Sikişte odaklanmak şarttır. Ancak yakınsak bir odaklama neticesinde odak noktasını tutuşturmaktan kaçınmak icabeder. Ziya aşrı olanda bel alevlenir, hayati tehlike mevzubahis olur. Bu sebeple variant focus tekniğini kullanmak gerekir. Variant. Variable. Odak sürekli değişmelidir. Sadece yakınsamak işe yaramaz. Arada ıraksamak, uzaklaşmak lazım. Sikişten uzaklaşmak. Kesafetten firar etmek. Bunlar elzem noktalardır. Tüm bu malumat için spinoza’ ya arada bir başvuracağız. Bilindiği üzere spinoza kendisine kadar biriken felsefeyi sikmiş atmış ve tesiri halen süren mükemmel bir alimdir. Mükemmel diyorum ancak onun kemalini tamamile çezdirmiş değilim. Hatefuck yazısında geçen ve ne yazık dikkati çekmeyen “his ile mümkün ne varise onu akıl ile yapmak mümkündür” fikir yürütmesi tamamen spinoza mamülüdür. oradan yürüttüm ve halen kullanıyorum. asasen spinoza ile bir vakit tanışmış, hatta hasbihal etmişim gibi hissediyorum. Bunun sebebi odaklanma mevzuuna çok kafa bel yormuş olmaklığım olabilare. Spinoza mercek yontardı ve odak meselesine tam manasila vakıf bir insan idi. Bir cam kütlesini alırsın. Bunu hassas çekiçlerle kırmaya başlarsın. Makaslar vardır. Camı bunlarile kesersin. Nihayet sipariş edilen merceğe yaklaşmaya başladığında ovalamaya başlarsın. Rub it. As long as you rub, as good as that shit happens. Bu yöntemle mükemmel merceğe yaklaşırsın. İşin sırrı paralel park esnasında tamponu çizdirmeden yanaşma manevrasına benzer. Yanaş ama öpüşme. Öpüş ama yapışma. Kaportayı değdirme. Diyelim değdi o zaman gerisingeri sanki süngeri sürter gibi çekileceksin. Alaaddin’ in sikini ovalayıp oradan cin çıkarması gibi spinoza da camı ovalaya ovalaya oradan bir ifrit penceresi çıkarıyordu kardeşim. Oruspunun içinden ol ifriti çıkarmak için, zira her sikiş bir exorcism tatbikatıdır ve bu sebepten 6666 yazısikişi içindeki hayvanı meydana çıkaranda şaşırmayacaksın çünki çok müddetle ovaladım nihayet ışıldıyor şeytan buna şaşırmayacaksın, ol ifriti çıkarmak için münasip odaklanma, variant focusing şarttır. Bu teknik fotograf makinelerinde kullanılır. Odaklanmayı ne ile değiştiriyoruz ? diyafram ile. erbaabısikişin aynen bu biçimde karnına odaklanması gerekir. İlmin ikametgahı karnındır. Hissin karargahı kalbindir. Zihnin senin tam bir çöplüktür. Neyin ne olduğunu bileceksin. İyi bir sikiş için açlık şarttır. Kesindir bu. Yemeği kes, tıkanacaksın. Choke. Palahniuk.
Sikici mutlaka zayıftır. Hareket halindedir. Kan peşindedir. Hızlıdır. Kesik kesik konuşur. Yürüyen merdivenlerden nefret eder. Merdiven çıkmayı benimser. Daima tırmanır. Çıkacak merdiven yoksa etini yormanın başka yolalrını icadeder. Çok içer. Sıvı tüketimi had safhadadır. Ne bulsa içer. Bilhassa kahveye düşkündür. Zayıf olmanın bir güzel tarafı harika sarhoş olmaktır. Sikici bir kız tanımıştım ve son derece zayıftı. Yarak yenecek gıda olsaydı mutlaka şişmanlardı, yemekle pek arası yoktu. Beş adamın içeceği birayı tek başına içebilirdi. Uzun uzun işerdi ben onu işerken seyretmeye bayılırdım. Sinirleri cildinin üzerine çıkmıştı zayıflıktan, tavuk kanadı gibiydi kolları onları sıkıp tokatlamamı isterdi. Tokatlardım kollarını, savurduğum şaplak oradan memesine yetişirdi. Bizim sikişlerimiz buradan başlardı, o sıra daha tıfıldım ve ekran likit kristal kadar berraktı neye baksam ayan beyan görüyordum dilim açıktı anlaşılır cümleler kuruyordum ama ne anlatıyordum hiç bi şe anlatmıyordum sadece vakit geçiriyordum bunu öğrenmiştim vakit geçmek bilmiyordu buna uğraşıyordum. O sikik yirmili yaşlar bitmek bilmiyordu, aynaya baktığımda gördüğüm oğlan çocuğunun bir kadının tırnağıyla başedecek hali yoktu, ne kadar kırılgandım. Canan vur bana dediğinde neah demişim, taşaklarımı kıstırdı maşa parmaklarila, can havlile bile kıyamadım ona vursana ibne misin diyende ibne miyim bilmiyorum canım yanıyor bırak dedim ölmezsin ben de ölmem istiyorum bana vurmanı ve bunu n için canını yakmam gerekiyorsa canını yakicam dedi zaten sıyırmak üzereydim taşaklarım toparlandı o konuşurken sonra kollarını yakaladım omzuna bağlandığı yerden bahsediyorum sıktım sıktım ben sıktıkça başını eğiyordu kevlara benzeyen saçlarını karnıma döküyordu sonra eğildi ve diyaframın oradan ısırdığında nefesimin gittiğini hissettim neredeyse boşalıyordum hassiktir deyip kulağını yakaladım çektim ilk orada duydum sesini. İnsan kendi sesini bilmez. Tanıdım sandığım kimise onun sesini duyman için çok sinirli çok pis can havli vaziyetlerin içine girmek gerekir. Kavga ederken örneğin adamın kadının sesi değişir. Buna kendi de şaşırır. O ses benden mi çıktı ? Tabe senden çıktı. Hayatını numara ile geçiriyorsun. Kolpa nezaket. Efendim. Müsaade ederseniz. Bir dakkanızı rica edicem. Sevgiler. Saygılar. Şu. Bu. Ivır zıvır. Oysa o sesi, içindeki o hayvanın sesini ne kadar kısarsan o kadar hasta olursun. Hayvansın. saklanma, hayvan olmalısın. Hayvan şeytan ne dersen de, o hep oradadır ama medeniyetin betonunu üstüne döküyorsun her günün sabahı, o görünmesin diye olmadık kılıklara bürünüp bilmem hangi akıllara sarınıp eyle çıkıyorsun sokağa. Hepisi beyle yapmasa dünya nasıl bir yer olurdu düşün bakalım. Ticaret olur mu idi ? Olurdu daha çabuk hemi. İlim irfan olur mu idi ? Olurdu daha berrak. Kafa karışıklığı kalır mı idi ? kalırdı ama karın ağrıtmazdı. Neye ağrıyor karnın ? çünkü hayvan orada yaşıyor, oradan çıkıyoruz, hep oradayız. Baktığında odak olduğunu görüyoruz karnımızın. Olmadık zerzevat ile dolduruyoruz karnımızı, sonra neden karnımız ağrıyor diye şikayet ediyoruz olacak iş değil. Buda günde sadece iki kenevir tohumu siftiniyordu ama o tasvirlerinde hep göbeklidir neden ? bunda meram, ziftin pekini yersen ilimde ileri gidersin uçarsın demektir. İlim karnındadır demektir. Karnınla ilgilidir bilmek. Birini bilmek, bişeyi bilmek, onunla sikişmek demektir bunu bilmem kaçıncı kez söylüyorum olsun sikiş için gitgel şarttır. Karnın aç, sikişmek istiyorsun. Bu iyi bir başlangıç noktası. Take on from this hunger.
Diyafram kısıldıkça çizgiler kesinleşir. Işık azaldıkça resim güzelleşir. Uzakları göremeyenler gözlerini kısarak küçük bir aralık elde eder, resmin kalanından feragat edip orayı belirgin görebilirler. Çinlilerin yaptığı ilk gözlüklerde cam yoktu, bunlarda ince bir yarık bir çizgi vardı. Bozuk gözünü oraya uydurup bakanda miyopi kusuru kayboluyordu. Spinoza’ nın yonttuğu cam işte bu yarığa, bu ince kesintiye, amcık diyelim göt diyelim neyse tam da ona tekabül eder. Görülecek ne varsa göttedir ve spinoza bu sebeple mesleğini tam isabetle seçmişti ve ailesi bu sebeple ondan nefret etmişti. İnce bir yarık ışığın dalga tabiatını da görmemizi sağlar. Newton bu tür yarıklarla deneyler yapıp ışığın dalgadan ibaret olduğunu söylemişti. Newton’ un kedileri vardı ve bunların zulmünden bıkmıştı, şöyle ki kediler içeri girmek isterdi ve o zaman newton kıymetli vaktinden ayırıp kapıyı açardı bunlara çıksınlar diye ve sonra içeri girmek isterlerdi yane koca newton’ u bir kapıcıya çevirmişti bu kediler. Bu mesele newton’ un ilgisini çekti, bunu çözmem lazım ama nasıl olacak düşünürken aklına şimdi kedisi olan evlerin balkonuna filan taktıkları kedi kapısı fikri geldi. Hani kovboylar bara girerken menteşesi yaylı yarım kapılar vardır ya, onun gbi bişe işte, kapı düşey olarak asılıyor açıklığa, kedi oraya kafasını atanda geçiyor içeri dışarı nereye ne zaman isterse gidiyor işiyor sıçıyor ya da balkondan maalleyi seyrediyor filan. İşte bu kapının mucidi newton’ dur, mekanı cennet olsun. Kapı açılıp kapanan bir yarıktır, geçici bir açıklıktır. Eğer bu kedi kapısını ışıkla ilgil deneylerine uygulayabilse idi, o zaman muhterem ışığın parçalı tabiatını da keşfedecekti kimbilir. Bu kedi kapısı fikrini bir kenara ayırın rica ederim. Kedi kapısı kimi göte kimi amcığa tekabül eder. Kapalı gibi durur, toslayanda açılır oradan içeri girersin. Kedi. Pussy. Zaten pussy amcık demek değil midir ?
Bu kapıya omuz atarsın tavanlara kadar açılır. Ya da usulleyin yanaşırsın, sevişe sevişe açılır susam kapı, sollayıp geçende taksim yenikapı, iyice ufka açılande ahırkapı açıkları ve bunun gibi her götün her defasında ayrı bir sikiş edası vardır. Literatür tarayanda kraft-ebbing freud kinsey grafenberg hiçbiri sikişin bu emsalsiz ve benzersiz tabiatına kafa yormamışlar, her bir sikiş öncesiz bir mucizedir asasen. Bunun sebebi sikişe taraf olanların karşılıklı odak kararsızlıklarıdır. asgari sikici hedefine odaklanmış bir amcığa dalanda bunalacaktır. Ol amcık rutine bağlamış bir yayığa benzer, içine düşmeye gelmez. Sarsıntılı kalabasında terayaa eldesine vermiştir mesaii, sikiciye hor davranır. Kim kimi sikiye o zaman belli değildir, kalıntısı kolayca kaybolup gitmez. Hedefine odaklanmış bir sikici ise muhatabını tornaya bağlanmış frezeye uğramış pik çelik levha gibi sikerte sikerte işlediği için ona da yazıktır bir yerde. Sevişesikişe terazisini neye anlattım, işte bu sebeple. Seviş, sikiş de. Sikiş, seviş de. Sevişe sikişe. Gitgel şarttır. Bu gitgel odak kararsızlığını arttıracak ve birinci dereceden bir sikişe sebebiyet verecektir. Terazinin bir kefesini parmaklayıp çekilende oluşan hareketin sönümlenmesi epey sürer. Parmak atmayı da öğreticem, tokat atmak parmaklamak bunlar kadim sanatlardır. gelecek yazılar bunları sikecek. Fingerfuck. Slapfuck. Dropfuck. Bu yazıları müzik enstrümanları, bilhassa basgitar ile örnek vaziyetler vererek yakın zamanda neşrederiz sanıyorum. Slapping tekniği misal groovy çalarken son derece mühimdir. Picking. Stepping. Şimdi kalsın.
1. Gözü kıstın uzağı gördün. Kendini nasıl kısarsın ya da ruhun körlüğü nasıl giderilir ?
2. Oruç ne sebeple nerdeyse bütün dinlerde mühim bir ibadettir ?
3. Spinoza kimdir ?
4. Kedi kapısı neye benzer ?
5. Coffee :: ffocee:: ff (frictional force) : oc (occult) : ee (extreme effort) // variant 1: good coffee needs extreme effort // variant 2: coffee beans should be grinded well // variable 3: coffee is a metaphor of instant fuck // coffee me (twisted occult, frictional force, extreme effort all in one me)
6. Prove ffuck >> fuck by mathematical means (mean fuck machine of any kind can be a good assumption, symbian or whatever)