asemik / inan6666 07/28/2009
henri michaux belçikalı bir yazar. acaip görünen, kafayı kırıp resimlediği kitapları var. birinin adı plume. dünya yansa kaç yazar nevi vurdumduymaz bir kahramanı anlatıyor. michaux çok gezmiş, çok içmiş, epey şiir de yazmış. bunun yazı tarzını araştırırken bildiğim fekat tafsilatından habersiz olduğum bazı yazı tavırlarına denk geldim. asemik yazı bunlardan ilki. bir yazının asemik olması, anlam içermemesi demek oluyor. michaux tencerede kaynattığı meskalin mantarının buğusuna kapılıp gidende kalemini rasgele oynatıyor, rasgele kuyruklu yuvarlaklı, herhangi mana vermeyen biçimsiz harfleri peşpeşe diziyor. bunlar okunaklı gibi görünse de okunmuyor. işlek olmasına işlek, hakikaten yazıya benziyor ama değil. bu durumda yazı, bilmediğimiz bir lisanın örfüne göre yazılmış gibi duruyor. okur ya da izleyen diyelim onun üzerinde bir yabancılaşma tesirine sebep oluyor. çocuklar okuma yazma öğrenirken buna benzer deneyler yaparlar, başı sonu belirsiz çapraz satırlar karalarlar hani, kimi yazı ehli onca kitap okuyup onbin sayfa yazdıktan sonra bu nevi yazıyı yesyeni bir saha, harflerin ve satırların sıkboğazından firar edebildikleri mutena bir ferahlık olarak tercih ediyorlar. bazı ressamlar da aynı tekniği resimlerinde kullanıyorlar. yazının resme olan emsalsiz borcuna binaen temelli hacze uğradığı, baştan ayağa talan edildiği bir faaliyet dei tarif edilebilir asemik yazı. wiki' deki sayfada verilen ilk bağlantı www.asemic.net. michaux' nun asemik satırlarının altına şerh düşülmüş, buna şerh dedim ama bilemiyorum şerhe de benzemiyor pek. sallapati çeviriyorum: bu satırlar akıllı uslu yazıya benziyor benzemesine, ama okunmuyor. bu tür işlere asemik yazı diyorum. bu devasa, keşfedilmemiş bir sahadır. şairler, çizerler, kaligraflar, yazıdan yana kabiliyetsiz olanlar ve elbette çocuklar asemik yazı ile uğraşmıştır. muhtemelen yeni bir kalemin yazıp yazmadığını anlamak için siz de iki satır asemik yazı yazmış olabilirsiniz. bilhassa eğiticiler çocukların yazmayı öğrenmesi için onları yazarmış gibi yapmaya teşvik ederler. asemik yazıların bazıları insanın hoşuna gider, bazıları ise tahammül edilemez niteliktedir. bunlar ekseriyetle mana içermezler. aksine, manasız oldukları için bunlara istenilen manayı vermek mümkün olur. tanıdığım biri, resimlerine bazı yazılar ilave ederdi. bunlar çoğu zaman şifre içerirdi. ilk bakışta anlamsız görünen, fekat üzerinde uğraşılmış, belli bir masraf ile son halini almış yazılar. bunlara bakanda içime güzel bir his gelirdi, mutlaka bir anlamı olmalı bunun ve ben onu çözebilirim derdim. nitekim bir kısmını çözebildim yazılarının, ama çözebildiklerimi bile anlayamadığımı farkettim. şifrenin iki katı var; biri görünüyor, onu göz ile anlıyorsun. diğeri ise idrak istiyor, belirli bir aydınlanma anına muhtaç ediyor okuyanı. bir şiirin şifreli olarak yazıldığını düşünün. yazıyı çözdün diyelim, anlamı nasıl vereceksin ? şair burada ne demek istiyor ? işin orası ayrı muamma. bu yazıdan önce başka bir yazı yazarken aklıma geldi. ulan dedim kimsenin bilmediği bir dil öğrenip onunla yazsam, kimse anlamasa ama ben yazmak hevesimi gidersem ne şahane olur. böyle düşündüm çünkü bu ara aklıma hemen daima yasadışı, ahlakdışı, insanlıktan nasibini almamış yazı taslakları geliyor. birini bile yazmaya korkuyorum, çünkü başım derde girebilir. yukarıda anlattığım tanıdığım birine yazmayı düşündüğüm yazıdan bir iki spoiler numune birez çıtlatır gibi oldum, aman dedi sakın öyle bir şey yazma, maazallah yanarsın. iki sene oldu neredeyse, neyi yazmasam diye düşünmekten yazı yazamaz hale geldim aq. oysa writer's block dedikleri mesele, yazı kabızlığı aceba neyi yazsam noktasından menevişleniyor. ehliyazı neyi nasıl yazsam noktasında tıkanıyor, tez zamanda eli kalem tutmaz fikri fikre bağlayamaz bir aciz hale geliyor. elalem neyi yazayım dei tıkanıyor, ben şunu yazmayım savcı sarkar bunu da yazmayım polis kerker sebebile habre sağa çekiyorum. misal da vinci' nin şifresini yazan dan brown kişisi bu writer's block rezilliğinden kurtulmak için kendisini yarasalar gibi başaşağı sallandırıp rahatlıyormuş. asemik yazmak da bu manii ortadan kaldırmaya yarıyor, yazı yazamaz hale geldi iseniz alın kalemi rasgele karalayın kağadı bitsin gitsin dei yine aynı sayfada bazı wikik tavsiyeler verilmiş. voynich belgesinin 15. veya 16. yy.da üretildiği sanılıyor. kim, neyi, hangi lisanda yazmış, hala bilinmiyor. çok uzman kişiler, bunlara enigma şifresini kıran amerikan ve ingilizler de dahil onca uğraşmış fekat bu belgenin tek satırını bile çözememişler. vaziyet beyle olanda bunun şifre ile bir ilgisi yoktur, olsa olsa götten sallanmış yazı uyduruğu hoax (michaux ? michoax ??) bir şeydir bile demişler. nasıl bir uyduruk ise o artık, 272 sayfa boyunca bölüm bölüm muntazam resimlerle desteklenmek suretile nefes nefese uydurulmuş. eser 1912 senesinde voynich adında bir sahafın eline geçiyor, şimdi de yale kütüphanesine ms408 seri numara ile kayıtlıdır. görünüşe bakılırsa yazı soldan sağa yazılmış, satırlar noktalama işaretleri ile kesintiye uğramıyor, uzunca bölümler paragraflar halinde ayrılmış, yazı baştan sona akıcı biçimde kaleme, doğrusu kuştüyü divite alınmış, bu demek ki yazı işlemi sırasında bir rasgelelik yok, bilakis bir hesap mevcuttur. kim ne yazıyorsa onu açıkça anlayarak yazmış olabilir diyenler bu görsel akıcılığı metnin rasgele üretilmediğine ilişkin kuvvetli bir delil olarak öne sürüyorlar. voynich vesikası içindeki resimler ayrı bir alem; nebatattan kozmolojiye, astronomiden biyolojiye envai mufassal resim itina ile çizilmiş. bunları üstünkörü okurken (açık ve anlaşılır yazıları, kör parmağım kör gözüne suhuletine sahip metinleri körüngözü okumadan kaçınmanın en iyi yolu hepisini üstünkörü okumaktır dei inanırım bu sebeple ne olursa olsun üstünkörü okurum ve bu sebeple bilgim daima noksan ve düzeltmeye açıktır ve sırf bu sebeple bile üstünkörü okumak okuduğuna körü körüne bağlanmaktan daha iyi uyar naçiz bünyeme) dedim aceba bu vesika simya ile ilgili olmasın yoksa. eyle her önüne gelen okuyup da patatesten altın yapamasın niyetile şifreli yazmış olmasın scriber kişisi ? (scribe güzel bir kelime, script manuscript (manu el demek manuscript de el yazısı oluyor sonra describe description prescription filan bunlar hepisi bir kökten gelip bin manaya yayılıyorlar. kelime oruspuluğu güzel de şiir kanserini başlatmak tehlikesi var azami dikkat etmek lazım scrim suratını akıllı ol). efendim bu vesikanın bilinen ilk sahibi zaten maruf bir simyacı olan george baresch imiş. o da epey uğraşmış, hatta eş dostu bunun şifresini kırmaya, cilvesini çözmeye teşvik etmiş fekat herhangi neticeye vasıl olamamış. patatesler elde kalmış, haybeye filiz vermiş durmuş, ne yenir ne yutulur bir bakıma kahrından ölmüş baresch efendi. http://en.wikipedia.org/wiki/Voynich_manuscript işbu web adresini enis batur ve şürekasına havale ediyorum. yine aynı yerden yer benzer bir iki bağlantı daha vereyim de iyice coşsunlar: http://en.wikipedia.org/wiki/Rohonc_Codex http://en.wikipedia.org/wiki/Codex_Seraphinianus bunlardan sanatkar kendileri herhalde birkaç takım cilt çıkarırlar dei tahmin ediyorum. bütün metin quill denen hokka divit takımı ile yazıldığı için aklıma gelen başka bir filimi de yeri gelmişken tavsiye edeyim; quills. bu filimde aziz D.A.F. hayatı mevzubahis edilmiş. yazı uğruna ne güneşler batıyor, çok şahane bir filimdir çok severim ara sıra izler gibi yaparım (bu da üstünkörü okumaya benzer bir başka tekniktir, zihnin mayışıp bayılmasını engeller, çok faydalı muamele olup yakında tıp cemiyetleri bunu bir ticari hale getirsinler o zaman izlediğimizden hiçbişe anlamaz hale geleceğiz, beylece prodüksiyon masrafı süratle sıfıra düşüp endüstrikapital karlar muazzam surette artacaktır, evet kapitalist sistem beyle bir hin hain bir sistemdir, sonunda bize hiçbişe vermeden bizden hep alacaklar, hep alacaklar, hep alacaklar ve sonunda alacak bişeleri kalmayanda ve satacaklarını kimse almayacak kadar aptallaştığında o zaman o ana kadar atıl duran zihin enerjimi bunlara teksif edip odaklayıp bütün kuvvetimi bunlara verende evet bütün dünya benim olacak, evet kapitalist sistemle görüşmelerimiz şu an itibarile birez atıl ve durağan gitse de sistemin sigortasının elimde olduğunu biliyorlar fekat ben bildiklerimi bilmediğime kendimi nasılsa ikna edebildiğim ve bilmediklerimi yine her nasılsa bildiğime göre ve burada bilnmeyecek bişe olmadığını farkettiğime ve derhal unuttuğuma ilişkin bir afazik yazı tipi de vardır kardeşim (bkx. alev alatlı şu alemde en güzel sarışın evet sensin bebeim). anlaşılacağı üzere hafif tertip yazı tutukluğu meselemi tutuk ve mahrem bazı yazıları konu edinerek aşmaya gayret ediyorum. işin şifreli, anlaşılmaz seciyede baharlı olması zihni tabe yarak görmüş göt gibi kıvandırıyor, buna memnun oluyorum. madem gaza geldik, iyice sallayalım; efendim yazı dediğin sikişten ibarettir, bir ve sadece bunu konu edindiği gibi hedefi ve nihayeti de yine aynı yer olup üstten bakanda yazı denen hayvanın kendi kuyruğuna çöreklenmiş bir yılan bir temsili göt bir dübürüazam halinde görünmesi de aynen manidar fevkalade uhrevi bir manzaradır canım efendim. 13 Comments | etiket
|
RSS Feed