güneş doğudan batıya yürür. sabahın yine doğuda görünür. iman ettim dünya yuvarlak. karadan doğuya yürüyeceğime batıya yelken şişirsem yine hindistan' a varırım. zümrüt. baharat. ipek. floransa pazarında ölü eşek fiyatına satsam nafakayı düzeltirim. bitsin fakruzaruret. gelsin paralar.
iyi de, beyle yuvarlak hesaba hangi tüccar kıralı ikna edeceksin ? portekiz, venedik, cenoa, ingiltere, fıransa dolanır gariban kolombo. bulduğu nakışlı kapıyı tıkılar. öpmediği etek, asılmadığı eğer kalmaz. aman gemi canım tayfa üç ay vade kıraldan müsaade deyip amir memur kimi görse güneşin yolunu izlemekten ibaret harika rantiye fikrini anlatır. yazık kimseyi ağuna düşüremez. yok mu şu alemde aklı servetine müsavi kıral düşünürken aklına istambul gelir. denemekten zarar gelmez şiarıyla istambul yoluna koyulur.
istambul o sıra bizatihi tıraşlı pırlanta gibi şeherdir. ne arasan hepsi mevcut mucizedir. kolombo galata batağında az debelenip müntesip kapı kullarına tamam yeter ölçüsünde yedirip içirmekle ayar verdikten sonra nihayet huzura kabul edilir.
sultan meclisi görünürde müsteşar müşavir vezir ker fer sahibi amirden ibarettir. bunlar birbirlerile memleket halinden hasbihal ederler. olur a herhangi ferman iktiza edende içlerinden biri kafese sürünerek yaklaşır, emrişahaneye vaziyeti usul ve sakin arzederler. berj namile bilinen afyonlu lokumun lezzetine ziyadesile kapılmış, kendisi yetmemiş meclisin serin şerbetine de keyfin şurubundan katmış sultanın en büyük eğlencesi bunların sarhoş sarsak halini izlemekten ibarettir. çin çene perukası elinde kel hindiye benzeyen bir kılıksız kefere, kolombo, şimdi kıyakların meclisine büyük keşfini anlatmaktadır. baharat yolunu kısa etmek imkanı vardır, emrine bir iki gemi verilirse bunu isbat edecektir.
kolombo saray adetine uymak derdile ikram edilen lokumdan bir iki tadıp üstüne ik tas şerbetten içtikten sonra fevkalade virajlı dil döktüğü, ancak meramını kifayetsiz mütercim eleğinden bir türlü geçiremediği bu an hakikaten çok hazindir. bana gemi verin. nasıl gemi, güzel mi beğendin mi ? çok beğendim. hani bunun yemi, hem hani atı nerede ? ne atı. iki katı üç katı.. gibi ancak kıdemli keşlerin içinden çıkacağı berraklıkta geçen görüşme kolombo' yu iptal edip aptala çevirmiş, bir yandan bu şapşallık hali fevkalade hoşuna gitmiştir. ne var ki hayalden hayata döndüğü kısa duraklarda şimdi sultanın huzurunda deli gibi dönen aldım gemiyi şimdi verdim tuttum bu gemiyi çok sevdim oyunundan gerçeğe dönmek, hakiki bir gemiye kavuşmak mümkün görünmemektedir. hırsın ihtirasın açlığın kırılan hayale tazyiki dayanılır gibi değildir. emrişahaneden arzum sefil nefsimile aziz hizmetinizi görmeğe yepelek yelkenli azimkar tayfa nefer kafi kumanya pusla usturulab harta ve sair alat lutfedin. sebep ? garbi istikametten hindistan' a gidelim. çin' e gidelim. niye ? alış veriş ederiz. sonra ? geri döneriz. iyi ya. işte şimdi hepimiz burdayız gibi tuluat tafsilatila sürüp giden tantanayı ayık bir katip fısır fısır kaydetmişse de bu nevi kuyudat zinhar kellemi götürür. iyisi mi kaybedeyim gitsin. kim görecek kim bilecek deyip varakayı anında bumburuş yoketmiştir.
osmanlı dereboyuna devrilen kavağın kaç dalı, üstünde kaç yaprağı var ise onu bile yekten sayıp bir kenara yazmış ama kolombo' yu nasıl yazmamış diyen saf müverrihler yazık ki afyon belasının insanlık tarihi boyunca hangi bin belki onbin tahribata sebep fevkalade azim tesiratından bihaberdir. osmanlı tarihinin nadir bir numunesi, yazık kaydı akim kalan yegane vaka kolombo' nun sultan kapısından gemi dilendiği, gemi yerine afyon ziftlenip eli boş berduş tırıs tertip memleketine döndüğü işte bu sahneden ibarettir efendim.