tarih geçmiş eskimiş, yeni bir daha. uzun sayılır yürüyüş. hindi olur mu aklındaki bir kahvehanenin adı. olur. su kenarında deniz dedikleri göle nazır. yürüyüş uzun bir bazar hayat bulvarında seversen insan sesi sözü bir de görürse gözü değme gitsin cidarına. nefes nefese asılmış gitmiş menderes de. sor niye adı kalmış yollarda. leş değil kimi dese de pisi pisine gitti. bakışı bana şu ööleydi bu bööleydi. sormadılar mı niye nasıl gidersin diye. ifade bu ya söylemeden susup da mı gitti. ne güzel dinlediler. dinlediler kararlıydı. ödü bokunda. karar verdiler gitti. terbiyesizlik etme. ödü patlamadan gitti. peki pekiyi efendim.
bir Pazar savurduk kendimizi pazara aklımızda bin bir türlü hindi. su kenarına inmeliydik yol uzun olsa da kısalır ve biliyorsun işte adım adım düştük yollara. serbest düşüş de ne harikadır biri kucaklasa beni seyrek maviliklerden düşsek serin sulara. şimdilik kontrollü düşüşler teker teker ardı ardına nasıl unutulmuşsa bir kontrol hafızada.
çekin şu gökkuşağı gözümüz önünden. takmışsın be baba yine üç kuruşa. kimde metelik eve ekmek diye. anasıyla kavgaya tutuşur çocuk yine. bu kaçıncı kim bilir sen söyle. ana yok deel öbürü ben sarı isterim. al lan işte bu da balon. yok o pembe. olum pembe deel bu leylak sarısı. leylaya al ana leylak sarısını ben sarı isterim. hay sana balon aldıran atayna… sus gebermeyesice sus kele. iki balon. eyvallah abla çocuk bunlar işte. bereket versin. tamam tamam de git hadi bereketini gör.
bir Pazar ne çabuk biter sayılı dua. inerken önce ihraç palmiyeler eskileri hastalandırıp kestiler. sonra eski portakal limon mandalin ve ender turunç ağaçları çiçekleri kokusu bürümüş havayı. dutun yaprakları yeşillenmiş beyaz kavaklar var arada tek tük ve aynalı yaprakları. o da ne! erik ağacı mı manolyanın yanında. ya üsütündeki dallardan salınan kırmızı çakma konvers ve plastik bej ve kırmızısı da asılmış iki çift terlik! ağaca ayak boş! erik terlik vermiş mevsimi evveli dalları altında silme ayak kabı dolu. bizim ağaç erik de tezgah tutmuş Ali ağabeynin ticaretine bedava. ya hu Hıdır n’aparsın mayısta güllerden. bi baksın bakalım seslen ona ya hu…
çocuklar şu ördeklere bakın. evet hepisinde perdelidir barnaklar arası. ördek, kaz, he pelikanda da var. ay balam can babam pelikan bilir çocuk okula yollar. ve bir pelikan alır iyi yazsın diye yollarda babalık… perdesiz aklıma gelir kırmızı caz bas. yüksek kaldırımda bulamadıydık da Orhan ağabeynin pasajına gittiydik Yıldırım abi demişti hatırladın mı zilleri paketleyip. amaaan amma da dağınık saç baş şu haline bi bak. neyse iyi bi çocuğa sattıydık onu da satmak denirse…
bir Pazar ilerde uçurtmalar en az iki renk. ne bu sarı mavi, kırmızı sarı, siyah beyaz… harp mi çıkcak yakında. yok ya deme! ne biliim nerde ilim. nerde benim uçurtmalarım söylesene. uçurtmaların? evet tek renk hepsi. kırmızı beyaz mavi siyah mor yeşil sarı.
( “Canım bazı şeyleri akla getirmek istemesek de baş etmekte Allah kolaylıklar versin duam. Sadece seviyorum demek istedim.”)
tek renk mi dedin. renk körü müsün. tanımasam renkleri yiyecem. deli mi ne değilim tabii. olsam olsam bazı körüm. anda da karıştır tek renk olsun. gri boz bulanık tek renk işte. ulan kırkılan kırkında ağarmış tüylerini yolam ben senin. seni n’aparım bilin ya! sus konuşma fazla.
bir Pazar. bakele suda ağaç yetişmiş vallada dut. oh a! nere bakar da görürüsün şunu bunu. al işte bi gelin de var belinde de alı. nereye bakacam bahçelerde cam cam. kör müsün baharda. buzlu bici suda dut ağacının kenarında plastik sandalyada gelin damat eli ayakta sırtını görmeden dokunmadan sıvazlar bi bakışıyla. o da ben dedim diye olur. olur mu hiç! yok yau. olur olur. karı sağlamsa at gibi ki görünen o. o da olur. hiç okumadan hem de. kes akıllı ol inatlaşma. ser bildiğin kitapları önüne. saçın teli gelin teline takılmış esintide pırıl pırıl gözleri, inci dişleri, ince beli, gözü kapalı diil bana şüpheyle gülümsedi. olur dedik işte. amma ve lakin çarşafın altındaki başka korkmasam da üzülürüm. yalnız bu gelin kız adama en az bir düğün bir düzgün kitap okutur. isterse de tersten okutur. görmesen bunları ne derdin ki! ne mi derdim?
hey allaam dokuz sekize bir adımda kalça kıran hiç böylesi bi çingene görmedim. bak bak hasbam beline bağlamamış ne eşarp ne pul endamında güveni dişiliğine diğerlerinin aksine hiç beğendirme çabası yok safi keyfine. o gülümsedi gördün mü şu kara gözlüklü esmer kadına valla bi saniyede ayakta seviştiler. görmesem inanmazdım. iyice abarttın ha! ekmek kur’an çarpsın gördüm diyorum. öteki kadının gözleri görünmüyordu da döndü döndü baktı sonra güldü. eminim neye gülüştüklerini gördüm. teki melez belki o teki çingene ne beklersin. ne pazar yarabbim ne pazar!
hıh!
n’oldu? niye hıh dedin. ağzım sulandı anam biri lokmayı öyle bi etin yağına banıp attı ki ağzına. ona dedim. sanki ben yedim. ulan ayıp bi Pazar rahat bırak insanları sayma lokmalarını. lokmasında gözüm yok ki. gözüme çarptı sadece. kapat gözlerini o zaman. düşerim! düşmezsin! yürüyemem! yürürsün! ne biliyon ki? sağır mısın manyak mısın koku da mı almıyosun. deli edici kokular. çiçeğe et karışmış ne yazık ki kırmızı diil bunlar kan gibi. tavuk eti bilemedin en babası karışık kıymadan hazır köfteye bağlamış Pazar sofrasını. kırmızı et kilosu kaç para biliyo musun sen! bakmadan nerden bildin. suyun kenarındayız. e! havada su kokusu var. e! çökecek bunlar aşağı. sonra. sonra yağmur yağacak yine gözümün nuru.
ah bak! amaniiin sarı balon! gitti gider. çocuğa bak üzgün hali di mi? değil tabii ki! nasıl ne dedin. astronot olmuş görmüyor musun. balon kaçtı elinden yanlışlıkla sen görmedin mi. hiç mi çocuk olmadın. yemiş yutmuş anasını… deney parasıyla değil mi özgürlüğe. bakiim bakim dedi görmedin mi sen? tamam şimdi gördüm kıza bak gitti balon. toplanalım mı? serinledi hava. olur canım eksik kalmayalım istersen. gitmeden bana şu boyalı pamuk şekerden alsana. bana da pamuktan verceksen alırım. tamam al!
bir pazardı ki sorma gitsin. kız gibi. mesaj geldi sonra... görüşemeyeceklermiş. o gün hastanede geçmiş. teyze oğlunun kayınbiraderi hastaları var ya. reanimasyona almışlar. başını bekler dururlar halen. kızlar perişan. renkli gözleri oğlanın kan çanağı zahir uykusuzluktan. mesaj yazdı bizimki. bizimki! anla canım. o kimsesiz bebe işte.
n’oldu?
“canım bazı şeyleri akla getirmek istemesek de baş etmekte Allah kolaylıklar versin duam. sadece seviyorum demek istedim” demiş.
a! cevap?
“ben de seni seviyorum”
sonra?
sonra üzülmüş bizimki iyice.
neden?
bilmiyorum. sadece “beni sevmese de olur” dedi.
başka? başka yok mu?
yok başka… sonra var…
diyorum yaz bunu bi kenara. aşık bu vallaha.
yok yau delinin teki. bakma iyidir görse kör tanımaz bi meczup…