girişli çıkışlı ntvblm 06/13/2011
derginin kapanmasına ilişkin resmi açıklama da nihayet geldiğine göre, iyi kötü bildiklerimi okurlarla paylaşmalıyım: 1. "ntvblm satmıyor" dediler. oysa net tiraj stabil 16 - 17bin, 20bine gideri var, baskı adedi 23bin. cem aydın' ın dediği gibi, "ilgi görüyor". 2. "tanıtım gideri yüksek" dediler. filhakika tanıtım gideri sıfır. dönen 9 saniyelik spotlar ve grup dergilerine giren ilanlar hariç, herhangi bir mecrada ntvblm tanıtımı gördünüz mü ? ntvblm sponsor oldu mu bir bişeye ? ntvblm internet sitesi açtı mı mesela ? 3. "maliyeti yüksek" dediler. ben gelene kadar öyleydi, bu doğru, bilimci ne anlasın ticaretten ama en sıkı zamanlarında osmanbey' de 52 beden etek satmış bendeniz öyle değilim. cem aydın' ın dediği "büyük zarar" kapansın diye sıkı bir planlama yaptım. süreç optimizasyonu sayesinde ntvblm baskı dağıtım hariç 6000 liraya mal oluyordu. telif optimizasyonu sorununu chris anderson' dan önce çözdüğüm lütfen kayıtlara geçsin. 4. "reklam alamıyor" dediler. bak bu daha rasyonel görünüyor ama dibinde şöyle bir durum var. ntv yayınları bünyesinde iyi kötü 6 - 7 ticari ilan gelirken ntvblm ve ntvt' in doğus dergiler grubuna kaydırılmasıyla ntvblm' nin alabildiği ilan sayısı aniden 2' ye düştü. sonra o civarda kaldı, nihayet kapandı. aylarca reklamcılara yardım etmek, sorunu çözmek istedim ve fakat bu çabama mukabil dirençle karşılaştım. atom fiziği dahil her meseleyi 5 yaşında çocuğa bile anlatırım ama zor başka, oyunu bozuyor. 5. "projesi yok" dediler. bizim para getirecek projelere ihtiyacımız vardı, sermayenin hoşuna gidebilecek ve insanları bağlayacak fikirler bulmalıydık, süreli bir yayın için makul bir ihtiyaç tabii. gayet anlamlı ve saçma sapan yıldızlı gencebaylı motorlu oyuncaklı onlarca proje ürettik. ince mühendislikle düşündük, bunları çalıştırdık, işe yaradığını gördük. ve fakat ne oldu ? "proje toplantısı önümüzdeki ay, şimdi başım ağrıyor sonra yapalım canım" tarzı ertelemelerle karşılaştık. efkarlandık. üstüne bi cigara yaktık oysa prototipler hazırdı, paketler fulldoluydu, çok pis para kaldıracaktık cem aydın. sorsan anlatırdım, sormadın. niye sormadın demiyorum. senin adına sorması gerekenler niye sormadı. merak etmiyor musun ? 5. "bu dergi senin kafanda" dediler. evet dedim, kafamda. birilerinin bir yerlerinde olacağına benim kafamda dursun. kant' ın ödev ahlakı gereğince işimi kutsal sayarım, onu korurum kendimi değil. bilim dergisi 4 kişinin marifetiydi. biri sayfa yapıyor, biri soru cevap, biri haber, biri ben. ekip dardı, yaşı geçkin zilzurna üç kadın yarım akıl benle bu böyle zaten olmazdı. çıkıp desen ki "bu arkadaşlar yetmedi, yetişmedi ben de kapadım gitti" bak bu doğru olurdu. sana bu derginin baştan marazlı doğduğunu demek iyi anlatamamışım. 6. "elinde bomba var" dediler. evet dedim, farkındayım, korkmanıza gerek yok. sizin elinizde bomba yoksa düşünün bakalım neden yok ? bendeniz gücümü pazardan almadım, tamamı o bombayla yapılan antrenman mahsulü. kimsenin korkmasına gerek yok. insanları sevmek için gerekçe aramıyorum. bildiğin defect ama napalım böyle gelmiş böyle gider. 7. işin politik tarafına hiç girmiyorum. o zaten gireceği yere güzel girmiş yerleşmiş. bilhassa seçimden sonra şimdi manzara daha net. hes sevmem. nükleer sevmem. seveni de sevmem. siz ses çıkaramazsınız. özetle, bende bu kafa sizde bu küfe varken bilim dergisi olacak iş değildi de oldu işte. 8. varlığımın bir kısmını bozuk para gibi harcadığım ntv hazretleri. bak şimdi kapı önüne koyduğun personel seni dava ediyor. özlük hakları tırıvırı şu bu. çakal gibi para hesaplıyorlar ve aralarında gayet güzel dayanışıyorlar. sizin cenah bir politik bunların cenah başka politik. biri de beni arayıp sormadı amk. pardon biri sordu o da şeyi sordu dava eder misin diye sordu sağolsun. yok dedim etmem. sebebi şu. senin geçen holding hesabından para verdiğin sözlük tayfası dava etmişti beni. hani şu güya sansür karşıtları. hani şu özgür ifadeciler. hani şu nasıl bilirdiniz imam osurur cemiyet bayılır tayfası. zamanında ar haya duygularını incitiyorum diye savcıya gitmişlerdi üşenmeyip. ulan ar haya sizde ne gezer ? az paramı yemediniz tazminat ayağına sinekler. bakıyorum da şimdi iyi anlaşıyorsunuz. midem bulandı amk. 8. arayıp soruyorlar şimdi ne olacak inan aran ? okuyodum ben yaa kurudu kanal nereden buluruz diye. yetiştiklerime yazıyorum kısadan. o viraj tamam şimdi başka türlü yol alacağız filan. diğerleri gibi kurban saymıyorum kendimi. yaptığım işle hep gurur duyacağım. ben yaptım diyeceğim. bu kadarına hakkım var. yani bu işleri, yayınları bilim dergisini tarih dergisini filan sakın biz biz diye anlattığınızı duymayım. acımam kem düşünürüm olan size olur. neuroscience bebeim. hem pozitif hem negatif. bu ara iş arıyorum. sayenizde cv sears tower ayarında oldu. işveren bakınca başı dönüyor. bildiğin işsiz kaldım amk. insan kaynaklarını da gözden geçir ntv orası müşkülde. insan kaynakları için prensip şudur panpa. işe aldığın adam senden daha kabiliyetli olacak. hem de her bakımdan. iyi de o zaman bunu nasıl yönetirim dersen o da basit. yönetmeyeceksin. seveceksin. bitti. 9. iki sene geçirdiğim koca binadan şu isimleri sayacağım: neyyire. az daha genç olsa kesin sevgiliydik. korkularını silmeme izin verirdi biliyorum. geceleyin çıkar duvarları kırmızıya boyardık bu aşikardı. sevemedi beni. dik pozlarına ses çıkarmadım. son defa telefonda konuştuk. şu tazminat işi. ilgilendi sağolsun. ancak bir parça gökkuşağı yollayabildim. dağıstanlı. beni işe aldı. zaten başka da kimsenin maçası yemezdi tahmin ediyorum. sonra sonra bir mesafemiz oldu ama olur o kadar. onun kadar sabırlı değilim. onun kadar politikadan anlamam. onun kadar edebiyat bilmem. en mühimi onun gibi güzel içemem. nereden baksam her türlü dağ gibi dalyan gibi. o dalyanda bile bile it kopuk tutacak kadar geniş kalbi. belki bu yüzden yok yere yorgun. bilmiyorum. diyemedim ki şu adam geçinenleri civarından bi siktir et. kaldı öyle. göncü. başıma bu işi saran abicim. yazıma kıymet verdi. dert edindi. savundu. sordu. sevdi. teşvik etti. utandım hep. kefaletine yaranamam diye hafakanlar basıyordu yeminle. söylemeye gerek yok ama olsun. gemi benimse dümen senin. kitabı tamam edeyim ayakucuna bırakacağım. resul. az zaman çalışabildik şöyle güzel bi cigara içemedik ona yanarım. business ekibinden bir de abla vardı şimdi hatırlayamadım. nükleer sayısını yaparken cinnet geçirmediysem onun sayesinde. sağolsun varolsun. noyan. duygularını gemlese fezaya çıkacak ama şimdilik sürünüyor. kahve arası havadan sudan şikayetlenirdik. şimdi yeni medya yapıyor. fena da yapmıyor ama bozuk yolu daha ne kadar süspanse edebilir bilemiyorum. eray. daha çok çalışmalı. önü açık. böyle derken fermuar açık kalmış diye anlaşılmasın. bilakis o benim rengim. tanıdığım ender akıl sahiplerinden. az bende de olsa iyiydi de o zaman fermuarı kapamaya takılırdım haybeye onu bunu hesaplardım iş çıkmazdı biliyorum. bir de.. banu güven harbi güzel lan. ece de öyle. yine de hangisi dersen banu banko ece plase derim. sürprizse reklamcılardan sarışın bonus kafa. o kendini biliyor. kalanı kozmetik çöp. konuşmaya değmez. derhal atın işten. ofisin hava temizlenir en azından. başka ? kahveciler. ilker ve murat. en çok onları sevdim. bir de az sütlü kahveyi. 10. bu yazıyı cebimden bilim dergisi çıkabildiğine şaşırdığım için yazdım. şu hayatta insanın başına neler geliyor. sağda solda bilim emekçileri kültür kahramanları ntv kurbanları gibi fasarya laf okudum epey. maalesef bezirgan olmayı entelektüel işçilikle karıştırmak gibi bir hastalık var bizde. bunları bir ayırın artık. mesaiye gelince, ağır çalıştım bilen biliyor. gelen yazıların hemen hepsini yeniden yazdım. memlekette yazı biteli çok oldu diyeceğim de bunlar prof filan olunca böyle şipşak izah etmesi zor. üstelik ayıp. saçma gelen bu ısrarım yüzünden kimiye papaz kimiyle sevgili oldum. kimi çok sevdi kiminin sinirden bağırsakları bozuldu. normaldir. yazı kuşu öyle herkesin omuz başında beklemez. ve tabii herkes ticaretten anlayacak diye bir kural da yok. bilim dergisi de olsa this is the fact. parasını bayılmadan büfeden almayı dene dergiyi bakalım ne oluyor. telifini verme de gör o cici bilimcileri. hepsi değil tabii ama alemin kıral bilimci dediklerinin ne paragöz olduklarını bilseniz şaşırırsınız. kan alırlar kamil kan. bu iş böyle. bir bir isimlerini saymıyorum. genç yazarları ayırıyorum. moruklardan bahsediyorum. kalıpsız olanlardan. her yola gelenlerden. arsızlardan. deşifre etmeyim şimdi. beleş ototahlil sayılır. bir düşünsünler bakalım kim kimmiş bana mı diyor yine ne diyor inan piçi. hakkkımda ne derlerse doğrudur. çünkü bendeniz baştan aşağı yanlışım. terazi kantar el siki tartar dışında elle tutulur bişelere inanamadım. hala da öyle. sona gelelim sevgili okurlar. ntvblm 96 sayfaydı. daima aşkla ve nefretle hazırlandı. kan ter ve gözyaşı ile yıkandı. görüyorum ki bu emek boşa gitmemiş. seviniyorum buna. ufacık bir kamaşmaya neden olmak belki devasa yalan dolan çevirmekten daha iyidir. az iyidir. nihayet geliriz ve gideriz. baki kalan ahanda şu olsun: ben gideyim de yiyosa kıralı gelsin. not: ulan bu kadar niye bekledin de önceden yazmadın diyenler olabilir. nerden bileyim esasen yoktu niyetim bugün birkaç mail birden gelince dedim şuna toptan girişeyim de bitsin gitsin. kendime göre fevkalade mühim işlerim var bir yerde. holding hesabını sağlam yapamıyorsa sorana efendi gibi izahat veremiyorsa suç benim mi ? ya da olsun amk o da benim olsun zarar yok. 23 Comments ağda / inan6666 04/20/2010
cinsicima bahsinde ağda meselesinin istinadına dair bir izah denemesi veya salya terkibinin viskozite yönünden ufak bir tahlili sinir cihazı sempatik ve parasempatik olmak üzere iki kısımdan mürekkep: organizma zor durumda kaldığında, tehlike, sitres, ağrı mevcudiyetinde sempatik cihaz devreye girer. bilhassa sinir aşımı, asabiyat, korkuya verme, bilmem neden heyecan sarma vb. hallerde mesaii abartarak hazım harici organların faaliyetini tahrik eder. ekseri neticesi, kan basıncı, şeker, adrenalin infiali, damar çeperinde daralma, hararet ve terleme, göz bebeklerinin nal gibi belermesi, bet beniz atması, el ayakta üşüme, salyanın incelip yutulması ve ağzın kuruması, hasılı genel bir sitrese kendini bile isteye kaptırmadır. yekten sempatik cihaz, bilhassa nisa taifesine mahsus ıvır vızır boş beleş gayrisahih muhabbetten mesuldur. parasempatik cihaz ise aksi yöne meylederek vücuduhaarikayı yavaşlatır, filhakika yemek içmeği müteakip istirahat halinde, yani idraken ve ruhen komple hayvana bağlayanda devreye girer ve özellikle işeme, sıçma, sabahın köründe geminin gövdeye mast veya seren direğini istemsiz dikeltme gibi işlere bakar. mühim tezahürü, kan basıncında azalma, damar çeperinde genişleme, göz bebeklerinde nal mıhı mesabesinde küçülme, mide barsak mayii yanısıra ağazda salya artışı, nefes ritiminde düşmedir. hasılı parasempatik cihaz, ağdalı salya, sümük, osuruk, idrar, döl, bel gibi hayatın çirkin ve fakat sahih hakikatlerine sebeptir. kıyas kabil değil ama, evet, salya faaliyeti her iki halde de gerçekleşmekte, ancak arada bir ters münasebet olduğu görülmektedir. saha tecrübesi ve garbın son teknik alametleriyle yapılan incelikli ve dikkatli tetkikler şüpheye mahal bırakmadan göstermiştir ki, viskozite yahut ağdalılık yönünden sempatik cihazın salyası ince, sulu ve cıvık, parasempatik sistem salyasise kalın, ağdalı ve kıvamlı olur. istisnai mevzuu haricibahis tutmak ve müstesna nisa bendenizi affetsin demek kaydiyle, yukarıda bahsi geçen tafsilat nedeniyle umumiyetle kadın salyası, evet, incedir. hele kim erkeğe ilişkin kimi fesat fikir, bizantin velfecre, komplo ve daha fitne fücura meyyal ise rabbim bizi beylesinden her daim muhafaza ve müdaafa etsin. Amin. işbu söylediklerime hala inanmiyanlar olabilir, onlar da civarına şöyle bir bakınsın da erkek gören teşne kadın nasıl yutkunur hatırlasın, oysa kadın gören hovarda erkeğin ağaz mayii bilhassa yapış yapış oluyor ve o vakit bir tükürme ihtiyacı, bir ağazı yuvarlayıp şöyle genizi damağı bir süpürüp yuma .. ve hatta bu iş için geçmişte tükürük hokkaları kibar bir eşya olarak beylerin civarında bulundurma adeti var idi, ki koyayım beyle zamana ki hokkayı aldılar yetmedi ve şimdi küllüğe de göz diktiler. maazallah istikbalde husyeyi telle burup boğa bizceğizi hadım öküze çevire beyle teskin terbiye etme yoluna gideler, muhtemeldir. şimdi, meseleyi anladık ve gördük ki iş ademe göre başka, havvaya göre başka olup burada bir müşkül var ve hal çaresi bekliyor. neyse ki, sempatik cihazı devreden çıkarıp ağırlığı parasempatik cihete teksif etmek mümkün. bazı mihaniki tatbikatın münasip kombiniyle sempatik hususiyeti neredeyse tamamına yakın tümünü parasempatik kudurganlığa evirmek için ilk evvela direkman şol kimse yekten ... vermek icap eder. yerimiz dar ve lafın kalanını arsızlığı iyice ele avuca almadan söylemek imkanı olmadığı çün affediniz. hürmetler. | etiket
|
RSS Feed