Köy, insanların belli bir sebepten dolayı eski zamanlarında ayrılıp daha sonra tekrar dönmek istedikleri yegane mekanlardan birisidir.Kimilerinin yoktur, gurbetten gelmişlerdir, göçmendirler ya da köy diye Kadıköy ya da Bakırköy’den başka gidecekleri bir köy olmadığı için işyerinde ya da samimi bir arkadaşlarının memleketlerini ziyaret edip kendilerine bir köy seçerler.
Öyle bir mekandırlarki Trabzon’un rakımı yüksek haneli yaylalarında ya da Akdenizin denize sıfır rakımı 0 olan ya da iç anadolunun bozkırlarında hiç bir agacı falan olmayan bir yerde de olsa herkesin sevmesi için kendince nedenleri olan bir yerdir. İnsanlar hala çok samimi falan değildirler bunlar tamamen geyige alınmış , efsaneleşmiş sözlerdir, kapitalizm, para düzeni köylere kadar girmiştir, sadece köyde yaşayan insanların ellerindeki likit para düzeyi az oldugu için şehirli insanlardan sadece daha az kapitalist olmalarından dolayı yaşamlarını devam ettiriken şehirliler kendilerini samimi falan bulurlar ama kazın ayagı öyle değildir. Sen samimi isen her yerdeki insan sana samimidir zaten bu yüzden köye falan giderseniz herkese güvenmek gibi bir malaklık yapmayın.Bir de burada yaşayan insanlar aşırı derecede küfür ediyorlar tamam şehirlerde de var ama burada yüzdeye vurursak daha çok , ekşisözlük internet sitesinde bir noktalama işareti diye hayvan arada aratınca aklınıza gelebilecek bütün küfürler bu yerlerde yaşayan insanların çocuklarının agızlarındadır. Parayı bulmadan sakına hadi gel köyümüze dönelim moduna falan girmeyin rezil rüsva olursunuz.Fısıltı gazetesi denilen gazete baskısını burada günlük değil -1 günden gelmektedir.daha siz eyleminizi yapmadan sanki o eylemi yapmışsınız gibi sizin adınız çıkar daha sonrada siz onu yapmaya mecbur kalır durumuna düşersiniz yani bir nevi azınlık raporu durumu, o yüzden sıkı bir para ile gidin.Yoksa batmışta o yüzden gelmiş köyüne diye laflar çıkar, tüm bu sözler olurken aynı zamanda da fabrika kuracakmış, araştırma yapıyormuş gibi sözlerde çıkar ikisine de bakıp gülersiniz. Şehirden geldiginiz için sanki şehirde para çok kolay kazanılıyor, insanlar sizden nedense kendilerine para bagışlamanızı isterler bunu direkt söylemezler hatta direkt paranızı da almazlar ama eşitli yöntemleri vardır burada yaşayan insanların.bu yüzden zeki çevik ve de zaman zaman sinsi olabiliteleri yüksek olan yerdir. Şahsen gidecekseniz kendi köyünüz değilde yabancı bir köye gidin ama o zamanda ugursuz adam kendi köyü dururken neden bizim köye gelmiş, hırlı mıdır ? hırsız mıdır ? lafları ortalıga çıkar, en iyisi mi siz emekli olunca ya da olmadan pek köye falan gitmeyin. Ölünce köye götürsünler ama mezarınızı zira bayram namazından sonra ve arefe günü bütün köylü köyün büyük camisinden sonra çıkıp mezarınızı ziyaret falan eder.hatta uzak akrabalarınızda görüp onlarda dua eder.
yazı on numara olmuş. eline saalık kanka. daha yaz daha yaz.
Reply
untouchablezen
10/26/2008 12:30am
Karing keraklan kareng balbiki, keta mismung gulut ning chuck...
Reply
untouchablezen
10/26/2008 11:59pm
Yüz üzerinden on numara mı (:
Reply
Sahlanankoc
10/27/2008 8:27am
aidiyet güzel duygu.. giden gitsin yahu.. niye korkuttun şimdi insanları..?
Reply
inan6666
10/27/2008 9:53am
beyle bir tasarı var aklımda. gidip köyde yaşicam. ama hangi köy ? orası belli deil.
kenya köyleri içaçıcı görünüyordu. yakın zamana kadar. hava su şahane. hayat ucuz. toprak verimli. günün biri iki kabile ayaklandı, önce köyler sonra şeherler birbirlerini nacakla doğramaya başladılar. şimdi sebep neidi niye ayaklandılar çoktan unutuldu. kan dökümü sürüyor.
keşmir köyleri. kıprıs köyleri. peru köyleri. rus köyleri. bilhassa moldova civarı. sıkıntılı. canından emin deilsin. afrikalı nacakla iş görür, bunlar dillerile bel keserler sabah akşam.
sonra içine baraj uğramış bir köyde tek başına yaşayan bir amcanın hikayesini okudum. kim varise terketmiş köyü, bunun tam emekliliğine gelmiş. hanımı çocuğu filan bırakmış şeherde, bir ev beğenmiş konmuş içine. yıllar olmuş, beyle uzlette yaşiyor. arada misafirleri geliyormuş. onları kayığila gölde gezdiriyor, balık ikram ediyor. ömür hepsi iki gece muhabbet. günü güne beyle bağlıyorsun. beğendim, imrendim. iyi de, içine baraj uğramış köy nadir olmalı. bir akıllı biz miyiz.
sinekler bir insanlar iki gerekenden fazla araziye havaya suya yayılıp ortalığı batırırlar. birbirlerine işkence ederler. ıvır zıvır şu bu. şeher bunun endüstrikapital biçimi, köy daha eskisi. ayağı toprağa basmak hissi filan.
bizim şeherler köy deil mi ? eyle dökükler. fikir eyle dar. bizans' tan yadigar şeherler de olmasa yanmıştık. mal alıp satamazdık. tıkanırdık. izmir. istanbul. bursa. olmasa ne yapacaktık. ankara çekilir dert deil. tecrübeden biliyorum.
nerde buluşalım ? hani şu kadastro müdürlüğüne inen yolda bilmemne bakanlığı lojmanı köşesinde büfenin önünde bekleyim seni. peh. iyisi mi sen gelme. ben de vazgeçtim zate. otur oturduğun yerde. işin mi yok.
bu köy mevzuu iyimiş, daha daha yazmak lazım. yazı için teşekkürler.
sevgiler.
Reply
dejavuu88
10/30/2008 4:11am
Şehir insanıyız hepimiz. İçten içe ne kadar özlersek özleyelim o eğri büğrü yollarını dağların tepelerin, köylerin; o yağmur sonrası etrafı saran kokunun ne kadar müdavimi olursak olalım; şehirden erzak alıp köye geri dönmenin o hissiyatını ne kadar bilirsek bilelim; orda hala dizini kanatan çocukları, sopaların ve gazoz kapaklarının eşlik ettiği binbir çeşit oyunları, taze sebzeleri, o dolu dolu köy ekmeğine sürülen halis tereyağı lezzetini, gurk sonrası tavuğun altından kapılıp sofraya gelen sıcak yumurtayı, tezek kokusunu(ki mutlaka hepimiz bir defa basmış ve bir ince sopa vasıtasıyla ayakkabı tabanından çıkartmaya çalışmışızdır)..El örgüsü sepetleri, tahta sandalyeleri, köy kahvelerini, zerdali ağaçlarını, zeytin ağaçlarını, üzüm bağlarını, güneşin doğmakta kararsız kaldığı saatlerde o sakinliği dinlemeyi, tepede bir ağaç belleyip dibine uzanıp bulutları tutmaya çalışmayı ne kadar özlersek özleyelim; şehir insanıyız.. O neon ışıklı dünyanın insanıyız. Zaten İstanbul dediğin de, kocaman bir köy işte..