Barbarlık kulaklarınızı mı harcar yoksa sadece tüketime olan iştihanızı mı mahveder! İkinci dünya savaşı gecesinde Trotsky sadece ya barbarlığın yahut da sosyalizmin muzaffer olacağını tahayyül edebiliyordu.

N’oldu sosyalizme! Kendimize acıma içinde donup oturup zamanın geriye akmasını ummak işe yaramaz kardeşim.

Arada bir sıklıkla kulaklarımızı temizlemek, onlara bazı yeni sesler duyurmak lüzumludur.

 

Ektravaganza (Hani bir komposizyon tıpkı musikide olduğu gibi yahut tiyatral bir dramada vahşi bir düzensizlik özellikle yine diyelim bir müzikal karikatür gibisinden) yoluynan kendimizi kendimizden çıkartıp ve de işittiklerimiz hangi şekilde işittiğimize dair şüpheler duyup uyandırıp müzik yahut de ki musikide bulunan sırları aramak işe yarayabilir tıpkı hayatta olduğu üzere.

 

Şindik demiş ki sayın Steve Kulak – bu nasıl bir soy ismidir o da akıllara zarar bir neden olabilir-  hayretinizi şaşkalozluğu bir öteye kenara bırakın da Rusya veyahut Cazdan başkaca daha da feci olanın ikisini bir araya getirmek olduğuna inanan inanır demiş.

Eee, bir de her sosyal grup bizde de olur ya toplum gibisinden topluluk kendi has deliliğini kendi yaratır. Ahanda bunlar da o misal imiş. The Ganelin Trio…

 

Bu kadar tercüme içinde debelendiğim yeter. ifadeye seyirtiğim çapulculuk adresi şudur:

 

http://www.furious.com/perfect/ganelintrio.html

 

şimdi bu bir zaman evvel duyduğum çarpan gönlüm çarptıran kıt zihnimi zorlayan muhterem  Ganelin üçlüsünün Alman  dramatist  Bertolt Brecht ve de kompozitör Kurt Weil emminin ortaklığıynan – işbirlikçi bunlar deyim size-  bir de 18. yüzyıl “ Dilencinin Operası” balad operayı anlayacakları dile aktaran Elisabeth Hauptmann bacımızın işi üzerine  “Üç Kuruşlık Opera” yı bu balad üstüne demleyip halen ve de kalen lafıyla sözüyle sazıyla pişirip sofraya koymalarından  sebeplendiğini düşünmekteyim bu Ganelin üçlüsünün.( oh my rare moments…siktret neyse)

“Üç Kuruşluk Opera”da şuncacık bişi: Macheath (Mackie Messer, yahut  Mack the Knife: Bu orospu çocuu  “Pıçakhçı”nın hikayesi uzun vallah ihtiyar ömür görmüş ) desti izdivaç buyurmuşlar Polly Peachum kahpesiynen ( polly çok sesli çığırtkan taze piliç eti taze şeftali gibi olabiler). Pek tabii Polly’nin babası bu işe çok kızar. Nası kızmasın ki London’un umum hırsızlarını şahsen kendisi zaptı rapta almışken napcak ne isteyecek kolundan tutup yahut yaka paça kıskıvrak astıracak kendince münasip gördüğü cihette kendi malı gördüğü kızını zulaya atan bi pıçakçıyı…

Amma ve lakin var bir tane bizim polis şefi Tiger Brown ( ben dilimde “Kaplan Kaka” diyebilirim) adıynan namlı Pıçakhçının beşikten eşiğe yıllarında “biladeri” hani “karındaştan da ötesin ha!” babından arkadaşı sırtını vermekten çekinmediği ve de sırtını da dayamadığı arkadaşı tarafından sekteye uğrar. Heyhat! Muktedir, güce sahiptir bu adını bi türlü dilime getiremediğim “baba”. Kendisi hırsızların en hırsızı korumacı başıdı ki herkeş ona uygun miktarda bir ödeme yapmakla mükelleftir.

(şu işbirlikçiler; Brecht, Weil, Hauptmann, kapitalizmin yalama yutmasına karşı en alt aşağılık seviyesinde gezinen müstakil insan hayvanatının dahi koruma pahasını ödemekle yüz yüze olduğunu da resmetmek istemişlermiş pek de latif olsun olmasın.)

Efendim gel zaman dön oyun derken sonunda bu malum kişi “Mack” en nihayetinde tarihler karışa yuvarlana ki yine bunu da oyunu oradan buradan aparan uyarlayanların latifliğindenmiş kraliçenin affına mı uğrar yahut kraliçenin affı onun hayatına uğrayacak uygunlukta mıdır? N’olur! sonunu okuyun aşağıda ayrıntı var.

Derdi neymiş Brecht’in “yabancılaşma etkisi” çarpıştırmak. Sloganlar duvara yansıtılmış, karakterler (grev) pankartlar(ı) taşımış yahut sırtları seyirciye dönük durmuşlar bazı zaman oyun içinde. Konvansiyonel mülk ve aynı zamanda tiyatro kalıplarını da bir cüret sorgulamaya almakmış sebep. Epey merkezi ve de epey siyasi –Hey Allahım, bana sormamıştır bu soruyu dilerim soruduysa aman deyim! – soru da “ kim daha büyük suçlu: banka soyanlar mı yahut banka kuranlar mı?” imiş.

 

http://encyclopedia.thefreedictionary.com/The+Threepenny+Opera

 

Şu Mack eski namı Macheath hikayesi uzun ömür görmüş ihtiyar dediydim. Ihı işte o. Onun adı sanı hikayesi aslen mi deel mi bilmem de, te Jonathan Swift ve de Alexander Pope  ahbaplığına dayanır dururmuş meğer. İtalyan operasına müthiş ilgili zamane ahbap çavuşları demişler üst sınf şen şakrak ne dersin mirim şu bizim maalle Newgate kırsalı havzasında hırsız ve orospularınan bir oyuna. Onların da bir arkadaşları olan J Gay ( neşeli adam dünden hazır) demiş hemen, çok güzel olar. Yalınız onlar Macheath’i az bi şekil Robin Hood minvalinde döndürmüşler. Brecht’giller demiş ki öyleyse biz başka türlü yapah.

 

http://encyclopedia.thefreedictionary.com/The+Beggar's+Opera

 

1920 de “Dilencinin Operası”  1,463 defa sahnelenmiş Hammersmith’deki  the Lyric Theatre’da.

 

Yine geldik muhterem bir başka üçlü The Ganelin Trio’ya, ortaya çıkardıkları Encores albümünden Mack the Knife şarkısı paylaşmak istedi manyak yorgun deli gönlüm garip aklım da durduramadı. Bari dedi az biraz şu şarkı nerden nerelerden gelmiş bi kendini zorla biraz yaz. Şuracta da bilgi var.

 

http://en.wikipedia.org/wiki/Mack_the_Knife

 

Bilmiyorum (bu hususta tembel bile olabilirim) Rapidshare ve muhtelif teknolji kullanmak. Uygundur değildir hiç dert değil bu yazı ile birlikte şu “Mack the Knife” parçasını ve dahi birkaç Ganelin şarkısı ekleyip duyurmak mümkündür? (Anlatabilmek istediğim bu ekleme yükleme ve duyurmayı sahip olmadığım teknolojik bilgiyle gerçekleştiremediğim. Zahmet zulüm olamayacaksa bu parça pinçik açık saçık istek parçası şeklinde tezahür eden yazıynan ortaya koyabilersiz. olursa ne ala,  yoksa hepisinin –mına koyiim de deyebiliruz.

 

okuduğum anlayana kadar canım çıkıyor belki de anlamıyorum yahut anlatamıyorum.

İllaki yeni bişey mi? evet!

(ne sıvı ne katı harcasan da saklanmaz saklanır)

---

ne deyecem ki başka

usta bir başka

düşün düşmüş

bir meydana

bu meydan ki o ola

karanlık doldursan dolmaz

günü kurutsan solmaz

alan beğenmese gül sevmez

bu meydan onun ola

özünü alsan yetmez

sözünü duysan kesmez

inan ki kanat olsan

o teki bir hiç değil

---

(zaman alıyor otuna bokuna dokunduk sıkıya alınası hayat. İhtiyaten veyahut da gerekli ve de muhtelif  taklalarla tozlu topraklı hayatta ekmeği emeği eşiğe getirip eşikten geçirirken bir de  tamir servisi çağırmak yok mu çamaşır makinesine elde çitileme yetmeyince. Neyse pahası veriyoruz tabii...)

şuradan çalabilemedim siz çalırsaz çalın.

 http://new.music.yahoo.com/ganelin-trio/tracks/mack-the-knife--14394586

 


Comments

inan6666

Mon, 15 Jun 2009 04:24:07

the video you ve requested is not available diyor kardeşim

 

Mon, 15 Jun 2009 04:31:07

işlemden geçiyor. bitsin, çalışacak.

 

Mon, 15 Jun 2009 04:32:05

olmuyormuş bu.

 

inan6666

Mon, 15 Jun 2009 04:34:48

Ganelin dei bestekar biri var aceba o mu kastedildi ?

 

inan6666

Mon, 15 Jun 2009 04:36:12

Ganelin Trio Priority - Live in Lithuania 2005

http://www.youtube.com/watch?v=8cPAwXDaYFU&hl=tr

 

inan6666

Mon, 15 Jun 2009 04:44:44

üstteki video yarım kaliye. john zorn tadı aldım, fena deilmiş ganelin.

possession - john zorn

http://www.youtube.com/watch?v=PDs3NSBJ9kM

 

inan6666

Wed, 17 Jun 2009 14:22:06

mack the knife
thass awesome

 

mengü

Sun, 21 Jun 2009 16:36:57

vesika

baxın baxın
çeşme başı varan var
elinde de testi var
bir dedi dolar akar
bir deli dolar taşar
baxın baxın
buz gibi ak da aksa
azade kaynar su da
hava da duman azad
donar kanar kaynar at
affına sığın sözün
sâlim dolansa da kan
dolsa müberrâ inan
boş bırakmaz bilmeden
testi elde çeşme başı uzan an
baxın baxın
başta âdâb ta başka
ne tahtadan ne altın
akan dolan bir cemal
bir süvar bir de su var

 



Leave a Reply