Kahve fincanını iki yanından usulca kavrayan ince uzun parmaklarını yakın kadraj incelerken, saat birden, artık vaktin geldiğini hatırlattı kadına… Beyaz pakete odaklandı gözleri. Geniş, kırmızı, tülden kurdelenin sarıp sarmaladığı haliyle belki oldukça masum görünüyordu paket. Çok sıradan görevini yerine getirmiş; içindekileri, ulaştırılması gereken adrese ulaştırmıştı. Üzerinde taşıdığı masumiyeti içindeki metaya bulaştırması ise imkansızdı! Ortamdaki heyecanın titreşimlerini ancak, belki, emebilirdi karton yüzeyi… Yapabileceği en fazla bu olabilirdi. Kadın fincanı elinden bıraktı ve karşı koltukta durmakta olan paketi almak üzere yerinden doğruldu. Siyah iç çamaşırının kalçalarına denk gelen kısımlarını işaret parmaklarını kullanarak düzeltti, yürürken. Fakat başının sağ kenarından halihazırda düşmüş olan bukle kendi namütenahi rahatlığında salınmaya devam etti. Paketi masanın üzerine koydu. Kurdelenin bir ucundan tutup çekerek düğümün kolayca çözülmesini izledi. Aşkın, gemici düğümlerine benzer bir hali olmadığını düşündü sonra! O gemici düğümlerinin yapılması kolay, kendiliğinden çözülmesi ise zordu. Ancak insan istediğinde bağ merkezini gerilim yönünde dik esnetirse düğümler çözülebiliyordu. Aşkın oluşma ve çözülme süreci ise bunlara tam ters işleyip, gelişiyor ve son buluyordu. İnsanın ancak aşkın bağ merkezini gerilim yönünde daha da sıkması halinde genellikle aşkın sonu geliyor ve aşk ancak böylelikle bir çözülmeye uğruyordu.
Kahve fincanını kavrar gibi iki yanından usulca tutarak paketin üst kapağını kaldırdı. İçinde ince bir paket kağıdına sarılı olan kürk mantoyu fark ettiğinde, boğazını, sanki üzerine düğüm atılmış ince bir halatla sıkıyorlarmış hissine kapıldı. İnce kağıtları iki yana usulca açarken tiz bir hışırtı böldü, odanın sessizliğini. Mavi tilki kürkünden yapılmış mantonun griye çalan beyaz tonu, paketin saf karton beyazlığına karşı durarak, insanlığın ucuz masumiyetini haykırıyordu adeta! Kürkü, sanki ölü bir hayvanın bedenini kavrıyormuşçasına, hüzünle paketten çıkartıp koltuğun üzerine serdi. Kendi çıplaklığından utanıp ve bütün insanlığın bitmeyen açlığından; kürkün karşısına geçip oturdu. Sorguya çekilmeyi bekleyen sanıkların yerine koydu kendisini bir anda… Karşısında, her birinin boyu 50 cm’i aşmayan, kimbilir kaç mavi tilki uzanıyordu şimdi? Bu gezegene doğduklarında, bir gün bir koltuğun üzerinde, derilerinin ve kürklerinin uzanacağını bilebilirler miydi? Nerede başlardı insanın masumiyeti? Var mıydı, masumiyet? Kaç mavi tilki için dökülüyordu şimdi gözyaşları?
Kalktı; paketin içinde duran ve okunmayı bekleyen notu aldı, bir çırpıda eline… Üzerinde ‘Seni beklerken, bu kürkün içinde bana sadece iç çamaşırlarınla geleceğini bilmek, beni aşırı heyecanlandırıyor olacak’ yazan notu okudu. İçinden sadece soğuk bir okyanus dalgası geçti. Artık aşkın çözülme sürecine girdiğini açıkça kestirebiliyordu.
üzülme hayatım. nasılsa sana artık ben de aşık olduğuma göre o adamı hemen bırakabilirsin.
bir daha yazarsan kalbim dayanamayabilir.
Reply
suziq
03/20/2008 5:44am
ekrana dikili gözleri uzuuuuun düşündü. bulut gibi fazla sıkılmamış kartopu gibi pamuk helvası gibi düşünceler retinaya kadar doldu. aptal aptal baktı okudu onuncu kez açık pencereki notu ;'suziiiiiimmm...........' allah kahretsindi baharın suçuydu bu durum.
Reply
inan6666
03/21/2008 8:31am
teşekkürler silky kata. beyle güzel paket olmaz. yalnız senden ricam şu namütenahi serseri buklelere bir çeki düzen veri ver. bütün dikkatim dağalıyor, bilahare toparlanmam çok zor oluyor. nihayet biz de insan evladıyız, beyle işkenceye maruz kalamayız dei mi ? hele o siyah çamaşıra hiç girmeyelim, maazallah çıkamayız. yoksa mahsus mu yapiye yollu neşriyat fikrime geliyor, beyle muzır yaramazı anda hade ordan deyi def ediyorum. o da nesi, defi bu defa bendire, sanki yetişmez gibi bir de lezzeti yangınlı, hatta kebabi, neredeyse sankisoğan kurcaladıkça ağlatan makamda rahvani tınılayan rebaba katmış karıştırmış bangır bangır üstüme geliyor. sinsi tabe, akil hayvanatın belki en karbonatlısı sayılır tilkiyi de buyur etmiş, kırk tilki şimdi naçiz fikirde sarmaş dolaş geziniyor. mevzubahis paket asas surette ne ola bilir işbu tilkilerin en yol yordam biliri olan mor pezevenk bilmek istiyor. beriki tilkiler çıplak, savunmasız, berrak görsellerile 6666 neurotransmitter şebekeyi iğnedişlerile geveleye dursun bir de kahve leitmotivi lokomotiv müteharrikesi tasviri fevkalade berrak teşhis ediliyor. çok rica ediyorum, bendenizi beyle müşkülile bitirmeyin. şol aşkın kör düğümlerinde nerede ise berbat oluyordum: hayır tirene tünel olduk, düğüm de nesi ? çürük kalbe indireceksiniz, yek çekincem naha da budur.
paket 3 de var dei mi ? ah ulan. hepimizi harika paket leyi ver diiniz, iyi mi oldu yane şimdi, sorarım size ?
Reply
inan6666
03/21/2008 8:36am
suziQ mu ? yok canım o deildir. kesin bize eyle gelmiştir. yok eğer hakikaten geldi ise çok fena. bize gelen çoktan gelmiş demektir.
hoş geldin suziQ. kafamgözüm derhal kıra bilirsin, asla gücenecek deilim.
Reply
silky kata
03/21/2008 11:54am
var efendim var, paket 3 tahmininiz üzere tabii ki var. aslında, daha bizde ne paketler var, diyecem, fakat demek paketleri kapınızın önüne öylece bırakıp gidince heyecan dalgası yaratıyormuş, anladık. kalplere bomba etkisi yaratsın istemeyiz. sade biraz imgelem dehlizlerinizi ince ayar etmek arzumuzdur. zip ayarını bozmaya da niyetimiz yoktur. fakat madem kalp ağrısı yapıyor, ağrının şiddetini azaltmak için biraz endorfin hormonlarınıza da hitabetmek gerekiyormuş, bunu da anladık. yalnız siyah çamaşıra hiç dokunamıyacağım. çünkü o halen yazılmakta olan paket 3'ün ana katkı maddesi olup, böyle eksik kaldı mıydı tuzsuz yemek kıvamına getiriverir hikayeyi. söylemedi demeyin.