zipsofism
  • tarraka
rakı meselesi / internet cafee 07/22/2010
5 Comments
 
Picture


bittabi, memlekette çok mühim hadiseler meydana geliyor . bizim bunları unutmamız, gözden kaçırmamız, dahası kıymet vermememiz lazım. bu durumda, sıradaki dandik gündemin bizzat başvekilin kendisi tarafından patlatılması gayet uygun olur. nasıl yapılabilir? içki meselesi güzel efenim. bunu gündeme getirirseniz, özellikle bizim oy almakta zorlandığımız sahil kesimine ayarı vermiş oluruz. zaten yaz mevsimi olduğundan bunlar kendini rakıya, biraya verdi. ne ise, içki içmeyin meyveden yapılıyor zaten, meyve yiyin deyi yumurtlayıverdi.

bizatihi bu konuları biz daha önce hep aramızda konuştuk. imdi, bizim sevdiğimiz içki olan rakı anasondan yapılıyor. anasonu kemirmekten zerre kadar zevk alamam. lakin beyaz peynir ve kavunun yanına buz gibi kara efe içmez isem, hayattan aldığım zevk azalıyor.

benim babam da rakı içer kardeşim. bütün arkadaşlarım içiyor. biz bünyedeki delikanlılık miktarını rakı ile ölçüyoruz. yanlış anlama rakının miktarı ile değil, bünyenin tepkisinden işi çözüyoruz.

aramızda kalsın, bizim buralarda içki içmeyene pek de öyle makbul adam gözü ile bakılmaz. hadi bunu geçelim, bugünlerde içmeyenden epey şüphe ediyorz ciğerim.
5 Comments
 
obligation à dire ou de libre à dire / internet cafee 04/28/2010
44 Comments
 
le fascisme, ce n'est pas d'empêcher de dire, c'est d'obliger à dire

güzel yazılmış özlü söz. bir de frenk lisanının musikisi ile kulağa hitap ediyor. bu vecize, sanıyorum, benim nevdalist'e, bunun terör olup olmadığını söyle de, rengini bilelim yollu çıkışım üzerine gayet güzel bir cevaptır. aklınan gelenin ellerinden öperim. barika-ı hakikat, müsademe-i efkardan doğar.

lakin, benim de epey dikkat ettiğim bir nokta-i hususiyi dile getirmem arzum, bünyemdeki fikri sabit tesirinde açığa çıkıyor. işbu yazı, mazurat olarak da görülebilir, şahsımca mahsuru yok. bugüne kadar, vecizenin alıntılandığı ekşi sayfasında da görüleceği üzre, pek çok kez gördüğümüz gibi, faşizm lafzının kullanıldığı tüm nazariyelerde söz gelip kemalizm'e dokunuyor, kalıyor. faşist olarak kritik edilen yegane fikriyatın kemalisme olduğu, misal nevdalist örneğinde olduğu üzre, kemalistlerin, izmirlilerin, ulusalcıların filan faşist olduğu apaçık gerçek olarak tebliğ ediliyor. bu bağlamda, kendime veyahut çevremdeki insanlara dönüyorum, subjektif de olsa gözlem yapıyorum. vardığım netice, bu insancıkların kimsenin, fikrine, zikrine filan karışmadığı.

kemalist olduğum gerçeğini, ilk defa üniversitede tartıştığım bir kürt öğrenciden öğrendim. söylediklerimi beğenmeyince, sen kemalist misin diye sordu? herhangi bir türkün, mustafa kemal'a ve istiklal harbi şehitlerine, gazilere, aziz vatanı kurtaran kahramanlara, cumhuriyeti kuranlara antipati besleyebileceğini düşünmemiştim. bunları ancak yobaz dinciler ile cahiller olabileceklerini tasavvur etmiştim. bu yüzden, kemalist olmanın bir Türk'ü tanımlaması bana epey saçma gelmişti. Zira, insan kendini Türk hissediyor ise, bu gurur veren hatıralara sahip çıkmaktan gayri ne yapabilirdi?

bugün ülkede, sürekli baskı gören, fikir önderleri tutuklanan, kendilerini ifade ettiklerini düşündükleri kurumları hakaret gören, hayır ve fikir cemiyetleri ezilen yaklaşık olarak yüzde yirmilik bir azınlık olduğumuz gerçeğini unutmadan, günümüzü ben de kritik etmek isterim. Üniversitede bana kemalist misin diye sonra kürt öğrenci, bizim bu ülkede özgür olabilmemiz için önce sizi temizlememiz lazım, sonra da tüm türkiye'yi kurtarıp bağımsızlığımızı ilan edeceğiz dediğini hatırlıyorum. gelinen noktada, onun, beni yendiğini açıkça görmek mümkün. on yıl önce kurduğu hayaller bana imkansız geliyordu. bugün, fikirleri yürürlükte. demek ki, ben ona düşman olmadığım halde, o bana olan düşmanlığını içinde saklamış. nevdalist'in bana ahlaksız demesini de aynı perspektif'de değerlendiriyorum.

eğer, bir kimse çıkıp da, ülkemizde kürtler kemalist ideoloji uğruna eziliyor, seksen ihtilalini de bunlar yaptı, bu ülke 70 senedir kemalistler tarafından yönetiliyor, artık bu istibdatı yıkmamız gerekiyor filan diyor ise, en ucuzundan geometri bilmeyen bir cahil olduğunu söyleyebilirim. zira, şeylerin birbirlerine göre konumlarını bilmeyen bence apaçık cahildir. hatta, ben başkası tarafından bizzat, kemalist olarak nitelendirilmeme rağmen, bunların hepsine hep karşı çıktım, hala çıkıyorum.

bugün ülkede kurulan dinsel ağırlıklı faşist rejimi görmeyenler ise, ancak görmek istemeyenler olabilir. ancak, sık sık şakalara da konu olan, ülkenin seçmen nüfusunun %47'sinin oy verdiği halde, ortaya çıkıp da ben akepe'ye oy verdim diye tek allahın kulunu bulamadığımız durum, bu yazının konusu olan önermenin, yine frenk lisanında bir kelime olan realite ile uyuşmadığının ispatıdır. oy vermek, vicdani özgürlüktür. buna kimse karışamaz, ancak yapılan inkar başka birşeydir, vicdanın aklanmaya çalışılması.

televizyon izlemiyorum, gazete okumak iptilamdan da tedavi yolu ile kurtulmak istiyorum. çünkü, bu kitlesel yayın organları, birşeylerin fena halde ters gittiğini bildiği halde, bu konuyu unutup vicdanını rahatlatabilmek için kemalisme, hatta mustafa kemal'in aziz hatırasına saldıran sarsak türk entelijansiyası ile dolup taşıyor.

yazanın notu, gencecik ana kuzularının hayatları üzerine ahkam kesmenin fikir tartışması olduğunu sananlar epey yanılıyorlar. önce terör bitmeli. ondan sonra, istediğiniz fikri istediğiniz şekilde tartışmaya hazırım. zira, camdan kalelerinde güven içinde otururken, hayatları tehlikede kuzucuklar varsa, eşitlik sağlanamaz. eşitlik için bakınız: egalite.
44 Comments
 
10 kasım / internet cafee 11/09/2009
13 Comments
 
Picture
Mustafa Kemal ATATÜRK
19 Mayıs 1881 - 10 Kasım 1938



Ey Türk Gençliği!

Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!

Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur !


13 Comments
 
cemiyetini siktiimin / internet cafee 07/01/2009
12 Comments
 

Dün akşam, meşhur belge hadisesinde imzası olduğu iddia edilen Deniz Kurmay Albayı Çiçek tutuklandı. Sanıyorum; medeni bir ülkede beyle kavga çıktıktan sonra neden tutuklandığı hakkında kamuoyuna bilgi vermek gerekir.

Gece, sinirlendim, bu konu ile ilgili haberleri tetkik ediyorum. Televizyonda kadının biri yine İttihat Terakki zihniyeti falan diye taarruz ediyor. Bunların hepsinin götin koyiim. Hatta o da yetmez, götlerine Enver’in, Talat’ın mezarlarında kalem gibi kalmış işaret parmaklarının kemikleri girsin. Ulan İttihat ve Terakki zihniyeti nedir yau! Bunların bir zihniyeti olsa idi memleketi böyle hallaç pamuğu gibi atmazlardı. Tek zihniyetleri ihtilalci, komitacı zihniyettir. Zira başka yöntem bilmezlerdi. Balkanlar’da Osmanlı’nın yetim bıraktığı, Rum’un, Bulgar’ın, Sırp’ın katlettiği Türk köylüsü için vicdanı sızlayan bir avuç cesur zabitten başkası değil idi. Ne yapmak lazım diye düşündüler, karar verdiler dağa çıktılar. Bu bahsi, Enver anılarında pek güzel anlatır. Okusan; gözyaşlarını sen dahi tutamazsın!

İlk adı ne idi bu cemiyetin? İttihad-ı Anasır-ı İslamiyye. Baktılar ki, İslamiyye, tevhid tesis etmeye kafi değil, Osmaniyye diye değiştirdiler. Yani ne imiş? Osmanlı unsurlarının birleşmesi. Bundan kime ne zarar? Bugünkü düşmanları bile, cahil olmaları ile birlikte bu hayali tasavvur dahi edemezler. Sanıyorum bu adları tarihe yazılmış kahramanların mezarlarında kemikleri sızlamaktadır.

Ancak iktidar şerbeti içende, komitacılık ruhundan vazgeçemeyince işler sarpa sarmış, gerçekleri okumaktan bihaber Enver ile Cemal paşalar nice memleket evladının kanına girmiş, ülkeyi felaket sürüklemiş, işte hatıralarını böyle boka batırmışlardır.

Hiç mi iyi yanı yoktu İttihat ve Terakki’nin? Bunun cevabı pek çoktur. Misal 1908 seçimini ezici çoğunlukla kazanmış halkın sesidir. Ne oldu gücüne mi gitti?  Vatandaşlık kavramı bu seçimin zaferi ile gelen anayasa’dan doğmuş, tüm Osmanlı vatandaşları eşit kılınmıştır. İlk medeni eğitim sistemi tesis edilmiş, tüm vatandaşların eşit eğitim alması için çaba gösterilmiş, kız çocuklarının okumasına imkan sağlanmıştır. Demiryolları inşasına başlanmış, dernekler ve sendikalar kurulmasına izin verilmiştir. Daha merak eden okur.

Ancak bu kerameti kendinden menkul bilirkişiler iki şeyi unutmasın! Birincisi Kurtuluş Savaşı ve sonrasında Mustafa Kemal İttihatçıları ve usullerini tahliye etmiştir. Bakınız; İzmir Suikasti. Gazi, bir ülkü uğruna hülyalar peşinde koşan bu kimselerin açtığı kapıdan girmesine rağmen ayaklarını yere sağlam basmak ihtiyacı duymuş, İttihat ve Terakki’yi tarihe gömmüştür. İkincisi; İttihatçıların fikirlerine yön veren Jön Türklerdir. Eğer çok istersen fikren karşı olman gereken belki Jön Türk hareketidir. Ancak tarihte gerçekleşmiş bir olguya karşı olmak saçmalığına katlanmamın imkanı yok. Bu olgu ancak kritik edilerek tetkik edilebilir sanıyorum.

Diyorlar ki, Türkiye’de modernleşme hareketi tepeden inme olmuştur da, halka mal olmamıştır da, işte bu yüzden benimsenmemiştir. Bürokratlar ve subaylar tarafından tesis edilmiştir. A benim dandik Türk münevverim. Bakalım aşağıda saydığım okullar ne yetiştiriyormuş, buradan hangi titr ile mezun olunuyormuş, ondan sonra konuşalım bütün bunları…

Mühendishane-i Bahr-i Hümayun, 1773

Mühendishane-i Berr-i Hümayun, 1795

Tıphane ve Cerrahhane-i Amire, 1827

Mektebi Mülkiye, 1859

Darülfünun, 1900

Sen halk olarak koca götünü yay gezdir, ne sermaye biriktir, ne bir burjuvazi tesis et, ne terakki yolunda yürü, ne de kafanı dünya meselesi ile meşgul et. Devletin memuru, askeri iki asırdır bu işe tüm ömrünü vakfetsin, bu yoldan heba olsun, sonra da kalk, işte inkılaplar tepeden inmedir, elitist bürokrasidir, ıvır zıvır şu bu diye sızlan. Daha önce bir tek yerde bu pek temiz olmuş, azıcık kara çalayım, çamura batırayım, üstün başın kirleteyim diyen süfli duygunun ortaya çıktığını gördüm, o da porno filmler. İşte Necip Türk milletinin çevirdiği en süfli porno filmi şimdi seyrediyoruz, namuslu iyi aile kızını kirletip sonra da ortadan bırakan fabrikatörün muhteşem suretidir bu.

12 Comments
 
seviyorum / serdar turgut 03/28/2009
7 Comments
 

Cumhuriyeti ve Atatürk'ü seviyorum, var mı buna bir diyeceğiniz?

Durup dururken böyle bir deklarasyon yapmanın ne gereği vardı diye düşünebilirsiniz...
Gerçekten de ben bu türden büyük konularda tarafımı açıkça söylemek yerine hayatımın geneline ve detayına yaydığım küçük tavırlarımla tarafımı belli etmeye çalışırım...
Yani özel hayatımı götürüş biçimimle, aile içi ilişkilerimin düzeyiyle, arkadaşlarımı seçişim ve onlarla nasıl konuştuğumla, hayatın büyük meseleleri hakkındaki görüşümü ve tavrımı dolaylı ama net olarak ortaya koymayı tercih ediyordum. Bunun daha nazik ve aile terbiyesine uygun, rahatsız edici olmayan tavır olduğunu düşünegeldim bugüne kadar
Benim özel hayatımla, yaşamımın detayındaki tavırlarımla, sevgiden, inançtan neyi anladığımla tam bir cumhuriyet çocuğu olduğum ve Atatürk'ü de çok sevdiğim herhalde biliniyordur diye de düşünüyordum.
Ve bugüne kadar işte bu yüzden 'Cumhuriyeti ve Atatürk'ü çok seviyorum' türünden bir açıklamayı ayrıca yapmamın gerekli olmadığını sanmıştım.
Bu bilineni tekrarlamak gibi geliyordu. İnsanların zekasına hakaret ediyormuş gibi hissediyordum.
Ama görüyorum ki bazı terbiyesizler nedeniyle, bir süredir bu ülkede Atatürk'e sevginizi açıkça ifade etmek ve cumhuriyeti sevdiğinizi de söylemek neredeyse utanılacak bir tavır haline getirildi. Dahası bunu söyleyenlere neredeyse potansiyel suçlu muamelesi bile yapılabiliyor...
Kendi mütevazı köşesinde sadece modern ve düzgün bir insan olarak var olmaya çalışan her Atatürkçü ve cumhuriyeti seven her insanın kendinden utanması gerektiği gibi bir hava yaratıldı bu ülkede.
Kendi gizli siyasi emelleri doğrultusunda cumhuriyete ve Atatürk'e saldıranlar, bu ülkede 'Liberallerin büyük ihaneti'yle kendilerine yol arkadaşı olmasının da avantajını kullanarak bizleri sonunda hayli sindirdiler, korkuttular.
Sonunda bizler her şeyimizi borçlu olduğumuzu bildiğimiz cumhuriyetimizi ve Atatürk'ümüzü sadece sevdiğimizi söylemekten bile çekinir hale geldik.
Bu cumhuriyeti bilinçli olarak yıkmak isteyenlerin yanlarına aldıkları 'Liberal ihanet çeteleri'yle birlikte kazandığı büyük bir zaferdir.
Bu aslında bir ideolojik iç savaştır.
Biz aslında bu tek taraflı açılmış olan savaşa tam anlamıyla hiç girmedik. Kendi mütevazı köşemizi, özel yaşamımızı koruma altında tutup, hayatımızın detaylarına yaymış olduğumuz tavırlarımızla açılmış ideolojik savaşa bir tür dolaylı cevap verebileceğimizi sandık.
Ancak onlar ideolojik saldırılarında iyice terbiyesizleştiler. Bizler terbiye yine de bizde kalsın diye onlara uymadık, cevap bile vermedik.
Yüzümüze baka baka ahlaksızlaştılar. Biz ise kendi mikro dünyamızda ahlakımızı sağlam tutarak onlara direnebileceğimizi sandık.
Ama yok, olmadı, işe yaramadı. Ne kendimizi koruyabildik bu şekilde ne de var olmasını istediğimiz şekliyle ülkemizi koruyabildik.
Liberal ahlaksızları da yanlarına aldıkları için onlar bizleri arkamızdan da vurmaya başladılar.
Liberal ahlaksızlar ile uzun dönemde hesaplaşacağız. Bu ihanetleri onların yüzüne vuracağız.
Onların kendilerini var eden koşullara ihanetini ve zevkten neredeyse ağızlarından salya akarak aslında hayatta var olabilecekleri, nefes alabilecekleri tek sistem olan cumhuriyeti adım adım tahrip etmelerine karşı fikri mücadelemizi yapacağız elbette.
Ama kısa vadede yapabileceğimiz bazı şeyler var.
Şunu söylemekle başlayalım liberal ahlaksızlara ve onların büyük ağabeylerine. Cumhuriyet sizin anlattığınız gibi bir sistem değildir. Daha sonra yaşanan birtakım olumsuzluklar da o sistemin kaçınılmaz bir sonucu değildir. Hele Atatürk hiç sizin sandığınız gibi bir devlet adamı değildi.
Darbeler ne olacak mı diyorsunuz; bakın bizim gibi insanlar darbelerin acısını gerçekten yaşamışlardır ve çoğumuz darbelere direndik de...
Dini duygular mı diyeceksiniz, o zaman hodri meydan, gelin inancı tartışalım sizlerle.
Biz cumhuriyeti de Atatürk'ü de seviyoruz.
Darbecilere de karşıyız, Ergenekonculara da, din faşistlerine de...
Biz Atatürk'ün kurduğu modern ülkede yaşamak isteyen, düzgün çocuklar yetiştirmekten daha büyük arzusu bulunmayan ve tercih ettiğimiz hayat tarzını yaşarken kimsenin de tercihlerine karışmamak gerektiğini bilecek kadar aile terbiyesi olan insanlarız.
'Biz' dediğime bakmayın, burada bir örgütlenme filan söz konusu değil. Muhbir liberal vatandaşlar sakin olsun, sadece gündelik koşuşturmaların sürecinde konuştuğum çok sayıda insanın benimle aynı fikri paylaştığını gördüğümden 'biz' kelimesini kullanıyorum.
Bizler hepimiz veliyiz, gündelik koşuşturmalarımız da, mücadelelerimiz de sadece çocuklarımız içindir.
Ben ülkenin getirildiği bu durum nedeniyle son derece endişeliyim ve AKP iktidarına bu seçimde mutlaka sandıktan bir uyarı çıkmasının gerektiğini düşünüyorum.
Böyle bir uyarı AKP'nin iyiliği için de gerekiyor. Çünkü güç sarhoşluğu içinde kendilerini kaybetmiş durumdalar.
İşte bu nedenlerden dolayı 'Benim oyum bu seçimde CHP'ye'
Demokrat iyiniyetli ve gerçekten liberal olan dostlarım bu defa beni affetsin. Umarım kaygılarımı anlamışınızdır.

28.03.2009 tarihli Akşam Gazetesi'nden alınmıştır.

7 Comments
 
cumhuriyet / mustafa kemal atatürk 03/28/2009
23 Comments
 

“Efendiler, Cumhuriyet’in ilanı, bütün milletçe sevinçle karşılandı. Her tarafta parlak sevinç gösterileri yapıldı. İstanbul’da iki-üç gazete ve yalnız İstanbul’da toplanan bazı kimseler, milletin genel ve samimi olan bu sevincine katılmaktan çekindiler. Endişeye düştüler. Cumhuriyet’in ilanına önayak olanları eleştirmeye başladılar.

Mesela, ‘Yaşasın Cumhuriyet’ başlığı altındaki yazılar bile, Cumhuriyet’in kuruluş ve duyuruluş şeklinin ‘sıkboğaza getirilmiş gibi bir durum’ bulunduğunu ilan ediyordu.

Deniliyordu ki, ‘Cumhuriyet, alkış ile, dua ile, şenlik ve donanma ile yaşayamaz. Cumhuriyet, bir tılsım değildir.’

‘Ben Cumhuriyetçiyim’ diyenlerin, Cumhuriyet’in ilanı günü kaleminden çıkacak sözler bunlar mı olmalıydı? En yüksek idare şeklinin Cumhuriyet’ten başka bir şey olmayacağına inandığını iddia edenlerin, Cumhuriyet kelimesine, ‘bir put gibi tapmam’ demesindeki anlam ve kasıt nedir?

Bu yazıların amacının aslında, Cumhuriyet’i halka sevdirmek, bunun put gibi tapılacak bir şey olmadığını anlatmak olması gerekmiyor muydu?

Bir başka gazeteci de, ‘Efendiler acele ediyorsunuz!’ diye bağırmaya başladı.

Tüm bu sözlerle itiraf edilmektedir ki, son günlerin gürültüleri, Cumhuriyet’in ilanına engel olmak içinmiş.

Gazetesini, ‘balonu uçurdular ama galiba ucunu kaçırıyorlar” gibi çirkin bayağı sözlerle dolduran gazeteci efendi, sesleniş ve suçlamalarına şöyle devam ediyordu: ‘Devletin adını taktınız, işleri de düzeltebilecek misiniz?’ Bu seslenişle başlayan yazıları, şu satırlarla son buluyordu: ‘Tek dileğimiz vatan ve millete yararlı işlere başlanılmasından ibarettir. Eğer dün ilan edilen Cumhuriyet’in liderleri ve o liderleri destekleyenler bunu yapabileceklerinden eminseler, biz de kendilerine, -öyleyse Cumhuriyetiniz mübarek olsun Efendiler!- diyoruz.’

Bu son cümlesiyle bizi alay edercesine tebrik eden bu yazar, Cumhuriyet’i benimsemiyor, onunla ilgisi olmadığını bildiriyordu.

Başka bir gazeteci yazar da, Cumhuriyet’in ilanı ve dolası ile yaptığı eleştiri ve değerlendirmede; ‘Bizi üzen nokta, milli önderimizin kişiliği ile ilgilidir. En büyük ruhlu adamlar bile kişisel güç sahibi olmanın çekiciliğine karşı koyamamışlardır’ diyor.

Bu yazar ve benzerlerinin, Cumhuriyet’in ilan şeklinde, Cumhuriyet’in esasları ile ilgili kanunda gördükleri kusur ve eksiklikleri eleştirmelerini samimi sayabilmek için saf olmak lazımdır.

Eğer bu yazarlar, Cumhuriyet’in ilan günü yaygaralı hücumlara başlamayıp, önce Cumhuriyet’in ilanını iyi niyetle ve samimiyetle karşılamış olsalar, kamuoyunu kararsızlık ve karışıklığa düşürecek şekilde değil de, Cumhuriyet’in iyi yanlarını tanıtıcı ve onun ilanının pek yerinde olduğunu kamuoyuna telkin eden yazılar yazmış olsalardı, ondan sonra yapacakları her türlü eleştirinin samimiyetini iddiada haklı olabilirlerdi. Fakat gördüğümüz tutum ve davranış böyle olmamıştır.

Efendiler, Rauf (Orbay) Bey de bu münasebetle gazetecilere demeç vermiştir. Vatan ve Tevhid-i Efkar gazetelerinin sahipleri ve başyazarlarıyla baş başa vererek düzenledikleri sorularla bunların cevaplarından bazılarını birlikte gözden geçirelim:

Rauf Bey, ‘bence konuyu Cumhuriyet kelimesi bakımından ele almak doğru değildir’ sözleriyle Cumhuriyet’ten bile söz etmek istemiyor. Rauf Bey kendi görüşünü, ‘milletimizin refah ve bağımsızlığının korunmasını ve aziz vatanımızın bütünlüğünü sağlayan rejimin en uygun rejim olacağı’ şeklindedir. Efendiler, bu sorunun yanıtı mıdır?

Rauf Bey’in düşündüğü rejimin adı yok mu? Cumhuriyet rejimi milletin refah ve bağımsızlığını, vatanın bütünlüğünü sağlayan en uygun rejim değil midir? Eğer öyle ise uzun sözleri bir tarafa bırakalım, ‘ben en uygun rejimin Cumhuriyet rejimi olduğu görüşündeyim’ deyiver de, demagojiden kurtulalım. Çünkü söz konusu olan Millet Meclisi’nce kanunla kabul edilen Cumhuriyet’tir. Maksadınız, dolaylı olarak, bu ilan olunandan daha uygun bir rejim bulunduğunu anlatmak ve buna işaret etmek ise, bunu da söyleyiniz. O tercih ettiğiniz rejim ne olabilir?

Rauf Bey, kendi görüşünü açıktan açığa söylemekten kaçınıyor. En doğru olduğunu iddia ettiği hükümet şeklinin, devlet başkanlığını Halife’nin kişiliğinde düşündüğüne şüphe yoktur.

İşte, Cumhuriyet’in ilanı üzerine Rauf Bey’i ve kendisi ile aynı düşüncede olanları telaş ve heyecana sürükleyen sebep, devlet başkanlığı makamına Cumhurbaşkanı’nın getirilmiş olmasıdır. Aslına bakılırsa, ‘Cumhurbaşkanı devletin başıdır’ dedikten sonra, Halifeye verilecek sıfat ve yetkiyi sağlamakla uğraşan ve böylece onun sevgi ve iltifatını Allah’ın lutfu sayarak memnun olanların hayal kırıklığına düşmekten duydukları üzüntü ve kaygıyı doğal görmek gerekir.

Rauf Bey, yapılan işin sadece bir isim değiştirmekten ve üst tabakada bir şekil değişikliği yapmaktan ibaret olduğunu söylüyor. Cumhuriyet’i ilan etmenin çocukça ve aceleye getirilmiş bir hareketin eseri olduğunu anlatmaya çalışırken, ‘Cumhuriyet idaresiyle gerçek ihtiyaçların karşılanmış olacağını zannetmek affedilmez bir hata olur’ demekle, Cumhuriyet rejimine ne kadar ilgisiz ve ondan ne kadar uzak olduğunu ispat etmiyor mu?

Benim girişimlerimi ve yaptığım işleri, halkta endişe uyandırıcı nitelikte görmek ve sevinç gösterilerinde bulunan halk adına, gereksiz yere bunun tersini söylemek, yapay olarak halkta bu endişeleri aşılamaya kalkışmaktır.

‘Halkın, geçirdiği tecrübelerden ders aldığını ve uyanıklık kazandığını anlayarak sevinmelidir, ben şahsen memnunum’ diyen Rauf Bey’e bu münasebetle bir noktayı hatırlatayım:

Halkı uyarmak ve uyandırmak için ömrünü adamış bir adama karşı böyle konuşulmaz ve halkta bu duyarlılığı görmekle, kendisinin benden çok sevindiğini söylemeye, ne hakkı ne yetkisi vardır.

Rauf Bey bütün vatanı düşmanlara işgal alanı yapabilecek Mondros Ateşkes Antlaşması’nı bir oldubitti şeklinde imzaladığı zaman, milletin nasıl kan ağlayıp acı çektiğini duyabildi mi?

Efendiler, çeşitli soy ve mesleklerden oluşan kimselerin meydana getirdiği bu topluluk Rauf Bey’i maksatlarının açıklanıp savunulmasına en uygun bir kimse olarak görmüşlerdir.”

“Cumhuriyet’in ilanı üzerine İstanbul’da bazı kimseler ve bazı gazeteciler Halife’ye de bir rol yaptırmak hevesine düştüler.

Gazetelerde, Halife’nin istifa ettiği veya edebileceği yolunda önce söylentiler çıkarılıp sonra tekzipler yayınlandılar. Sonra da dendi ki, ‘haber aldığımıza göre, mesele böyle bir rivayetten ibaret olmadığı gibi, bir tekzip ile çözülebilecek kadar basit de değildir. Gerçek olan bir nokta vardır ki, o da Cumhuriyet’in ilanının, yeniden bir Halifelik meselesi ortaya çıkarmış olmasıdır.’

Halife, ‘yazı masasının başına oturup Vatan Gazetesi yazarına demeç vermiştir’ denilerek, Halife’nin bütün insanlar tarafından sevildiği, Asya’nın en ücra köşelerine varıncaya kadar İslam dünyasından binlerce mektup ve telgraf aldığı ve birçok yerden kurullar geldiği yolundaki sözlerle, Hilafet konumunun kolay kolay sarsılır bir konum olmadığı anlatılmaya çalışıldı.

İslam dünyasınca istenmedikçe, Halife’nin istifa edip çekilmeyeceği ilan edildi. Aynı zamanda; ‘Hükümet, birçok iç meseleleri yoluna koymakla meşgul olduğundan; şimdiye kadar Hilafetin görevlerini tespitle uğraşma imkanını bulamamıştır; hükümetin iç meselelerle meşgul olduğunu elbette İslam dünyası da bilmektedir ve şimdiye kadar Halifelik görevleriyle uğraşmaya imkan bulamamasını doğal görür’ cümlesiyle bizi; hilafetin görevlerini tespite çağırırken, şimdiye kadar bunun yapılmamasını hoşgörü ile karşılayan İslam dünyasının, bundan sonra mazur göremeyeceğini de bildirerek bir bakıma tehdit edildik.

Vatan Gazetesi’nin 9 Kasım 1923 tarihli nüshasında okuduğumuz bu yazılardan sonra, 10 Kasım 1923 tarihli sayısında Tanin Gazetesi’nde Halife’ye yazılan bir açık mektup yayınlandı.

Lütfi Fikri Bey’in imzasını taşıyan bu mektupta, Halife’nin istifasıyla ilgili haberlerden, milletin ne kadar üzüldüğünü ve acı çektiğini ispat için bir vapur hikayesi uydurmuştu: ‘Vapurda oturanlar Halife’nin istifa haberini öğrenince yüzlerine hüzün ve endişe çökmüş. Ortak endişe bunları bir dakikada dost etmiş.’ Lütfi Fikri Bey, ‘gönül istiyor ki, bu istifa sözü edebi olarak gömülsün kalsın’ diyor; çünkü ‘dünya için felaket olur’muş.

Lütfi Fikri Bey, millete şunu da telkin ediyordu: ‘Hayretle ve üzüntüyle görülmelidir ki, bugün şu manevi hazineye (yani Hilafet’e) saldırmak isteyenler; dışarıdan kimseler, Müslüman milletler içinde Türk’ü çekemeyenler değildir, Doğrudan doğruya biz Türkler, kendi dinimizden sonsuza dek bu hazinenin çıkarılması sonucuna yol açabilecek girişimlerde bulunuyoruz.’

Efendiler, yabancılar Hilafete saldırmıyorlardı. Fakat, Türk milleti saldırıdan kurtulamıyordu. Hilafete saldıranlar, Müslüman milletler içinde Türk’ü çekemeyenler değildi. Fakat Çanakkale’de, Suriye’de, Irak’ta İngiliz ve Fransız bayrakları altında Türklerle vuruşanlar bu Müslüman milletlerdi.

Lütfi Fikri Bey’in Tanin’de yayınlanan açık mektubundaki görüş ertesi gün Tanin başyazarı tarafından desteklendi. Tanin başyazarı, kendisinin Cumhuriyetçi olduğunu ilan etmişti. Fakat öyle bir Cumhuriyetçi ki, onun istediği Cumhuriyet idaresinin başında Halife olarak Osmanlı Hanedanı’ndan biri olacaktı. Yoksa, yapılan hareket akıl ve vatanseverlikle, milliyet duygusuyla zerre kadar bağdaştırılamazmış.

Efendiler, bu yazıların anlamı ve bu düşüncelerin nasıl bir maksada dayandığı bugün kolaylıkla anlaşılmaktadır. Yarın, daha açık olarak anlaşılacaktır. Gelecek kuşakların, Türkiye’de Cumhuriyet’in ilan edildiği gün, ona en insafsızca saldıranların başında, ‘Cumhuriyetçiyim’ diyenlerin yer aldığını görerek asla şaşıracaklarını sanmayınız. Aksine, Türkiye’nin aydın ve Cumhuriyetçi çocukları, böyle Cumhuriyetçi geçinmiş olanların, gerçek düşüncelerini tahlil ve tespitte hiç de kararsızlığa düşmeyeceklerdir.”

“Bilindiği üzere (muhalifler), Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası diye bir parti kurdular. ‘Cumhuriyet’ kelimesini ağızlarına almaktan bile çekinenlerin, Cumhuriyet’i doğduğu gün boğmak isteyenlerin, kurdukları partiye ‘Cumhuriyet’ ve hem de ‘Terakkiperver” (ilerici) adını vermiş olmaları, nasıl ciddiye alınabilir ve ne dereceye kadar samimi sayılabilir.

Kurdukları bu parti ‘muhafazakar’ adı altında ortaya çıkmış olsaydı belki bir anlamı olurdu. Fakat, bizden daha çok Cumhuriyetçi ve bizden daha çok ilerici olduklarını iddiaya kalkışmaları doğru değildi.

‘Parti, dini düşünce ve inançlara saygılıdır’ ilkesini bayrak olarak eline alan kimselerden iyi niyet beklenebilir miydi? Bu bayrak, yüzyıllardan beri cahilleri, bağnazları ve hurafelere inananları kandırarak özel çıkarlar sağlamaya kalkmış olanların taşıdıkları bayrak değil miydi? Türk milleti, yüzyıllardan beri sonu gelmeyen felaketlere, içinden çıkabilmek için büyük fedakarlıkların gerekli olduğu pis bataklıklara hep bu bayrak gösterilerek sürüklenmemiş miydi?

Cumhuriyetçi ve yenilikçi olduklarını zannettirmek isteyenlerin, yine bu bayrakla ortaya atılmaları dini bağnazlığı coşturarak, Milleti Cumhuriyet’e, ilerlemeye ve yenileşmeye karşı kışkırtmak değil miydi?

Yeni parti, dini düşünce ve inançlara saygı perdesi altında, ‘biz hilafeti yeniden isteriz; biz yeni kanunlar istemeyiz; bize Mecelle yeterlidir; medreseler, tekkeler, cahil softalar, şeyhler, müritler biz sizi koruyacağız; bizimle birlikte olunuz. Çünkü Mustafa Kemal’in partisi Hilafeti kaldırdı, İslamiyet’e zarar veriyor; sizi gavur yapacak, size şapka giydirecektir’ diye bağırmıyor muydu? Yeni partinin kullandığı sloganlar bu gerici haykırışlarla dolu değil miydi?” (20 Ekim 1927, kaynak Nutuk)
 

23 Comments
 
makûs talih / internet cafee 03/08/2009
7 Comments
 

Ankara, 01.04.1921

Inönü muharebe meydanında, Metristepe'de Garp Cephesi Kumandanı ve Erkânı Harbiye-i Umumiye Reisi İsmet Paşaya:

Bütün tarih-i âlemde, sizin İnönü Meydan Muharebelerinde deruhde ettiğiniz kadar ağır bir vazife deruhde etmiş kumandanlar enderdir. Milletimizin istiklâl ve hayatı, dâhiyane idareniz altında şerefle vazifelerini gören kumanda ve silâh arkadaşlarınızın kalp ve hamiyetine büyük emniyetle istinat ediyordu.

Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin makûs talihini de yendiniz, İstilâ altındaki bedbaht topraklarımızla beraber bütün vatan, bugün en uzak noktalarına kadar zaferinizi kutluyor. Düşmanın hırs-ı istilâsı azim ve hamiyetinizin yalçın kayalarına başını çarparak hurdahaş oldu.

Namınızı tarihin mefahir kitabesine kaydeden ve bütün milleti hakkınızda ebedî minnet ve şükrana sevk eden büyük gaza ve zaferinizi tebrik ederken, üstünde durduğunuz Tepenin size binlerce düşman ölüleriyle dolu bir şeref meydanı seyrettirdiği kadar, milletimiz ve kendiniz için yükseliş şaşaalarıyle dolu bir istikbal ufkuna da nazır ve hâkim olduğunu söylemek isterim.

Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal

***

Ankara, 01.04.1921

Inönü muharebe meydanında, Metristepe'de Garp Cephesi Kumandanı ve Erkânı Harbiye-i Umumiye Reisi İsmet Paşaya:

Bütün tarih-i âlemde, sizin İnönü Meydan Muharebelerinde deruhde ettiğiniz kadar ağır bir vazife deruhde etmiş kumandanlar enderdir. Milletimizin istiklâl ve hayatı, dâhiyane idareniz altında şerefle vazifelerini gören kumanda ve silâh arkadaşlarınızın kalp ve hamiyetine büyük emniyetle istinat ediyordu.

Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin makûs talihini de yendiniz, İstilâ altındaki bedbaht topraklarımızla beraber bütün vatan, bugün en uzak noktalarına kadar zaferinizi kutluyor. Düşmanın hırs-ı istilâsı azim ve hamiyetinizin yalçın kayalarına başını çarparak hurdahaş oldu.

Namınızı tarihin mefahir kitabesine kaydeden ve bütün milleti hakkınızda ebedî minnet ve şükrana sevk eden büyük gaza ve zaferinizi tebrik ederken, üstünde durduğunuz Tepenin size binlerce düşman ölüleriyle dolu bir şeref meydanı seyrettirdiği kadar, milletimiz ve kendiniz için yükseliş şaşaalarıyle dolu bir istikbal ufkuna da nazır ve hâkim olduğunu söylemek isterim.

Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal

7 Comments
 

    RSS Feed

    etiket
    aradığını tetkik et

    All

    1 Dm
    1 Mengu Yncg
    100
    13
    165537
    186
    1967
    1980
    1982
    1absence Of Mind
    1amarat
    1aom
    1apartman Topuk
    1arrogante Hombre
    1basar Yinan
    1benbey
    1bitchcraft
    1buddhala
    1ca
    1deja Vu
    1dejavu
    1enver
    1ersin
    1happy
    1inan6666
    1internet Cafee
    1internetcafee
    1jagged
    1kimsu
    1kopanisti
    1kuruvaze
    1mb
    1mefkud
    1mengu Yince
    1mengu Yincge
    1mengu Yncge
    1menguyincge
    1monique
    1nevdalist
    1nevi Tur
    1reasonablemans
    1rebecca
    1sahlanan Koc
    1sedaflora
    1shadowy
    1silky Kata
    1silkykata
    1suphi
    1untouchable Zen
    1untouchablezen
    1veronique
    1wassago2000
    2003
    5736
    66
    6666
    74
    A2m
    Aaron Koblin
    Abese Irca
    Acele
    Aci
    Aci Vatan
    Acilim
    Acupuncture
    Adacayi
    Adalet
    Adam
    Adem
    Adrenalin
    Afrika
    Afyon
    Ahiret
    Ahmet Hasim
    Aikido
    Ajda Pekkan
    Akepe
    Akil
    Akira Kurosawa
    Akl
    Aksam
    Alacakaranlk
    Alamanci
    Algorithm
    Allah
    Allame
    Alman
    Alternatif
    Alternatif Enerji
    Ambiguity
    America
    American Way
    Amerika
    Amiga
    Amsm
    Amstrad
    Anagram
    Analturk
    Anavatan
    Andeyener
    Andy Warhol
    Angel Dark
    Anonim
    Ant
    Apple
    Ara
    Arabica
    Arap
    Armin
    Arminia
    Arsenik
    Art
    Artist
    Asemic
    Asi
    Ask
    Asker
    Askerlik
    Asphyxation
    Ass
    Assange
    Asstomouth
    Astronomi
    Ataturk
    Atom
    Atonal
    Atropine
    Autogyro
    Avrupa
    Ayak
    Ayca Sen Baskan Pusu
    Aziz Nesin
    Azot
    Baby700
    Badem
    Bahar
    Balistik
    Ballard
    Barcelona
    Barrack Obama
    Basa Dolanan Derman
    Bayezid
    Baykal
    Bbc
    Bdsm
    Bean
    Beast
    Beauty
    Bedri Rahmi Eyuboglu
    Beer
    Bekir
    Benbey
    Bengi
    Benimle Oynar Msn
    Ber
    Berj
    Berlin
    Bermuda
    Best Fucking Whore
    Beste
    Beyaz
    Bielefeld
    Big Wet Asses
    Bilbo Baggins
    Bilimsel
    Bill Gates
    Billur
    Bir Zamanlar
    Bitch
    Blog
    Bmw
    Bob Dylan
    Bobele
    Bodrum
    Bodur
    Boeing
    Bohemian
    Bold
    Bondage
    Bonham
    Booty
    Booze
    Borges
    Bosphorus
    Bottom
    Bra
    Brasil
    Brezilya
    Brokoli
    Bu
    Buda
    Buddha
    Budism
    Budizm
    Burak Arikan
    Buz
    C64
    Cable
    Cafee
    Cam
    Canavar
    Capitalism
    Cat
    Catalkuyruk
    Cebrail
    Ceket
    Celik
    Cember
    Cemil Meri
    Cengelkoy
    Cengiz Han
    Censor
    Censored
    Cevap
    Cevre
    Chaos
    Charles
    Charles Manson
    Charlie Boorman
    Charlie Chaplin
    Chelsea Girls
    Chillum
    Chivas Regal
    Chp
    Christina
    Cingene
    Cinnamon
    Cinsicima
    City Planning
    Cock
    Cockring
    Cocuk
    Codex
    Coffee
    Cold
    Coluche
    Commodore
    Computer
    Concert
    Conservative
    Contes
    Contraliterature
    Contrast
    Copy
    Counter Steering
    Creation
    Crime
    Crowley
    Css
    Cumhuriyet
    Cypher
    Czech
    Daf
    Daire
    Dakika
    Damla
    Dan Brown
    Dans
    Darphane
    Data
    Datura
    Davet
    David Bowie
    Davul
    Death
    Debriyaj
    Dedikodu
    Deleuze
    Deli
    Dem
    Demokrasi
    Denge
    Denklem
    Depeche Mode
    Dergi
    Derriere
    Deutschland
    Deve
    Devlet
    Devrim
    Diesel
    Dikis
    Dilber Ay
    Din
    Diskur
    Diy
    Diyarbakir
    Dnya
    Dog
    Doggystyle
    Dogu Turkistan
    Domates
    Dondurma
    Dope
    Dot
    Dracula
    Dream
    Dua
    Dugme
    Dunia
    Dunya
    Durum
    Dystopia
    Ebony Bones
    Eddie Veder
    Edward Witten
    Effort
    E Kitap
    El
    Elbise
    Elektrik
    Elhamrulillah
    Elke
    Elmalili
    Emek
    Emek Sineması
    Emniyet
    Emulator
    Enerji
    Enerjisi
    Enstruman
    Enver
    Ergenekon
    Erik
    Erkek
    Erken
    Erkete
    Erkin Koray
    Ermeni
    Eroin
    Erowid
    Escort
    Eski
    Esrar
    Et
    Etek
    Ethics
    Eva Angelina
    Eve
    Evil
    Evliya Celebi
    Evre
    Evrim
    Ewan Mcgrergor
    Existance
    Fabris
    Facebook
    Facia
    Fakescience
    Fark
    Fasist
    Ferrania
    Feynman
    Fiction
    Fikih
    Fikir
    Filim
    Filistin
    Firar
    Fire
    Fiyort
    Fizik
    Flash Forward
    Flight
    Flower
    Flower Tucci
    Fly
    Fractal
    Fraulein
    Fredrika
    Fredrika Stahl
    Freedom
    Friction
    Froccoli
    Fuck
    Fuck Yourself
    Fuckelatte
    Fucking
    Fun
    Funk
    G3
    Gaffur
    Gagging
    Galata
    Galeano
    Game Of Life
    Ganja
    Gary Oldman
    Gazi
    Gazi Mustafa Kemal
    Gazze
    Gebertirler
    Gece
    Gemi
    Genelkurmay
    Geniz
    Geometry
    Gerald Ford
    Gezegen
    Ghost Busters
    Giysi
    Gllk Glistan
    Goat
    Gocer
    God
    Godard
    Godless
    Gokturk
    Gossip
    Got
    Gozluk
    Green
    Grev
    Grid
    Grup
    Grup Surup
    Guantanamo
    Guattari
    Gun
    Gundem
    Gunes
    Gvenlik
    Gyroscope
    Habis
    Hadis
    Hafif
    Ham
    Hamile
    Harakiri
    Harald
    Hasret
    Hatra
    Hausman
    Havaciva
    Hayat
    Hayat Oyunu
    Hayta
    Hayvan
    Hazine
    Helikopter
    Hepsi
    Herb
    Hesap
    Hicaz
    High
    Hijab
    Hipnoz
    Hissiyat
    History
    Hiyar
    Honey
    Hukuk
    Hurma
    Hurriyet
    Hyoscyamine
    I
    I Am Sam
    I Fucking Love You
    I Want To Be Fucked Senseless
    I Want To Fuck Senseless
    I.
    Ibne
    Ibniarabi
    Idris
    Igne
    Ihlal
    Ihlamur
    Ii
    Iii
    Iir
    Iktidar
    Ilps
    Iltihap
    Iman
    Imar
    Imbiss
    Inan6666
    Inanna
    Ince
    Industry
    Inisiye
    Initiation
    Inonu
    Insan
    Intellect
    Intelligence
    Internet Cafee
    Interview
    Iplik
    Iskemle
    Iskit
    Iskonto
    Islam
    Ismet Ozel
    Israil
    Istampa
    Istanbul
    Istanbullasvegas
    Istiap
    Istikrar
    Istim
    Istirahat
    Istirap
    Isyan
    Itaat
    Ittihat
    Ivir Zivir Su Bu
    Izmir
    Izometri
    Jail
    Janissary
    Japon
    Javier Bardem
    Jazz
    Joel Peter Witkin
    John Conway
    John Von Neumann
    Jones
    Joyce
    Jpl
    Judo
    Jujutsu
    Jules Verne
    Kaat
    Kadin
    Kahve
    Kalem
    Kaltak
    Kamuya Ak
    Kanarya
    Kanguru
    Kanun
    Kaos
    Kapital
    Kar
    Kara
    Karartma
    Karate
    Karen O
    Karga
    Kari
    Karinca
    Kasarot
    Katalunya
    Katana
    Kaygan
    Kazm Kartal
    Kedi
    Kedi Kaps
    Kelam
    Kelle
    Keloglan
    Kemal
    Kemend
    Kenevir
    Kent
    Kesif
    Kill The Ego
    Kimse
    Kingston
    Kingtom
    Kiss
    Kitap
    Kizildeniz
    Kl
    Knock Out
    Koksap
    Kolonya
    Kolpa
    Kombin
    Konrad Zuse
    Kopek
    Kopi Peyst
    Korku
    Korsan
    Koy
    Kresel Isinma
    Kresel Snma
    Krlanguc
    Kuku
    Kumar
    Kumas
    Kundak
    Kuram
    Kurgu
    Kurt
    Kus
    Kusur
    Kutle
    Kuzu Boku
    Kyoto
    Kzak
    Lahana
    Lale
    Lama
    Lamy
    Language
    Leadership
    Lean
    Led Zeppelin
    Les
    Letafet
    Lettuce
    Leyla
    Lice
    Liebe Ist Fur Alle Da
    Lineer
    Literature
    Little Prince
    Lon Way Down
    Long Way Round
    Lorenzo
    Loturkish
    Lou Reed
    Love
    Lube
    Lycra
    Lynette
    Lynette Squeaky Fromme
    Maceralar
    Macun
    Magellan
    Mahayana
    Mahrem
    Makine
    Malum
    Manipulasyon
    Manipulation
    Mantar
    Mantiksiz
    Mantk
    Marilyn Monroe
    Marka
    Marquis De Sade
    Mars
    Martin Gardner
    Masaki Kobayashi
    Masal
    Masumiyet
    Matematik
    Mathematica
    Mathematics
    Maths
    Maturidi
    Mavi
    Maximum
    Mazhar Alanson
    Mb
    Meditation
    Medya
    Mektup
    Memleket
    Merak
    Mercury
    Merde
    Mesele
    Mesnevi
    Metalhammer
    Mevlana
    Meyve
    Miami Vice
    Michaux
    Micus
    Middle Age
    Miir
    Milano
    Milk
    Millet
    Milliyet
    Mindless Self Indulgence
    Minimum
    Minute
    Mirac
    Miras
    Mmm
    Mohammed
    Momentum
    Mongol
    Monica Belluci
    Monique
    Montenegro
    Moon
    Morihei Ueshiba
    Morphine
    Motogp
    Motorcycle
    Motto
    Movie
    Mucize
    Mudrir
    Muhammed
    Muhazafakar
    Mukaddes
    Mulkiyet
    Musa
    Mushroom
    Music
    Muslum Gurses
    Mustafa
    Mustafa Kemal
    Mustafa Kemal Ataturk
    Mutlu
    Muz
    Nacho Vidal
    Namaz
    Napoleon
    Nargile
    Narkotik
    Natura
    Naturwissenschaften
    Navier Stokes
    Nazm Hikmet
    Needle
    Nefis
    Nesinvakfi
    Nevdalist
    Newton
    Neyzen
    Nico
    Nietzsche
    Nihat Genc
    Nihayana
    Ninja
    Nkleer Enerji
    Norah Jones
    Notcot
    Ntv
    Ntv Bilim
    Ntvblm
    Nukleer Enerji
    Nukleer Ucak
    Nutuk
    O
    Obsession
    Occult
    Oda Tv
    Offshore
    Oguz Atay
    Ohs
    Oil
    Olum
    One Night Stand
    Onion
    Opiorphin
    Opium
    Optimum
    Opusme
    Organizasyon
    Organizma
    Origami
    Orispi
    Orontez
    Orospu
    Ortalk Duman
    Oscillator
    Osensei
    Osmanbey
    Osmanl
    Otel
    Overdrive
    Oyun
    Ozgun
    Ozur Diliyorum
    Pacman
    Page
    Paket
    Pamuk
    Pancar
    Parapompa
    Parasempatik
    Paris
    Parmak
    Parsons
    Paste
    Pazar
    Pazu
    Pedagogy
    Pencil
    Penelope Cruz
    Peramanlar
    Pervane
    Pes
    Pesimist
    Peygamber
    Phat
    Philosophy
    Philter
    Photography
    Physics
    Picasso
    Pilis
    Pimp
    Pimperialism
    Pink Floyd
    Pirpir
    Piss
    Piston
    Plane
    Plant
    Plastik
    Platon
    Plum
    Poetry
    Polim
    Politics
    Pompa
    Pop
    Porn
    Porno
    Pornographics
    Portakal
    Prag
    Praha
    Pregnant
    Press
    Project Tuva
    Prophet
    Proudhon
    Pseudoscience
    Public Disgrace
    Puncture
    Pus
    Pussy
    Pust
    Quantum Mechanics
    Quasimathematics
    Quills
    R0cc012
    R1150 Gs
    Radio Control
    Radyo Kontrolu
    Rak
    Rakı
    Raki
    Rakkase
    Rammstein
    Ran
    Razi
    Reasonableman
    Rebel
    Redemption
    Relations
    Release
    Remain
    Resulullah
    Rhizome
    Rip
    River Raid
    Rnb
    Roberto Malone
    Rocco Siffredi
    Rohonc
    Roll
    Roma
    Ronin
    Rotor
    Rufus
    Ruhsat
    Run
    Ruya
    Ruzgar
    Ruzgar Enerjisi
    Ruzgar Tirbunu
    Rzgar
    Rzgar Trbini
    Saadet
    Sacred
    Sahap Abi
    Saim
    Saint Catherine
    Saint Innocent
    Salad
    Salah Birsel
    Salata
    Sallama
    Salya
    Samurai
    Samuray
    Sanat
    Sankibilim
    Sansur
    Sari
    Sark
    Sarkac
    Sartre
    Satan
    Satanista
    Say
    Saylar
    Scarlett Johannson
    Schicin No Samurai
    Science
    Scientific Solution
    Scopolamine
    Scribd
    Scribe
    Script
    Scythian
    Sean Penn
    Sebastian
    Sehir
    Seks
    Self Organization
    Sempatik
    Sense
    Seppuku
    Seraphinianus
    Serce
    Serdar Turgut
    Sermaye
    Ses
    Sevgili
    Sex
    Shaitan
    Sharon Olds
    Sheryl Crow
    Shibumi
    Shopping
    Sicim
    Sidikli
    Sigara
    Sihhat
    Siir
    Sikerler
    Sikertirler
    Silah
    Silindir
    Simge
    Sincan
    Sinclair
    Sinema
    Sinir
    Sinsi
    Sirince
    Sirp
    Siyah
    Sleepaholic
    Smell
    Smoke
    Soad
    Sod
    Sofu
    Son Gun
    Soru
    Sorun
    Soul
    Spahn
    Sparkasse
    Speech
    Spice
    Spinosa
    Spinoza
    Srpski Film
    St Exupery
    Stahl
    Stanislaw Ulam
    Steal
    Stereophonics
    Stolen
    String Theory
    Strip
    Stuka
    Su
    Sufi
    Suicide
    Sultan
    Sultanmurat
    Super
    Superdama
    Superokey
    Supertavla
    Suphi
    Surat
    Surtuk
    Surtunme
    Sus
    Susanne Vega
    Susta
    Sut
    Sweden
    Sweet
    System Of A Down
    Tahlil
    Tailor
    Tainted Love
    Talat
    Talimat
    Taraf
    Tarcin
    Tarih
    Tasavvuf
    Tasogare
    Tatsuya Nakadai
    Tattoo
    Tavil
    Tavsan
    Tavsiye
    Tc
    Tefekkur
    Teknik
    Tel
    Telefon
    Telkin
    Temiz
    Temucin
    Teori
    Tepki
    Terakki
    Terbiye
    Terhis
    Terkip
    Teror
    Teskere
    Teutuburg
    Tevfik
    Tevfik Fikret
    Tezer Ozlu
    Tezgah
    Tezkiye
    The Family
    The Libertines
    Theory
    Thermal
    Thumb
    Tiamat
    Ticaret
    Tim
    Timuin
    Tirtil
    Tolstoy
    Tom Waits
    Toprak
    Tornistan
    Torrent
    Transfucked
    Translated
    Trmala
    Trt
    Tsk
    Tucci
    Tukuruk
    Tumsek
    Turban
    Turbojet
    Turk
    Turken Raus
    Turkler
    Tutunamayanlar
    Tzel
    Uak
    Ucak
    Ucak Kacrma
    Ucube
    Ugur
    Ulema
    Ulysess
    Umre
    Umut
    Uniforma
    Untouchable Zen
    Untouchablezen
    Urine
    Uryan
    Usul
    Uygur
    Uzak
    Uzaktan Kumanda
    Uzay
    Uzlama
    Vacuosness
    Vagueness
    Valentino Rossi
    Vatan
    Vatanseverlik
    Vazife
    Vector
    Velvet Goldmine
    Velvet Underground
    Vergi
    Veri
    Versicherungsanstalt
    Vian
    Vicdan
    Vicky
    Video
    Videozipsofista
    Vienna
    Virgin Radio
    Visualization
    Voynich
    Vr Zvr
    Vr Zvr U Bu
    Wakizashi
    Walk
    Wassago2000
    Wave
    Web
    Weblog
    Weebly
    Weed
    Wiki
    Wikileaks
    Wild Lettuce
    Wildhoney
    Winter
    Witkin
    Woody Allen
    Word
    Wright Brother
    Xukru
    Xxx
    Y
    Yabanci
    Yagmur
    Yahni
    Yahudi
    Yakup
    Yalan
    Yangin
    Yarak
    Yasak
    Yayin
    Yazi
    Yeah Yeah Yeahs
    Yellow
    Yemen
    Yeni
    Yeni Tefsiri Islam
    Yenilenebilir Enerji
    Yeryz
    Yesillik
    Yetis Aman
    Yoga
    Yoksa
    Youtube
    Yyy
    Zaman
    Zappa
    Zarbo
    Zazen
    Zehir
    Zeka
    Zeki Muren
    Zel
    Zerzevat
    Zift
    Zippo
    Zips
    Zipsofism
    Zipsophistication
    Zkkm
    Zoil
    Zoiled
    Zonguldak
    Zula
    Zzz


Create a free website with Weebly