sıradan insanın çevresinden kararsız biçimde sürekli olarak veri toplama ayıklama kamaştırma sürecinden ibaret duygu düşünce birikiminin tamamının derleyici hedef kişiden bağımsız nitelikte rasgele paralimpik ve peristaltik matrisel yapılar ile gösterilebileceği korkunç ve ölümcül iskit keşfinden beri sıradan insanı ve onun soylu nesnel cehaletini kaybetmiş bulunuyoruz. evvel evveli, demek bundan çoklu kat - zaman öncesi mamur şehir yaşam donatılarında mukim burjuvanın kamu hafızasında çok daha az veri saklayabiliyorduk, üstelik bu malumatın hakikaten tezahür edip etmediği (hakiki vektörel kıymeti) noktasında hiç bir kanıtımız yok idi. tarihi vakıanın kaydı (buna bürokrasi dahildir) ancak birkaç kalantorun mal ve mülkünün karşılıklı hareketinin tasvirinden ibaretti, üstelik bunların ilminakilleri de fevkalade tarafgir ve telefihakikate yol veren kayıtsızlıkta idi. durum beyle olanda elde mevcut pek az kuyudun sırrını ve istifini çözmeye talip marifetli onca allame nesnel anasırın birbirine göre değerlendirmesini ve çapraz tahlilini epey mesarif mesai pahasına dahi olsa aşağı yukarı yapabiliyordu ancak iş tarih strateji edebiyat ve şahsi kör vehimden ibaret topluyaşantının dibiyok şairane karmaşasına gelende burada sadece kaba istatistik araçlarının noksan düşüncesi ile yetiniliyordu. buna örnek olarak şiirin yoksul toplumlarında daha verimle işe koşulmasına karşın novella roman vb tekniklere zenginlerin rağbet etmesi hususu gösterilebilir. işte bu ferdi ve içtimai araz nüvesi, son otuz yüzyılın çoğu ekonomipolitik buhranını başlatan ve besleyen zehirli bir damar gibi uzun zaman boyunca masum ve savunmasız çocuk zihninde ne yazık ki faal olmuştur (şimdi burada kalabalıklara atfedilen “masum çocuk” imgesinin abartılı olduğunu düşüneceksiniz, oysa tarihin en vahşi katilleri bile bütün hesaplarını fiktif yetişkin modeli üzerinden ve civarına yapıyorlardı. bebeklerin tanrı, çocukların yönetici, yetişkinlerle yaşlıların işçi sayıldıkları şimdinin sıradan koloni modellerini eskilerin tahayyül etmesi belki mümkün değildi ama topluyaşantının bu nazik seçimler doğrultusunda yüksek randımanla çalıştırılabilmesi olasılığını belki küçüklerini aşırı sevmek belirsiz hareketi ile bir parça sezdiklerini iddia eden meczup malumatfuruşlar çıkmıştır; bkz: “şehirli teşhircinin tarihi teşrihi”, müellifi kalas baba)
burjuvanın nitelik siz! ve metelik siz! leştirmesine sürekli uğramaktan bıkan yoksul vahşiler her icadın tek sihri olan kesif telkinin önemini bozun noksan ve rahatsız çevresine bin yıl gece gündüz katlanmak mecburiyeti sebebile toplu olarak kavramış ve "kırk gün deli desen bakmışın deli olmuş" deyi özetledikleri inan kalitelerinin yüksek ataleti ile şimdinin tam bağımsız yoğuşmasız topluzihnini yakalamış ilk kalabalık olarak tam bir mesuliyet hissile (neredeyse bulaşıcı bir hastalığın her derde dayanıklı virüsü gibi) hareket ederek bu eşsiz ve basit sağ kalma tekniğini ağar ağar civarlarındaki diğer insan kolonilerine sızdırmış, nihayet bir zaman sonra başlangıçtaki "vahşi" virütik özün onlarca yaşamçevresinde herhangi istif yönünden kavranamayacak denli çok ve çapraşık surette çoğalması üzerine ham el kol ve sıradan bir plastovicdan işlemciden ibaret olan alelade insan verimi artık "vektörler" yaftası ile çağarılmaya başlamıştır. çili çulu parası pulu olmasa ne çıkar, bundan beyle herkes "vektör" kudretindedir, emsali yahut muadili sayıca ne kadar çok olursa olsun onun tesirini "sıfır" mesabesine uğratmak asla mümkün değildir; zira "sıfır" denen heyula bu lanetli işin taa en başında olması gerektiği gibi "hiç" kıymetine bağlanarak sosyovektörel işlemlere dahil edilmiştir.
işbu zihin kıran baş kesen devrin anlaşılabilmesi için elimizde pek az yazılı kaynak bulunur, bunların içlerinde belki de en önemlisi iskitlerin savaşçı ve göçmen kalıtı üzerine kimbilir ne zaman yazılmış olan "bozun pezevengi" adlı kurgudur. bu anonim eser rus steplerinden avrupa içlerine alavere dalavere gezinip pürneşe yüzbin gün ömür sürmüş fevkalade gamsız had safada ehlikeyf iskitlerin atası sayılan büyük savaşçı ve halk önderi olan sakat sekine' nin efsanesini anlatır.
buna göre sakat sekine önce dün ve yarını birbirine eşitlemiş, hemen ardından şu an ve şimdi demek olan “bugün” diğer ikisinin kafadan çarpımı doğal neticesi ile "sıfır" saymış, beyle surette emsali yok sonsuz cin hile kabiliyeti ile şu lanetli acınası "zamanın doğrusal modeli" yerine nihayet "tarihin tekerlek teorisini" çalıştırabilmiştir. artık “dün” demek “bugün” ve aynı zamanda “yarın” demektir ama eskiden olduğu gibi “yarın artık bugün” olmaktan çıkmıştır; sakat sekine işbu vehmen icadını sehven insansözüne istif edip mırıldanıriken kendisine şakın gözlerile bakan kalabalığa "tarih tekerrürden ibarettir, bu durumda insana sadece tereddüt kalır: demek işte bizi terleten ilahi tükürük, hani şu hepimizin balçıktan yaratılmış olması kumpası bu mayiin sonsuz kıvamı tarifinden ibaret olmalıdır, ve biz de yarını bugüne ikisini biribirine çarpıp çırpıp sıfırı bulamazsak hepimiz bir bir süpersüblime çürüyeceğiz, ve bizden öncekiler nasıl yitip gitti ise, ve onların teneke şeherleri nasıl ruhun firar ettiği ölücesetler gibi atıl halde orada suskun bekliyor ve biz cahil vahşileri içinde barındırmayacak kadar pasile zehirlenmiş ise suçu yok yere kendimizde aramanın manası yok, bizi burada “sıfıra sıfır elde var sıfır” tutan sadece baştan beri gözümüzün önündeki "hiç" sırrından ibarettir ve içimizde bunu kuvvetle hissetmemiz sebebile o şehirlere gitmiyoruz" dediği söylenir.
Yukarıda aktarılan yampiri pasajın tefriki ise acize göre şöyledir; “zamanın ilerlemesi yahut genişlemesi için öz ve temel matris [-1 0 1-] :0 = O veya o:o muhtemel iki sanki-özdeşi simgelesin diyelim, bu durumda -1 x 1- = 0 veya o (oldu) olacak bir her türden git - gel ortasında ayakta kalmaktan, sağ kalmaktan başkaca akli seçim olamaz. demek insan artık değişmiştir, çünkü tekerrürü tevatürden ibaret olan eski tarihsel yöntem çöpe dönmüştür; şimdi her “bir” kişi için sonsuz sayıda tarihsel tereddüt üretebiliriz ve bunların hiç birine hiç kimsenin göbekbağı ile bağlanması gerekmez, ayrıca tatlı tereddütü istediğimiz an kesebilir ve baştan bozuk dilde öldürebiliriz, zira dil daima nakilden üstün ve dil olmadan nakil olmayacağına göre nakli alıp alıp dile çarpmaktan daha akıllıca bir seçim yapamam". işte bu izahat eski zamanın ferdi nöroparodilerini ve acınacak düşüklükteki kitlesel trajikomedilerini iptal eden genişliktedir. nitekim iskitlerin hiç yemek yemeden aylar boyu sadece akıllarından şu acube 0 kıymetini geçirip dünya malını hiçe sayarcasına habre süfli nebat çiğneyip orta yerde şiir söyleyip cıbıl gezinmelerinde ve nihayet sefilane heder olup birbiri peşisıra ölüp sonsuz ve belgesiz kayıplara karışmalarında bu basit ve hakikaten narin tamzihin kilitlenmesi durumunun kesinkes katkısı olmalıdır.