acı' ya uğradım. yorgunum. saim' in tanıdığı kim varise erkete yatmış, istim kokliyor. kardeşim saim nerdedir soruyorum. cevap yok. sikeyim pilisi, pilis deilim ayar istemez. saim' e soriver, kim varise hepisi tanır. iyi madem, kimsin sen ? inan deyin, tanımasın naha göt burda cümla maalle sikertiverin daha ne deyim. üstüne bir de ince tükirip sigaramı yaktım, beklemeye başladım. bu kaldırıma beş senemi gömdim, suratımı çıkaramiyorsan içinde kalsın yollu bakanda taam kardeşim sen bekle bakalım deyip birket mucizenin içinde kapı denemez bir nevi mazgala sürdi siknamluyi, kayboluverdi teres. tütün közi amcık puli gibi kızaranda kan ter geliverdi, bu defa bantı değiştirmiş, dersin deli selim' in oğlu akıllı selim, nasıl şen hava çaliyor: abi vaziyet nazik abi, selamını söyledim saim abim aldı kabul etti abi, şimdi gelemeyecek terso ama sen söyle biz bağlarız abi. beyle on küsur yalarımabi sonrası işret parmağıma doladığım ederi civan postaya indiriyorum. taam abi geliyor sen burdasın ben buradayım. dumanı ağazımda çeviriyorum, dişin kırık yerinden uğriyor narinim sızlıyor az bir.
beş dakka sonra acı' ya çektikleri asfaltın ortasından kapı' ya akıyorum. başvekilin ayazda kalmış sanayiciye verdiği patlat şu zula akıllarına göre iş takip eden zarbolar zenci oruspu amcığı gibi ciğer kızılı aracın içinden dökilip üstüme çullanıyorlar. nalbanta uğramış nal gibiyim, alnıma fuloresan afiş asıp gezsem ancak bu kadar belli olur seyrüsefer. tevekkül teslim ya allah, sen gemiyi denizi dalgayı belgeyi güneşi gölgeyi hepisini bilirsin. ibrahim hakkı hissile mevlam neylerse güzel eyler mabedine iltica ediyorum. dürüm sofrasından yeni kalkmış, epeydir rüşvet yemediği belli vicdanı çapak bağlamış kapı köpei ariyor, ariyor üzerimi, ariyor kanlı elmas petrol uraniyum zulasını. bulamıyor. hırsından kalan son parçasile emrediyor, çıkar ayakkabularını.
bulamıyor. vay vay. ulan yoksa düşürdüm mü naneyi deyi şaşırıyorum. ne ise. eriniyorlar götürmeye. hemi saim' in adamları toplaşmaya başladılar. istihbarat yapiyorlar. eşkalleri çekip köşelerde çuğaltacaklar. bu sokaklar bu suratlara münferiden menedilecek. pinçikledikleri cüzdanımı yere fırlatıp oradan firar ediyorlar.
saim geliyor. kusura bakma çıkamadım inan diyor. allah korusun. amin.
kahve geliyor. şekerli. üzeri kaymak bağlamış. saim fitili yakiyor, bak beylesini daha göremezsin deyip ataşı gezdirdikçe amcık yanakları kan topliyor, hacim dışarı uğriyor. içeri yıvışık yapış kibariye kokiyor. dışarıda yağmur yağicam yağmicam hesaplarken içeride havaciva ıvır zıvır şu bu kaptırıyoruz. köpekler beş dakkada bir eşiğe uğrayıp emir kokliyorlar. herhalde yatsıyı geçe saat zifir çıkıyorum oradan.
eyvallah saim. şimdi uzağa gidiyorum. allah vere seneye gelirim.
Domateslerden evvel ben kızardıydım da haberi olmadı tarlanın. Derdine düşmüştü kızıl hasadın. Verdi veriştirdi, yetiştirdi tazeleri, iliştirmedikleriyle beni.
Bak yine "ben" dedim. Sanki çok önemliyim. Oysa ki ben kime neyim, kimine şey im, bir acayip sebzeyim, ne bileyim bir nevi zerzevat biriyim. Haddime mi düşmüş tarlayı, orağı en nihayetinde manavı sorgulamak. Derdim kargalarla yahut şuursuz taç yapraklarımla olmalı. Gazete ilanı ile dublör aradığım fotosentezle olmalı.
Sevmedim bu işi. Değişmeli acilen. Değişmeli de neye sığışmalı, kime yılışmalı ..
Top yekün illet gelmişken cem’i cümlesinden hangi bir b-alığa kızmalı. Sevdiğim lüferler bile cinnet sebebi. Tez kellesi vurula, katl’i vaciptir kıtır kıtır yenile.
Acıtıyorum beni itinayla, delik şapkalı, çirkin, saman korkuluk eşliğinde azar azar, ama ayar tutmuyor ki yüzsüz oldu bu zaar. Çat kapı yine canım çekti aşk denilen gübreyi. Yedisinde neyse yetmişinde yeniden..Alışmış bir yol vereydi kudurmuşa, bilirdim ben yapacağımı.
Yüreği kısılan bir ben miyim sebepsiz? Çektiğim rakılar çok mu soğuktu acep?
Tarlalarımda gezinen canım tavşanlarım. Hep havuçlar mı anladı dilinizden en iyi. bir onu olamadım işte, kral olsam ne yazar. Nihayetinde en fazla olabildiğim, Çengelköy olanından, bildiğin hıyar !!