insan salyasında opiorphin denen sihrikimya mevcuttur, ki fareler üzerinde yapılan tetkiklerde bunceğizin morfin belasına kıyasla altı kat daha tesirli ağrıkesici hüviyette olduğu tesbit edilmiş. çok canım yanıyor bebeim, yüzüme tükürsen bana iltifattır deyi içime doğması demek sebepsiz değil imiş.
sıhhat:
eskiler insanın sıhhatini dört çeşit mayiiin yekdiğerine kıyasla artıp azalmasına bağlarmış. kan, safra, dalak ve salya. bunların biri az, diğeri fazla olmayacak, hep dengesini muhafaza edecek; na buna sıhhat denir imiş.
uç uç:
çatalkuyruk kırlanguç yuvasını salya ile yapıştırır. bu ameliye 30 küsur gün sürer. bilhassa kütkuyruk çinçin kırlanguçların yuvasından çin mutfağında yan wo denen meşhur bir çorba yaparlar. bu çorbanın sindirime, şehvete, sese, astıma, odaklanma meselesine, hatta bağışıklık sistemine çok faydalı olduğu söyleniyor. fiyatı da bu faziletine müsavi saymak lazım, kasesi 30 ila 100 $ eder imiş. yok ben çorbayı evde yapıp ucuza getiricem dersen yuvanın biri beyaz biri kırmızı olmak üzere iki çeşidi var pazarda satılan. beyazın kilosu 2000 $, kırmızısı bunun beş katı. işbu çorbaya uygun evsafta yuva toplamak uzmanlık gerektiriyor. işi bilmeyen arsız mütecavizler $$$ uğruna canım kuşların yuvasını bozdukları gibi onların da yuvasını yapacak bir melunluk dilerim tez zamanda nefislerine isabet eder.
misaller:
tükmükile bin fazilet kaydetmiş tarihler. misal isa nebi kör sıfatına tükürende gözlerin açılması erenler, misal habib muhammed’ in harika damadı aşrı gözağrusu çekende onu derhal bana getirin deyip gözlerine tükürmesi hadisesi sahihibuhari’ de kaydedildiği halde, daha bin misal dizeyim dilersen ağaz suyu mucizesine dair, ancak bu mayii göğe çıkarduğu gibi yerin dibine de batırmaya yarar, misal cengedip vuruşurken tam palayı kafirin boynuna çalacak, ol yılan tükürüverir ali’ye. bunüzerine bırakır onu, bağaşlar canını, bir de şeyle ilave eder: bilesin ki ben, kılıcımı yalnız hakkın rızası için kullanırım. çünki hakkın kölesiyim, nefsimin değil. allahın aslanıyım, heva hevesin değil.
battal gazi’nin tüm lisanları anlayıp konuşması mucizesi de muhammed’in tükürmesi ile mümkün olmuştur. rivayete göre muhammed, sahabiden abdülvahab’ın ağazına tükürdü: “sen battal’a yetişirsin. sana tükürdüğümü sen de onun ağazına tüküreceksin”. işte bu emanet ile battal’ın emsalsiz lisan kabiliyeti mümkün olabilmiş.
benzeri bir misal de ayasofya’nın bir türlü tutmayan harcına peygamberin tükürmesidir. gerçi ol mucize ile tamir edilen ayasofya’nın yanından hafif metro geçirmek suretile harika yapıyı titrete titrete yıkmaya yemin etmiş munisipal istanbul çokbilmişlerine de hafif bir tükürmek icab edermiş, işin orası noksan mı kalmış ne ?
peygamberin ağaz suyu beyle mübarek iken yalancı müseyleme’nin taklit hareketleri de manidardır. bu da tutmuş, bir gözü kör olan veledin gözünü tükmükile oğmuş, ne var ki yavrucağın diğer gözü de açılmamak üzere kapanmış. hakeza bu kefere tutmuş kuyuya tükürmüş, ol kuyu utancından geçkin karılar gibi suyunu kaybetmiş halen anlatılır.
salya envai sihir bozar. beyle işin içine tüküreyim lafına cahallar güler geçerler. bunlar hakkile tükürmeyi dahi bilmezler. ağaz mayiileri boş yere telef, canları mesnetsiz yere heder olur. bunların mezarlarına ağaz dolusu tüküreceksin.
üfürükçü dediğin esasen tükürükçüdür. tuh tuh diye cin şeytan nazar filan kovarlar bildin mi ? bunceğizin bir numunesi aziz yılanın vakti erende yavşak suratına tükürmesile kevaşenin külli çalımı anda uçup gitmesi değil midir ?
mesnevi’ den:
bir gün, zencinin biri aynaya baktı. aynada kendi çirkin yüzünü görünce aynaya tükürdü. aynaya “sen ne kadar çirkinsin. senin yüzüne işte böyle tükürürüm, sana bu yakışır” dedi tiksenerek. bunun üzerine ayna “ey kör gözlü aşağılık insan, bende gördüğün çirkinlik benim değil, senin çirkinliğin. gördüğün kendi çirkinliğinin bendeki yansıması. bu yaptığın edepsizliği bana değil kendine yaptın. kendi kendine hakaret etmiş oldun. pisliğin bana ulaşmaz, çünkü ben tertemiz, aydınlık bir aynayım”
deniz:
balukçu ağunu suya serper, kısmetini bekler. baluklar taraklar şu bu ne halis hayvanat varise işbu ağa gelir takılır. balukçu dediğin ağu sudan ne zaman çekmesi gerektiğini bilecek. eğer ağu erkenden toplar ise kısmetini tepmiş, yok gecikirse berbat etmiş olur. zira deniz çıyanı denilen fevkalade fiyakalı ancak adu üzerinde çıyan tabiatli bir mahluk geldiği gibi mefta baluklara dadanır. bunların gözünden girip burnundan çıkmak suretile oburcana ziftlenir, fakir balukçuya da dizlerini döğmekten başka yol yordam bırakmaz. şimdi sadede gelelim. na bu denizçıyanının ilacı, işbu haşerenin en çekindiği zehir bilmem hangi mucize ile balukçunun ağaz dolusu tükürmesidir. bu hayının üzerine tükürende muzur serserinin kıvrılıp bükülerek eridiğini git şimdi işbilir balukçudan sor öğren, bir hayret makamın daha olsun güzel kardeşim.