edebiyatlar ararlar..Ve çenelerini parmaklarını aslaa yormazlar

 

aom

Fri, 14 Aug 2009 04:43:47

evvelinde saygı duyuyordun sen bu imla hatalarına..şimdi kalkmış bir 'de' yüzünden hamama kadar gidiyorsun.taraf olacağım diye kendi karşına geçme hiç değilse.döşeyeceğim diye çekmezsen ellerini betondan, ellerin üşürler..daha da çok üşürler.

 

inan6666

Fri, 14 Aug 2009 05:56:01

çarşıda karının biri delirmiş, yok mu beni siken dei geziyormuş. devamını sonra anlatayım. şimdi çok işim var.

 

aom

Fri, 14 Aug 2009 06:41:16

sen gitme sakın.

 

xy

Fri, 14 Aug 2009 06:44:04

eğlenceli olmaya başladı:)

 

kopanisti

Fri, 14 Aug 2009 06:54:40

çarşı dönüşü hikayeyi bekliyorum kardeşim, mahrem deyilse anlatırsın, mahremse anlatmazsın

 

silky kata

Fri, 14 Aug 2009 08:03:30

çizdim herşeyi. sil baştan aldım. çalışıyorum. günlerdir çalışıyorum. fakat kuzum bu dilbilgisi bana pek iyi gelmiyor. halvetler içine gark oldum. mesela şu u haflerinin üzerinden geçerken yavaşlama ihtiyacı duyuyorum, uzuyor u'lar, gözlerim kararıyor, nefesim sıkışıyor. herşey birbirinin içine geçiyor sanki. bildiğin gibi değil. geçerken kıvrılıyor, yukarı doğru dönüyor burgaçlanıyor, dünyanın merkezine uzun bir yolculuğa çıkıyorum. uhh, başım dertte...

 

inan6666

Fri, 14 Aug 2009 12:07:11

iki kere iki dert eder. evet silky kata. bunu dert etmesen de olur.

 

kuruvaze

Sat, 15 Aug 2009 15:51:37

inan, inan, inan; bakıyorum da kendini becermekten hala uzak durmuyor, kendine karşı malubiyetlerinin acısını yoldan gelip geçenlerden pavlayarak çıkarıyorsun. önce hırlamayı öğren de, köpek olmanın zevkine var.

zahiri bir şey söylememi ister misin inan! sen bir zavallısın; her halinle: inansanDA, inanmasanDA bu böyle,üslubun kayık senin bir kere; üsturupsuzsun; hadi tepin dur şimdi keyfince; kavanozsuz komposto seni...

her zaman söylerim kelime değil kelleme saldırın diye, ama boşuna bu sayıklamam; boyun o denli kısa ki görebildiğin tek şey ayaklarım. o gördüğün karaltı mı? korkma sadece gölgem!

 

inan6666

Sat, 15 Aug 2009 16:20:15

kayık gibi kaydım sana
ayaamı koydum sana
zaahirisi batıniisi
sike sike doydum sana

sana yağlarila tatbik edilen halis nebati sikertmedir, sana ve silsilene yetişir.

 

Sun, 16 Aug 2009 02:27:13

pamuk prensesin bir cadısı misali gördüm seni, ellerin ağzın ırağın da duydum seni, ifaden güçsüz kalınca küfüre sarmış buldum seni...

 

emre dölözoğlu

Mon, 17 Aug 2009 01:30:07

lan kuru, ne kasar gotmussun. vir vir, zir zir. kafa siktin.

 

Tue, 18 Aug 2009 09:28:20

kafan fahişeyse bunun için sikimi suçlayamazsın!

 

inan6666

Tue, 18 Aug 2009 12:51:18

neden hala zevzekleniyorsun ? derdin ne senin ? ne istiyorsun ? yazacaksan buyur yaz. yoksa sus. küfrün de bir edebi vardır, bunu bilmen gerek. şu yukarıda yaptığın oldu mu, içine sindi mi şimdi ? sen hiç sokakta böyle küfretmeyi denedin mi ? bir dene de gör bak neler oluyor. ne imiş ? suçlayamazsın :: çok mu filim seyrediyorsun nedir ? cant blame my cock filan bruce willis misin lan başıma ? ne demek suçlayamazsın ? sonuna bir de ünlem koymuşsun onu neye koydun hesaabını ver çabuk. hem sikini referans gösteriyorsan bare resmini yükle siteye de bilelim. bak işe sikten taşaktan girersen kaybedersin açık söylüyorum. sana göre işler değil bunlar kuru. biz burada mafyatik bir düzen kurduk. sanıyor musun bu site göründüğü gibi dandik bir blogdan ibarettir, hayır asla değildir. zipsofistler için burası görünüşten ibarettir. bunun içi, dışında bir duvarı vardır. doğrusu biz senin gibileri o kabuğun dışında özenle tutmayı biliriz, asla içeriye buyur etmeyiz. bil ve ona göre davran diye haber veriyorum. haybeye konuşuyorsun. haybeye küfretmeyi deniyorsun. olmuyor. o kadar pas verdik, değerini bilemedin. olmadı kuru. bu dublaj ağazı, bu montaj beyni daha çok işletmen lazım.

 

kuruvaze

Tue, 18 Aug 2009 14:19:58

inan bi bak bakim kim önce bahsetmiş apış arasının metrekaresinden? önce algı sonra yargı bacım...

 

kuruvaze

Tue, 18 Aug 2009 15:00:35

ölmeden önce söylenmesi gerekiyor muhakkatiyetle dilin libasları.

kişi kendisini diliyle damgalamışsa, gidip onun üzerine mürekkep atmak atanın değil dilini ortada bırakanın suçudur. her yeşili dişlerken altından yeşil çıkacağını umanlar muhakkatiyetle yanılırlar. çünkü altından ayrışan beyaz sulu etin sergisi aksini varlığıyla kanıt etmiştir. tutup elmanın çürüğünü çarığını seçersen o beyaz sulu etten başka, kılcal etlerin varlığından da kaçınılmaz haliyle. çürük meyvenin çekirdeğinden çürük ağaç çıkar mantığı ise ayrı bir acuze cürreti vesselam.

şimdi inan kişisi söylemeye cürret ediyorum çünkü, dilimin varlığından beri söylemeyi cürret değil zorunluluk görürüm. konuşmak dilimin kefareti, sözü söze aşılamak cümlenin kefareti.

şimdi senden gelen tecavüzün kaçınılmazlığıyla zatı şahanem tutup zevk almak zorunda kalması gerekti savunulurken, benden gelen tecavüz halinden neden apar topar kolluk kuvvetlerine söylensin teslim edilsin. bunu yapanın dilinin kemiğiyle bokunu karıştırmış öyle gömmüştür kendisini ağzının endamına.

atışma KAN DAVASI gibidir biri diğerini yanlışlıkla da öldürse karşı tarafın bütün sülale bitene kadar durulmaz.

şimdi sen karşıma geçmiş ağzını öyyyleee kırkına yetişememiş eşek gibi ayır bana dişlerini saydırmaya kalk sen benim kapalı ağzıma bile tahammül edeme. oldu güzelim, elini bileğinden değil topuğundan başlayarak yalasan eyiii edersin.

tepkisel integralim, yazılmış olana enval çeşit soru işaretleriyle karşılamışsın ya her şey açık ve net. başın fahişeyse sikimin suçu ne! burada bir küfürden ziyade düştüğün gafın endamı sergilenmekte. bal gibi anlamış olmana rağmen anlamamaya yatan sendeki laf salatalarıyla mevzunun üzerini topraklıyorsun vesselam. valla hiç kusura bakma burası kabir olmaktan uzak bir mevzuat. haaa azrail arıyorsan bilemem. ama şeytana saracaksan karşındayım.

bire keline bakmadan sırmayı çekiştiren güdük surat. elindekileri alıp da yere çalmadan yanına saklayan cepsiz icap. bire tersinden yapamayınca düzünden de cayan hilkat. ne kadri ne kıymeti; kendimle ehemmiyeti olmayan bir virajdan uçuruma doğru postalamışım kendimi. manzarasıyla keyif ediyorum ölümün rengini. bir adım sonrası milan, üç adım sonrası inan... bütün bunlardan banane ulan... ben tur rehberim azrail eşliğinde biraz cehennem biraz cennet. şu saatten sonra kendi dilimin gölgesi olmadan heykelini mi dikeceğim yardakçı misali yarpız tohumu gibi?

elim aşınmaz, dilim pas tutmaz. azmışsa dilin ayarı abaza misari; dur haklamaz tuz paklamaz...

 

inan6666

Wed, 19 Aug 2009 00:51:25

şu yukarıda yazdıklarını dön tekrar oku demiyorum. okuyabilsen beyle berbat yazamazdın. okuyamıyorsun. cahalsın. cahil demiyorum bak. cahalsın. bana öykünen hıyar herifin tekisin. daha olmadan kendini tezgaha yatırıp pazarlamaya uğraşman boşuna. dün aceba bir hata yapıyor olabilir miyim temkinile kimsenin uğramadığı bloguna bir bakayım dedim. sıçıp sıvamışsın kuruvaze. orda sergilediğin bu pespayeliğe kimse itibar etmeyince aklınca dur iyisi mi zipsofism' e dadanayım, belki götime bir parmak ordan yerim deyip buraya düşmüşsün. serçe parmağa razı olan ibne ruhun kallavi yaraa yediği zaman tıkanıp kalman, ağaz dolusu beyle zırvalaman gayet normal bir durum. bir süre beklersin, geçer. şimdi seni sakin olmaya, kıçını başını silip temizlenmeye ve kendi bloguna defolup gitmeye çağarıyorum. git orada ne istersen, kime istersen, nasıl istersen yaz. ama burada kalkıp kimseye şunu şöyle yaz, bunu beyle yaz, bu oldu bu olmadı diyemezsin. hele bu tıfıl halinle asla diyemezsin. çünkü yazamıyorsun kuruvaze. yazamıyorsun. anlatamıyorsun. olmuyor. o sende yok. ama bir kibir var, maaşallah. vermiş yaradan, diyecek bişe yok. işte bu kibirli götin halini gören bundan beyle gelip gelip daldıracak sana, hiç şikayet etme. akılsız başın cezaasını dübür dibi çekermiş. yok, ben bundan zevk alıyorum dersen o zaman işin rengi değişir. ona karışacak değilim. paşa gönlün bilir.

 

kuruvaze

Wed, 19 Aug 2009 12:58:30

o denli zekisin ki; hayran olmamak elde değil. net güzeli...

 

kuruvaze

Wed, 19 Aug 2009 13:03:44

http://www.benbigun.com/126-algi-bozukluklari.htm

 

kuruvaze

Wed, 19 Aug 2009 13:15:44

söylediklerim konusunda fikrimi değiştirdim.

çocuksun inan bir yetişkin mevzuları konuşulmuyor seninle. bunu daha önce farkedemediğim için kızıyorum kendime. neyse kal sağlıcakla...

 



Leave a Reply