rhizome veya bizdeki karşılığı köksap nedir ? bazı bitkinin kökü toparlak şişkince olur, bunu depo olarak kullanır, buradan sürgün verir sağa sola yatay rasgele dağılıp yeni şube açar, araziye yayılır. köksaplı bitkiler daha dayanıklıdır, sıkıntıya direnecek mecalleri vardır bunların. wiki' de misal veriyor zencefil diyor, bambu diyor, başka bir iki nebat daha sayıyor bu evsafta. çoğu nebatı buradan yeşertmek mümkündür. misal patates çuğaltacaksın, malum bu bir köksaptır ve kabuğunda mevcut düğmelerden sürgün verir yeşil yeşil, işte bunları kesip toprağa gömende o patlak yeşil bişeye benzemez bilahare taptaze bir patatese neşvünema edecektir. 

köksap' ın bir mühimi daha, bu dağanık kök yapının hakkaten beyle kök yumruları pek şekilsiz, toprağın altında kendinden epey bir salmış gibi, tam beden etek yahut pantol giyende götini toparlayamayan tombul kızlara benzer surette felsefi bir metafor olarak kullanılmasıdır.

deleuze ve guattari kapitalizm ve şizofreni projelerinde veri bilgi istif tarif ve tasnif sürecinin hiyerarşik olmayan, çoklu giriş ve çıkışa müsait yapısını köksapa benzettiler. deneyimin veya kurgunun bir ağaca, bir yola benzetilmesini hatırlayın. hemi ağaç, hemi yol ileri daima ileri mucibince mecburi bir hiyerarşi içerecektir. bu nevi mimarinin mevcut imkanları insan fikrini ve imkanlarını da belirleyeceği için adamlar lineer hiyerarşik yapıların karşılayamadığı kimi sapmaları köksap benzetmesi ile kavramsallaştırmayı deniyorlar ve rasgelelik, yataylık, dağanıklık içeren girdiçıktılar halihazırda köksap yapılar olarak tarif ediliyor.

dağanık yapıların en bilinen örneği internet, bilhassa torrent benzeri dosya paylaşım programları, sonra karaborsacılar torbacılar ve terör odakları yine misal olarak verilebilir. köksap yapılarda düzen olmadığı gibi lider filan da yoktur, bu sebeple bunların bir parçasını imha etmek yapıyı ortadan tamamile kaldırmaya yetmeyecektir. köksap benzetmesi iyi kötü anlaşıldı ise kavrama ilişkin az daha tafsilata girmekte fayda olabilir.

memeli bir hayvan olmaktan başka vasfı olmayan insan, gün içi ömür boyunca sayısız bilgiye maruz kalır ve bunları belli bir hiyerarşi içinde istiflemesi mümkün olmadığı için kimi biriktirme - sonradan erişebilme stratejilerine ihtiyaç duyar. gelen veriyi şifrelemek çözümlerden biridir. gelen veriyi budamak, özüne ulaşmak yöntemlerden biridir. elbette zip dosyayı unzipped haline getirebilecek algoritmalara sahip olmak mutlaka gereklidir yoksa onca kırpıntının arasında zihin boğulabilir. gelen veriyi eyle hemen içeri almamak olabilir. verinin gelişi bir yana, bir de çıkışı vardır söz konusu olan. konuşmak, yazmak, ıvır zıvır şu bu. dikkat çekici olan, her türden veri girişi mecburi olarak dağanık olmasına rağmen veri çıkışının bilmem ne götten sebeple belirli
bir hiyerarşiye sahip olmasına ilişkin gündelik hatta ömürlük tedbirimizdir. blog
yazılarını pek ciddiye almayız, öte yandan edit edilmiş, kütüphaneye kurulmuş bir kitabın ağırlığı içindeki fikrlere ilişkin mühim bir referanstır. yaşadığımız evin kapısı penceresi masası perdesi neredeyse önceden belirlenmiş gibidir, biz o evlerde sığıntı gibi yaşarız ve oradaki varlığımızın izlerini silmek ister gibi delirmiş surette tertip düzen kovalarız. bilhassa ev içlerinin ameliyat odası gibi steril olmasına karşın sokakları bok götürüyor olabilir, olsun varsın. sokaklar köksap yapılardır, o ise evler basit mimari içermelidir yoksa biri başkasının evine girebilir, bu da istenen bişe olmamalıdır (hırsızlık köksap hareket tarzının lineer bir mimariye çarpıştırılmasını mutlaka içerir; burada olan, hırsızın dikey mülkiyet fikrini yatay olarak ihlal etmesidir). yine wiki' de köksap kavramının pedagojik arazilerde de kullanıldığı yazıyor. köksap öğrenim modelleri kısaca anlatılıyor. misal basit olarak bir öğretmen vardır bir de öğrenci, yukarıdan aldığı verileri işleyecek ve oluşturduğu taslak yapılar sürekli olarak denetlenecektir. öğrencinin mimari fikri öğretmenin mimari fikrile çelişecek olursa şu hep bildiğimiz sıkıntılar ortaya çıkacaktır. sürecin semptomu da bellidir; başarısız oldunuz daha çok çalışmanız gerekir.

lineer mimariye iman etmiş olanların önerdikleri cemiyet yapılarında da mutlak bir lider vardır, lider yoksa da onu içeren bir plan vardır ve önceden tanımlanan süreçte sapmaların ortaya çıkması istenmez. bunlar hastadır, hepsinin canı cehenneme diyemem çünkü kavrayışıma göre resmin nasıl okunduğu ona olan mesafemize ve fizik vaziyetimize bağlı olduğu gibi o sıra haletiruhiyemiz ne halde ise o da okumaya son derece tesir edecektir ve maruz kaldığımız resimdeki veri asasen aynen bizim gibi sürekli olarak değişmektedir; bu sebeple kesin fikirlerden mutlaka kaçınmak gereklidir, bilhassa ilkeler vaz etmekten filan kaçınmalıyız ama ilkeleden kaçınmak gerekmek dediğimde bu da bir ilke olmamalıdır. köksap yapıların naz niyazı çekilecek gibi değildir, o ise dikey
hiyerarşiler ne kadar da rahattır aziz kardeşim, bakınız sofular ve taraftarlar ne kadar mutlu insanlardır derinde yaralanmış ölmek üzere, hatta bir kısmı ölmüş de sağmış gibi zombiye bağlamış olsa bile.

yakın oldu, ittihat ve terakki' nin yönetim biçimine ilişkin bir iki bişe duydum. buna göre, bunların başkanları yok. yönetim kurulu toplandığında kendilerine geçici bir başkan seçiyorlar. kararlar alınıyor, kayıtlar tutuluyor ve toplantı dağatılıyor. üyelerden herhangi biri veya birkaçı yeniden toplanmak lüzumunu hissederse başkana topla bizi dei işmar ediyor, başkan üyeleri toplantıya çağarıyor ve orada ilk iş yeni bir başkan seçiliyor. işbu sebeple ittihat terakki üyeleri arasında hiyerarşi denecek bir alt üst ilişkisi bulunmuyor ve istimi yakalayan kısa zamanda cemiyetin bütün imkanlarını istediği gibi kullanabiliyor (bkz: enver paşa' nın yükselişi ve düşüşü). yakın tarihten köksap meselesine bir misal da ergenekon hercümercinden vermek mümkündür. bunun başında kim var aceba sorusu bu minvalde geçersiz bir sorudur, asas sorulması gereken köksapın bir kısmı mülga ise şimdi ne gibi yapıların canlı olabileceği, hangi yan yapının öne çıktığı, faal olduğu gibi ıvır zıvırdır.

hiyerarşide yan yapılar, sapmalar olmuyor mu denebilir. elbette oluyor. misal dini hiyerarşilerde bu yatay sapmalar sıklıkla söz konusu olur. din tanım ve işlevi gereği nerede ise sonsuz uzamda veri içerir, bir kısım birey veya birden fazla kimse ise bu imkanı yanlara doğru ilerletmek isterler, zaman ve kuvvet harcayarak sonunda bunu becerirler de. o ise dikey yapılarda yanlara doğru ilerlemek sistemin statiğini bozup ne var ise hepisini alaşağı olmakla karşı karşıya getirebilir. işbu nedenle tüm dikey yapılarda düzenli budamalar gerçekleştirilir, hatta budamanın mevsimi ve biçimi de belirlenip hiyerarşi zamansız ve yabancı hale getirilerek dayanımı arttırılır. bu hadisenin en iyi örneği kilise engizisyonu ve neredeyse her dinde rastlanan sapkın mezheplerdir. bir başka örnek de kontrpuan denen müzikal yapılardan verilebilir ama onu
da başka zaman hatta mümkünse bir başkası yapı versin zate müzikten o kadar anlamıyorum pek.  
 
ne ise. mevzuu köksap olduğu için rasgele dağalarak gidiyor. devam etmenin manası yok. tafsilatı ayrica kurcalamak lazım. şurada köksap hakkında güzel yazılar var. şu wiki' deki bağlantı. patates yeşertmek için yeterli bir başlangıç oldu sanıyorum. kesin bir fikrim olmadığına çok memnunum şimdi bu meseleyi ucundan öğrendiğimden beri. neise. ağazımı bozmadan yazıyı dağanık vaziyette aynen beyle bırakayım bare.  

 


Comments

Sahlanankoc

Fri, 29 May 2009 05:48:43

işte bu harika olmuş.. varol..

bu tarz yapılanmaların uzun soluklu olmasının handikapı; kökten değil de saptan tutulduğunda bağıl tüm öğelerin (havuç ve saçakları) çıkıp gelivermesidir.. tüme varımla belki öze yaklaşılamaz ama tümden gelim fırsatı doğarsa çorap söküğü gibi alıp ortaya çıkarmak mümkün olabilir -ki bu ciddi tehlike..

ergenekon saçmalığı henüz bu kadar aşikar olmamış ve hatta henüz ne dava ne örgüt ortada konuşulur iken istihbaratta görevli bir assubay abimizle sohbet fırsatı doğmuştu.. haliyle ketum bir abi bu.. candır, ciğerdir.. ama konuşmaz böyle komplo teorilerini.. susurluktan dem vurdum.. dedim "paşam nedir bu olanlar.. mafya, siyaset, kontrgerilla, derin devlet konuşuluyor her yanda.. bu kadar kolay mıydı bunları afişe etmesi..? bu kadar kolaysa nasıl bu kadar güçlü olabilirler hem..?"

"insanlar oyalansın diye ortaya attılar birçok şeyi.. derin devlet çoktan şekil değiştirdi.. şimdi ortaya atıyorlar peyderpey eski kullanılmayan uzuvlarını.. millete oyalanacak konu olsun diye.."

gayet net..

hizbullah nam radikal islami örgüt tam senin köksap mantığında çalışmakta idi.. her birim bağımsız hareket eder ve bağlı bir kaç hücre evi dışında ana gövdeye doğrudan bir bağlantısı yok.. kimse kimseyi tanımaz.. pekiyi nasıl göçerttiler..?

sapından..

alttan ilerleyip bir yere varamazsın ama tepeden çekip alman mümkün bu yapıları.. hemde inanılmaz bir hızla.. bunu simüle etmek gerekebilir belki..
--------------------------------------------------------------
bu şekilde düşünmek hoşuma gidiyor.. plan yapmak, programlı ilerlemek oldum olası becerebildiğim bir iş değildir.. kendimi uzun yıllar beceriksizlikle suçladıktan sonra farkettiğim bir gerçekliktir rastlantısal yaşamak.. çok sihirli sonuçları vardır..

hayatın karşısına hazırlıksız çıkmak çok eğlenceli ve güçlü bir eğitici..

 

kopanisti

Fri, 29 May 2009 07:56:26

harika bir yazı kardeşim, zevkle okudum çok şey öğrendim, var ol

 

mefkud

Fri, 29 May 2009 08:17:42

"inan6666: kelimelerin tozunu küfrüyle alan, terbiye edilmemiş ruhların zebanisi. hayatı karanlık kalemiyle deşen vahşi/yahşi satirik beyin."
yazmışız vaktiyle...

çok az yazabilmişiz. ne aciz çırpınışlar...
bağlantılar nefis! eline sağlık azizim!

 

emre dölözoğlu

Fri, 29 May 2009 16:07:52

tesekkuler inan. Kisa eklemek isterim, rhizome dunyasinda ozne ile nesne tam olarak ayri degil, onlar bir enerji, hareket, parca, organ. Demek istedigim, nesne ile ozne ayrimini en azindan terminolojik olarak bahsedilmesi onemli diye dusundum, neden? orn: kadin olmak (womanhood), diye bahseder deleuze, deriz ki kapatilizm kadina kendi dogurkaginili iade etti,aslinda feministler cok tiksinirler, ama feminizme de bir yol vardir, pasif dogurganliktan, kendine yok biraz uzun konu, galiba herneyse ...

 

emre dölözoğlu

Fri, 29 May 2009 16:21:35

Aaa, bundan bahsetmeliyim. Belki, biraz teknik ve sikici olabilir ama, soyle: Turbulans, bak cok acayip.
inan sever bu konuyu, yazilarinda okudugum kadariyla...
Bak nasil; simdi ucaktayiz, yandaki camdan bakiyoruz ne? Kanat, ne var yuksek hiz hava akisi, tamam.
O kanadin uzerinde olusan 2 rejim var: turbulansiz kisim ve turbulansiz kisim ( aslinda 2 farkli rejim var, farkli adlarla, cok sikici olmak konuyu boler),
Asil soru su: tamam 2 kisim var da, nasil bir ara yuzey var bu iki durum arasinda:
linkler calisiyor mu bu site de ama su linki vermeliyim: http://www.auf.asn.au/groundschool/boundary_layer.jpg
gordun mu, patatesleri (rhizome) ...

 

emre dölözoğlu

Fri, 29 May 2009 16:23:00

aslinda yukaridaki yaziya ek :
onlara turbulence spots deniyor, adapazarinda farkli buyuklute olur, gemlik'te farkli

 

emre dölözoğlu

Fri, 29 May 2009 16:42:51

ilerinin tahmin edebilir olmasini isteriz: yani deterministik,
tamamdir, sonra farkettik ki oyle degilmis, kaotikmis
o da tamam da;
bir cok durum biliriz determistik olan (yazi,tura, hadi benden de dik )
o zaman bir arayuz olmali determistik'ten kaos'a
pourquoi pas ?

 

kopanisti

Fri, 29 May 2009 22:38:04

''memeli bir hayvan olmaktan başka vasfı olmayan insan,''

yarımyüzyıl içerisinde yakalayabildiğim en sıkı tanımlama

 

Dejavuu88

Sat, 30 May 2009 14:30:57

Ancak; köksap yapılar sadece öklid ve leibniz geometrisinde geçerli olabiliyor; Lobaçevski'de ise sonuç fos. Ayrıca ilkel canlılardaki sinir düğümleri hadisesi de aynen örnek için sayılabilir. Ayrıca belli polimerleşmelerdede rizom etkisi düşünülüyor, kristalleşmelerde dahil, özellikle "phonon" yapılarda, her nekadar pratikte öyle bir sonuç elde edilememişsede.

Benden de bu kadar.

 

suphi

Sun, 31 May 2009 05:59:53

Reel ortama ayak uydurmayan koksap ruhlu agabeyim kendini tahlile calisiyor anlasiliyor.

Yazi soyle noktasi, tamlamasi duzgun ve cumlelerde samimi olunca tadindan yenmiyor.Lutfunuza mutesekkiriz.Bil vesile bu minvalde yazilarinizi bekledigimizi de soylemek isterim.

Ararsan eger,coktur su kisacik omre sigacak keder.

"Ölüm bu,
Fukara ölümü
Geldim, geliyorum demez.
Ya bir kuşluk vakti, ya akşam üstü,
Ya da seher, mahmurlukta,
Bakarsın, olmuş olacak.
Bir hastan vardı umutsuz,
Hayreti uykularda,
Hayreti soğuk sularda.
Gayrı, iki korku çiçeğidir gözleri,
İki mavi, kocaman korku çiçeği,
Açar, derin kuyularda..."

 

untouchablezen

Sun, 31 May 2009 14:26:09

İnsan yeni bir şey öğrenince; mesela gitar çalmayı öğrenince diğer yaptığı tüm şeyler yeniden şekilleniyormuş dimağda. Bir hastalık var; herşeyi öğrenme hastalığı sanırım bu sürekli öğrenmenin getirdiği haz... Yalnız şöyle bir sorun var insan beyninin kelime hafızası kısıtlı, belli bir hafızası olan harddisk gibi düşünürsek, yeni şeyler öğrendikçe bu sefer eski öğrendiklerinin üstüne yazmaya başlıyor. 1 01 010 10 1010 diye giderken 1 in üzerine 0 yazılıyor ve 0.99 oluyor bizde o yüzden hatırlamaya çalışıyoruz evvelki bazı şeyleri. bu mükerrer defa olunca harddiskte bad sektör oluşup parkinsona bağlıyorsun hardiskin kafasındaki mıknatıs özelliğini kaybettiğinden. Çocukken 2 dil öğrenenler bu konuda daha avantajlı hardisk kapasiteleri yüksek oluyor.

 

inan6666

Mon, 01 Jun 2009 01:27:02

ilaveler ne güzel güzel. istifade ediyorum saolun. yorum yine beyaz çıkacak dei çekiniyorum ama bu beni teşekkür etmekten alı koyamaz. hepinize teşekkür ederim.

 

reasonablemans

Mon, 01 Jun 2009 01:51:17

Türbülans'a ilave;

Haberlerde, günlük hayatta kullanılır hep; uçak hava boşluğuna (türbülansa) girdi diye. Kelimenin anlamı yanlış çevrilmiş;

"Türbülans hava boşluğu değildir, bilakis havanın kendisidir."


 

kimsu

Wed, 03 Jun 2009 07:27:35

http://www.dailymotion.com/relevance/search/BUSHIDO/video/x78y6a_bushido-feat-karel-gott-fur-immer-j_music

 

inan6666

Thu, 04 Jun 2009 06:04:32

ca demin arayıp anlattı. japon toprakları nükleer tecavüze uğrayanda önce bambu yeşermiş bozun ortasında. köksap nükleer saldırıya dayanabiliyor demek.

 



Leave a Reply