O gün yine düştü yolum ihtiyara, var mı bitmez bir illet kapanmaz bir yara? Vurdumduymazlığınızdan bir muhabbet kaptım, olmaz vecdi illet kapanmaz yara yeterki sen mevcudiyetini onda ara. Esvabını çitiler gibi indir be heybeni yere, etmesen de bir küfür sen et gene de bi kere. Evhamın sebebi mevcut kesilmiş kulak dinlerim ihtiyarı, neme lazım gayrı dev değil ama bayağı iriyarı.
-Dersini almayan sebebi haktan sanır, sözüme kananın aklı damda sallanır. Neçe garipler sırrını elimde sanıp yok yere, peşinde dolanır bir yağlı fistanın. Öpülmez etek gerek her daim kanana, atılmaz kötek gerek beline dolanana. Ayvazı benzer olsun bir hakemli mintana, ne suça gerek var ne de ahlim fettana. Burdan geçen de olmaz ne haybeye vara, ne sebebi sora.
Anlamam dilinden bu tatlı ihtiyarın, ne sırrı çözülür bu dilin, ne bugün ne de yarın. Perçemi diline dolanan bir bahtı mah'ın, sebebi de olmaz heralde suna ki etrafın.
-Dinlemeyen bahtında bulsun altın, debdebeli ve duraksız olsun bir hayatın. Şuna bak hele vicdanın mı sızlamaz kalsan demirden ayazda, neyseki beis yok, gelişin hep iyi niyazda. Ama inecek ensene şaplağa sünen sıvazla. Dinle otur, hükmü olmayan bir hikaye anlatıcam, her demde eğilen semeri oynatıcam. Baktığı yerden geçenden, zehirini toplayan bir mukabil ilaç ile ölmeyenden aktarıcam.Vesvesesi bol olan bir değerli bi genç varmış. Uzun uzun yollardan sonra bir menzile varmış. Şüphesi merak olmuş, derdine tarak olmuş, nicedir aklında olan sonunda taraf olmuş. Muhteşem bir elma ile düşen düşten hayır olmuş, mevsimi geçmez bir yere kadı olmuş. Her seferi geçenden akıl almış, verdiği hüküm ile bedeni beden almış. Vaktin birinde söylemedik sözü varmış, her geçtiği sınır ile bir kadem mühür almış. Bedeni zümkür mağşereli gümüş altın işlemeli sinesi akpak meramı olmayan bir vekil almış. Neferi sorana eza vermemiş süphesi olmayana. Zemheri ayında bile güneşe doymayana, muhtelif zeka ile yenilgiye doymayana, oyun eder dururmuş da kimseler söylememiş. Bitmeyen nazı soranla olmaz oyun, ne soran çalar borazan, ne duyulur ezan. Buraya iyi dinle bundan sonrası maliyet muhasebesi, dinlemeyen bundan öteye lağım ebesi. Bundan sonrasında kesildim pür dikkat, olmayan derdime katıldı bu kat kat. Naçar koyuldum ben sofraya, ben sofradakilerini yedikçe ihtiyar aklımı yiye dura.
-Işığa uçan pervaneler bilmezler güneş yakar, her daim eza ile aşk muhteviyatını yakar. İnilmez derine, derdin en derini; aşk ila birinin kendi derimi gerimi. Nice almamış zelil olsun bu ama gözü bir anda açmış yıllardır gören gözünü, muhasebesi çıkmış bir anda kadının, cümle yoğurduğu onca kadının ziyafeti olmuş var olduğu odanın. Oda düşen yürek bilesin harabat, her kalb vurduğunda kabahat. Alacak isen al eğil bir miktar odunu, aşk dediğin köz gerektirir yanma benim neşe odunum. İkramından müşerref kapıldım ben yine yola bu ihtiyar bir garip her sözüne bir alim ola. Bulmaya yollarda her sözün alimini ben yitirmem umarım ben olmanın birimini.