bittabi, memlekette çok mühim hadiseler meydana geliyor . bizim bunları unutmamız, gözden kaçırmamız, dahası kıymet vermememiz lazım. bu durumda, sıradaki dandik gündemin bizzat başvekilin kendisi tarafından patlatılması gayet uygun olur. nasıl yapılabilir? içki meselesi güzel efenim. bunu gündeme getirirseniz, özellikle bizim oy almakta zorlandığımız sahil kesimine ayarı vermiş oluruz. zaten yaz mevsimi olduğundan bunlar kendini rakıya, biraya verdi. ne ise, içki içmeyin meyveden yapılıyor zaten, meyve yiyin deyi yumurtlayıverdi.
bizatihi bu konuları biz daha önce hep aramızda konuştuk. imdi, bizim sevdiğimiz içki olan rakı anasondan yapılıyor. anasonu kemirmekten zerre kadar zevk alamam. lakin beyaz peynir ve kavunun yanına buz gibi kara efe içmez isem, hayattan aldığım zevk azalıyor.
benim babam da rakı içer kardeşim. bütün arkadaşlarım içiyor. biz bünyedeki delikanlılık miktarını rakı ile ölçüyoruz. yanlış anlama rakının miktarı ile değil, bünyenin tepkisinden işi çözüyoruz.
aramızda kalsın, bizim buralarda içki içmeyene pek de öyle makbul adam gözü ile bakılmaz. hadi bunu geçelim, bugünlerde içmeyenden epey şüphe ediyorz ciğerim.
Exodus 8:1 "And the LORD spake unto Moses, go unto Pharaoh, and say unto him, thus saith the LORD, Let my people go, that they may serve me."
Go down, Moses, Way down in Egypt's Land. Tell ol' Pharoah, Let my people go. Thus saith the Lord, bold Moses said, Let my people go, If not, I'll smite your first-born dead, Let my people go.
When Israel was in Egypt's Land, Let my people go, Opressed so hard they could not stand, Let my people go.
Go down, Moses, Way down in Egypt's Land. Tell ol' Pharoah, Let my people go. No more shall they in bondage toil, Let my people go, Let them come out with Egypt's spoil, Let my people go.
Go down, Moses, Way down in Egypt's Land. Tell ol' Pharoah, Let my people go. The Lord told Moses what to do, Let my people go, To lead the Hebrew children through, Let my people go.
Go down, Moses, Way down in Egypt's Land. Tell ol' Pharoah, Let my people go. O come along Moses, you'll not get lost, Let my people go, Stretch out your rod and come across, Let my people go.
Go down, Moses, Way down in Egypt's Land. Tell ol' Pharoah, Let my people go. As Israel stood by the waterside, Let my people go, At God's command it did divide, Let my people go.
Go down, Moses, Way down in Egypt's Land. Tell ol' Pharoah, Let my people go. When they reached the other shore, Let my people go, They sang a song of triumph o'er, Let my people go.
Go down, Moses, Way down in Egypt's Land. Tell ol' Pharoah, Let my people go. Pharaoh said he'd go across, Let my people go, But Pharaoh and his host were lost, Let my people go.
Go down, Moses, Way down in Egypt's Land. Tell ol' Pharoah, Let my people go. Jordan shall stand up like a wall, Let my people go, And the walls of Jericho shall fall, Let my people go.
Go down, Moses, Way down in Egypt's Land. Tell ol' Pharoah, Let my people go. Your foes shall not before you stand, Let my people go, And you'll possess fair Canaan's land, Let my people go.
Go down, Moses, Way down in Egypt's Land. Tell ol' Pharoah, Let my people go. O let us all from bondage flee, Let my people go, And let us all in Christ be free, Let my people go.
Go down, Moses, Way down in Egypt's Land. Tell ol' Pharoah, Let my people go. We need not always weep and mourn, Let my people go, And wear these slavery chains forlorn, Let my people go.
Go down, Moses, Way down in Egypt's Land. Tell ol' Pharoah, Let my people go.
iki haftadan beri kağattan hava aracı tasarımı işine sardırdım. kağattan olacak, zira ölçek büyüdükçe hemi mesarif katlanıyor, hemi de tasarım üretim sürecine antika angut sızması son derece kolaylaşıyor. bu tasarım denen arazi yazık ki ibne puşt rekoltesi yönünden fevkalade münbit. donundan lastiği kopsa yenisini takmaktan acizler işbu tasarım lafı açılanda müthiş süper überhiper arzıendam etmekte, teşhirigöttenfikir ile avaz avaz öğünmekte zerre sakınca görmüyorlar. bunların yüzünden meslekten soğudum. askerden dönende üçüncü çarkçı olarak denize açılmazsam kopsun parçalansın bendenizin donu da anasını satayım.
ne yapıyorum ? daha önce yazmışım, ancak düzgün dille anlatamamışım demek. ufak bir özet daha geçmeli. şimdi, bu helikopter denen faşist icadı meret, bunun tepesinde pervane denen rotor denen, uzun ince bir ayni biçak yahut kılıç gibi hareketli kanatlar vardır. bunceğizlerin tutturulduğu şafta hayvan ölçekte bir motor bağlıdır. motor çalışanda şaftı, dolayısıyla kanatları çevirir. münasip sürate ulaşanda helikopter yükselir.
uçmak bişe değildir ( uçmak kadim lisanda cennet demektir ), mühim olan uçuşu kontrol edebilmektir. sağa sola yukarı aşağı ileri geri yan yanpiri filan surette havada seyrüsefer edemiyor isen bu nice uçmaktır hayvan herif ? uçak icat edilmeden evveli de uçabilen makineler yapmış idi kimi akıllar, ancak bunlar stabilite & kontrol denen uçmak hassalarını atlayıp sallamadıklarından akibetleri hep feci oldu. onca mesai zahmet eziyetleri yek anda parça pinçik. geçmişler olsun azizim.
işte şu an beyle rahmetliklerin tarzında çalıştığımı söyleyeyim. alıyorum alelade kağadı, bunun üzerine bazı kanatlar çiziyorum. bu kanatları daha sonra güzelce kesip bir şafta bağlıyorum. şaft dediğim, topluiğne. kağat pervanemin doğal ağırlığına hafif bir ilave daha yapıyorum ki pervane dikey ekseni boyunca, yere uzanan düz bir çizgi üzerinde hareket etsin. o ara havada ne olup bitiyor, uçuş düzgün mü aceba filan diye denetleme imkanım olsun. ilaveten, rotora cigara dumanı üflemek suretile hava akımının kalitesini görselleştirmek, girdapları anaforları bozulmaları, hatta akım ayrılmalarını dahi tesbit etmek de mümkündür.
son yaptığım pervane modellerini arap kağadı denilen sigara sarmaya yarar hafif malzemeden ürettim. kanatları taşıyan iki kolu post-it' ten kestim. bunun üzerine cyanoacrylat japon döktüm, beyle beyle dayanımını arttırdım. bunun tam orta noktasını harita raptiyesinin üzerinde denge noktasını arayarak buldum işaretledim, ki pervane düşmeden evvel dengede olsun, döne döne deveran eder iken işbu kaybettiği denge noktasını arasın bulsun.
şurada nasa' nın sayfasında basit bir rotorun nasıl üretileceğine ilişkin malumat mevcut. bir parça kağadı kesip biçiyorsun. dibini katlayıp ilave ağarlık olarak ataş tutturup bırakıyorsun yere. rotor hemencik dönmeye başlıyor. bir ayni kavak mı idi ne onun tohumu gibi. başlangıç modelini ürettikten sonra şurada tarfi ettiği gibi farklı kesmeler uygulayıp kanat alanını uzat, daralt, yamult, bük, kıvır. bak bakalım netice ne oluyor. dönme hızı yaptığın bu değişikliklerden nasıl etkileniyor. harika değil mi, oturduğun yerde bedava beleş kendin kendine rotorcraft ilmini öğreniyorsun, hemi de afaki malumat değil bu, tastamam hakiki.
fena mı yane ? zevzeklenmeyi bırak, kes kes yapıştır kardeşim. ne yapacaksan sen yapacaksın. bunun haricine çıkan tasarıma ayaamı basarım, kimse de bana mani olamaz.