Gölgem muhtelif zamanlar peşimden, şekilsizde olsa; ayak izleri bıraksa da her köşe başı senin çıkmaz sokağın… Belki dönüşte bir sevda dileniyordur, masumsa sesini. Çok zaman oldu kulaklarımdan bayramların eksileli. Bak yakamozları ay’a hapsettik tüm denizler benim gibi ışıksız ve sensiz. Gitmeyi denedim kendimden defalarca ama yolun sonunda yine sen vardın ey sevgili… Her şeyden kaçtım kaçmasına ama yine kendimde sana yakalandım. Ölümüm olacak seni düşünmem ama seni anmadan zaten yaşayamıyorum ki? İlginç bir paradoks belki Nietzsche ağlar Freud yas tutar sonrada andree bir manifestosunda bizi anar… Geçenlerde bir şarkı takıldı kulağıma ‘sevdayı öksüz bırakma’ galiba biz piç ettik diye düşünüp gülümsedim. Oysa diğer adıydı yalnızlık sevdanın. Biliyor musun biz AYRILDIK…
Örfü anane sükûneti bozgun, gideni dönmez yalnızlığımın kelimeler tarif etmez. Kıvrımları esasi suskunluğum vasat vuslat uzak. Darağacı sen taburem zaten yok tekmelerim hayatı zaten duyan yok…
Kimse anlamasa da bu saçmalıklarımı sen anlamaya çalışmışsın. Oysa en büyük saçmalığımı asla anlamadın…
Ve biz ayrıldık…
Sebep sen ve ben değildi. Çünkü biz kavramına geçiş sürecinde ki, amatörlüğümüzdü. Galiba bunu anlamadık. Ya da ben anlamadım.
Hani eskilerden bir söz vardı ya aşk elma şekerine benzer yersin yersin sonunda sapı kalır ama bize oda kalmadı. Korktuğum tek şey hayal gücümün sınırsız olması ve seninde diğer adının bundan sonra hayal olması…
Can yücel demiş ya hani martılar ki denizin sokak çocukları bazen onlar gibi olmak istiyorum. Bir parça simide kanat çırpmak ufku özgürlük bellemek; belki de ufkum sendin ve seni severken özgürdüm ben.
Oysa yalnızlığına tutsak kalmak hiç hesapta yoktu! sen varken… Tanrım yine mi hesap karıştı.
Biliyorum oralarda bir yerlerdesin ve sadece izliyorsun korkma kafayı sıyırmadım hala ama artık izlenmek istemiyorum. Tesadüflere de pek inanmam o yüzden artık kalabalığa karışıyorum. Artık sıradan biri olacağım ve diğerlerinden bir farkım olmayacak ve sende bu yüzden benden daha rahat kurtulacaksın.
Belki de son sözlerim bunlar; dilimin mezarı kalbin olacak… Şayet varsa…………….
Comments
malayani
02/17/2009 10:39am
Bir Kent: İstanbul Bir zaman: Akşam. Bir mekân: Beyoğlu. Br İnsan: Genç adam... Bütün bunlar sizce nereye varır? Yanıt: HİİİÇ! Kötüyüm. Strafor dolu mor yastıkta ağlamak da beni rahatlatmıyor şu anda. Şişli'den Taxim'e doğru hızlı adımlarla yürüyerek ilerliyorum. Ben gidiyorum Taxim gidiyor sanki. Şişli otobüs durağından sonra sağda kitap işportacıları var. Aylak Adam... Everest, My Lord... Yalnızız... Yalnızlar... Uluslararası Politika vs. vs. Bu sergide kitap satıyorlar, resim satıyorlar, kartpostal satıyorlar, CD satıyorlar; ama her şeyi aynı anda satan herkes gibi, aslında hiçbir şey satmıyorlar. Sabri Kaliç
Reply
shadowy
02/17/2009 11:05am
sözcüklerinin perisan saçlarını kalemim tarar...
Reply
inan6666
02/17/2009 12:08pm
kayıp giderken ne güzeldi geçip giderken ne güzeldi
kız doğru söyliye
Reply
shadowy
02/17/2009 12:11pm
Kız suskun... ironiyi anladın üstad eyvallah
Reply
absence of mind
02/18/2009 12:19am
çok düşündüm biz olmanın ne anlama geldiğini..erkek, dişinin, kocaman bir bütünden ayrı gayrı düştüğünü düşünürüm..ve o bütünü tamamlama dürtüsüyle biz oluyoruz bazı anlarda..benzer nedenle besleniyoruz da diyebiliriz.bir şeyler bizi epey eksiltmiş olmalı. işte bu biz olma sevdası ile eşimizi arıyoruz..ama artık biz olmak işi milyonlarca yıl öncesindeki gibi erkeğin kadının içine girmesiyle tamamlanmıyor..olay artık bedenin ötelerinde de seyrediyor..akıl gelişti ya,aklın uyumuda gerekiyor, sonra yaşam tarzlarımız var artık, epey oldu mağaralarımızdan dışarı çıkalı, dinlediğimiz müzikler var, okuduğumuz kitaplar, yediğimiz yemekler var, konuştuğumuz diller..tüm bunların bir ahenk ve uyum içerisinde olmasını istiyoruz..bazen bir adam görüyorum, deniz kadar güzel,bedenimin harekete geçtiğini hissediyorum..sonra konuşuyoruz biraz biraz, beynimi izole etmek durumunda kalıyorum..sussa öyle bir köşede izlesem diyorum..sonra bir adam görüyorum aklıyla aklımı başımda alıyor, ama bu defada bedenim tutuluyor.
biz olmak 'ben' olmayı unutturuyorsa tehlikeli olmaya başlıyor.'ben' olamayan kimselerden de asla 'biz' çıkmıyor.insanı eşyalaştırıp, bize ait kılıyoruz..ve bize ait şeylere kıymet veren biriysek ilişki bir şekilde yürüyor, ama bize ait şeyleri pek umursamıyorsak, ilişki bir yerde sakatlanıyor. gençlikte yeni deyimler var, çıkalım mı çıkalım..sonra bir ara geri ineriz..hep tepede ne kadar kalınırki yahu..dönmek isteyeceğiz aşağalara.