-hayatım bu işte bak buldum. alt ettim hepisini birazdan üstünde olacam. şööle bi bak. bak daire işte. ortası tam ortası kalbi kara bi nokta gibi kara diil kırmızıyla işaretli. hedef tahtası bellen. iki kolu iki eli her bir yönde her bir noktasına ipler gerili içinden. yumağı kırmızı noktanın ellerinde. artanı var ortaya tam hizaya çekince ortadan her bi noktasına gerilen. Ohhh mis pürüzsüz alan çevresi çapı. fazlası bırakanda birkaç noktaya bir yandaki bir elden daire çevresinin bir kısmı hamur kıvamı. dedim ya üste olcam diye. dairede pi sayısını unutma istersen. istersen de unut yaradana sığınıp. oynak bıldır bıldır kesintisiz girinti çıkıntı kafi derecede sert ten kıvamı yahut muhallebi deki paluze.yuvarlasan beile bi daire sirkin en usta orta adamının ellerine versen. hangi bir iplerin bazısı hangi bir noktaya eşitçe germeden tut, yedir çevreye çerçeveye rahat ol mirim diyende n’olur.iyi olur yuvarlanaraktan taşa çarptığında taşın çıkıntısı çemberde girinti bulur.zıplar mı.yo.zıplamaz.geçerken üstünden şeklinin tadını alır. geçir gider. ister kal kalen kalender. yerleşik sıcak soğuk rahat. biraz dalgalı bir kısmın haliyle bütününde. ister çek ipini yeniden ortaya sanki geriye.yok.toparla.öncesi gibi değil de.yine pürüzsüz bak çerçeve çepeçevre. ufal ufalan yuvarlan kaybol gözden kaybolana dek sevgili bir rüzgarda. rüzgarda her keyf aldığımda içimdeki hırıltı ondan senden bedel boşalan bana. daire var alan almayan. çember çeviren oynayan. oyalı o yan rüzgarda. - üsten inecem alfa. - in. indi. -çembere n’oldu? -o duruyo yerinde. -sen neile oynuyon? -hiç bi zaman bilemiycenile… -hayat ne şekil ki? -kare diil bi kerem… -sen delisin! -evet. (bunu başka kime kime söyledin?)
İzlediğim bir belgesel nükleer enerjisi tahrikli uçaklar üzerineydi. Gerçekten çok ilginç şeyler yapılmış soğuk savaş zamanlarında. Nükleer enerjiyi kullanabilen uçaklar için ne yatırımlar yapılmış. Belgeselde anlatılanlara göre nükleer enerjinin uçaklara uygulanması iki ayrı sistem olarak planlamış. Birincisi kapalı bir çevrime sahip jeneratör ile sağlanması ki bu durum radyasyon yalıtımıyla desteklenecek uçakların çok ağır (pahalı) olması demek. İkinci sistemde ise açık çevrim; nükleer atıklar direkt olarak egzozdan dışarı atmosfere karışması demek. “Geleceğe Dönüş” filmindeki makinist amcanın Türkçe deyimiyle “Yeterli eğim ve ıs sağlandığında ki ben burada cehennem sıcağından bahsediyorum evlat, bu tren saatte 88 mil yapar.”…
Bütün bu teknolojiler, özellikle ABD ve SSCB tarafından denenmiş. Öncelikle SSCB işe el atmış ve ikinci yolla bir uçak üretip bunu bir güzel uçurmuşlar. 10 kişiye yakın mürettebatın sadece pilotu sağ kalmış, diğerleri ise ağır radyasyondan vefat etmişler. Atmosfere salınan atıklar ise kim bilir neleri etkilemiştir. ABD ise ANP adlı bir program başlatmış, nice paralar akıtmış, sonra da projeyi durdurma kararı almış.
Bu çalışmalar dışında kim bilir nice deneyler, araştırmalar gerçekleştirilmiştir. Soğuk savaş konusunda gerçekler (veya komplolar diyelim) saymakla bitmez zaten.
Şimdilerde ise ilginç, uçuk ama güzel şeyler de yapılmıyor değil. NASA’nın kendi sayfasında herkesle paylaştığı teknik raporları yayınlanıyor. Bir tanesinde Mars’ta gelecekte enerji ihtiyacını karşılamak amacıyla, rüzgar faydalanmak amacıyla hazırlanmış rüzgar türbini tasarımı fizibilite raporu mevcut.
Onlar bunlarla uğraşırken, bizlerin özellikle nükleer enerjisi teknolojisini öğrenip kullanmaya hazırlanmamız, üstelik eskisini, artık çöp, zararlı sayılanına ilgi duymamız çok üzücü. Hele ki küresel ısınmanın bu kadar çok belirginleştiği ve de üzerine tartışıldı şu günlerde. Bu konuya hayatının yıllarını vermiş insanlar işsiz kalmış, kendilerine başka yollar çizmişler. Bakalım gelecekte bizleri neler bekliyor.
Öte yandan bütün enerji sorunlarımız yine nükleer araştırma merkezlerinde çözümlenebilir de. Tabi o zamana kadar dünyayı kirleten bizler gün gelecek güneş sistemini de kirleteceğiz. Daha şimdiden dünyanın etrafında milyon dolarlık metal yığını çöplerimiz daireler çizmekte.
Belki Dünya’dan önce Mars’ı bitirdik. Orada da Mad Max filminin benzer kareleri yaşandı, petrol için savaşıldı. Sonra da Nuh’un uzay gemisine bir grup masum çocuk tıkıştırıldı ve dünyaya yollandı, milyon yıllar geçti ve burası da oldukça kirlendi. Bundan sonraki durağımız yine Mars olabilir, ya da Jüpiter’in uydusu (yeniden) Avrupa’ya yerleşiriz,
Dışı buz ve kaya içi ise oksijen ve su ilginç kaya parçası. Suyu, havası biterse sonra yine Mars’a yerleşiriz ya da Dünya’ya. Keşke yeni gezegenler inşa edebilsek, kendimiz tasarlasak, Otostopçunun Galaksi Rehberi’ndeki gibi Norveç’teki fiyortları inşa etsek. Çok zevkli olacağı kesin…
Not 1: NASA’ya ait çok güzel bir site var. Astronomi meraklılarının çoğunun kullandığı “Astronomy Picture of the Day”. Harika fotoğraflara, belgelere ulaşmak mümkün bu sitede.
Not 2: Antalya Saklıkent’te TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi (TUG) var. Gözlemevi meşhur Olimpos’a çok yakın (kuş uçuşu yalnız), Bakırlıpete’de (rakım: 2500 metre) çok güzel bir yer. TÜBİTAK her sene Gözlem şenliği düzenliyor burada, astronomi ile ilgilenenler ve de güzel tatil yapmak isteyenler için çok güzel bir yer. Aynı zamanda (kışın) kayak merkezi, ama merak ediyorum bu kış ne oldu orası, malum Kilimanjaro karları bile tükenmiş.