norah jones- ride on (ac/dc cover)
http://www.yasaktube.net/video+izle.php?tag=ride+on+ac+dc&type=tag&video_id=xPxLlcToLnk

kıskanmamak ve gıpta etmemek epey zor geliyor.

özgürlüğü işaret eden aklından başkası bir başkası değil mi ki aklında serbest bırakıp gittiğin. ustalık isteyebilmek tekrardan muhakkak. dedim. neyse ki buradasın… daha beter ve daha iyi öpmüştün evveli… 

şiir müstakildir. her birinde etki ilktir.

nedendir bilinmez de bilirsin bir yol. renklerle yüklü kıvrımlı çizgileri renksiz gösterebilirsin. yükün yük olmadı mı, derdin derman bulmadı mı, bakanda görmedin mi, güzeli sevmedin mi ve nefesin verdin de almadın mı…
zor desen de burada hayat sebebi nedendir soranda bildiğin eğimi yokuştur. sana yabancı sansan da eli açık elin avucuna boşa bakmayasın. ağlamak doğumlarda doğal, gülmek selam verende yaraşır…

cinsiyet her milliyetten önce gelir ve tehlikeli birer sömürgeci olabilir bunu bilen.

koşulsuz bi vakte kadar belki bi de edebiyat direnir…

müsait bir zaman

duymak istediğin damlaların renginde
arasan sesini kesmeden
nefesin alacağın
vereceğinden mi kıymetli can
bir de bakalım
hesap görülsün gidiyorum nasılsa
incitmeden kalbin de çekilebilirsin artık
yuvaları sıcak gözlerden

lem

kısmetin ne renkse bu gece
beni beklemeyeceksin canım
yiyeceksin lokmanı
elini sürmeyeceksin tatlı tabağına
hatta boş tabak olsa dolu dolu
görebileceksin boylu boyunca uzanmış
ağdan tazece çıkmış lakerdayı
ikram edeceksin kardaşın çocuğna
hayatında ilk yaz
lokum lezzetinde
sıcacık boğazından geçecek
tarama ağa takılmış hayatın canı
kısmetin ne renkse bu gece
beklemeyeceksin beni canım
___çizik

acele etmeden seç canım
makina desen kırılır
kabın kaybettiğin aklın
değil durdurmak
istesen çarpanı
dönen ya beriki yahut öteki
umut ve inançtır yaşadığın
sonsuz sırasında hesaplanır nasılsa.

33’e  nevrrorrim – kenar maalle

pay
siyah beyaz siktir et ana avrat bacın beklesin daha
tıka ağzına bir top kırmızı
beyaz amerikan bez patiska
bir de üstüne yurttan yurda alın alınma
bağlama beyazı siyaha ayırma adını ardını
tıka yeniden ağzını adamın ki bir adam
tut vursun bırak vursun seyrederken
ana avrat bacın beklesin daha
sar sar söylesin sözü
rap rap rap
oh ye- ah
yönlen manipülatif
adam klasik
biç

he! sendika kesin biri gösterir

bir zamanlar

iyi bir zaman bu sabah
ölmeden gözlerdeki düşünce
zili çalan haberlerde mutluluk
bulunuverir özlediğini söyleyen
seslerde düşünce adalet
açılır kara göğsünde
kara gözünde
sönmeyen uzakların ışığı
karanlık ölmeden önce
bu sabah gözlerdeki düşünce
kırmızıdan açık soluk
yeşile duran dikenli çiçek
ramkanın tatlı nameleri dolu
kurşunun keskin nişanı
tek tok bir ses makine dairesinde
ölmeden gözlerdeki düşünce bu sabah

takip yeri

anlatacak hikaye yor
ciğer şişe taka denize zor
mavi gülse karanfil kor
misk-i amber günü bileni …

zerre kayıp atom bulur
kanamadan tek bir ölür
yanar bir mum dibi bulur
taş sanır başa geleni …

sahne yüksek iner çıkar
bir devede tümsek görür
yükü çeki yola salar
oyun bilen elli kalanı …

yirmi üç onun üzeri
yaşı genç tozu uçarı
dolu sesi yavaş yolları
her bir rengi anda gideni …
 
 
“bir vuruşta mevsimleri çalabilen davulcu bilebildiği makamlarda oynatır çubuğu ister istemez.”

Sesini duyduğunda hiç beklemediğin bir an. bir anda sorduğun soru. üç kuruşluk işe paha biçilemez bazı an. güzel bir vesile olur hayretler içerisinde bilmezsin anlamazken inandığın gerçekten farklılıktır. Kaleyi gördün mü? Farklıdır gerçek söylenen tanımlardan desem başkası bir bakarsın sana bir bakarım bana puşt der olana puştluk. Bakarlar göremediklerine. Farkında oysa, bir çember bir başka çemberin içinde ne başı ne sonu sadece mucize bir  yaşantı anı. üfürsen iki gümbürtü arası hikayedir. Sonbahar yapraklarının döndüğü renk ya gözlerde yahut saçlarda bulunmasa da mutlaka akşamüzeri rüzgarı ve güneşin saklanan ışığındadır daima.  Sönmez de döner gider gibi. gelmez de yanar döner gibi. içine girdiğin suyun serinliği. Ürperirsin. Ne kadar sıcaksın. işte candan sevdiğinden ağlayan. bir anın renginin kokusunun dokunuşunun tadına güzelliğine kah uzun kah kısa bir yol boyu ağlasan da gülsen de anlatamayabilirsin yeniden bir yol boyu. Hüzünlü bir seste kırgınlık gibi gelse de sızı garip bir haldir, nasılsın deyiverirsin telefonda. Kaçınırsın veda etmekten. Lütuf zenginlik gönülden içre olanı dışa sunmaya çalışsan kelimelerin düğümlenip kesildiği yerde yaşayan sessiz ne çaresizdir ne de sensiz. Gariptir gönlün zenginliği ister serin tatlı ister tuzlu sularda. Görüp anlarsın ki evin karı yalnızca hüzün değildir ses seda çıkmasa da.

Ne kale bahistir yakacak ne de beklemek usulca. Değişirsin bir güzel. Şarkı tutmayacağını itiraf edersin, karar verirsin sigarayı bırakmaya. Sonra duman kokusunda hayatın yanında nargile içtiğini hayal edersin sevgili… Ederi cepten gideri ne senden ne de benden. Bahis ödemeyi yapmak değil yanındaki bir canın sıcaklığına kaçmak. kaçamak ve ürkek bir bakışla bir kirpik mesafesindeyken sığan sığınan uzak ve upuzun hasret dolu bir bakıştır tanık görmeye değer beklediğin. İşte o an olur da anlaşılırsa bir birden ne mutlu. omzuna dokunur bir el. “Burası yasak ancak sen geçebilirsin.” Nedense sen dedin diye olabilir…