köpek olmuşum. boynumda ağar tasma. zincir. göz alabildiğine kar. burnumda uzakların kokusu. toprak. deniz. ağaç. fikrim kamaşiyor. başlıyorum koşmaya. koştukça koşuyorum. kar göbeğimi yalıyor. kuyruğum havayı yarıyor. kulaklarım kafama çarpıyor süratim arttıkça. bacaklarım açılıyor, karnım geriliyor. zincirin şakır şakır açıldığını duyuyorum. ıslak dilimi kurutayım ağazımı açayım terledim derken birden boğazıma basıyor tasma piçi. gerilen zincirin gel bakim nereye gidiyorsun demesile kafam olduğu yerde kalıyor, savruluyorum. canım acıyor. sinirleniyorum. zincirin başladığı yer şura gibi. o tarafa koşsam. orayı geçip gitsem. olur mu olur. nefesimi toparlayıp başlıyorum koşmaya. zincir peşimde. olsun. benimle gelecekse gelsin. bir ara nasıl olsa kurtulurum yükünden. ayağımı attığım bayat kar gıcırdıyor. zincirin pis sesini bastırsın deyi daha hızlı koşmak, hep bu sesi duymak istiyorum. zincirin sesi kesiliyor. tasma boynumu bu defa yukarıya çekiyor. kıçüstü düşüyorum. bir köpeğin gururunu beyle düşmekten daha fazla hiçbişe incitemez. canım acıyor. dilimde kar iğneleri, birazını da yuttum galiba. uh.
yine deniyorum. yine. bir daha. bu kez olacak. başka ne yapabilirim ? kuyruk mu kısayım, uzaklara bağarıyorum çatal sesimle. şimdilik sesim gitsin önden. duyuyorlar. biliyorum. az kaldı. geliyorum. hass.. buhh.. az kalsın geliyordum. şu yılan zincir olmasa mutlaka gelirdim.
adım atacak mecalim kalmadı. zinciri kokluyorum. bişeye benzemiyor. ağazıma alıp yoklasam ? dişlerim sızladı. çok soğuk lanet. bırakıyorum yere. halkaları kocaman habisin. biri diğerine bağlanmış. biri bitmeden diğeri başlıyor. başı neresi bunun ? geriye yürümeyi denesem ? beyle koşamam ama olsun. başı çeken göreyim kim imiş.
çektikçe uzuyor boyu. çektikçe geriliyor. leş ağarlığını duyuyorum boynumda. sonra bitiyor. uzamıyor artık. gözümün önüne diziliyor birbirine benzeyen halkalar. geriledikçe durduruyorlar beni. beraber çalışıyorlar. hareket etmezsem kıpırdamıyorlar. düşünüyorum. bunların canı var. aklı var. gücü var. belli ki bir kararı var. bunlar benim düşmanım. acaba ne kadarlar ? sıkıntıdan patlamak üzereyim. kurtulamadığım cenabet hakkında işeyaramaz malumat derlemek zorundayım şu işe bak.
köpekler altıya kadar sayabilir. koca sürüleri çekip çeviren akıllı kangallar bile bu altılı sisteme göre matematik yaparlar. dört ayak, bir kuyruk, bir de kafa sahibi olduğumuz için, kimbilir. halkaları sayıyorum. bir altı. bir altı daha. iki altı. üç altı. dört altı. beş altı. altı altı ? olmadı beyle sistem bitti. daha çok halka var. en az iki misli olmalı. kangallar bu işi nasıl yapıyordu aceba ? bir daha sayayım. bir tane altı altı var orası kesin. zincirin kalanına ayağımla bir işaret atıyorum. elde var altı altı. bir iki üç. sonra dört. sonra beş. başka yok.
kesin hesaplarıma göre altı altı sonra beş altı daha var.
sonraki gün:
kurtulma çabalarım yine işi yaramadı. tasma sıyırdı boynumu. bir süre dinlenmem gerekecek. bare şu hesabı bir daha gözden geçireyim. bir. iki. üç. dört. tamam. dörde işaret koyayım. güzel. dört altı. dörrde kadar saymak daha kolaymış. devam. bir dört. bir dört daha. dört altı ama iki tane. sonra altı. bir altı daha. bir altı daha ? hayır. biri noksan. yanlış mı saydım ?
iki dört altı sonra üç altı biri noksan. yine düşünüyorum. bu hesap dünü tutmuyor. iki dört altı sonra üç altı biri noksan asla altı altı sonra beş altı etmez. biri noksan.
sonra sonraki gün:
haybeye debelenmekten vazgeçtim. siktimin zinciri. ne olacaksa olsun. şu hesap işi kafamı kurcalıyor. bugün en sağlam olan sistemi kullanıp iki iki sayım yapicam. hadi bakalım. iki. iki tane iki. zincir boyuna artık son derece düzenli işaret bırakıyorum. iki halka sağa bir ayak izi. iki halka daha. sola bir ayak izi. iki iki dört. üç iki altı. atıyorum işaretleri. yavaş yavaş sayıyorum. dört tane dört tane dört sonucuna varıyorum. çok garip. bu sonuç dün bulduğum iki dört altı sonra üç altı biri noksandan bir noksan. sikeyim şu noksanları. sikeyim kangal matematiğini. bence saydıkları filan yok sürüyü. saysalardı sürünün adı sayı olurdu neye sürü olsun ? sürüyosun gidiyosun işte son derece basit. resmen sayı tezgahında sürünüyorum. sanki zincirden çektiğim yetmiyormuş gibi bir de sayısının kahrına heder oldum avradını sikeyim. şuraya doğru bir uluyum da açılırım belki.
a ? dünden önceki gün altı altı sonra beş altı bulmuştum. dün iki dört altı sonra üç altı biri noksan. bugün dört tane dört tane dört. noksanlar bir bir artıyor. hassiktir. yarın bir sayım yapar da dört tane dört tane dört bir noksan bulursam ya da iki dört altı sonra üç altı iki noksan çıkarsa ? üç gündür debeleniyorum. hele bir de altı altı sonra beş altı üç noksan çıkarsa bu ne demek olur ?
son gün:
zincirin canı olduğuna kesinkes inandım. her canlı gibi onun da canı çıkıyor. bir benden gidiyor. bir ondan. na bu siktimin sebebi yüzünden hesaplarda noksan çıkıyormuş meğer. a u orospu yılan. beter ol e mi ?
bu bir yakaza idi. uyumakla uyumamak arası pis bir vaziyet. kendimi beyle bet zincir içinde debelenir görince ayıldım. elimde telefon. açtım takvime baktım. demini köpekliğimde hesapladığım gibi tamı tamına altı altı sonra beş altı kalmış orospu şafak. ande’ ye mesaj attım altmışaltı deyi. zincirden boşanmaya altmışaltı kalmış. tam olarak beyle idi geceyarısi vaziyet. yalanım varsa şu zincir suratıma çarpsın dağlasın.