Üç sene var, Harbiye’ de yaşıyorum. Bazı sabah uyku tutmuyor, bare işe gideyim deyi evden erken çıkıyorum. Her beyle sabah otobise binmeye aynalı durağa yürürken köşedeki müzeden mehteran avazı yükseliyor. Estergon kalası. Ne diyor ? Yandım kara bahtlıyım. Kemirir dilber gönlümü. Bunları duyanda belediyenin tarifeli seferleri gözden düşüyor, fikir başka yere firar ediyor. 42 maslak hattı müsaadenle, içimde sanki yılan kıvranıyor. Atım nerde benim ? Çıkarken palayı alsaydım bare, beyle cıbıl fırladık meydane. Basıyorum baldura tokatı, duvar dibine cigaraya oturuyorum. Hay Allah diyorum. Hayy Allah. Hayy.
Yandımkapı yeniçeri ortası alameti kırlanguç pençesine tutulmuş yılan idi. Çeri yan cebine hüviyet mi koyacaksın ? Ortasına göre basıyorsun pazuya döğmeyi, sicili tertibi neyse oradan ayırıyorsun. Bunlar yeni askerler. Daha önceleri asker olmak meslekten sayılmıyor. Bağda bahçede çift çubuk çeviren efendi, münadi “ay ehlidin haydin cenge” çığıranda küheylanı kaptı mı harbe koşturuyor. Şeri şerait mucibince bu defa pancar kol kırıp soğan kafa koparıyor. Zemheri kış geldi mi di eve dönüyor. Bu sefer de efradıaile bilhassa hanımile cengediyor. Akıl basit, akıl güzel. Gönüllü muharibin kalite fevkalade, ancak yegane levazımı sade pazen yepelek gömlek olması itibarile askerin mevsimlik rantabilite noksanı var. Kopsun kıyamet yazın çeyrek milyon adamı beş saatte balkan göbeğinde doğrayıp kesiyorsun, sonra müsaade isteyip emniyetli payitahta çekiliyorsun. Beyle derbeder devlet olmaz. Devlet demek bin meseleye onbin akılla yüzbin düğüm atmak demek dei mi ?
Meslekten asker ihtiyacı meselesine ecdad zamanında epey kafa yormuş. Bakma dırdırına, memleketin hanım mevcudu emektar cengaverini tam zamanlı mesaiye asla göndermez. Boşta adamı nerden bulacaksın ? Yoksa gidip yadellerden toplayacaksın. Lokma temin tahsil terbiye marifetile yetiştireceksin. Zinhar fikri yok yere karışmasın, evlensin asla müsaade etmeyeceksin. Bütün ihtiyacı tamam ve sağlam olacak, süvarinin esip dağattığı araziyi bunlarile zaptedeceksin. Piyon olmadan satranç pek iğrençtir. Bir türlü netice bulmayan at fil vezir kale oynaşı bitmek bilmez, oyun çarşafa dolanır, ağaz tadı kaçırır.
Yeni çeri mucidi bizzat kendisi de yeni çeri saymak icab eden Sultan Murat’ tır. İlhamı validesi Nilüfer Hanım olması kuvvetle muhtemeldir. Mühtedi Holofir’ in lusiferane bir tesiri olmuş avrupa nezdinde; nesepte kan hesap edilse hakiki mesih evladı, kimbilir hangi katakulli tahsil tezgahından geçmiş, şimdi yakaladı mı has kardeşin gözini kaşıkla çıkarıyor. Diyelim maziin markosoğlu, cahal memur bunceize çevirmede kimsin sen sorsa malkoçoğlu vre şorşak deyi azman gürzi adamın alnıçatısına gömüyor. Yeni çeri devrine göre pek kuvvetli bir askerdir. Baştan ayağa küllüm yabancıdır, bu sebeple bilahare başka yabanlık çekmesi gerekmez. Dinimübin İslamile cebren teşerrüf etmiştir, sancağında "inna fetehna.." yazar. Zifir kalbi Nurutevhidin harareti ile çözülmüş, şimdi kutbualem hacıbektaş ahlakile tenevvür etmiş ve muntazamdır. Zülfikar' ı andırır işareti kırlanguç kuyruklu paladır. Edep ve ahlak alameti serpuşuna sokulu bir tahta kaşıktır; sultana cansiperane hizmete istinaden “kazan” da kendisine ihsan edilen aş vü gıda bununla silip süpürür. Kesat hesap hikaye hepsi budur.
Sevkitabiinin idareimaslahat akılları ile torna tesviyesi medeniyet ise beyle dertop askerlik akılları ile zamanında zirvesini görmüşüz. Moğol dozerinden firar ederek söğüt’ te devletialiosmanı tesis eden ikinci dalganın söğüt’ te aldığı ders “vatan doğduğun değil doyduğun yerdir” olmasın ? Doymak dediğin kaşık davası hayat yek sırrı ise askerlik meselesini de aynı surette çezmek icap eder. Geçmişin “paşa gönlün bilir” sivil mesuliyet celbini, avamın davete icabet edip muhabbetle muharabe etmek kabiliyetini iptal edip profesyonel kapıkullarını meçhul pessoa paşa celbine bırakanda, asasen ayıp ama söylemek lazım lokma rüşvet ile kolpa muharip bağlayanda demek ortam müstakbel dekadansa müsait oluyor. Üstüne bir de nemçede viyanada nevzuhur sınai şebekeler icad ediliyor. Fuleli sınai istihsale katılan coğrafi katakulli ilave kıymeti avrupa' da altı okka endüstrikapital biriktiriyor. Elin tezgahı ordusuna top tüfek yapıyor, daha gürze palaya mihnet etmiyor. Bizim çeri balkana rahvan varıp beleş finans kapital yağma vurmak devri kapanıyor, payitaht hazinesi müteakiben mayii sızdırıp nihayet dibi görünüyor. Darphane telaş edip devalü tağşişe gidende ezelden kılefte müptelası hazretlik bahşiş akçesini dişleyip “şuna bak, gümüşün kırmışlar” öksürüyor. Şurda burada “tatlı kazan dibi çoktan göründü, sultan kepçe ziftlenirken bizim kaşık karardı” yollu vesvese üfürüyor. Dar gönlünü medarımaişetın ateşi yakıyor, “Açlık muhakkak arsızlık getirir” mucibince etmeydanındaki kışla envai hır gür kolpa polim envai rezaletin kara kalaasına dönüp işburadan alazlanan teror fitili şehristanbulu günü gün kavuruyor. Hani sanki afiyonu badeye katıp kafa kararını hepten kaybeden ekşi çeri şimdi sevgili sultanına dahi dubara dolap kuruyor. Kazanı bir kaldırsın, öldür Allah daha durmuyor. Sultan zavallıyı sarayda pakça don sıyrık vaziyette belde balta elde tırpan tabanca kıstırıp canciğerini kemendile söndürüyor.
Milli siyasetin zerbeli darbeleri cümlesini körsabah ayıkmamış kafa ile askeri müzenin çiti kıyısında aynen beyle kuruyorum. O sıra mehteran toparlanıyor. Cehennem davulunu çalan babayiğit takım taklavatı toparlarken takma bıyığını yere düşürüyor.