Witkin fotografları son derece güçlüdür, hayvan gibidir hatta. Bu adam yirmi senesini ruhani ıvır zıvıra vakfetmiş, bu malumatın bulunduğu somut dünyayı nasıl etkilediğini araştırmış. Witkin fotograflarını grotesk, sıra haricine itilmiş insanların üzerine kurmuş. Hermafroditler, cüceler, kolu bacaa noksan amputeler, androjinler, cesetler, kısıtını bir mükafat veya ceza olarak okuyabileceğimiz sakatlar. Ona göre bunlar “ isa’ nın yaralarını üzerlerinde taşıyan efsanevi hayatları” anlatırlar. Witkin insanların fiziki görünümlerine takıktır, onun belgeleri “olağan” ve “doğru” tanımlarını yıpratır. Bunlar son derece “hristiyan” kavramlardır. Witkin’ in eserleri bu sebeple gündelik hayatın durduğu yerden başlayıp hızla ilerler. Onun fotografları insanın içine nüfuz ederek kutsal sayıp öğrendiklerini, kıymet verip sakladıklarını deşeler. Çalışmalarında bilhassa Bosch, Goya, Velasquez, Miro, Boticelli ve Picasso’ ya atıfta bulunur. Bunların imgelerini, sembollerini kullanır; geçmişteki anlamın şimdi neye döndüğüne, içeriğin günümüzde nasıl evrildiğine bakar.
Witkin tıp okullarını ziyaret eder. Morgları ve akıl hastanelerini dolaşıp işbirlikçilerini, benzerlerini arar. Fotograflar son derece gergin bir güzellik içerirler. Men edilmiş olan, alışılmış güzelliğe öyle sıkı sıkıya sarılmıştır ki bunları birbirinden ayırmak güçleşir. Bu durumda witkin aceba güzel olan nedir sorusunu sorar, derhal oradan uzaklaşır. Witkin fotograflarını çekmeden önce kağat üstünde eskizler çizerek çalışır. Fotograf faaliyeti bir resmin hazırlığına benzer, Witkin her sahneyi, her ayrıntıyı sonuna kadar tekamül ettirir. Fotograf çekildikten sonra Witkin karanlık oadada saatler harcar. Fotografı karalar, tırmalar, negatifleri delik deşik ederek fotografı tahrip ederek başka bir şeye (neye ?) dönüştürür. Onun dünyası korkutucu ve etkileyicidir. Cinsi ve fiziki güzelliğin bilindik algılarını parça pinçik etmesi bize insani farklarımızı hatırlatır; horgörü ile hoşgörü birbirinin kardeşi değil midir hem ?
Joel Peter Witkin için “kısmen hieronymus bosch, kısmen texas testere cinayetleri” derler. Onun fotografik tablolarının muntazam hazırlıkları ve acılı üretim süreçleri bize “mevcut olanın üzerine çıkmayı” önerir; witkin’ in sözleriyle burada “sevgi ve kefaret” vardır.
“Hem aziz hem günahkar” arasında bir yerde duran tabiatıyla witkin diğer fotografçılardan ayrılır. The bone house kitabında witkin zaman içinde nereden nereye geldiğini açık sözle anlatır. Witkin çekinmesi olmayan, son derece cesur bir sanatkardır. Kimsenin gidemeyeceği yerlere gitmek ihtirası vardır, bu uğurda yorulmak bilmez. Çabası hayat ve ölüme dair o dehşetli sorunun, hepimizi meşgul eden yitip gitme endişesinin açmazına odaklanmıştır. Bu sorunun cevabı yoktur. Bu soru, cevabı olmadığı için soru olarak belirmiştir. Dilin bulamadığı “olmayan cevabı” kısa ve şahsi bir anda, birdenbire içimizde hissedebiliriz. Sanat buna muktedirdir. Witkin işine ve hesabına hakim bir fotografçıdır.
Witkin’ in sanatından kaçmak, kaçınmak mümkün değildir. Witkin resmi gören herhangi biri asla kararsız kalamaz. Witkin bununla yetinmez, bu hissi bir başlangıç noktası olarak alıp sınıra kadar taşır. Kadavraları, hermafroditleri, kamburları kullanarak algımıza meydan okuyan görsel çelişkiler yaratır. Witkin bu yüzden hissi davranmakla, istismarla eleştirilmiştir. Oysa Witkin için bu ucubeler şahsi maneviyatının tam merkezindedir; onları benimser ve yüceltir.
Witkin’ in eseri olan görseli bir bakışta anlamak, sonra kolayca unutmak mümkün değildir. Karanlık odada neredeyse her fotografa iğne ile, jilet ile, artık akla ne gelirse onun ile müdahale edilmiştir. Bu ilaveler bizi sormaya ve anlamaya yönlendirirler. Witkin ‘ in fotograflarına baktıkça bakılır, şiir gibi okundukça okunur, ama hep bir gizem kalır geride.
Witkin yaygın inanışa muhalefet eder; ona göre insan rasyonel değildir. Aklı ile hareket etmez. insan gördüğünden duyduğundan ibarettir. Algısı ile bağlıdır, bununla sınırlıdır. Witkin bizi sarsmak için görüşümüzü seçer. Onun fotografları sadece çarpıcı değildir, görmezden gelineni anlatır ve aydınlatır. Witkin’ in nesneleri maske takar, yüzler tanınmaz haldedir. witkin şahsiyetin izlerini ortadan kaldırarak yüzleri çoğaltır, benzersiz kılar. Bu yüz kimin yüzüdür ? Görülen nedir ? Duyulan nedir ? Akıl ile duygu birbirine girer. Akıl görünen ile meşgul olurken duygular görünmeyenin, bilinmeyenin dünyasına uçar gider.
Yazı uzayıp gidiyor, üstünkörü çeviri verdim bağışlayın.