Yön duygusu kaybolunca insanın, farkında olmadan diğer birinci kişinin artıklarıyla beslenmeye başlar. Bu geçici bir tokluk hissi yaratsa da; bastırılmış ikincilik elbet devreye girecektir. İnsan kendilik değerinin yokluğunda bir beden bulmuş olduğunu sansa da aslını örttüğü çaresizlik kendisinin basit bir gölgesidir. Gerçi herkes biraz başkasının gölgesi olsa da, duygularını saltığa çıkarmaması gerekmektedir. Yalama dünyanın yalama vidası sağlam saplamaları yalar ve sadece boşlukta döner. Varlığının hurdaya dönüştüğünü ve 2 kuruşluk değer paritesin de kimin değerini taşıdığını asla bilemez. Zamanla kendinden ibaret yalanları içinde boğulurken, kukla yaşantısını bir tek boşlukta asılı dururken idrak edecektir.
Ey dost
Mütevazi zamanlarda varlığınla karanlıkları söndürürken, bu üçüncü tekil şahıslığınla nerdesin? Nerde kaybolmuştu insanlığın ya da hangi açık arttırmada değerini veremedim.
Bugün aslında dündü. Sen dünde kaldın galiba? Ya da dün dünde…
Şirretinde mahsur kaldım. Beynimde onca cümlem varken kuracak hiç bir şey kalmamış ben de galiba… Yıkıntıların arasında ne ben varım nede sen. Yazık olmuş… Basitçe…
Belki bu sefer neyi anlaman gerektiğini anlarsın…
Ey dost
Şizo’freni patlamış senle birlikte. Aynalarda yüzüm eskimiş, sen sır’çanda gizli gizli sayıklarken…
Ey dost. Bu son serzenişlerimdir sana! Tabutun kefensiz mezarın topraksız kalsın…
Comments
silky kata
10/11/2008 1:23pm
EY DOST! HER NEREDEYSEN - DUY BU SESLENİŞİ!
Reply
kimsu
10/12/2008 2:50am
Dostlar diger diyarlara gidiyor yavas yavas .... yeniside gelmiyo yerine . ey dostlar, giden dostlar , kalan dostlar!!! selam olsun.... az bi zaman sonra bizde YANINIZDAYIZ.
Reply
inan6666
10/12/2008 9:56am
kefen mezar konusu sıkıntılı. mevzuata göre krematoryum tc sınırları dahilinde açıp işletmek mümkün deil. ama ihtiyaç var. bilhassa buraya gelip mortu çekenler etlerini filan yaktırıp küllerim savurun deyi talimat yazdırıyorlar. burada yakması mümkün olmadığı için ceset avrupa' ya gönderiliyor, orada yakılıp külü buraya uçak kargo marifetile geliyor.
ölüleri yakma camiyeti konusunu daha önce yazmış olmalıyım, hatırlamıyorum. itü hocalarından ikisi bunu kafayı takmış, sene 920 filan. gayrimüslüm zengin hanımlardan biri bunlara para bina yardımı yapıyor. hocalar kömür antrasit yakma konularında uzman kişiler, hukuk kapısın zorlayıp nihayet zencirlikuyu' da şimdi garaj olması lazım ilk krematoryumu kuruyorlar. sene 950. o tarihten bu yana yerli imkanlarile kül edilen ceset sayısı sıfır.
boğazlar hukuku sebebile geçiş yapan gemilerde araz hastalık filan çıkabilir endişe şu bu sebebile bir krematoryum daha var beykoz askeri arazisi içerisinde, onun da hiç faaliyete geçmediği söyleniyor.
ben de iyi bir fikir buldum sandıidim, meğer mevcut kapıları dahi kitlemiş kimi düdük amir kişiler, araştırıp öğrendim.
biz adamın dirisini yakarız. ölüsünden zarar gelmez. çürüsün anass. oynasın havass.
monique rica ederim şeytan diyor ki yanaşşşuna şarkısını da tarraka' ya koyuver, canım çekti.
sevgiler, saygılar shadowy.
Reply
kopanisti
10/12/2008 10:16am
bana sorarsan monique'in bi elini yağdan bi elini baldan çıkarma valla. bak der demez nası da koyuvermiş.
Reply
shadowy
10/12/2008 12:03pm
Yanlış insanlar. Yanlış yorumlar sevmedim bunu...
Reply
shadowy
10/12/2008 12:31pm
Yanlış insan yanlış yorum sevmedim...
Reply
kuruvaze
10/13/2008 3:52am
boş parmaklar ve kreasyonel tınılar. dostluk! kişi; doğduğu gün seslenir mezarına; Ağlayarak, öldüğü gün sessizleşir ahirine; Usanarak. erkil ya da dişi: adımlarının -e hali gibi çoğul, terfi edilememiş insanlık hali.
nikahını kıyamamış memur gibi, imzası havada kalmış(!) günce heveslileri ve iki uçlu mızrak korkakları :S. eeee karanlığıyla gömülmeyi hak etmiyor mu bütün bu zavallılar? adresler, kapılar, sokaklar, caddeler. hepsini gece örttü, yok aydınlığa! bir dirhem göz ucu kadar bile mesafe... vesselam...
Reply
Engerek
10/15/2008 6:32am
İplerin elinde kukla oynatıcısın, peki ama kimi eğlendiriyor.