Fırtınaya dayanıklı bir yapının yaklaşık 150 km/saat rüzgâr hızına dayanması beklenir. Bu ve benzer yapılar üzerindeki yüklemenin özellikle rezonans denen hadiseye yol açmaması istenir. Bakınız: “Tacoma Narrow Köprüsü”, sene 1940
Mühendisler hemen bu olaydan sonra Golden Gate köprüsü de aman yıkılır diye aerodinamik
İyileştirmeler yapmışlardır.
Bütün bunlara hep rezonans hadisesi yol açar ki müzisyenlerin bardak çatlatması da böyledir.
Çözümü için sönümleme şarttır. Bkz: lubemath by inan6666
Yine, zamanında izlediğim bir belgeselde rezonans konusu ince ayrıntıları ile anlatılıyordu. Belgesele konu Bahreyn Dünya Ticaret Binası, üzerine kurulmuş olan üç adet rüzgâr türbini ile baştan sona çılgın bir mühendislik işi. Bu binanın yapımı sırasında manyak Amerikalı mimarın tutturması sonucu Danimarka'dan hem köprü mühendisleri hem de türbin mühendisleri, rüzgâr enerjili bir bina tasarımı için birlikte çalışıyorlar. Başarılı da oluyorlar, binanın elektrik enerjisinin %18'i rüzgârdan sağlanıyor...
İşte bu bina fırtınalara dayanacak mukavemette inşa edildi. Fırtınalar hesaba katılmaz ise, istenmeyen sonuçlar ortaya çıkabilir. Kalkıp inemeyen Galata Köprüsü, ya da Titanik gibi alabora olan Karaköy iskelesi (altındaki midyeleri birisi toplasa da, üzerinde mangal kurup yesek fena da olmaz hani)
Başka bir mühendislik işi; çenemize en çok yükleme nasıl gelir diye ölçümler yapılmış, tükürdüğümüzde ve de hapşırdığımızda oluşuyormuş en yüksek kuvvetler. Hapşırma tamam da tükürme ne be kardeşim? Bkz: salya by inan6666
Son olarak, yine Rusya’dan sevgilerle.
Daha önceden nükleer tahrikli uçak hikâyesinden bahsetmiştim.
Bir de Yuri Gagarin uzaya çıkışı epeyce ilginç gerçekleşiyor.
Olay şöyle;
Yuri Gagarin uzaya çıkan ilk insan, dünyanın yörüngesinde tur atan ilk insan.
Bir de Neil Armstrong'un meşhur sözü gibi gibi lafı da yapıştırmış:
"The Earth is blue. How wonderful. It is amazing."
Yolculuğunun sonuna doğru atmosfere geçişinde yerle bütün iletişimini kaybediyor, modülün kontrolünü tamamen kaybediyor. Yer kontrol hiçbir bilgi alamıyor, abimiz doğru açıda atmosfere geçişini tamamlıyor ve Orta Asya’da bir yerde atmosfere girişini patlama sesleri ile tamamlıyor. Sonrasında fırlatma tuşuna basıyor. Sen koskoca uzay'a çık sonra da Dünya'ya paraşütle in, kazasız belasız. O sırada çevrede bulunan köylüler uzaylılar geldi diye abimizin yanına gidiyorlar. Sonrasında muhabbet edip tebrik ediyorlar. Ailesi radyodan öğreniyor Yuri Gagarin'nin müthiş bir iş başardığını... Yuri Gagarin halk kahramanı ilan ediliyor, yerde görevli olan uçuş kontrol mühendisleri yeni bir görev, “mission to moon"a atanıyorlar. Durmak yok yola devam hesabı...
Sayın Yuri Gagarin ilerleyen yıllarda bir süpersonik uçuş denemesinde yaşamını yitiriyor...
mühendis. güzel bişe. ellerine saalık reasonablemans. pek güzel olmuş. aleyküm selam.
Reply
Sahlanankoc
12/22/2008 12:53am
dünyaya inişi müteakip yoldaş Gagarin'i tüm uçuş görevlerinden alıyorlar.. jetler tehlikeli.. aman bişey olmasın, bi tanecik kahramanımız var diyerekten.. yıllarca uçurmuyorlar adamcağızı.. fakat amcamın kanı kaynıyor.. savaş pilotu ne de olsa.. yer hizmetinde nereye kadar..? amcama uzay idaresinin başına geç kozmonot eğit diyorlar resmen.. ama nafile.. eğitimlere yeniden başlıyor.. mig-15 lerle eğitime giriyor.. pek çok uçuş sonrasında, diplomasını alacağı son görevde uçağı düşüyor.. kazanın ardındaki sis perdesi yoğun.. o sırada oralarda olan başka bir uçaktan bahsediyor köylüler.. ama sovyetler işin üstünü kapatıyor bir süre sonra..
ussr güç kaybediyor yoldaş Gagarinin ölümünden sonra uzay yarışında.. yankilerin gerisine düşüyor.. ay görevi rafa kaldırılıyor vesire.. sonra sevgili Armstrong iniyor aya herkesçe malum.. garip işler..
Reply
inan6666
12/22/2008 11:21am
naturanın faturası deyi girecektim, yok dedim bunu kardeşime yapamam zate çok özledim hemi ne güze yazı olmuş. çok sevindim. mühendis deyi çağırsınlar çok özledim. ayrica batarsa osmaniyeli gelsin deyi bir de işarat vermek isterim. plakaları takip edeceğim aklıma gelmezdi. ehliyet sınavını sarhoş geçmiş bir adamın plakalarla ne ilgisi olabilr ? farketmedi ibneler. kağathane kavşağı idi. zurna idim resmen. sabah sürünerek yetişmiştim tam saatinde. ne ise. rica ederim bana emniyet edip arabama binmeyin. ne diyordum ? had safhada sıkıldım. artık bir konuda birkaç farklı yazı yazmayı filan deniyorum. en son şu ermenilerden özür dileme meselesine takıldım. önce özür diliyorum allah beni ve milletimi kahretsin deyi bir yazı yazdım. sonra da sikime kadar bana ne ulan özür dilemiyorum icabederse yine yaparım diye bir yazı yazdım. baktım olacak gibi değil. iyisi mi dedim şu sınırı bir açın da hesaabımı bizzat kendim göreyim yollu bir yazı daha yazdım. bu akşam galba en çok buna inandım. beni bırakın. hesabınıza karıştırmayın. kendi bacaamdan asılicam dağalın deyi mırıldandım. tek fikri olanı sikeyim. mühendislik tek fikir işi değil. fikrisabit makineyi yere çakar. bir makine bin fikir işler. bu durumda trak tiki tak makinalaşmak istiyorum anasını satayım. bu akılla tez geberirim, cenazemde sex machine james brown çalın rica ederim.