yaptığım her hareket, kendimi dinliyorum, topladığım..gitme. dinlemeyi nasıl öğrendim? çok üzgünüm, seni..bebek, şimdi page gir, kırık çal yazdığını! nasılsa arkanda bir duvarcı var, yaslan ona..hha! sakın gitme, sayıklıyorum, hala plant! hala! kapat kapıyı, ışıkları söndür, evde kimse olmayacak.. böyle söyle ! hep kırık çal ! göbeğini ser ride üstüne, yayıl kros meyline, dön bakalım!! kapat kapıyı, ışıkları söndür, evde olmayacaklar bu gece, kar yağıyor ve biliyor musun rüzgar daha soğuk esiyor, sen kırık çal ! döne döne çal ! sen davulun tanrısı, sonsuz yükseklikten bagetlerinle yeniden düş, düş gördürmeye çal hep, kıra döke..4/4..2/4..3/5..senkop, kutuya sakladığın anfinin asal katları, denizin karanlık yüzü, patla! sarkıt, çalarken kırık çal hep! dön! unut kendini, tarif et kaybolanı..
/6666: ”hiç umurunda değil, sanki ben bir makineymişim de hararetle işlemeye ayarlanmışım, artık bundan sıkıldım, bu hissimle sinirlenip şiddetle daldığımda içinde kopan karmaşanın rüzgarı suratına esiyor, heyecanlanıyor..dudaklarını büzünce memelerini daha eziyorum, bacağını ötekinin üzerine deviriyorum, yanlamasına yatan gövdesinin kara odağı iyice orta yerde, öyle bırakıp ivmeli işlemeye başlıyorum. nefesinin olağan düzenini izleyen, ancak onu değiştirmeye zorlayan hareketimden aldığı hazdan iyice sıkışıyor, büzüyor kendini..”