absence of mind güzel yazmış 40 dei saolsun. orada sorduklarına yorum yazmıştım, eksiklerim vardı epey. az daha ilave edeyim.
orhan hançerlioğlu’ nun düşüncenin tarihi dei bir kitabı var. orada bin bilmemkaç senenin fikirleri sıra ile verilmiş. içinde bir kısımda, sayılarla ilgili epey malumat var. hikaye phythagoras ile başlıyor. şu pisagor bağıntısının mucidi olan adam. dik açılı bir üçgende en uzun kenarın karesi, ufak kenarların karelerinin toplamına eşittir. na bu adam asasen bir büyücü, bir gizemcidir. hazret zamanında gizli bir okul kurmuş. orada talebe yetiştirmiş.
ilk aşamada talebelerine hiçbişe öğretmez, onlardan sezgilerini geliştirmelerini istermiş. bu aşamada talebeler hep bir ağazdan şarkılar söyleyip eğlenirlermiş. hançerlioğlu sözlerile: genç öğrenciler, her sabah ve her akşam, şu şarkıları dinlemektedirler: ölümsüz tanrılara dön, kendini eşsiz aşklara bırak, inanını koru... bil ki, çeşitli uluslarda ve çeşitli dinlerde dağıtılmış görülen tanrılar, tektir. evrenin tek tanrısı vardır. hepsine hoşgörüyle bak, ama gerçeğin ne olduğunu da bil... gizlilik aleminde bütün dinler birleşirler.
pisagor mektebinde ikinci aşamaya yükselen talebeye sayıların gizli ilmi öğretilirmiş: pythagoras'ın beden, can (l'ame), ruh (l'esprit) üçlemesi hint'in brahma vişnu siva üçlemesine uygun olduğu gibi, hıristiyanlığın baba oğul ruhülkudüs üçlemesini hazırlamıştır (teslis). bu üçlüğün ortak ilkesi de hermes monoteisme'inin buluşu olan teklik'tir. teklik, üçlüğü özetlediği gibi, üçlükle birleşerek dörtlük görünüşünde de bulunabilir. işte pythagoras'ın sayılar biliminin ana ilkeleri bu ilk dört sayıda toplanmaktadır. öteki sayılar, bu dört sayının birbirleriyle çarpılması ve toplanması sonunda elde edilebilirler. örneğin kutsal yedi, üçle dördün toplanmasından meydana gelir ve insanın tanrı'yla birliğini belirtir. katsalon, ilk dört sayının toplamına eşittir ve tanrılığın sürekliliğini anlatmaktadır.
pisagor talebeleri anlaşıldığı üzere tamsayılarile kafayı kırmış, evrenin bir ve bölünemez sayılardan ibaret olduğuna iman etmişler. bu tam algılarında evrenin ve hayatın bin manasını görmüşler. çokluk ne olursa olsun iki tam sayının ilişkisi ile gösterilebilir dei özetlenebilecek bu saadet asrı bir süre sonra irrasyonel, akla sığmayan sayıların keşfi ile son buluyor ne yazık ki. iki dik kenarı birer birim uzunluğunda bir üçgenin ipotenüs uzunluğu maalesef kesirli, iki tam sayının oranı ile gösterilmesi mümkün olmayan başka bir sayıdır. pisagor’ un talebeleri bu matematik keşfi uzun zaman küfür sayıp alemden saklamış, nihayet mızrak çuvala sığmayınca dünyanın dört bir yanına çil yavrusu gibi dağalmışlardır.
atonal müzik de eyledir. schoenberg bartok hatta micus müziğini sol karar la minör ton filan dei tarif imkanı yoktur. micus’ tan ancak nefret edilebilir. onu yok saymak akıl işi değildir. ben uzun yıllar taşlarla buzlarla filan müzik üreten bu adamdan kaçtım. sonunda desert poems dei bir albümüne rastladım. iki aydır onu dinliyorum. şahane.
matematik ile kutsal olan arasında bir bağ var mıdır sorusu sultanbailey’ den maçka’ ya nasıl giderim sorusuna benzer. insan emeği ile üretilmiş bir kümeden diğerine geçmenin mümkün olduğuna inanırım. yazıya dökülmemiş dönüşümler vardır. bunlara hissi der geçeriz. parlak bir teoremi okuyup anlarken, dokunaklı bir şarkı dinlerken veya güzel güzel konuşurken içine girdiğimiz haller birbirine benziyor ise bunların birbirinden çok farkı olmadığını düşünürüm. güzel daima güzeldir. kişi ne zaman mutlu olduğunu anlar.
nah anlar. kişi mutlu olduğu anın bilgisini mutlu olmak için değil mutsuz olmamak için kullanır. sırf bu sebepten mutsuz olur. varsayımlar bilgimizi kurduğu gibi hatalarımızı da yaratır. bilhassa eşanlamlar ve denklikler zihnimizi yanıltır. soyutlamak insana özgü bir yıkılma biçimidir. hayvanların hiçbiri bu hataya düşmez. onlar benzersiz bir hayat yaşarlar. biz birbirimize benzeyen hayatlar sürdürüp diğerine benzemediğimizi iddia ederiz.
benzerlik yoktur. denklik yoktur. eş anlamlılık yoktur. sen ben değilsin. ben sen değilim.
sen ben ? senli benli olduk de mi şimdi ? demini eyle demiyedin. o demin idi. gel. gelmem. sen gelmezsen ben gelirim. gelme. gelcem. istemiyorum. ne deme istemiyorum. nei demiyedin seni sevmium mutlu değilim sennen. yok canım eyle mi dersin ? tabe eyle derim insan bilme mi nası mutlu olduunu mutsuz olduunu. bilmez. nası bilmez ? bilmez işte. bak kim mutlu göster bana yok kimse. kimse mutlu değil. onlar mutlu olmaya çalıştılar mutsuz oldular. bırak yakasını o bulsun seni. sen kafayı yemişsin. eh. birezz. seni seviyum. pis.
tıkandım. yoruldum biraz. mevzuu az geniş oldu cidarı patlattı galba. asasında bu yazıyı wassago2000 veya suphi yazmalı idi. şimdi nerde napiyeler aceba ?
:: aom, a typical mantra used to induce a comfortable absence of mind state by meditation, also a phrase repeated numerously in a song composed by erkin koray