737 – 400 kanatlerini çırpa çırpa 10000 metreye çıkıyor. yere göre sürat 730 km saat. sentetik salata veya strafor sandviç yanısıra envai meşrubat seçimlerini tetkik edeceğiz tam, bir sağnak yedik, bir sarsıldık, bir korktu herkes, çocuklar ağlıyor tam düğün ortamı. şimdi dedim şurda çakılsak çok işime gelir, gözimde büyüyor meseleler ölsem şahane firar olur oh mis. güzel tırstım demek, aklımdan geçen sahneler: yazık oldu tüh napicez şimdi iyi oldu pezevenge allah onun belasını versin hiih inan mı inanmıyorum ee napeyim yane sonra bu seslerin arasından belediye morgunun serini dış ortam sıcaklığı eksi altmış evet bu çok soğuk eksi kırkta taşaklarım kavruk leblebiye dönmüştü aman, kesin vardır eyle bir yer kısmetse orayı da görür müyüz ? sonra arayıp soran leşe sahip çıkan olmayanda kadavraya terfi etmesi. bunlar olup biterken tabe cesedi hem hissediyorsun hem ceset değilsin, bir taraftan metafizik işkence çekiyorsun, yeni bir mesuliyet daha üstlenmiş haldesin ve ödevini nasıl yapacağını bilmiyorsun. evvelden çok öldüm, dirildim bilader o yüzden beyle rahat rahat anlatıyorum ama, işin aslı hiç eyle görüntüsü gibi deil. galba bitirdim artık ölmeyi, ölümsüz oldum. tam olarak, tamamlanmış halde değil ama kısıtlı engelli bir hayat yönünden bakılırsa kesinlikle ölümsüz oldum. bundan onbeş sene önce anlık bir fikir yuğuşmasından silkinerek boşbeleş bir işe kalkıştım, elimdeki tebeşirle duvara bir üçgen çizdim altına bişeler yazdım. inanmazsan git bak, hala çizildiği yerde duruyor. kimse silmemiş. kimse karalamamış. eyle bir mucize ki bu, tebeşir gibi uçucu geçici malzemeye, onca sıcaklık farkına esintiye direnmiş, bana mısın dememiş. bir başka incelik de, orada amfilerde odalarda filan onlarca tahtaya her gün binlerce yazı bağıntı rakam hesap şu yazılıyor ve siliniyor ve yeniden ve yeniden yazılıyor ama bu benim yazdığım yazı çizdiğim şekil aynı binada onbeş senedir halen duruyor. dikkat ettiğim nokta bırak elini, parmağını oynatsan ne kadar çok değişiyor işler ve ne kadar uzun müddet sürüyor suya daldırdığın na bu parmağın yarattığı dalgalanma, kıpırdanma bir başladı mı asla dinmiyor kardeşim, tebeşirle karaladığın iki satır onbeş sene duruyor sa akıl fikir yorduğun mesai harcadığın her ne var ise buna kıyasla ne kadar uzun süre, ne çok, neadar yüksek tesir ediyor. belki yıllar, belki asırlar. na bu malum vaziyeti farkettim, bu da beni ölümsüz yaptı. tesirimi biliyorum. yaptığımın neticesini. uzağı görüyorum. kehanetim hemen daima tutuyor, daima mutsuz ediyor. bundan kaçamıyorum. öleceğimi bilsem o tetiği yine çekerim, bilgimin mahiyeti ona saygı duymamı ve teslim olmamı gerektiriyor. ne ise, içime kapandım orada yaşıyorum. yoksa bu kafa ile toptan cinayet işlemediğime şükretmelisiniz.
sonra işte uçak kanatlarını topladı, olağan uçuşuna devam etti. birez dedim sızayım. rüyada fikirdek açıldı yine, görmeye başladım. doğru söylemiyordu, bunu görmekten yorulmuştum fikrim habre bana aynı sahneyi gösteriyordu. doğru söylemiyor, bunu bilmen yeterli. iyi de, ne yapayım ? toparlanmaya çalışıyorum. uyku iyi değil, bir süre uykusuz kalmak daha iyi olacak. bugün erken uyicamı sanmıyorum. bir sene bitiriyorum, bir sene daha bittim hayırlı olsun.
indik. aldım yükümü. geldim dei aradım şunu bunu. hoş geldin iyi iyi sen mi geldin biz de yoksun dei seni bekliyorduk hade ordan iyi o zaman zate ben evde deilim ben yurtdışındayım ben uzaktayım ben taximdeyim ve netice kimse yoktu yalan yoktu şer yoktu anladım sonra sen yoktu dei ande yener şarkısı dönmeye başladı. bir taksi çevirdim yürü dedim abus suratlı deli basiyor metrobüs sefilinin yanından yardırıyor yerli malı. içim kıyılıyor telefondan nefret ediyorum. hep cenabete yarıyor teknik alamet, bunları çezdiremiyorum silikonlarını fikirdetemiyorum (tekrar edende icap eder meramı tarif: fikir oruspularına fikirdek denebilir, fingirdemekle kola takılıp gidecek bir kelime daha, fındık kabuğunu doldurmayacak dei tarif edilen hafifsemeye karşı çekirdek imgesini canlandıracak bir kelime de olabilir asasen bu fikirdek, çekirdek gibi bir fikir dişle de kır dişini gibi bir anlatım ile, pekala bir fikir silsilesi bir çözümleme bir yanılsama sahnesine de fikirdek denebilir). camı aralayıp bir sigara içiyorum.
evde sofu leyla karşılıyor beni. acıkmışlar. susamışlar. iki satır hoşbeş sonra biri masanın altına tam siper uzanıyor, diğeri en hakim koltuk tepesinde istiareye yatıyor. evden nefret ediyorum o esna. sadece bu evden değil. bütün evlerden nefret ediyorum. derin bir sihir telkinile derhal evlerini boşaltıyorum şeherin, buna yarayan kara büyüyü fısıldıyorum ve dua ne kadar üstünkörü zayıf çelimsiz olsa da atomik saatlerin bile kısa kesitine bölemediği kadar minnak bir an boyunca ne kadar insan varise evinde meşkeden, hepisi ruhları bedenlerinden çekiliyor, evler yek müddet sadece cesetleri misafir ediyor. bunlarda ince bir kamaşma oluyor bir gidip bir gelende, kayıt cihazlarını kontrol ediyorlar, ne görsünler herhangi olağanüstü kayıt yok. sizin medeniyetiniz bu açıkları ihmal ederek kurdu kendisini, bu sebeple daima var olacağız şükürler olsun. ürperecekler, sebebi bilmeyecekler. o sebep şimdi bir sigara daha içiyor, bozuklukları cüzdanı anahtarı lanet telefonu şunu bunu alıyor, kısa bir planı tamam edip derhal şişhane dolmuşlarından en pembe olanını yakalamak gayesile çevreyoluna çıkıyor. bu yöre haliç’ in bittiği, apandisit dense olur yağmurdan kalan ıslak kör sokağı andırır garabet bir kuytunun kör bir girintinin başladığı, tam da bu sebeple göte benzeyen ve yanaklarında zamanın şeherleri olan galatayı bir yanda eyüp’ ü diğer yanda taşıyan merkezi mutena bir mahaldir, bir yerdir, ki lale devri dedikleri sinema burada oynamıştır, na bu civarda kağathane dedikleri yerden bahsediyorum herhalde asgari üç kuşak istanbullu olan kimise derhal anlamıştır. ne ise, yer tarifinde boğulmayalım şimdi. efendim inan sonra dolmuştan kasımpaşa sapağında iniyor, oradan bir sokaklara sonra başka köşelere çıkıp bunu yarım saat sonra hacıhüsrev çıkışındaki otobüs durağından şişli dolmuşuna binerken gördüm. telefonla konuşuyordu.
şişli’ den taxim’ e. caddeyi hızla geçip şişhane’ den çemberi kapa, tümü tamamı üç saat kusur küsur. içine geç otur sonra çemberin, pişir bas yeşili, ser çarşafın üstüne, ver istimi cilfenin buzuna közüne, ver istimi, ver allah ver.