Ne zamandır başından boynuna, oradan da omuzlarına ve sırtına yol yapan suyun sıcaklığını hissederek gözlerini kapatmış; duş başlığının altında el ayalarını banyo fayanslarına yaslamış, yüzü aşağı dönük şekilde, içindeki öfkenin akıp gitmesini diliyordu. Yüzüne ve boynuna yapışmış sırılsıklam saçlarda artık bukle namına bir şey kalmamıştı. Ne kadar olumlu düşünmeye çalışırsa çalışsın, bu zorlamanın tersine içinde kabaran cani duyguların ilk kez farkına varıyordu. Bu onu ziyadesiyle ürküttü. Fakat düşünmekten de geri durmadı. Bugüne kadar yaşadığını sandığı aşkın içinde kendini ilk kez köşeye kıstırılmış bir hayvan gibi vahşi duygularla dolu hissediyordu. Bu, korkutucu ve aynı zamanda cesaret vericiydi de... Etrafındaki bütün estetik çizgiler bir anda hayatını terk etmiş, beyninde sadece düz bir çizgide gittikçe hızlanarak ileri geri giden bir düşünce takılı kalıvermişti.
Banyoda, akmakta olan suyun tekdüze sesine karışan başka hiçbir ses işitilmiyordu… Mümkün olsa orada saatlerce kalabilirdi. Vücudunda o güne kadar adamın bıraktığı bütün izleri, imkan olsa da, silebilse idi. Gözlerini açtı. Çenesinden, kirpiklerinden,burnunun ucundan ve dudaklarından durmaksızın aşağı süzülen suyu ve damlaları izledi. Çok sıkıldığı günlerde dışarı çıkıp kendini yürümeye vurduğunda şans eseri yakalandığı yağmurlarda da böylesine arınmayı dilerdi. Su, onun için vazgeçilmez bir vaftiz aracıydı sanki!
Dünyanın bütün yası, insan hayasızlıklarının katlanılması zor bütün sonuçları adeta düşündükçe içinde birikirdi. Bu yüzden sudan yardım dilerdi. Ruhunun güçsüzlüğüne, vücudunun şehvete bulanmış her santimetrekaresine hep iyi gelirdi su… Ellerini boynunun gerisine destek yapıp, yüzünü yukarı doğru kaldırdı. Göz kapakları aynı anda otomatik bir hareketle sıkıca kapandılar. Akabinde süzülen gözyaşları, suya karışarak göğüslerinin üzerinden usulca akıp gittiler.
Bir zamanlar aşkın esiri olmaktan bahseden adam artık onu bilinçaltından tetikleyen bir itme gücüyle kendisine esir etmeye çalışıyordu. Kadının aşkın kutsallığı adına izin verdiği onca şey demek adamın gözünde bir buz kalıbının eriyişi gibi önemsizce yitip gidiyordu. Bunu düşündükçe, bir acımasızlık sarıyordu kadının beynini, bedenini. Kendini korumaya çalışır gibi otomatik bir bilinçle kollarını kendine doladı birden, eski bir dostu kucaklıyormuş gibi hissetti kendini. Tükenmişliğinde, yerine koymaya çalıştığı enerjiyi yine kendisinden edinmesi gerektiğini, hatırlattı ona doğası.
Sorunların kendi üzerine tazyikli sular gibi gelişini engellemek yine onun başarabileceği bir şey olmalıydı. Duş başlığını duvarda takılı olduğu destekten çıkarıp aldı. Banyo küvetinin gider borusunu tıkadı. Birikmeye başlayan suyun içine uzandı. Biraz sonra banyodaki seslerin şiddeti yerini daha yumuşak akımlı bir uğultunun şiddetine bıraktı. Zira küvette birikmekte olan su, duş başlığını içine hapsetmiş, su sesinin kulakları rahatsız eden büyük kısmını yutmayı başarmıştı. Suyun gücü adına tekrar sakince düşünmeye çalıştı. Elini suda yavaşça hareket ettirdikçe oluşan dalgacıklar, vücudunun yüzeyde kalan kısımlarına çarparak kendiliğinden basit bir uyum oluşturup, ters yöne doğru salınan dalgacıklar halini aldılar. Salonda duran paketin beyaz, kaygan ve pürüzsüz yüzeyi kadar olmasa da vücudunun ve ruhunun şu an suyun gücüyle temizlenip arınmaya ihtiyacı vardı. Bütün bu gel-git ve suyun kaldırma kuvveti, içinde sabırsız halde bekleyen vahşi hayvanı bir süreliğine daha sakince beklemeye davet etti. Yüzeyden aşağıda, duş başlığından yüksek frekansta mekanik bir titreşimle fışkıran suyun etkisiyle kavite olan minik hava kabarcıklarının, vücudunun sağ yanını süpürerek suyun yüzeyine doğru yükselişleri ise, o an, sığınabildiği tek mutluluk sebebi oldu.
kız tam da o sırada, lavabonun kenarına eğreti atılmış kırşık iç çamaşırının üzerinden kendisini izlemekte olan, heyhüla antenli, iri, parlak kahverengi hamam böceğini farkedemedi.. hamam böceği bu harikulade yaratığın büyüsüyle kendinden geçti.. duyargaları felce uğradı, iç sıvıları hareketlendi, titreyen bacakları yüzünden tutunduğu parlak kumaşın üzerinden yuvarlanarak, lavabonun yanındaki klozetin içine düşüverdi..