sakınmasam sözümü gözünden yüzüne bakmaya kıyamasam da utanmadan özlesem arasam da yolcu dediğin canım bulduğun zaman
…
sabır bir derin nefesle sessizce dinleyip istediğin içinden bir bakışta sessiz hem de yeniden her şeyi anladığında o anlattığında sen çalan bir müzik hayatım ötesi ne var ne yoksa boş o zaman da istersen dans ya da sadece müsaade et canım
…
sıkıldım artık ölesiye yaşamaktan yaşayasıya ölmek yok mu yok mu anlamayan çardakları ve bardakları yine de anlaştığın susup susup baktığın konuşmadan kaçtığın yok var da hani yaşı da yetmez diyorlar kurusu da oysa bilmedikleri tek bir şey var sadece tek bir şey bu işte canım ölüsü de dirisi de benim
…
La kömür
kalbini düşürmüş bir kadına adam diyor bileydim böyle olacağını yakışan o kara gömlek yerine deli gömleği giyerdim
revanili tahterevalli
korkularına bak hele yumurta akı ve sarısı korkuyla aklından geçenler duayla irmik ve sal minella sızı hiç, akla getirmediğin bir düşünmek istemediğin şeker ve hırsızı “vazgeçmek yok” dediğin değil mi? karıştır köpürünce bembeyaz o halde bir akıllı sarhoş bir de ayık tembel istersen de seçeneklerin hepsi hepsi senin olsun güzelim bize gelince afiyetle biz vazgeçtik diyelim
“sınırlı sayıda”
manikürsüz eller yapıştırdı torbayı basıldı satıldı alındı okuyamadı kimse yazısızdı şimşek çakan gözleri karşısından akan bir esmer pınar korumaya bakıyordu fırıncı Picasso elleriyle adam poşetinden çıkarıverdi resimli romanı..
çoğulu ne "artist"in kız
artiz maallesine abi girişte ağırdan alacan adımlarını saklamadan rahatça amma ve lakin çok bakmadan etrafa saygı ve dikkatle etraflıca bakacan artiz maallesine abi senin anlayacağın bir girdin mi öyle atacan adımını sorana da "bi daa da çıkmiacam laaan!" diye bağracan uzaktan bir 44’luk duyarsan bu maallede abi ölen benim ulan deyip belki sen yere yatacan anlaycan abi demek istediğim uzatmadan artiz maallesine abi gidiyorsan girişte artizlik yapacan çünkü abi o maallenin çocukları, oğlanları ve kızları bi ciğerli bi çığlıkta öldü mü na koyiim ağladı mı yürekleri de kan ağlar