bir zamanlar / mengü yinçge 12/01/2009
norah jones- ride on (ac/dc cover) http://www.yasaktube.net/video+izle.php?tag=ride+on+ac+dc&type=tag&video_id=xPxLlcToLnk kıskanmamak ve gıpta etmemek epey zor geliyor. özgürlüğü işaret eden aklından başkası bir başkası değil mi ki aklında serbest bırakıp gittiğin. ustalık isteyebilmek tekrardan muhakkak. dedim. neyse ki buradasın… daha beter ve daha iyi öpmüştün evveli… şiir müstakildir. her birinde etki ilktir. nedendir bilinmez de bilirsin bir yol. renklerle yüklü kıvrımlı çizgileri renksiz gösterebilirsin. yükün yük olmadı mı, derdin derman bulmadı mı, bakanda görmedin mi, güzeli sevmedin mi ve nefesin verdin de almadın mı… zor desen de burada hayat sebebi nedendir soranda bildiğin eğimi yokuştur. sana yabancı sansan da eli açık elin avucuna boşa bakmayasın. ağlamak doğumlarda doğal, gülmek selam verende yaraşır… cinsiyet her milliyetten önce gelir ve tehlikeli birer sömürgeci olabilir bunu bilen. koşulsuz bi vakte kadar belki bi de edebiyat direnir… müsait bir zaman duymak istediğin damlaların renginde arasan sesini kesmeden nefesin alacağın vereceğinden mi kıymetli can bir de bakalım hesap görülsün gidiyorum nasılsa incitmeden kalbin de çekilebilirsin artık yuvaları sıcak gözlerden lem kısmetin ne renkse bu gece beni beklemeyeceksin canım yiyeceksin lokmanı elini sürmeyeceksin tatlı tabağına hatta boş tabak olsa dolu dolu görebileceksin boylu boyunca uzanmış ağdan tazece çıkmış lakerdayı ikram edeceksin kardaşın çocuğna hayatında ilk yaz lokum lezzetinde sıcacık boğazından geçecek tarama ağa takılmış hayatın canı kısmetin ne renkse bu gece beklemeyeceksin beni canım ___çizik acele etmeden seç canım makina desen kırılır kabın kaybettiğin aklın değil durdurmak istesen çarpanı dönen ya beriki yahut öteki umut ve inançtır yaşadığın sonsuz sırasında hesaplanır nasılsa. 33’e nevrrorrim – kenar maalle pay siyah beyaz siktir et ana avrat bacın beklesin daha tıka ağzına bir top kırmızı beyaz amerikan bez patiska bir de üstüne yurttan yurda alın alınma bağlama beyazı siyaha ayırma adını ardını tıka yeniden ağzını adamın ki bir adam tut vursun bırak vursun seyrederken ana avrat bacın beklesin daha sar sar söylesin sözü rap rap rap oh ye- ah yönlen manipülatif adam klasik biç … he! sendika kesin biri gösterir bir zamanlar iyi bir zaman bu sabah ölmeden gözlerdeki düşünce zili çalan haberlerde mutluluk bulunuverir özlediğini söyleyen seslerde düşünce adalet açılır kara göğsünde kara gözünde sönmeyen uzakların ışığı karanlık ölmeden önce bu sabah gözlerdeki düşünce kırmızıdan açık soluk yeşile duran dikenli çiçek ramkanın tatlı nameleri dolu kurşunun keskin nişanı tek tok bir ses makine dairesinde ölmeden gözlerdeki düşünce bu sabah takip yeri anlatacak hikaye yor ciğer şişe taka denize zor mavi gülse karanfil kor misk-i amber günü bileni … zerre kayıp atom bulur kanamadan tek bir ölür yanar bir mum dibi bulur taş sanır başa geleni … sahne yüksek iner çıkar bir devede tümsek görür yükü çeki yola salar oyun bilen elli kalanı … yirmi üç onun üzeri yaşı genç tozu uçarı dolu sesi yavaş yolları her bir rengi anda gideni … debriyaj tavil / mengü yinçge 10/11/2009
“bir vuruşta mevsimleri çalabilen davulcu bilebildiği makamlarda oynatır çubuğu ister istemez.” Sesini duyduğunda hiç beklemediğin bir an. bir anda sorduğun soru. üç kuruşluk işe paha biçilemez bazı an. güzel bir vesile olur hayretler içerisinde bilmezsin anlamazken inandığın gerçekten farklılıktır. Kaleyi gördün mü? Farklıdır gerçek söylenen tanımlardan desem başkası bir bakarsın sana bir bakarım bana puşt der olana puştluk. Bakarlar göremediklerine. Farkında oysa, bir çember bir başka çemberin içinde ne başı ne sonu sadece mucize bir yaşantı anı. üfürsen iki gümbürtü arası hikayedir. Sonbahar yapraklarının döndüğü renk ya gözlerde yahut saçlarda bulunmasa da mutlaka akşamüzeri rüzgarı ve güneşin saklanan ışığındadır daima. Sönmez de döner gider gibi. gelmez de yanar döner gibi. içine girdiğin suyun serinliği. Ürperirsin. Ne kadar sıcaksın. işte candan sevdiğinden ağlayan. bir anın renginin kokusunun dokunuşunun tadına güzelliğine kah uzun kah kısa bir yol boyu ağlasan da gülsen de anlatamayabilirsin yeniden bir yol boyu. Hüzünlü bir seste kırgınlık gibi gelse de sızı garip bir haldir, nasılsın deyiverirsin telefonda. Kaçınırsın veda etmekten. Lütuf zenginlik gönülden içre olanı dışa sunmaya çalışsan kelimelerin düğümlenip kesildiği yerde yaşayan sessiz ne çaresizdir ne de sensiz. Gariptir gönlün zenginliği ister serin tatlı ister tuzlu sularda. Görüp anlarsın ki evin karı yalnızca hüzün değildir ses seda çıkmasa da. Ne kale bahistir yakacak ne de beklemek usulca. Değişirsin bir güzel. Şarkı tutmayacağını itiraf edersin, karar verirsin sigarayı bırakmaya. Sonra duman kokusunda hayatın yanında nargile içtiğini hayal edersin sevgili… Ederi cepten gideri ne senden ne de benden. Bahis ödemeyi yapmak değil yanındaki bir canın sıcaklığına kaçmak. kaçamak ve ürkek bir bakışla bir kirpik mesafesindeyken sığan sığınan uzak ve upuzun hasret dolu bir bakıştır tanık görmeye değer beklediğin. İşte o an olur da anlaşılırsa bir birden ne mutlu. omzuna dokunur bir el. “Burası yasak ancak sen geçebilirsin.” Nedense sen dedin diye olabilir… |
RSS Feed