civarıma mesela biriktirmeyi seviyorum diyelim. hatta abartırım çoğu zaman, meseladan deniz yapar içinde yüzerim. o kalabalıkta yoksa görünce irkilirim bir.
o demin biriktirdiğim denizi kurutacak bir hamledir bu.
o, denizi kurutacak bu.
ve aynı zamanda
o denizi kurutacak, bu.
söz dengede, deli hızla salınırken, demin ne yazdığıma bakarım:
o, kalabalıkta yoksa x görünce irkilirim bir
böylece, onun kalabalıkta olmadığını, çünkü irkilmediğimi, onu kesinlikle görmediğimi bilirim. bilinecek ne varsa hepsini. bir bir bilirim.
çünkü yoksa öğretir.
varsa bana ne ?
sen varsın mesela bundan bana ne ?
ben demenin başka yolu yok. görüyorsun işte. hepimiz ne kadar yanlış, boşuna irkiliyoruz, hiç bıkmıyoruz.
o an. ses çıkarma.
sus pus. bekle. gitsin.
beklemeyi iyi bilirsin.
değilse alışırsın. yoksa irkilirsin.
biz, başka türlü anlaşabilecekken, olup olacak en pespaye dili şurasından burasından, bir sen bir ben bir şu bir bu bir bir uydurmaktan ne zaman cayarız ?
ben mesela, şimdi gayet güzel gayet orospu cümleler yerine niye böylesini deniyorum ?