Türklerin kadim tarihinde halk hareketi yoktur, bunlar münferit vakalar olup avam nezdinde kabul görmemiştir diyen tarih maalesef yalandır, inanmayın rica ederim. Aydın isyanını yöre halkı noksansız benimsemiş, hatta bütün hadiseyi sevimli bir masalın içine şifreleyip öyle gizlemiş ki inanılacak gibi değil.
Sene 1800 civarı Avrupa’da seküler devlet vatandaşlık hukuku bunlar hepsi yeniden yazılıyor. Eşitlik, kardeşlik ve hürriyet damgasını böğrüne yememiş malın pazarda kimse yüzüne bakmıyor. İstambul hükümeti siyasi mali krizden muzdarip. Elinden gelse berbat vaziyeti az biraz ıslah edecek ama beceremiyor. Reform dendi mi cin taassubun nevri dönüyor, olmadık maraza çıkıyor. İşte beyle müşkil halde zamanın aklını fikrini tesadüf veya deil tam isabetle yakalamış, buna göre gün sürmüş kişidir Atçalı Kel Mehmet. Hatırası şimdi Keloğlan namile bilinen bu yiğit keyfi idareye, yerel yönetimin haksızlığına, vergi adaletsizliğine karşı çıkmış, cemiyet hayatını ve devlet idaresini değişen güne göre tanzim etmek istemiştir.
Mehmet ufarak, keltoş bir oğlandır. Köyünde çobanlık eder. Kaval çalar, koyun keçi yaylar. Sesi de yanık, uyak mani düzer. Açlık olsun ne olacak. İçinde bal kız geçen düş kurar. Kel kafası parlar. Yüzü gülümser, gözü ışıldar. Annesi bu huylarına kızar oğlunun. Kim ulan bal kız kırıcam kelini gel buraya dedikçe gülyanak anacım eli gonca anacım vurma nolur yollu yalvarıp kaçar. Nasıl kıysın oğluna mümkün değil ama neye gülüp oynasınlar, hayatları baştan ayağa kara kedere bulanmış gibidir. Koftiden olsa da esasen bu kel kafanın bu dünyaya göre olmadığını bildiği için habire azarlar Mehmet’ i annesi. İster ki öksüz oğlu ahir ömründe ızdırap çekmesin. Ağustos böceği gibi hayallenmeyi bıraksın. Karınca gibi çalışsın. Belki lokma birken iki olur. O ise bu hesaba akıl erdiremez. Bir sadece birdir. İki ise iki. Bunlar başka başka şeylerdir.
Öksüz Mehmet bir günü düşünde kurduğu bal kıza rastlar. O saat çarpılır, şiir düşer diline. Sarı belik saçı beline beline, yandım allah böyle kuluna sayıklar. Kız bunu duyar, çok hoşuna gider. Zalim bir ağanın kızıdır bal kız. Kısadan gidelim, bunlar kaç göç sevişir bir türlü kavuşamazlar. Despot ağa kızına dolanan kel tıfılı zabitana haber verir, üç güne kalmaz tek göz eve askerlik celbi gelir. Yavrumu alacaklar yollu misket yaşlar ağlayan annesini bırakır, çaresiz dağa çıkar keloğlan. Orada zeybekten yaren edinir, tez zamanda kendisini sevdirir. Ocak firarisi vergi borçlusu bunlar hepisi firakın kederinden incir rakısı içip zeybetiko oynamadıkları zamanlar kuytu geçit yolda belde amir zengin hulasa hırsız kimse kıstırıp zulasını ufalar, ganimeti aç bilaça hemen orada pay edip gün geçirirler. Atçalı Kel Mehmet namı alıp yürüyende Osmanlı ordusu bunu avanesile Aydın’ da sıkıştırıp berbat etmek ister. Yiğitler kolpaya gelmez, kolluk kuvvetlerini püskürtüp koca şehri ele geçirirler. Şimdi hepten muktedir olan Atçalı “vali-i vilayet, hademe-i devlet, atçalı kel mehmet” mührünü basıp ferman yazmaya başlar. Zulmedeni uzağa sürer, keyfi vergiyi iptal eder, hakçasını toplayıp İstambul’ a gönderir. Devletin yine de eşkıyadır deyip kellesini istediği Kel Mehmet’ in Aydın muhiti merkez olmak üzere bütün Menderes vadisinde racon kesip para basıp canın malın emniyetini tastamam temin, hasreti çekilen huzuru ve hürriyeti tesis ettiğini gören esnaf zanaatkar yaşlı genç bütün ahali Atçalıyı baştacı eder.
Ne var, devler canavarlar kem cinler cadılar belirir uzak tepelerden, feleğin tekerine taş koyanKeloğlanın kafasını kör satırla kesip saraya gönderirler. Tam bir sene süren Aydın isyanı böyle hazin nihayet bulur. Bu masal da burada biter canım efendim.