bengi olağanın çizgileri olsa göremeyecek kadar noksanlıdır, onun kirpasak gözlüğü nuhunebiden kalmıştır. bunu gömleğile nadiren silip temizler. her silişte camlar az daha çizilir, görüş az daha bulanır. görmenin böyle enayi kısıtlanması sebebinden bengi sadece şekilleri ve renkleri görür, ancak fiziken genel eğilimi tanımlayabilir. bengi neredeyse tüm gün boyunca şuraya buraya bakarken önüne çıkan ayrıntıların insanı boğan yakınlıklarından uzaklara firar edip olağan insanların gerçek dünyasını olağan bir düşün gerçeğe çok yakın bir tasarımına benzeten eski gözlüklerini takınmış vaziyette gerçek bir astronot gibi dolaşır. bengi' nin acınası kısıtlarından birisi, olağan gerçeğin neye benzediğini çoktan unutmuş olmasıdır. bunun sebebi, sadece sadece eski gözlüğüdür. bengi' nin üzerinde önemle durduğu göt teorisinin en önemli ölçüm aracı işte bu gözlük idi. bu gözlüğü takanda bengi her şeyi göt gibi göre göre şimdi eski gözlüğünü yenisi ile değiştirmiş olmasına karşın halen gördüğü her şeyi göz göre göre göte benzetiyordu. durum bundan ibaretti. en azından şimdilik.
buna göre:
mantık, fikrin donudur. donsuz göt bir zaman sonra göze bıkkınlık verdiği gibi, harika bir don göte ilave kıymet katar. felsefenin mantıksal rutinleri sayısal yönden piyasada mevcut donlara kıyasla daha azdır. bu durumda, günbegün (veya götbegöt) artan mantıksal çeşitlilik ihtiyacını karşılamanın tek yolu, mevcut göt giydirimine ilişkin konvansiyon dahili - harici usüllerin düşünsel karşılıklarını derhal tanımlamaktan geçer. bu süreçte osuruk, pusulanın kuzey kutbudur.