akıl ve islam / suphi 07/06/2011
vaktiyle kağıda yazarak oradan da nete aktardığım bir yazı. akıl ile alakalı: “Kişi bilmediğinin düşmanıdır” (hz.Ali) Akıl lugatta mastar olarak, men etmek, engellemek, alıkoymak, bağlamak gibi anlamlara gelir. Felsefeciler ve mantık alimleri aklı, “varlığın hakikatini idrak eden, maddi olmayan fakat maddeye te’sir eden basit bir cevher, maddeden şekilleri soyutlayarak kavram haline getiren ve kavramlar arasında ilişki kurarak kaziyelerde(önerme) bulunan ve kıyas yapabilen güç” demektir diye tarif etmişlerdir. Bknz: cevher, kaziye, kıyas Akıl, insanı insan yapan, onu diğer mahlukattan ayıran ve onu sorumlu kılan temyiz kuvveti ve anlama melekesidir. Dinin tarifini yaparken “akıl sahiplerinin….” denilmekteydi.Yani Akıl kişinin üzerine ebedi saadet ve selameti veya ebedi azabı ve yokluğu mümkün kılan bir mefhum. Bknz:Muhasar ilmihal, akil baliğ,İrade Hadislerde ve Kuran-ı Kerimde akıl;kalb, fuad, elbab, keyyis gibi manalarda kullanılmıştır.Hadis-i Şerifte akıllı insana keyyis denilmiştir ve keyyis; nefsini kontrol altına alıp ölümden sonrası için hazırlanan kimsedir diye tarif edilmiştir. Bknz:ibn mace zühd 31 Felasifenin akılla ilgili geniş izahatı hakkında bilgi edinmek isteyenler Aristo’nun De Anima adlı eserine bakabilirler.Yine Sokrat, Eflatun, İbn Sina, İbn Rüşd, Farabi, Kindi gibi ilim adamlarının aklın araz mı yoksa cevher mi olduğu ve daha bir çok hususdaki fikirlerine İskender Afrodisi’nin eserlerinde bulabilirsiniz. Kelam alimlerine göre aklı ele alacak olursak; Kelam alimleride Felasife ( felsefeciler) gibi birbirinden farklı çeşitli tarifler yapmışlardır.Aklın cevher mi, araz mı olduğu hususunda ihtilaf emişlerdir. İslam Hukukçuları hukuki hükümlerin meşei olarak tek hakimin hz.Allah ve onun ilahi iradesi olduğuna ve bu manada aklın istiklali bulunmadığına ittifak etmişlerdir. “Hüküm ancak Allah’ındır; O hakkı anlatır ve hüküm verenlerin en hayırlısıdır”(Enam suresi 6/57) Vasıl bin Ata, Cahız, Nazzam, Cubbai, Kadi abdülcebbar gibi mutezile alimleri farklılıklar olsada birbirine yakın görüşler belirtmişlerdir.Maverdi bu alimlerin görüşlerini özetleyerek şöyle der; Akıl, varlıkların hakikatini bilme ve iyi ile kötüyü ayırd etme gücüdür. Mutezile’nin büyük çoğunluğu insanların nasslara muhtaç olduğunu kabul etmekle beraber aklı, mutlak bilgi kaynağı olarak görmüşlerdir.Ve ona daima nasslar karşısında hata yapmaz bir hakem rolü vermişlerdir.Mutezile bir şeyin güzel olup olmadığının akil ile anlaşılabileceğini ve şeriatın ise aklın anlayamadığı şeyleri izah edici olduğunu söylemişlerdir.Bu sebeple mutezile alimleri ehli sünnet alimleri tarafından tenkid edilmişlerdir. Mutezile ve bazı Caferiler insanın peygamberler ve ilahi kitaplar olmadan akıl ile Allah’ın iradesi olan hukuki hükümleri çıkarabileceğini söylemişlerdir.Bunların bu görüşleri Hz.Allah’ın yegane Şari ve hüküm koyucu vasfını tartışmalı hale getirir.Hatta bu fikrinden dolayı mutezile, Aklın iyi veya kötü gördüğü şeyi emretmek ve yasaklamanın Allah için vacip olduğunu söylerler.Bu görüş Ehl-i Sünnet ve bazı mutezile alimleri tarafından reddedilmiştir. Bknz: Kul Hz.Allah üzerine bir şeyi vacip kılabilir mi? Ayrıca ayrıntılı bilgi için bknz: Fahreddin Razi, İmam Gazali, Amidi, Sadruşşeria, Husun- Kubuh Şia kelamcılarının görüşleri de mutezile alimlerinin görüşlerine yakın olmakla birlikte onlar aklın en belirleyici özelliği olarak; “nazariyat”ı idrak etmesini zikretmişlerdir.Burada akıl önce kendi varlığını idrak etmeli sonra havassı selime ( beş duyu) ile nesneleri ve “iç duyular” ile de manaları kavrar.Allame Tabatabai de şia ekolünden gelen bir alimdir ve keşif ile kasdının iç duyular olması kuvvetle muhtemeldir. Şia fırkasının çoğunluğu mutezile ile aynı görüşü paylaşır.Fakat Ahbariyye kolu nakle son derece bağlıdır. İsmailiyye kolu ise dini hakikatlerin akılla değil “imam”ın talimiyle öğrenilebileceğini söylerler. Bknz: nazariyat, Allame tabatabai tefsiri, şia ve imamet Ehli sünnet alimlerine gelirsek; bu yolun büyükleri aklın; cisim, cevher veya araz olmayıp onun ruhi bir öz (lüb) olduğunu savunmuşlardır. İmam Ebu Mansur Maturidi hz.leri kesin olarak bir tarif belirtmemekle birlikte Aklı, “aynı nitelikte olanları bir araya toplayan ve ayrı nitelikte olanları ayıran şey”diye vasıflamıştır. Bknz: Kitabü’t Tevhid Ehli sünnet kelamcıları arasında başlıca iki görüş vardır. Eşaira: Bir şeyin güzel olup olmadığının nasslarla anlaşılabileceğini aklın ise hitabı ilahiyi anlamak için mücerred bir alet olduğunu söylerler. Eşariler hükümlerin kaynağının ilahi kitaplar, paygamberler ve müctehidlerin ictihadları oldukları görüşündedirler. Maturidiyye:Bir şeyin güzel olup olmadığının nasslarla anlaşılabileceğini ve aklın mücerred bir alet olmayıp, belki bazı meseleleri şeriat varid olmazdan önce veya şeriat varid olduktan sonra beyan için olduğunu söylerler. Maturidiler, insana ait fiillerin bazı vasıflarının iyilik ve kötülüğü gerektirecek bir takım sonuçları vardır.Akıl, bu özellik ve sonuçlara dayanarak bir işin iyi veya kötü, güzel veya çirkin olmasına hükmedebilir.Fakat mükelleflere ait fiillerle ilgili ilahi hükümlerin bu fiillerdeki aklın kavradığı iyilik ve çirkinliğe bağlanmasını şart koşmazlar.Zira akıl ne kadar kamil olursa olsun hata edebilir.Bundan dolayı akıl hukuki hükümlere tek başına kaynak teşkil etmede yeterli olmayıp, peygamberlerin ve ilahi kitapların hukuki hukümlerine muhtaçtır. Binaenaleyh peygamberlerin şeriatı yani Hz.Allah’ın şeri hükümleri kendilerine ulaşmayan insanlar mutezileye göre her türlü fiillerinden sorumludurlar.Ehli sünnete göre ise mesul değillerdir.Ancak Maturidi uleması bu kişilerin Yalnızca Allah’ı bulmakla mükellef olduklarını söylemişlerdir. Bknz:imam-ı sabuni, Cürcani, Şehristani, Aklın mertebeleri, Kitap ve Peygamberlerin gelmesindeki hikmetler ve Hz.İbrahimin Kuran-ı kerimdeki kıssası. Pezdevi’de ehli sünnet alimlerinin çoğunun, aklı;”nurani latif bir kuvvet” olarak tanımladığını söyler. İmam-ı Gazali, aklı; ”Zaruriyatı bilmek, tecrübe yoluyla bilgi edinmek ve insanın tabiatında olan bilgi edinme gücü” olarak tanımlamıştır. Sadedin-i Teftezani hz.leri, Şerhul Akaid isimli eserinde aklı; “Kuvvetün linnefsi bihe testeiddü lil ulumi vel idrakati” yani “ Nefis( kişinin kendisi) için bilme ve algılama fonksiyonu bulunan bir kuvvet” diye tarif etmiştir. Devamında, Akıl ile bil bedihi sabit olan ilim, ilm-i zaruriyi icab eder.Bir küllün cüzlerinden büyük olmasını bilmek gibi.Akıl ile bil istidlal sabit olan ilim ilm-i İktisabiyi icab eder.Bir yerde dumanı görmekle orada ateş olduğunu bilmek gibidir demişlerdir. Merhum Elmalılı M. Hamdi Yazır ise ruhi bir güç kabul ettiği aklı; Madeni kalb ve ruhta şuai dimağda bulunan bir nur-i manevidir ki insan bununla mahsus olmayan şeyleri idrak eder der ve aklın eserden müessire yahut müessirden esere bir takım alakalar ve intikaller kurduğuna işaret eder. Bu intikallerden birincisi; cüzden cüze intikaldir ki; buna temsil veya kıyas-ı fikhi denilir. İkincisi; Cüzden külle intikaldir (Tümevarım) ki; buna istikra temsiye edilir.Kazayayı külliyeden ve Kavaidi fununun ekserisi bu yolla “keşf” edilegelmiştir.Bunda düşünmek ve tecrübenin ehemmiyeti büyüktür. Üçüncüsü ise; külden cüze intikaldir (Tümdengelim) ki; buna mantık-i kıyas veya sadece kıyas denir ve ilimlerin fiili tatbikatı bununla yapılır.Bu ilim yollarının en kuvvetlisi budur. Bknz: Hak Dini Kuran Dili Burada bir takım ince fikirler hasıl olmaktadır ki şu an açıklamam münasip değildir.Şu kadarını söyleyelim; yukarıdaki izahatın Külliyat-ı hams, San’at-ı hamse( burhan, şiir, cedel, hitabet, mugalata), içtihad ve daha bir çok mesele ile alakası vardır. İmam-ı Gazali El-Mustafa ve El-İktisad fil itikad isimli eserlerinde aklı övmüştür.Ona göre; eğer akıl değersiz ve güvenilmez bir vasıta olsaydı onun sayesinde bilinen hususlarda değersiz ve güvenilmez olurdu.İmam-ı Gazali hz.leri aklı göze, nakli de güneş ışığına benzetir.Akıl olmayınca gözün, göz olmayınca da ışığın kafi gelmeyeceğini söyler. Elbette insan alemin sırlarını, yaratıcının varlığını bilmek ve nassları anlamak için akla muhtaçtır.Fakat akıl, naklin önüne geçemez.Çünkü akıl, bütün dini gerçekleri idrak etmek için yeterli değildir.Havassı Selime( beş duyu) nasıl sınırlı ise aklın idrak gücü ve sahası da sınırlıdır. Akıl, duyuların, eğitim-öğretim, ve kültürün etkisi altında kalacağı için iyinin kötü, doğrunun yanlış olduğuna hükmedebilir.Bütün bunlar aklın nakle muhtaç olduğuna delildir. Bknz: Maturidi, Pezdevi, esbab-ı ilim ve hz.İbrahimin Kuran’daki kıssası. Ayrıca bazı ehl-i sünnet alimleri aklın, nakil bulunmadan bazı ahlak ve hukuk kaidelerinin güzellik ve çirkinliğini bilebileceğini söylemişlerdir. Bknz: Beyazizade, Husun ve Kubuh Devrin en akıllısı peygamberlerdir.O halde onların şeriatına yapışmak lazımdır Bknz: Fetanet, Peygamberlerin sıfatları İmandan sonra en büyük nimet akıl kabul edilmiştir. Sufiler aklın gayb alemini ve ahiret hallerini anlamakta yetersiz olduğunu savunmuşlardır. Yine İmam-ı Gazali, “akıl bize duyuların verdiği her bilginin doğru olmadığını gösterir.Aklın üstünde başka bir gücün bulunması pekala mümkündür” demiştir. Bknz: El münkız mineddalal, mişkatül envar, Gazali’nin ibn sina ve farabi hakkındaki düşünceleri. Mevlana Celaleddin aklın gayb alemi hakkında verdiği bilgileri körün renkler ve sağırın sesler hakkındaki verdiği bilgilere benzetir ve aklın rehberliğini “çamura batmış merkep” ve “Mustafa’nın yolunda aklı kurban edin” gibi sözlerle anlatır. Burada bir takım incelikler ve sırlar vardır.Mevlana’nın bu sözünden aklı tamamen inkar etmek manasına anlayanlar sığ bir bakış açısına sahiplerdir ve aldanmışlardır. Burada zikredilen aklın madde ve duyu alemini aşıp ezeli, ebedi, yüce hakikatlere dair hüküm veren nazari ve metafizik akıl olduğu vurgulanmıştır. "Herşeyi aklı sakimle çözmek isteyen kişi, Tahta ayak takmış kimselere benzer. Kısa aklına uydurmak ister her işi, Dün yaptığını, bugün bozmak ister."(İmam-ı Rabbani) Bknz: Aklın mertebeleri Aklın yeri konusunda ihtilaflar vardır İmam-ı Azam Ebu Hanife hz.leri başta olmak üzere bazı alimler aklın yeri olarak beyni göstermişlerse de çoğu alim aklın mahalli olarak kalbi göstermişlerdir. Bknz:Fahreddin-i Razi ve Elmalılı merhumun yukarıdaki izahatı. Bazı mutasavvıflara göre Miraç Gecesi Hz.Peygamberi Sidretül Müntehaya kadar götüren Cebrail(as) aklı, Oradan öteye götüren refref ise aşkı temsil eder.Bu sebeple aşk akıldan, aşıkta akıllıdan üstündür denilmiştir. Bknz:Tasavvuf ve aşk, refref, Miraç Kaynakça: Yazı için bir çok kaynak kullanıldıysa da genel olarak Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisinin çizdiği çizgi takip edildi.Bazı cümleler aynen aktarıldı bazıları ise yorumlanarak aktarıldı.Yukarıdaki bknz.lar ile kullanılan kaynaklar hakkında fikir sahibi olabilirsiniz.Lakin mesele aslında çok uzun olduğu için olabildiğinde kısa anlatmaya çalıştım.Aslında zamanımın kısa olmasa belki çok daha özgün ve güzel bir çalışma olabilirdi. Meseleyi irdelerken şunu fark ettim; Aklın hakim olup olmama meselesi Kelam konusunun bir meselesi olduğu kadar Usul-u Fıkıh konusunun da önemli bir parçası. O yüzden meseleye merakı olanlar Usul-u Fıkıh kitaplarınada bakma luzumunu hissedecekler. 42 Comments kıvılcımlar / suphi 05/16/2010
Bazen kivilcimlar dusuyor yuregime.O zaman biraz olsun anliyorum sairlerin bu sozleri nerelerden asirdiklarini. Dedimya kendi sozlerim degil bunlar. Hep kullanilmis kelimelerim. Ah sesleri, kivilcimlarin eseri. Mesela diyor ki sair; Başlattığı gün mektebe, duydum ki diyordu, Rahmetli babam; “Adam olur oğlum ilerde” Annemse, oturmuş paşalıklar kuruyordu Adamlığı geçtik! Paşalık olsun, o nerde? Amâli tezad üzre giderken ebeveynin Hep böyle harab olmada etfal ara yerde.” Sorsalar babama “ne oldu senin oglan?” diye Acemi sair, komusamayan bir adam diyecek. Abim diyor ki,hersey zahir olsun, gizli sakli kalmasin. Ben de diyorum ki, gorundugu gibi olmasin kimse, oldugu gibi gorunsun. Sonra mesela ben diyor yazar, “evde osmanli, okulda avrupali. Samimiyetsiz insanlar yetisiyor.” Sonra mesela ben, iyi bir universiteye kapagi atamayan ben.Sonra ben, dogdugundan beri tek bir fikri olmayan ben, kayiklar yapardim vavdan. Sonra ben, elif, be, te , se.. Sasirmasini bile beceremeyen ben.Sonra sen.Hayir, once sen. Neden hep sana degiyor kelamin ucu.Oysa ben, hayir sen. “Sozlerimin anlami beni urkutuyor.” Kacabilecegim hic bir yer yok, senden baska. 8 mart / suphi 03/09/2010
Cocuklugumun tesirinden mi yoksa cemiyetin ahvalinden midir nedir, kadinlar hep daha avantajli oldular benim indimde. Onlarla konusurken kirmamaya dokmemeye daha bi ozen gosterir buldum kendimi. "Erkekler okuz olmadigi surece ben kadinlara 'inek' diyorum" diyor sair. Feminism hep soguk bir kelimeydi benim icin. Icinde samimi olmayan bir seyler vardi bu kelimenin. Burjuvazinin oyununun bir parcasi olmakla itham ediliyordu. Evdeki kadini fabrikaya cekmek icin uydurulmus bir yalan miydi? Yoksa fabrikada calisan kadinlarin calisma kosullarindan kaynaklanan bir isyani mi? Emin degilim fakat kadinlar gununu kutlayan ulkelerin ekserisinin dogu bloku ulkeler ve ucuncu dunya diye adlandirilan ulkeler oldugu asikar. "Gelismis" ulkelerin gelismekte olan ulkelerin kafasina vurdugu bir sopa ayni zamanda. Meselenin esitlik ile ilgili kismina gelince, gecmiste de oldugu gibi bugun de kafamda "hangi esitlik?" sorusu mevcut. Isin iyi tarafi, kadina karsi uygulanan siddeti elimine etmesidir. Sistemin disina cikamayan kadinin, sistemin icindeki acilarini dindirecek bir agri kesici. Hakki, avrupalinin buhraninin catisi altinda arayan yurdum insani.. Gunesi kaybedince ates boceklerine muhtac edilen sehrin insani. şehrin insanı, şehrin insanı, şehrin kaypak ilgilerin insanı, zarif ihanetlerin ben türk dediysem eğer / suphi 12/31/2009
Türkler dediğimde göndermelerim Süprüntüleri şırfıntıları hamamoğlanlarını Kapsadı kapsayacak Sanıyorsan yanılırsın Türklük şiir Türkün eni Türkün boyu Müslümanlığı kadar Baksan bulacak mısın Koskoca İstanbul’da Nef’î diye bir semt Ama Bayram Paşa var. Kaynakca: Bu epigram ilk kez 8 Nisan 2005 tarihinde ismetozel.org'da yayınlanmıştır. tazminat farkı / suphi 11/10/2009
Dört yıl önce Kuşadası’nda PKK’nın düzenlediği bombalı saldırıda ölen İngiliz turistin ailesine ve Türk ailelere ödenen tazminat arasındaki farkın hayat standartlarından kaynaklandığı ortaya çıktı. bknz: hayat standardi ayrica bknz: 23 sentlik askere dair masal / suphi 10/22/2009
Ben yatili okuldayken kisin gece kar yagarken sokak lambasinin altindan parildayarak savrulan kar tanelerini seyre dalardim.Gecenin bir yarisi herkes uykudarken kalkar, bazen berrak gokyuzundeki Ay'i bazen uzaktaki otobandan gecen arabalarin isiklarini izlerdim. Gizlice misafir olurdum otomobillerin arka koltuklarina ve bir mechule dogru yol alirdim. Kafama kazandi dusunceler.Kafama kazindi siirler.Kelimenin buyusunu fark ettim.Ilk kez aglarken uyuya kaldim. Yesil bir isik aradim semada.Zamanlar ete kemige burundu ve gozuktu cocuksu gozume. Birbirine karisan ezan seslerine tutunarak yurudum havada. Kimse bilmedi, bana ilk defa "sen" dediklerinde bir "ben" oldugumu fark ettigimi ve o ani hic unutamadigimi. Dertler edindim kendime.Dertler, bol gelen cocuksu bunyelere. Buyusu kelimenin ve idraki esyanin hakikatinin yerlesti saf bedenime. Sirtlanirim dedigimde alemi bir aska denk geldim. Ve ask, dokununca omuzlarima, kirildi dizlerim.Once buyusunu yitirdi kelime sonra buharlasti madde.. Simdi biliyorum ki, ben aciz bir kulum Allah'im. bu okulda 150 kız hamile! haberi / suphi 10/20/2009
Ingilizce ogrenmek isteyisimin sebeplerinden biri de " ucuz ceviri haberciligine" prim vermek istememem idi. Bugun msn Turkiye'de bu fakirin bunyesine tuhaf gelen bir haber gozume ilisti. Haberde telif sabihi olarak gosterilen Gulten Sari'nin sayfasina goz gezdirirken sag tarafta "ilkokula porno yayini yapti" baslikli haber de dikkatimi cekti. Evinde izledigi porno filmin sesini yakindaki okula dinlettirecek kadar cok acan, polis kapiya dayandiginda hala trans halinde olan, polisin ikazlarina polis memurunun ayagini isirarak ve tukurerek karsilik veren, mahkemede avukati tarafindan "topluma zarar verme niyeti olmadigi belirtilen" ve hakimce 4000 dolar kefaletle serbest birakilan bir kadinin haberi.Bu arada savcı, polis memurunun tükürük nedeniyle bir sağlık riski taşıyıp taşımadığının anlaşılması için kan testi istemis. Asil mevzumuza donecek olursak su 800 kisilik okuldaki 150 hamile kiz haberini bir de ingilizce kaynaklardan arastirayim dedim. Ilk ulastigim sayfa bizim mutercim habercilerin ceviri yaptiklari sayfa idi. youtube linki Hip hop kulturunun kadinlara karsi siddeti, seksi ve sucu yucelttigini genclerin bu vidyolari izleyerek ve sarkilari dinleyerek buyuduklerini ve neticede otoriteye meydan okuyan ve toplumsal kurallara aykiri yasayan bir yapiyo burunduklerini anlatiyor. Hemen altindaki yorumda Yeni Anneler birliginin CEO'sunun yorumu ve verdigi istatiksel ramaklar kayda deger nitelikte. 1983'den beri bu "hizmeti" verdiklerini belirten sayin CEO hizmet verdikleri kisiler arasindaki 13 yasindaki kizlarinda oldugunu soyluyor.Gecen sene 650 tane evsiz hamile teenageri( 13- ile 19 yas arasindaki kimseler) oda yetersizliginden dolayi geri cevirmisler. Ona gore bu hazin tablonun sebepleri ailedeki ayriliklar, evi terkedip giden babalar ve kultur. Fakat tecrubelerinden yararlanarak sorunun altinda yatan asil sebebin yoksulluk oldugunu dile getiriyor. Bu teenager annelerin oraninin hiz azalmamis, hatta aksine on yilda %60 arttmis. Umut olarak sundugu veri ise, bu kizlardan 141 tanesi 2007-2008 yilinda tekrar okula kaydolmus ve %62 si mezun olabilmis. Bu teenager annelerden dogan erkek cocuklarin %80 i nin 19 yasina ulasmadan hapse dustugunu ve kiz cocuklarinin ise %60 nin 16 yasina varmadan hamile kaldiklarini gosteren rakamlar var elinde. Gelecegin genclerin elinde oldugunu soyleyerek bitirmis yazisini. Bi seylerin eksik kaldigini hissederek kendilerini " The jewish Republican's Web Sanctuary" (Cumhuriyetci yahudilerin web mabedi) olarak nitelendiren sayfadaki muhafazakar birinin yorumlarina ulastim. Belli ki muhafazkar abimiz yahut ablamiz yukaridaki ilk verdigim ingilizce haberdeki yumusak usluba epeyce icerlenmis. Habercinin ahlaki olmaktan uzak bir cizgide durdugunu delilleriyle beyan etmis. Bu mabed bekcisi muhafazakar ise, "isterseniz bana geri kafali ahlak budalasi deyin, bu isin sorumlusu sorumluluk sahibi olmayan, ahlaki degerleri olmayan, yargilayici olmayan, sonunu dusunmeyen, "olsun devlet baba size bakar" diyen liberal ideoloji. Bu hadisenin sadece azinlik bir kismin sorunu degil bir liberal demokrat sorunu oldugunu ve Obama'nin bununla gurur duymasi gerektigini soylemis. Peki bu hadisenin bizle olan ilgi ve alakasi ne kadar diye soracak olursak ne diyecegiz.Bu soruyu ve cevabini sizlere birakirken msn turkiye'deki malum haberin ust tarafindaki " Cem'le yatmak istiyorum", "Seks ille de yatakta olmaz","+18 oyunlar" kismina dikkat kesiliyorum.. rüya / suphi 10/05/2009
Birazdan bir ruyaya uyanacaksin, Uyandiginda beni arayacak gozlerin Bakinacaksin sagina ve soluna Ellerini yoklayacaksin Ellerimi arayarak Sonra yoklugum dolacak icine Ve usuyeceksin. Hemen sarilip yorgana Gozlerini yumup Gozlerimi, ellerimi Hatirlayabildigin her ayrintiyi Hayal etmeye calisacak Ve belkide o hayale gark olup Olmek isteyeceksin. Fakat gelmeyecek olum Bekleyeceksin, gelmeyecek Her yanin bosluk, Bekleyeceksin olumu Fakat gelmeyecek. Yataktan kalkip Ne yapacagini bilemezken Pencereden gelen isiga ve seslere Takilacaksin, Ve umuda burunecek o anda O kiymetsiz siradan pencere Usulca ve urkek urkek yaklasip Disaridaki hayata bakacaksin Ve ben o kadar isterim ki Disarda ayazda olsa karda Yagmurda, boranda Karsina cikip “iste burdayim” Diyebilmeyi.. aşk'a biçilen ömür / suphi 08/07/2009
Ucsuz bir denizdi gozlerin Ve ben bir damlaydim o deryada Ne afet gordum ne felaket. Kirlangiclarin kanatlarinda uctum Uctum o sonsuz deryada Ebedi karargahimdir sanirdim gozlerin Sen sevdaya dusmezden once.. Bir gun bir sey oldu. Koptu sandim kiyamet, Bir bosluga dogru aktim Aktim gozlerinin kenarindan Suzulurken yanaklarindan Anladim olum yakin bana Ve anladim ki; Kuru topraga degdi basim. Olum cekerken beni icine Gozlerine degdi gozlerim Bir can da ben oldum Bicilen Ask’a.. truva atı / suphi 06/23/2009
Uzunca zamandir Barack Huseyin Obama ile alakali bir kac sey soylemek istiyordum,bu gune nasipmis. | etiket
|
RSS Feed