Biz oraya Doğu Türkistan diyoruz. Bizim için hayli mühim hadise, şu cereyan eden. Uygur Türkleri yada, Sincan Özerk Bölgesi. Çin’in tazyik ve asimilasyon politikaları altında inim inim inliyor. Bugün gazetelerde gördük başından vurulmuş kadınlar, küçücük çocuklar. Üstelik de daha geçen ay Cumhurbaşkanı A. Gül, mevzu bahis ülkeyi ziyaret edip Çin ile kaynaşın, barışın akılları vermişti. Sanırsın nazire yapıyor çekik gözlü zalimler. Gerçi Akepeli politikacılar daha öncede gittikleri pek çok ülkeyi karıştırdılar. Misal RTE, hemi Gürcistan’a, hemi de İsrail’e gitti, sonradan buralar epey kana bulandı. Şimdi de Abdullah Gül kardeşi, Sincan’a nazar değdirdi. Olan masum sivillere oldu.
Sincan Türkleri ile ne ilgimiz var? Kardeşim, şu Sincan dediğin nereden baksan onbin kilometre var kuş uçuşu. Her ne kadar, bu tabak suratlı Uygurlar sıfatından bizi andırmasa da, biz oradan kalkıp geleli nereden baksan bin sene olsa bile, adamlar ile rahatça konuşup anlaşabilmek, hasbıhal etmek mümkün. İşte bunun sırrı dildir kardeşim. @Serdarsabri büyüğümüzün Orta Asya’dan gelenler kimlerdi? isimli muhteşem eserinde neşrettiği üzere, Anadolu’ya geldiğinde beşe bir oranda sayıya sahip olsa bile, yalın ayak, baldırı çıplak Türk, dili ile fethetmiş, vatan haline getirmiş bu toprakları. Yazıya bağlantı koymadım, isteyen Google köpeğini bu işe koşsun. Bunun şahsi sebebi saklıdır.
Şimdi gelelim Sincan meselesine. Çin, nedeni benim için mühim değil, yer altı, yer üstü kaynağı beni ilgilendirmez, gidip işgal etti Sincan’ı. Bu bir asır veya beş asır önce oldu. Buna da zerre kadar kıymet vermiyorum. Bildiğim bir şey var ki, burası Göktürk Devleti’nin kurulduğu yerdir, bayrağı dahi ay yıldızdır. Bu insancıklar Ümmet-i Muhammed’dendir. Şimdi istiyoruz ki, dini diyaneti bütün olduğundan Cumhurbaşkanı seçilmek ihlasına haiz olan Abdullah Gül kardeşimiz, Müselmana, Darül Harp’ta kefereye boyun eğin diye niye ünledi, bize açıklasın. Üstelik de namusuna uzanan ellere karşı isyan ettiği halde. Yoksa, öbür dünyada zebani sorar, karışmam. İmamlığı da, tartışmalıdır bu saatten sonra. Ulan koca Çin, seni neden iplesin, ateş olsan cürmün kadar yer yakarsın diyene sorarlar, Cihat ilan et, hemi kan, hemi din kardeşin için. Bakarsın bir giden olur. Zamanında korkudan duvar ördürmüştük biz bunlara. Uluslar arası platformda dile getir. Bir faydan dokunsun. Üstelik de, RTE, Osmanlı’nın torunu olduğundan getirmedi mi Hocamı, Hariciye Vekaletine, çekip çeviriversin, aleme nizam versin deyü!
Madem ki, Sincan’dan dem vurdun. Bir de Tibet meselesi var. Silky Kata’dan öğrendiğimden beri nerede ise tamamını okumaya çalıştığım 5posta.org’da Çin’in bir diğer işgal ettiği ülke olan Tibet ile ilgili şu ana kadar duyduğum tüm argümanları reddeden iki entry okudum. Dalai Lama’nın köktendinci lider olduğunu, Çin işgalinden önce, bebek ölümlerinin %43, şimdi ise %2 olduğunu, Çin’in tren yolları, otoyollar ile ülkeyi bayındır kıldığını, işgalden önce kast sistemi altında sefil hayat sürdüklerinden dem vurmuş. Diyor ki, uslu durun kardeşim, Çin, iktisadi olarak gelişiyor, buradan size de akmasa da, damlar, aç karnınız doyar. Ancak Çin’in ülkeyi işgal ettiği, 1950 yılında öldürdüğü 50.000’i aşkın Budist din adamı ve yıktığı 10.000 pagodadan bahsetmek ihtiyacı hissetmemiş. Sanırım, bahsetse dahi, Budist keşişlerin dilenci olduğunu ve pagodaların bir haceti olmadığını beyan edecektir. Bir de parantez açalım, Çin, hemi Tibet, hemi Sincan’a sürekli geometrik artan nüfusundan yollayarak tazyik yapmakta, buradaki yerel halkın toplam nüfusa oranını azaltarak en acı müdahaleyi yapmaktadır.
Şimdi, zevkle okuduğumuz 5posta.org’un yazarına bir itirazımız var. İşbu akıl yürütme ile, Sincan, Tibet der iken bize kadar gelse, koşa koşa kaynaşmak lazım gelir Çin ile. Hay Allah, neden bunu 1919’a Yunan Gavuru İzmir’e çıktığından yapmadık, en azından onlar ile tipimiz benziyor. Çinli ile kaynaşırsak, korkarım 1000 senede azıcık toparladığımız çehremiz yine tabak gibi, gözlerimiz de çipil çipil çizgi halin alacaktır. Bu daha fena olsa gerek. Din tarafına girmek istemiyorum. Zira kusacak kadar dine boğuldu memleket. Ancak, işgalcinin teki gelip de memlekete el uzatırsa, yedirmem arkadaş. Tahmin ediyorum, buna herkesin hakkı vardır. Üstelik insan hakları evrensel beyannamesine de girmemiş mi idi her ulusun kendi kaderini tayin hakkı vardır diye.
Şimdi bazı aklı evvellerin gelip bu konuyu Kürt meselesine bağlamasını hararetle beklediğimi de itiraf edeceğim. Zira onlar Kürt değil, dağ Türkü’dür.