“ABPLA!” (duraksama ne kadarsa. dönüp baktım sese) “Aşkımızın yağmuru yağıyor”
(duraksama anda ne kadarsa) aynı saçağın altında. az önce başım üstü tuttuğum şemsiyenin eskiliğinden kül yanığı gibi bir delikten yaylanan bir şiddetle çarpan ardışık damlaların başımı siyahla kaplı iskelete çevirdiğimde üç eklemli metalin sağ yanındaki delikten daha küçük püskürtü halinde yüzüme yediğim yağmura gülümsediydim. şunca aradan bunca su. geçer mi? geçer. unutur muyum? unuturum. altı uzun metal parça üç eklemli ve altı kısa merkezde. yirmi dört bölüm iskelet çatılı şemsiye. arkadaşta var hollanda’dan. van gogh’un sarısı hesabına piyasaya sürmüşler yepyeniydi ve neşeli bir gencin elinde dediydi ki bu ona hediye. havan batmasın.
başımı yürürken indirdiğimde tebessümle karanlıkta saçak altında gölgeyi fark ettiydim. üstü başı eski bir işçi tulumu gibi de değil benzer. biraz soluk mavi biraz sarı çizgiler. saçlar karmakarışık dağanık hırpani. kırlaşmış saçlar dolgun bir yüz üç beş günlük traşsız.
pis herifin teki mi bilmem. şemsiyesi yok. elinde cigara içişinden diye cigara. duruyor saçak altında titriyor mu görünmez. rüzgar da esiyor. dimdik duruyor omuzları göğsüne doğru hafifçe içe doğru bükse de bir güç hali. yoldan geçiyorum ona bakıp. ( bir an ne kadarsa) gözleri koyu kahverengi bazı zaman değişir rengi sanki az evvel ki gibi. güçlü dengeli.
yağmur dursa eve gidecek belki. kimin evi varsa. ben gidiyorum tanıdık bir ziyarete. bekleyen de var. var mı bir bekleyeni. ilerliyorum karanlıkta. şaşıyorum net seçtiğime yüzü bende miyop varken. sanki burnumun dibinden geçti adam ve durup bakan bendim. oysa tam aksi. hem sevgilim cepten dedin ya sen hala işte idin gelemedin.
bilin ya. soytarı bir kahveden çıkıp birkaç adımda açıp şemsiyeyi ılık gelmiş kahveye kabalık olmasın derdim değilken içip sonu gelen yalnızca köpükleri yapışmış bir fincana verilen parayla neler olur ki!
eve gidiyordum ziyarete. geçip gitmişken birkaç adım ve düşüncelere dalgın sese baktım.
“abpla! aşkımızın yağmuru yağıyor.” yüzümden yeni giden gülümseme (bir an ne kadarsa) yeniden geldi yüzüme bi durakladım başımı çevirdim baktım. aynı hali. bir ustanın son kez bakıp tamam dediği resim. değişiklik yok az evvelki halinden. gör ki aşikar sözü dediği. başka kimse yok sokakta. herkes sanki arkadaki köşe başında ve ileride ana caddede. uzakta ışıklar daha. ara sokak karanlık.
kahkahalar attım buna sesim çıkmadan. gülümsedim kendime kendimi tutmadan ve ona kadar. evet bunu sevdim. peki bu kadar emin. nasıl olur da bilir! “aşkımızın yağmuru yağıyor” diye bilir.
dumanı savruldu cigaranın. bir adımda daha yol birden kısaldı. dolmuşa adım atığımda
ortaya atılan lafa dua mı desem amin mi düşünüyordum. sırasıyla dedim canım sırasıyla. saklanacak ne vardı ki karanlıkta gördüğü sadece yüzüm değildi.
işte baş açık. şemsiyenin altında inceden saçlarına püsküren yağmurda şimdi kutsal fahişeleri sever. kadın mı?
yeniden bu seslerde meninas gibi ikinci kez çizilir ruh. unut unutma.
Comments
inan6666
03/29/2009 7:00am
hell yeah http://fizy.com/yGPYSRhMSLfm
Reply
kuruvaze
03/30/2009 7:35am
es kaza kendime düşsem olmadık yaralanmalara tanık olurdum, sadece ben.
daha yeni yol teptim tam 7 saat. kim inanırki ben şuraya gittim geldim diye. iki şehrin duruşuna tanık oldum yeniden gittiğm noktaya geldim diye. ama buradayım. her zaman olduğum ve olacağım değil, şimdilik olduğum yerde.
hatırladığım en güzel manzara; suya atılan bir şeker küpünün ardından giden bbalıklar ve o balıkların üzerinde aynı hhoşnutlukla kalan iki farklı bakış. bu mmanzarada arsızca bir bütünlük oluşuturdu ebruliye döndü her şey.
dilencilik hususunda ziyadesiyle iyi değilim. lakin luzumlu olursa el avuç açar tam buradayım diyiveririm. bileğimden bir kesik açar istediğin yeri sulayabilirim.
yüzünede söyledim, şimdi de söylüyorum, kendime önce sorarak (beğenin bu olduğu için mi, yoksa dürüst olduğun için mi?) ikisi birden diyorum karşıdan gelecek hamleyi her şartta karşılayacağıma inanarak. diyorum ki; seni nesir ağacına asalım, idamın için noktalarını kendin koy.
şahit olmayanlar dışındakilerin anlamayacağı bu ACÂİB VE GARÂİB ön girişten geçip yazıdan dem vuracak olursak eğer;
süzülmedim lan, ne de dirilmedim. bir kaç piç kurusuyla dilimi gebertmedim, hiç te niyetim yok.
sürünmedim lan,sürtük bir nefesken bile sürünmedim. sürümekten yana elimi eteğimi uzattığımda.
zaaflarına topuklarken alem, berzahta ilinmedim.
ulan diyorum, ulan; puştluğun azı çoğu olmazken ne diye azına kaçıyor alem. aklım eriyor ermesine de; vaz görrrrr!
ekleminde yamalamadan karala dizlerini. es kaza sevişirken gebe kalmadan doğrult eteğini, fahişelik değil bu diyenin ağzına yüzüne it sıvansın. düpedüz sürtüklük...
hadi sıkıyorsa hala geçir başına çek donundan da lastiğini. açıkta kalacak yerlerinden mi korkuyorsun.
ulan ulan alem otostopunu çektiğinde sen de yanaştın ya; hala elaleme orospu diyorsun.
çek eliniiii. hala aklın ermedi değil mi? yaz bunu bir kenara; pazarladığın kadar varsın!
(ölemediğim zamanlardan birindeyim, bu yüzden dirilmişte değilim, halayalette. ihtiyaç oldukça mekanına göre yerindeyim. eyvallah!)
Reply
mengü
03/30/2009 12:11pm
Bismillah!
sayın kurvaze ve sayın şeytanşarlatan,
lüzumlu yerde lüzumsuz söz söylemek istemiyorum.
son iletişimimizde size usulümce teşekkür edip sizinle iletişim içinde bulunmak istemediğimi beyan ettiğimi düşünmüştüm. yalnış düşünmüşüm.
beyan ederim:
sizinle iletişim içerisinde bulunmak istemiyorum.
müddet ve mesafe meydanda olsa gerek.
arka kapı yok.
Reply
inan6666
03/30/2009 12:42pm
ıslak ısırdı köpek
Reply
Thing
03/31/2009 7:14am
kutsal fahişe. fahişelik kimi mesleklerden kutsaldır-değildir gibi anasonu ve mayası eksik eğilimlere girmedim hiç bugüne dek o günlerden beridir. ki belirli olana inandığım zaman zamanların birisinde de bir fahişe ile sohbetin ne kadar tatlı ve günahsız olduğunuda yaşamıştım.
fahişeler ile birlikte olmanın edebiyat yönünü de fahişe seven edebiyatçılardan öğrenir durur işte regl olmamış beyinler yıllardır. hiç bir fahişeden aşk çıkmaz ayetleride zırvadır. tam tersidir hep ayetlerin herşey.
sevgili mengü, güzel yazı.
Reply
mengü
04/03/2009 3:20pm
“is”
ayrılıktan bahsetme! ölümü anlat bana -güp! durdumu can saati korkma hayatım korkma yaşanır tam yarım hayat ayrılıktan bahsetme bana ne ölümü anlat bana gülüm en temizinden!
http://fizy.com/s/111t85
http://fizy.com/s/111t84
kendime bişi bi sıfat yakıştırabilsem belki iyi olacam da olmuyor. bari yazam yollayam dedim. bozmaz linkteki köylü. oldu. olmadı küfredin bana. titrerim belki.belki iyileşirim. teşekkür ederim. selamlar.