Ergenekon, türklerin efsanevi ana rahmine tekabül eder.şahap abimin beyle bi adla bar açma fikri bize peri masalı gibi geldi.
bana " seni güvenlik müdürü yaptım enver" dedi. gaffur bu atamaya çok bozuldu halilen. irade böle buyurduğu için fazla uzatmadı tosun.
KAPI TRAFİĞİ! günnüğümden aktarıyom. gala gecesi.
• kadir tapucu geldi. soyadına kıllanıp almadık. nasıl yani tapucu? tapu mu satıyosun? kadir taocu olsan neyse. zaten banu alkan'la saçmasapan tartıştılardı, can sıkmasın istedik, itiraz edince, ter atar nitelikte light bi tartaklama yaşandı. "dönüşüm muhteşem olacak!" diye bağırıp gitti.
• sabah insanları vatan şaşmazla melike öcalan geldiler, "ikiniz bi arada olmaz, müşteriler için psikolojik yıkım olur, biriniz girin" dedik, protesto için kafaları yaslayıp dönme hareketini yaptılar kapıda. Ayrı taksilere bindirip ters yönlere gönderdik.
• kont adnan olduğunu iddia eden biri geldi. almadık, çok ısrar etti. çok hızlı konuşuyo, tezcanlı bir insan, ne di-yo anlamadık. arada küfür de etmiş olabilir diye tenhaya çekip biraz kınadık, sert bi dille uyardık. gaffur'un hınçı geçmek bilmedi,. kont adnan'ın içini açıp baktı, nasıl çahşıyo diye.
• ece erken geldi, "sabah erkenden televizyonda olmanız lazım, gelin uyuyun" diye almadık. "size n'oluyo, ben n'aptığımı bilecek yaştayım" diye bağırdı, "istesek de alamayız, içerdeki % 40'lık siyah giysili sarışın kontenjanı doldu, kuralları bozamayız" dedik. ağlayarak kaçtı.
• Orhan Pamuk heyetle geldi, İtalyan Armadillo yayınları'na transfer olmuş. karşılığında takas babında üç hikayeci, bi denemeci, artı 500.000 avro almış iletişim yayınları. gerçi denemeci son dönemde sakatmış ama iyileşmiş, düz yazılara başlamış! dokuz erkektiler, fena! almadık tabii.
• deniz akkaya geldi. "transparanla girmek yasak, üst düzey insanlardan bile etkilenip titreyen oluyo, senin trans-paran burda geçmez" dedik, almadık. erol köse'den ceketini alıp girdi. Ama bu sefer de dr. köse'yi almadık, gömleğinin koltukaltları bariz terliydi. "Bu dünyaya sizle uğraşmaya geldim" diye tehdit etti bizi.
• kadir tapucu yine geldi. "ambiansa bakıp çıkıcam" dedi, iki kişi avuçlarımızı birleştirdik, kadir tapucu avuçlarımıza basıp duvarın üstünden baktı içeri. kendini fırlatıp içeri dalmak isterdi, havada yakaladık. Jackie Chan misin lan!.. bi hırpalanma yaşandı.
• cem Özer geldi. "giremezsiniz" dedik. "ben helin avşar'ım, depresyonda olduğum için böyle görünüyorum" dedi. Sonra da sağı solu aradı girmek için. .
• hande yener geldi. kimliği yokmuş yanında. "şarkıdan biraz alalım o zaman" dedik. "saçına jöleyim desen inanır mıyım / Ağnanırken seni görsem inanır mıyım" diye şarkı söyleyip aklı sıra dalga geçti bizle, iki arkadaş kolundan bacağından tutup baltalimanı'na bıraktılar bunu. bi de "dönme sakın geri, çok döveriz" demiş fırlamalar. Gül gül öldük.
• kemal derviş geldi. yanında catherine derviş yoktu almak islemedik. arkadaşı asaf savaş akat "kemal olmasa, kemaller olmasa, gönüllere dolmasa buralar nah böyle şahlanır" deyince, biraz duygulandık, aldık içeri. sportmen adam, dayanamayıp boğazda yüzmüş biraz. Söylenenlere göre, boğazdaki akıntıyı konuşup ikna etmiş mübarek adam, durulmuş deniz.
Bahçeli sinirlenip "ortadan kaybol!" diye haber göndermiş şahap abiye. hemen resmi görev çıktı . kırgızistan'daki obezite realitesini incelemek için gitti. şu an beş şişman kırgız'la toplantı halinde. bülent yahnici'ye mesaj çekmiş, "kırgızistan'dayım, azarlandım, postalandım, davamdan ayrılamam, çok alıştım" şeklinde! şahap abi bizi de ihmal etmemiş gurbetten mail yollamış.
sevgili kardeşlerim enver, gaffur, sizlerin ve aynı odayı paylaştığınız yiğitlerin gözlerinden öperim. senle kardeşin enver, benim öz kardeşlerim gibisiniz. ama diğerlerini iyi tanımıyorum, onlar şimdilik kayınbiraderim dozundalar. daha e-mail yollamam gereken 12 şerefsiz var. Hepinizi öperim. Abiniz şahap,
hemen yanıtladık şahap abimizi,
Canım abimiz, Yüreğinle yazdığın pusula bizi bahtiyar etti. çok duygulandık, sabaha kadar nöbetleşe ağladık. emrettiğin B'yi yolluyorum. (abicim, programlardan donatılara gir, ordan da hearts olayını tıkla, işte o maça kızı oyunudur, tek ba-şına oynarsın, vakit geçer. ayreten arzu edersen animas-yon-***** CD de gönderebilirim. bi "şirinler" var ki, aklın durur. şirine ile dört tane şirin, çılgınlar gibi. sonlara doğru gargamel de iştirak ediyor olaya, müthiş yani, yok böyle bi şey!
değerli abicim, bu kadar kıyak karşılığında, aynı dava uğruna kader arkadaşlığı yaptığımız erol evcil'den küçük bi sakal rica etmemize celallenmezsin umarım. geçen voltada bizim çocukların dikkatini çekmiş, desteleyip desteleyip lastiklediği avroları çorabında taşıyo yoğunkaş. insanın canı çekiyo biliyon mu? emrindeyiz sayın abim.
bu arada tivi de üç hürel moğollar kavgası var, şeşenler de ayırmaya çalışıyor. " rakı varsa son damlasına kadar tüketilmelidir" şahap abi böyle derdi. gaffur'la şimdi boş şişelere bakıyoz. bilirim birazdan markete kim gidecek dalaşması yaşıyacaz. gitmek bişey değil de para bitmiş. derhal portakal suyuna iki-üç hap daha atmalı. gaffur konuşursa, ben biterim, batarım. al gaffur'um, iç. yarasın, isimden kazanıyorsun zaten. memleket Osmaniye olmasa. o an şahap abinin sözlerinden biri daha aklımıza geliyo."maddi durum sağlam olsa bile, bakkala minik borçlanmalar içinde olmak, veresiye müessesesini yaşatmak adına hayırlı bir durumdur!"
aslında şahap abi pano-post it olayına fena takmıştı bi aralar.bize apt.da yaşama kurallarını anlatan bildirilerine zaman zaman göz atarız.misal,"apt.yönetim kurulu toplantılarına katılmayı bırakın, buna niyet etmek bile caiz değildir" derken ıÜü, öte yandan
"komşularla ilişkide efendilikten milim sapmamakla birlikte, kandillerde helva ya da aşure ikram eden komşuların yeri daha bir başka olmalıdır!" diyerek bizi düşünmeye sevkederdi.