zipsofism
  • tarraka
saytedeyken kukla / kuruvaze 08/19/2009
0 Comments
 

Kuklalar ve dansı kendi hallerinde soğuğu savan tarzları. Elleri bile
yok ipe tutunup kendilerini haklayacak. Sancıları bile yok sonlarını
hazırlayacak. Kimine göre kimliksiz bir halin şahlanışını kucaklayacak
bu siyah dakikalar, kimine göre hiç görülmeyecek zavallı harikalar.
Karanlığı çağırırken her bir figür ayrı ayrı, tanımsız ayrılıkları
yankıladı, elleri arasında da bilinçsizliği. Kendiliğinden oluşamayacak
dakikaların söylemez sandığı zavallılık nedameti.

Dans et kukla bu senin sahnen, başkaları ne kadar soluksuz bıraksa da halin.

Dans et kukla bu senin nabzın, başkaları damarını kendine haklasa da yok başka takatin.

Dans et kukla bu senin şarkın, kulakları sağır tamburların
cümbüşe sitemi olsa da kandıramaz; cehennem senin.

Şansını deneyip biraz olsun kendine bakarsan, gerisin geriye senden arta kalanların sensizliği avuçlarında. Yaşamaya bilmez takatlerinin ondurmaz
haykırışıyla. Aç kalbini, aç ki dünya kendine dalsın. Aç kalbini, aç ki
sen bile anlamayasın. Kahramanlıklarının tamamında kendinden geriye
kalan bir korkağı sorguluyordun ya kendine. İşte şimdi cevap veriyorum
senin yerine ben kendi kendime. Uzak zamanlarda oluşmaya başlayan
ateşin tılsımlı yarınları. Ve o büyücünün gizli uykusu. Rüyalarında
mahkûm ettiği onca ışık ve sonsuzluk duygusu… Kalk ve bak yarınların
her zaman için bu günlerin düş sarmalında sıkışmış olduğuna. Kalk ve
bak ölmek mezara sığınmış kapan yortusu.

Kahrını bile unuttuğun bu dert senin. Akan gözyaşların eşliğinde vurduğun bu kalp senin... Sadecenin, yalnızcası ve hayat! Acaba? Acaba kaç kez ölmek için kefene bürünür bu niyet? Bak kukla dans etmek sana da yaraşır bana da. Yeter ki ellerini ceplerinin dışında tut ve beni hakla. Yere bakarken tavanın yansımasını görüyorum bu mezarlıkta. Sen bile bilmiyorsun senden geriye ne kalır bu savaşlarda. Peki ya ben, ya ben kukla söyle hadi, debriyajda ne kadarımı tekele alabilirim? Aslında yaNLış zamanda yaLNız bir soru oldu. Şöyle sormalıyım kendim olduğuna inandığım kulağına. Dur bir
saniye; aslında şöyle yapsın hallerimiz:

Sahneye bak, sahneye bak ve yık ruhunu ışıkların karanlığına. Gördüğün ve göreceğin senden başkası olursa o zaman anla ki gerçekten ipler başkasının ellerinde. Gör ve bak olup biten her şeye. Aslında ne kadar kendine ilmeklisin. Uzun metrajlı filmlerin tekeline aldığı görüntüler kadar sahte midir nefesin, yoksa yere düşen bakışlar kadar gerçek mi; bilesin. Utanmaya çalışıyorum bu usanmış halimden amma velâkin olmuyor. Bütün kasırgalar gibi kendisini kemiriyor. Sahneye bak kukla sıra senin sıran. Kaçırma bu fırsatı. Tren raylarına kapaklanmışken umudun, sessiz çığlıklarınla bu rolü
yırtmalısın. Rıhtım kayıkçılarını yarım kalmış ağları gibiysen de, bu
karanlıktan geçmelisin.

Sahneye bak kukla, dağların köklerinden çığlaryükseliyor. Bu tv dinlenmiyor, bu radyo izlenmiyor. Sesler belden aşağı cümlelerle kelimeleri kandırıyor. Acziyetini tanıyorum, acziyetini tanımlıyorum. Ve sen bilmiyorsun lakin ben kendimden sonra her kese katılıyorum.

Bütün sandıklardan, damgalanmış insan fiyatları saklanıyor. Ne kadarı sahte, ne kadarı gerçek… Sen bunu mimiklerinde öldürmelisin. Kör bakışlarınla göz kırparken, kalp atışını dinlemelisin. İnsanlığı şeklederken jestlerin, her hatada ölmelisin.

Sahneye bak kukla, gök delenlerden aşağıya doğru sarkan insan
dehlizlerinde her şey ne kadar başlangıcından uzak. Kimse GERÇEKTEN
sevmiyor ve kimse GERÇEĞİ sevmiyor. Kandırma kendini kukla oynamaya
çalıştığın bu oyun kadar sahtesin. Kaldırma kendini kukla, ayaklanman
düşmene eş değer bilmelisin.

Ve şimdilerde söyle bana hala kendinden uzakta, bu ışıkların altında, özgürlük ruhundan tutuklamışken. Nadasa bıraktığın onca duygu amansız bir karanlıkla tımarlanmışken… Tamda kendinden emin sahtekârlığını sergiliyorken. Ne oldu kukla? Neden düştün yalnızlığın kıyısına. Hangi tavşanın üzerine bastın ki bu yarışta adın son numara? (!)
Add Comment
 
eksi sıfır / kuruvaze 06/03/2009
1 Comment
 


           Dudakların içindi öncelikli olarak utandığım bütün hatıralar. Kalbinin üzerine yemin edip öyle gelmiştin ya yalnızlıklarıma. Haki yeşili hırkalar giymiş gibiydin dualarımdan yana. Sormayı unutmuş, söylemeye başlamıştın her şeyi öylesine. Ben gitmemiş, sen göndermiştin varlığımı sensizlikten yana.

 

            Bütün kapılarını araladığın bir mevsimdi, rüzgâr misali damarlarına dağılırken. Zerk olunmuş tek bir yalınlığım kalmamıştı. Ruhumun sahte sınırıyla ben, bakışlarının sahte ışığıyla sen... Sadece kurumsal bir kimlik gibi kalmıştık geçmişin gölgesiz dumanlarında. Yüzümü sana esir edişimle başladı ölmeye karar verişim. Kesik izlerim, intihar yeminlerim. İsmimin baş harfiyle başladı her şey, isimsiz kalışımla. Vanilya kokusu gibi tatlı ve keskindi utangaçlığım. Kemanda tek bir nota, piyanoda tek bir tuş… Tek bir es nizamın için.

 

            Ellerim olmak için dokunuşlarından vazgeçerken, yalnızlığı kucaklamıştı hıçkırıkların. Bulanık bir gökyüzü çizdiğim zamanlardan birinde yağmıştın topraklarıma. Hani kanatlarımdaki ölüm gibiydim, ölüm gibiydin hançer düşlerinle. Benliğimin kıvrımlarında dokunuşlarından önce sesin kaldı. Korkuların, ısrarsız duruşum…

 

            Bulutlar yetmezmiş gibi, kefenlere sardım gökyüzünü. Prangalı yağarken, mahkum mutluluklarım idama vardı. Hiç olmayan bir günde, hiç olmayan insanlarımla konuştum. Hiç biri beni sevmedi, hiç biri benden nefret etmedi. Yalnızlığımda en çok sensizliğe sarıldım, senmişçesine. Yorgunluklarımda beni acıtan en çok senin yokluğun oldu. Her basamakta mazinin farklı bir resmi dururken, fotoğrafların fırçasında parçaladım bakışlarımı. Yere düşen her sessizlik, gürültülü karanlıkların acımasız yanını ortaya çıkardı. Adımlarımı silmek için her uğraştığımda, izlerimi hep senin yollarında buldum. Çıkmaz sokaklar, korkak bakışlar.

 

            En çok kendimden nefret ettim, en çok senden, en çok beni buluşundan. Arayamayacak kadar ne katıydım ne de gizli, yasaklı listelerimin son sürgünüydüm. Kimselerle ayara yatırılamayacak kadar kendim… Mutluluk elmaları için gökyüzüne bakındım, her gün, masallar gerçek olur mu diye. Bir kuklanın parmakları nasıl ağlarsa öyle ağladım derinliğimin kutuplarında; her akşam… Hiç kimse duymadı, hiç kimse dinlemedi bütün kapılarımı yakıp yerine duvarlar ördüğümden. Tırmanarak çıkarken zindanlarımdan, her düşen yeni bir ceset misafir oldu leş kokularıyla derinlik mirasımda. Hepsinin istediği tek şey benken, bulmaya çalıştıkları tek şey geçmişleri oldu. Bir yüz, bir siluet… Boyunlarından başlayan kesikleriyle ölmeye meyledince akıllarına geldi benden yardım istemek. Bense sadece tekmeleyerek inandım seslenişlerine. Cehennemin dibine bile düşemezken, saçlarımın uzunluğuydu onlara ihanet eden.

 

            Kanatlarımın uzantısal hizasında gölgemi araladım. Bütün bakış manzaralarımı karaladıktan sonra yakarken, tek bir şahidim vardı, rüyalarım. En çok seni gördüğüm zamanlar nefret ettim göz kapaklarımın ihanetinden. İç bükey duygularımın mavi selülozdan yapılmış katmanlarıydı kendimden bile sakladığım. Damarlarımda kanın, dilimde lisanın… Farkına varmamış, farkına varmamıştın ama bir kesitin iki eşit yüzeyiydik. Bu yüzden ben düşüyorken sen uzanıyordun saç köklerimi yakalamak için. Ölmüyor, sana mahkûm kalıyordum.

 

            Yorulmak istemedim hiçbir zaman, ama yoruldum. En günahkâr yanlarımla sevap mizanını işgal ederken, şeytanımı aforoz etmelerine engel olamadım. Topraklarım, mızrağım, olmayan kalkanım.

 

            Her uzanışıma tırnaklarım kırıldı, maskelerin balon olmasına rağmen. Dişleriyle sahteliği gülümserken, akan kırmızının kan olduğuna inandılar. Kendime sarılarak yürümekten bıkmışken seni hatırlayıp ısınmaya çalıştım, olmasan da. Kaldırımlarımı geride bırakıp, dikey yürüyüşlere çıktım beni izleyen gölgelerin arasında. Bütün hikâyeler solgun ve simasızdı. Adımı unutmak için adınla çentik attım bütün yaralarıma. Kimliklerimin son isyanında kalemimi kaybedip dilimi karaladım. Rahmimi hiç parçalamamışçasına!

 

            Küçük bir çocuk gibi sana son kez sarılıp ağlamak istedim, boşluk beni çağırırken karanlıklarda. Gözyaşlarımın erittiği gerçekliği yeniden inşa ederken, duvarlarımı akmayan boyalarla saklamak. Kimsenin izin vermediği sevmelerimi kundaklayıp bir mezarda anıt yapmak…

 

            Yıldızlar çiziyorum toprağın çirkin yüzüMe. Bir bir kayarken ışıltıları, kıyamet dilekleri tutuyorum. Ellerim, ayaklarım, dokunamadığım bütün pencereler, ışığın karanlık yüzüyle değişkenler çiziyor hayallerime. Gecenin buklelerini sökerken, kırık dişli birkaç tarakla intihar ediyor gezegenlerin Venüs yanı. Sadece atan kalbimle bedenimi beslemeye çalışıyor, ruhuma intihar ediyorum. Hani küçük bir kesit kalır ya aklında, dakikalarca sürmesine rağmen beyaz perdedeki şekiller. İşte o kesit kadar unutulmaz, deklanşördeki intihar kadar kalıcıydı yaşadıklarımız. Bu yüzden olsa gerek uyandığım her sabahta senin sesini duyduğuma inandım, anlamsız sessizliklere rağmen. 

1 Comment
 
kalp ayası / kuruvaze 05/04/2009
2 Comments
 

            Zamanın zarları atılırken yatay düşlerinde, boynuzlarımla sürmelemiştim gökyüzünü; hayal ellerinden vazgeçti. Oturup eşelerken düşlerinin en sahte simalarını, sadece ermişliğinin katmanlarına bir seri. Erişimsiz eylemler, kısırlığın ayakta durduğu kızıllıklar. Saçların bende, köklerini arama!
   
           
Kutuplarından önce, varlığının o mevsimli hikayeleriyle övmüştün ya eksikliğini. Utanıp da eksiltmiştin ya gördüğünü. Sormaya usandığında vazgeçmiştin cevaplarının heyecanından. Hayır bu bir savaş değil! Hayır bu bir kazanç değil! Sürünme kıyılarımın maviliklerinde bu kumsallar benim değil! Ellerimi kestiler benim, dokunduklarım tenim değil!  Uzun metrajlı filmler gibisin, fragmanın esin değil! Konuştun ve duymalıyım…


                Uzanıp dokun içimdeki varlığına, seni yaşattığım bakir karanlıklarına. Simanın düştüğü adımlarım kadar ilerlemişken sonsuzluğumda, yağarak erittiğin topraklarında kanayarak yarat ruhunun derinliklerini. Masal değil bir şiir gibi erit kalbimin sol kanadını!

2 Comments
 
laşe / kuruvaze 02/19/2009
24 Comments
 

Açıldı  

Kapandı  

Açıldı  

Kapandı  

İnsanlar;  

Kendilerini kapadılar; kapılardan önce,  

Kendilerini açtılar; pencerelerden önce,  

Kendilerini çaldılar; zillerden önce,   

Kendilerine adım atamadılar; basamaklar eksilmeden önce!  

(Kurbağa teninde horoz gibi ötüp, kuzgun kanadında serçe gibi tünediler...)

24 Comments
 
opera kanunu / kuruvaze 02/19/2009
1 Comment
 

Görebiliyorum, ardındaki tuvalin saflığını! Keten beyazı, gün sarısı lekelerini… karanlık değil bu iz düşümü dokunuşların. Beyaz değil, zaman almış bu fırça yolculukların. Baştan aşağı, ezelden ebede doğru ruh salınımlarım. Kulağımı boyayabildiğim kadar katlediyorum. Görebiliyorum bakışlarındaki üzüntülü heyecanı, dokuyabiliyorum.

            Eğriliklerim ve dönüştüğüm karanlık benliklerim. Sıkıldım bu hasta halimden, bıktım bu ben olmayan varlığımdan. İdamı gecikmiş yeminlerim ve öğle sonu masalları. Her yudumda, eksilen o kutsallık. Her dilimde akan o karanlık. Ulaşılmaz bütün cehennemleri ben kuşandım, kaldırın omuzlarınızı, öldürün ellerinizi, cenneti ısmarladım, onsuz olamayacağına yemin eden sizleri. Kalmadı tek bir tutuşmuşluk, ne de zalimlik, hepsini ben sürükledim, varlığımın sevap kürsülerine. Günahımın tükendiği zamanlardan birindeyim, günahsızlık yalanıyla. Bu vagonun en sonunu ortaladım, kendime dair her şeyi karaladım. Bakın, sadece bakın; camlarını kendime aynaladım! Artık yok başka bir şeyim…

Bir opera sabahıydı; uykuya daldım. Rüzgarın tutunduğu perdenin ayazında üşüdü bakışlarım. Uzandığım düşümde, rüyamı sayıkladım. Ilık bir suydu, ayak uçlarımda kendime katlandım. En derin yaramdı, eşeledim acımadım. Altıların enflasyonuna rağmen düşeşe tutunmadım. Kronolojik birkaç heykeli belki, kriminolojik çamuru asla!

Çapraz yırttığım yüzümde eğdim önce duruşunu, sonra görmeye çalıştım:

Sen bir çingenesin, o döşenmiş bakışların ve başında sarılı belirsizlik. Perçimlerinle daralttığın alnın kadar dünyan ve ziyaretçilerin. Ayaklar altında yüzün ve bedenin, yum gözlerini eziliyor göz bebeklerin!

Savruluyor derinliklerini tüllendirmek için kum zerreleri. Dokunmak için eğildiğimde, yükseliyor hayalin, yükseliyor sessizliğin. Sadece seni çizene yorgunluğum, halsizliğim. Solgunlaşmış sesin ve nefesin, yum gözlerini yıkılıyor gök yüzü heykellerin!

Sürükleyerek adım atıyor, iz bırakıyorum ardımda; rüzgara rağmen! Elerim göğsümün hizasında beyaz bir lale. Ardıma doğru savruluyor beyaz yelkenlerim, engel oluyor, ölüyor küreklerim. Kükrüyor dalgalarım, küçülüyor yaratıklarım, susuyor sustuklarım. Diriliyor sessiz çığlıklarım. Toprak yalın, zaman kısa. Uzanamazsın dilimdeki varlığına, ellerin kör. Çıkamazsın açığa, varlığı yetmezmiş gibi, korkaklığın dilsiz bir ağma.

Çalıyor gong, vuruyor renk yankılara. Yükseliyor ses, tizleşiyor nefes… Çalıyor gong, vuruyor renk yankılara. Şimdi sessiz ol, duymasın dudakların kulaklarımı. Sadece kıyımda kalsın adımların. Kirletmesin dalgalar varlığını. Burası, Kızıl Deniz; ustaca kullanmış pervane usturasını. Ölümü yaşatmaktan vazgeç, rahat bırak intiharlarını. Burası, Nil…

Yağarken varlığın, ıslandı yağmurlarım, duruldu rüzgarlarım. Çalıyor gong, zaman doldu. Şimdi dinlenmek için ölüyorum, diriliyorken uykularım. Boş ver geçmişi, boş ver geleceği, boş ver zamanı. Kus dehliz zehirlerini. Unut insan kıyımlarını. Sadece buradaki gibiyim görmesini bildiysen. Sadece gözlerini kapattığın kadar eksiğim, bilmeye cesaretteysen. Şimdi, artık daha fazla rahatsız etme suskunluğumu; uyur gibi uzan, susar gibi konuş ruhuma. Bölünüyorken varlığıN(MA)…


1 Comment
 
kıyamete uyanış / kuruvaze 01/23/2009
5 Comments
 

Hayatım, başından beri muazzam bir şeyi bulmanın cereyanı içinde akıyordu. Bu veya bu miskin vesilenin hassasiyeti çinde birini arıyordum. BİRİNİ…

O kim mi?

Allahın Sevgilisi…

Sonsuzluk iklimin batmayan güneşi ve ebedilik sarayının paslanmaz tacı…

Tek dava O' nu bulmakta, bulduracak onaı bulmaktaydı.

Binbir itikamette seke seke, sağa sola büküle büküle, renkten renge bulana bulana, hiçbir şeyden habersiz ve insandaki bedava emniyet ve bedahat saadeti karşısında şaşkın, hep o BİR etrafında helezonlar çizen bir hayat…

Benim hayatım budur!

 
                                                   Necip Fazıl Kısakürek

 
Kadehi sarhoşluğa boşaltacak ellerim yokken bile; serkeşti sensizliğin ızdırabı. Sadece varlığının hayali bile yetiyordu sonsuzluğunda huzur bulmaya.

Bir sabah geceyi unutup gündüze kanmak için uyandığımda; kıyamet kopmuş, mizan çoktan kurulmuştu. Sonu gelmez kargaşada savrulurken varlığım, tek bir çürük dala dahi muhtaçtı yorgunluğum. Kılınacak namazlarım, edilecek tövbelerime rağmen, bu seccade yangınına mahpustu dudaklarım! Ellerimi her açtığımda, titreyen kalbin ihtizaza getirdiği ruh, birkaç cümleyi kekelemekten öteye geçemedi. Ve sonsuzluğun en kutsalını yaratırken sen, ahdinde vefalı en sadık dosttun. Bunu anlamaktan uzak kaldı nankör hallerim.

Sen olmayan bütün aşklar, kıyısı olmayan bataklık deryasıydı. Çırpındıkça dehlize sürüklenen varlık, ümitvar bir silkelenişle, merhametin uzanışını bekledi hep. Ve o merhamet yetişmekte hiç geç kalmadı.istemekte geç kalan bana rağmen!

Bir gün başlangıç nihayeti eritip, zamansızlığı sunduğu an. Herkes bir yanda ben bir yanda… Ağlamakla başlayıp, ağlatmakla bitmiş, iki göz yaşı arasında. Zembereğin sıraladığı deliller sonrasında. Titrerken çıplak ruhum korkunun ayazında. Bir yanda merhametin, diğer yanda sevgilinin şefaat ümidi, ısıtır sadece varlığı.

O gün sorgudan bitap düşmüş, söyleyecek tek bir cümlesi kalmamış hallerimle; ya layık olmadığım af ile dirilecek sevincim, ya da hak ettiğim ceza ile o gün orada kopacak asıl kıyametim. İşte o zaman şefaatin kuşattığı ışıkla, kâinatın en değerli hazinesine mazhar olacağım belki.    Kim bilir!

5 Comments
 
ezbere yaşamda bir yabancı / kuruvaze 01/20/2009
6 Comments
 

              Zamansız zamanlardan biriydi muhtemelen. Kimsenin haberi yoktu. Bütün hırsızlar hakim olmuştu. Kararların alındığı bütün sabahlar, gecenin ayazıyla karartılıp, öyle salınıyordu göğe doğru. Omuzlarımızdan aşağıya düşen saçlarımız bile bizi jurnallemek için fırsat kolluyordu. Hiç kimsenin; ne bu günü, ne de yarını vardı! Herkes sadece şimdi zamanlı haritalarda kayboluyordu. Aralarından sadece biri, karanlığın tıslamaların da  bile ısınabiliyordu. Alay eden mizacıyla, insan olmaktan uzak olsa da, insanlığını yaşayabilen sadece oydu. Lakin, kimse onun kim olduğunu bilmiyordu. Ne adını, ne geldiği yeri… Sadece vardı ve varlığı bile diğerlerinin dikkatini çekmeye yetebiliyordu.

            Bir gün benzer sabahlardan bir katman daha yayıldı şehrin sokaklarına. Uykusundan yeni uyanan bütün evler kapı ve pencerelerini çarparak birbirlerini selamladılar. Yine bildik görüntülerdi, bakışların manzarasına çizilen. Soğuk ikliminin jandarmaları, firar eden sıcakları yakalayıp bağlıyor, onlar için ayrılan zindanlara götürüyorlardı. Güneşi, kimse için beslememek gerekiyordu. Yoksa isyanın adını her an koyabilirlerdi. İsyanı başlatanın kim olduğu ya da kim olması gerektiği önemli değildi, yeter ki; isyan OLMASINDI.

            Sabahın o çıplak ayazında. Kendini sakınarak yürüyen bir yaşam belirdi sokağın başından. Bakışlarından, buraya yeni geldiği belliydi. Lakin ne zaman ve nereye gelmişti o belli değildi. Kendine sürtünen kediyi sakinleştirerek, dikkatlice incelemeye başladı yabancıyı sokak sakinlerinden biri. Bu bellisizde kim olabilirdi ki. Hiç alışkın değildi bir yabancıya gözleri, hiç alışkın değildi bir yabancıya diğerleri. Hoş kendilerine bile alışkın değillerdi ya, neyse. Zamanın sarkacında daha ölememiş olmalarındandı bu tafraları. Kimse bilmiyordu lakin kıyametin o hazin sonu kuşatmak için yakındı. Aslında kıyamet onlar için hep var olagelmişti, sadece fark eden yoktu.

            Yabancı, kendine bakan bir çift gözün önünden öylece geçip  gidiyordu. Adımlar ilerliyor, yabancı ilerliyor; yabancı ilerliyor, bakışlar ilerliyor. Bir çift göz, iki çift göz, üç çift göz, altı çift göz… Sokak sakinleri bakışlarıyla sokağa taşmışlardı. Derken… Yabancı birden bire durdu. Ve simasını zamanın en ortasına astı. Hiçbir mimiği kalmamıştı ki atmosferin etrafına dağılmasın. En özel jestlerinden biriyle, göz kırpmasını takas etti. Anlık tek bakışın renginde, altı çizilecek eylemler vardı çünkü.

            Sokak her iki yandan zaman teoremiyle kendini saklamıştı. Her şey bir tedbirin ön şartıydı. Bütün renkler matlaşmış, görüntüler silikleşmişti. Sokak sakinleri bakışlarıyla dahi boşaltamıyordu sokağı. Her kes olduğu yerde kalakalmış; bir kısmımız dahi geriye bükülür mü diye düşünüp, kendilerince mücadele ediyorlardı. Hayır, aralarından hiç birinin kamburu bu kadar yumuşak değildi! Ki böylesi belirsizlik tufanı; daha önce hiç gerçekleşmemişti. Ortada ciddi bir şaka vardı. Lakin kimse gülmüyordu.

            Yabancı geriye doğru dönüp kapşonunu usulca sıyırdı. Kararsız ışık dalgaları saç tellerinde belli belirsizde olsa da görenin dikkatini çekiyordu. Belli ki ruhunun ana teması saçlarının dokusunda saklıydı. Çünkü böylesi bir kararsızlık sadece ruhun yapısında var olabilirdi.

            Her  bir bakışı ayrı ayrı tarttıktan sonra "Tanıdığınız bir sima değilim ne yazık ki" dedi yabancı ve "Biliyorum, en az ellerinizde taşıdığınız ayak izleriniz kadar ağırım bakışlarınıza. Ve biliyorum ki kalp atışlarınızın yokluğunu benden biliyorsunuzdur şimdilerde."

            Gerçek olan şuydu ki, sokakta yaşayan her kesin doğuştan kalbi atmıyordu. Bunun sebebini hiç bulamadıkları gibi, hep bir arayış içinde olmuşlardı. Ve gerçekten bunun sebebinin yabancıdan olabileceğini hemen hemen hepsi düşünmekteydi. Böyle düşünmelerinin tek nedeni onu yeni görüyor olmalarıydı.  Ve karşılarına çıkan her yeni şeyi muhakkak böylesi bir nedene bağlıyorlardı.

            "Merhaba, baylar bayanlar hepinizin varlığını selamlar ve varlığımı sizlere sunarım" diyip şık bir reveransla ahaliyi selamladı yabancı. O an o dakika bir cambaz ipi gerilip bütün meydanı baştan sona kaplandı. Havada öylece duran ipten aşağı doğru sarkmaya başladı bakışlar. Birkaç küçük hazırlıktan sonra yabancı ayaklarını hareket ettirmeye başladı. Cambaz ip, yabancının ayak hareketiyle bir o yana bir bu yana savruluyor, onunla birlikte dans ediyordu adeta. Ayağın dilediği yöne doğru bükülüyor ve kıvraklığı şaşkınlık uyandırıyordu. Rengi deseni ve varlığındaki deneyim, bir aceminin tüküremeyeceği kadar anlıktı. Evet ipin hareketleri taktire şayandı lakin görünen hiçbir şey ipin yeteneğinden değildi. Yabancı olmadan ip bir hiçti. Onu yönlendirecek bir efendi olmadan ip bir hiçti! Tıpkı sokak sakak sakinleri gibi…

            Yabancı cambaz ipiyle bir müddet daha oynadıktan sonra, onu boşlukta kendi başına bıraktı. Ve ip yönetiliyormuşçasına hareketlerine bir devinim içinde devam etti. Yabancı önce zamanın merkezine astığı simasını giyindi ruhuna. Ardından, gülümsemesindeki yarımlığı çizip, susmak için yoruldu. Sokak sakinleri cambaz ipin etrafından toplanmış, hareketlerindeki ahenkliği izliyordu. Her kez ipi izlerken, yabancı geldiği gibi gitmek için hazırlığını çoktan bitirmişti.

            Arkasına son kez bakıp, kendi için araladığı boşlukta hızla ilerlemeye başladı yabancı. Bakışların acımasızlığına tek bir savunmasız iz bırakmamak için ayaklarını ters çevirip yürüyordu. Artık uzakların sanıldığı gibi bir mesafesi yoktu onun için. Lakin, uzaklaşması gerektiği bir yakın vardı şimdilerde. Saçlarındaki ruhun uzunluğunu örmek zaman alacağı için kapşonunu tekrar giydi başına. Sokakla arasına daha fazla mesafe koymadan önce biraz durdu ve hatırlaması gereken bir şeyler varmış gibi düşündü. Sonrasında, işaret parmağıyla boşluğa bir şeyler karaladı ve yoluna devam etti. Şöyle yazıyordu "YAŞAYACAKLARI EZBERLETİLEN RUHLARIN, KALBİ ATAMAZ." 

               Evet, hüküm verilmiş, zaman kutsal emrin çağrısıyla işlemeye devam ediyordu, hak edene hak ettiğini ulaştırmak için. Yaşayan cesetlerin çürümüş ruhları kesif bir koku bıraksa da, yaşam içinde nefes almak şarttı. "Bedenime gömebileceğim bir mezar var mı?" diye düşündü yabancı. Bir müddet daha yürüdükten sonra,  geriye dönüp baktı. Geçmişin gölgesindeki ne ise, geleceğin gölgesinde de o olacağa benziyordu. Gördükleri tahmin ettiklerinden farksızdı. Soğuk jandarmaları birkaç sokak sakinini yönlendirip, boşluktaki yazıyı sildirtmeye çalışıyordu. Sanki oraya hiç yazılmamış gibi.   


6 Comments
 
sonsuzluğun durduğu yer / kuruvaze 01/16/2009
14 Comments
 

Ayrıntısal gerçeğinde küçük bir insan... Anlamadığı bir geçmişi, kavrayamadığı bir geleceği vardı. Bütün hikayelerin başlangıcı gibi, sonu da aynıydı onun için. Her şey bir karanlığı anlatmada hem fikir olmuşken, hiçbir ayrımcılığın tanımlayabileceği bir bu gün yoktu. Sözlerdeki eksiklik herhangi bir cümleyi tamamlamak bir yana, kendini dahi tanımlayamıyordu. Susmak, her türlü noktanın nihayi çaresiydi onun lisanında. Keşmekeşliğin her hali muhakkak hüsranı sobelerdi onun çağında. Hiçbir ümit yoktu ki, karanlığın girdabında yelken kırmasın. Yaşam karanlık bir şaka… Varlık ölümün en asil üyesiydi…



            Adını sorduğunu hatırlamıyorum, benden yana düşen bakışlarında. Uzaklara dair bütün mesafelerini çürütürken bile bu gününden bağnazca uzaktı. Halini anlatan hallerin tamamı metamorfoz çığlıkları atarken, ruhunun en koyu yanlarıyla kulaklarını tıkıyordu. "Ben kendi derinliğimdeki gerçeği arıyorum" diye. Attığı bütün adımların izi kalıyordu benliğinde. Her seferinde bir kadını sayıklıyorken dudakları, farklı bir formda bedeni arzuluyordu kalbin  susuzluğu… Tuvalinin hafızasında, en kıymetli resimleri konuşuyordu fırçasından. Gözlerini kapayıp, geriye doğru baktığında, ileriye doğru uzanan eliyle aynı yeri işaret ediyordu. "Burası benim zindanım, aydınlığım meçhul, aralanacak perde kayıp. Nerdesin ey kutsanmış arınık. Aradığım kendimken bulduğum hep hiçlik!"

 

            Ruhun gözleri vardır benliğin iç bünyesine doğru ağlayan, yalnızlığın her adım yaklaşmasıyla karanlığın kalabalıklaştığı tabiatlar. Zalimlik; adını her kes bilir, lakin sadece yaşayana zulümdür baştan aşağı. Umudu diri tutan akasya kökleri ve yağmur bekleyişi… Hangi toprak vardır ki kendinden uzakta bir ağacı yeşertsin, yağmurunu ona iltifat etsin. Hiç yanılgının damıttığını, kalbin yalınlığı hazmedebilir mi? Nerede kaldı o baharın narin coşkusu. Bu kıyamet, alamet vizesini görmeden cennete buyur eder mi?

 

            Bütün yıldızların kerametiyle boyadı yalnızlığını, ateş böceklerinin varlığında. Korsan duyguların çalıp çırptığı asıl, büyüsünü yüceltedursun, yaşam mabedinde ayaklanır deprem nedimeleri. Mabetlerinde tek ibadetleri yıkmak, mabetlerine tek duaları cehennemde sunak olmak… Bu telaşelerin rıhtımında bulduğu yansıma hep aynı şeyi söylüyordu. "Hududumu aştım sınırlarımı çizemedim, kalabalıkları seçtim kendimi sezemedim!"

 

            Otuz yedinci boğumda keserken halatı, boğulduğu boşluğu gönderilmemiş son mektubu anlattı. Ve ışık demişti son nefesi. Işık… O Van Gogh' tu. Şizofren teşhisin ardındaki dehanın, görmeyi istediği asıl yansıma hep arayışında var oldu. Hep asıl ışığı aradı, kalbinin katran gecelerden arınması için. Uzaklaştıkça özlenen, yakınlaştıkça kuşatıp, doyumsuzlaşan gerçeği… O, hep sonsuzu aradı…


14 Comments
 
piç oğlan / kuruvaze 01/12/2009
1 Comment
 

        Piç oğlanın alıştığı miras yedilik ve yakıştırdığı hırsızlık erdemi… Kendini zorlasa da kusamaz zehrini. Ölmüş cesedini, sayıklar ruhuna zerk etmiş, elim kekresi. Uzun bir zaman var bu günden yana solmayı hak eden. Uzun bir savaş var, sonunda hiçliği fetheden. Piç oğlan, hep unutmakmış kaderi. Şarkısını söyleyip uyutmakmış emeli.
 
         Bütün kaldırımların yarım kavşağı ve değişimsel sanrısı. Ucuz kadehlerden pahalı sarhoşluk beklerken, düştü kırıldı küfesi. "Seni hiç gözüm tutmadı" derken, kendini fermuarladığı yarım heves nefesi. Eski sesleri duyarda söylemez, saklar olmayan becerisi. Piç oğlan, seni vurmuştum bohem-gafil savaşında. Sonra hatırladım unuttuğumu, sen zaten ölü doğmuştun. Ölüm; haline onaylı, tısladığın dünyaya yeminliydi.
 
         Uçurum dokunuşlardan sonra tetiğin en kanlı namlusu ve sesler. Hepsi kendi halinde meçhulü dikizler. İkircikli bakışların ardından boşluğu gizler. Kaldır başını bak, toprak saçtığın gök yüzünü kazma kürek temizler. Bir fanus taşır durur elinde, içinde dünya bakışlı ağıt, dışında cehennem nakışlı karanlık. Kaç kere susmayı unuttun ki, söylediğin her şey ayıp. Omurgasında beslediği yarasalar, eteklerinde otlattığı zangoçlar… Sen kaç kişilik bir ihaneti taşıyordun ki vardığın her şehir kendisini sokaklarında gizler.
 
         Şimdi burada veya uzak bir diyarda, kendimi söylemeye  yemin ettiğim kelamlarla vuruyorum. Nil' i ters akıtan dua kadar Firavun bir çölde yaşıyorum. Zerrelerde boğulup, Ummanlardan taşıyorum. Şaşkınlık, eminlik, kendini saklayan sessizlik ve fısıltı hükümdarları… Kimliksiz cinayetler sonrasında kanımızı silemediğimiz ruh beden cepleri. Annesini üç kere emip, babasından milyon kere doğan bir acuzedir, bu çocukluğunu terk eden fikir cahilleri.
 
         Gözlerim açık, artık buladığım dünya şahsım kadar güvensiz. Dişlerimdeki bu kan lekesi, şşşşşşttt kimse duymasın, belki de bütün masumların hevesi. Piç oğlan, ben üç kişilik öldüğümde sen dört kişilik eksiliyordun. Şimdi söyle bana, bu öldüğün yer bu öldüğün zaman, beni kaç yaşımda doğmaya zorladı. Ölmüş ebemin parmaklarında kundak yerine kefenimi biçmişler. Okuyayım diye hece taşımı bilmediğim lisanda karalamışlar. Şimdi söyle bana, sen kendini becerirken, kaç cesedi gebe bırakıp da kendini inkara kalktın. Ben sessiz harflerle anlamsızlaşırken, sen sesli harflerinle anlamsızlığımı ikilettin. Sen benim, ben senim… yani biz ikimiz biziz… ikimiz üçümüz kadar bir şey. Olmadı böyle bir çelişki. Aslında hiç kimse kimse değil, hiç kimse de kimseye benzemiyor. Aslında çok çalkalayınca, mevzunun gazı kaçıyor. Ört peçeni, karart şu sahte nefesini.
--
A.Y.


1 Comment
 

    RSS Feed

    etiket
    aradığını tetkik et

    All

    1 Dm
    1 Mengu Yncg
    100
    13
    165537
    186
    1967
    1980
    1982
    1absence Of Mind
    1amarat
    1aom
    1apartman Topuk
    1arrogante Hombre
    1basar Yinan
    1benbey
    1bitchcraft
    1buddhala
    1ca
    1deja Vu
    1dejavu
    1enver
    1ersin
    1happy
    1inan6666
    1internet Cafee
    1internetcafee
    1jagged
    1kimsu
    1kopanisti
    1kuruvaze
    1mb
    1mefkud
    1mengu Yince
    1mengu Yincge
    1mengu Yncge
    1menguyincge
    1monique
    1nevdalist
    1nevi Tur
    1reasonablemans
    1rebecca
    1sahlanan Koc
    1sedaflora
    1shadowy
    1silky Kata
    1silkykata
    1suphi
    1untouchable Zen
    1untouchablezen
    1veronique
    1wassago2000
    2003
    5736
    66
    6666
    74
    A2m
    Aaron Koblin
    Abese Irca
    Acele
    Aci
    Aci Vatan
    Acilim
    Acupuncture
    Adacayi
    Adalet
    Adam
    Adem
    Adrenalin
    Afrika
    Afyon
    Ahiret
    Ahmet Hasim
    Aikido
    Ajda Pekkan
    Akepe
    Akil
    Akira Kurosawa
    Akl
    Aksam
    Alacakaranlk
    Alamanci
    Algorithm
    Allah
    Allame
    Alman
    Alternatif
    Alternatif Enerji
    Ambiguity
    America
    American Way
    Amerika
    Amiga
    Amsm
    Amstrad
    Anagram
    Analturk
    Anavatan
    Andeyener
    Andy Warhol
    Angel Dark
    Anonim
    Ant
    Apple
    Ara
    Arabica
    Arap
    Armin
    Arminia
    Arsenik
    Art
    Artist
    Asemic
    Asi
    Ask
    Asker
    Askerlik
    Asphyxation
    Ass
    Assange
    Asstomouth
    Astronomi
    Ataturk
    Atom
    Atonal
    Atropine
    Autogyro
    Avrupa
    Ayak
    Ayca Sen Baskan Pusu
    Aziz Nesin
    Azot
    Baby700
    Badem
    Bahar
    Balistik
    Ballard
    Barcelona
    Barrack Obama
    Basa Dolanan Derman
    Bayezid
    Baykal
    Bbc
    Bdsm
    Bean
    Beast
    Beauty
    Bedri Rahmi Eyuboglu
    Beer
    Bekir
    Benbey
    Bengi
    Benimle Oynar Msn
    Ber
    Berj
    Berlin
    Bermuda
    Best Fucking Whore
    Beste
    Beyaz
    Bielefeld
    Big Wet Asses
    Bilbo Baggins
    Bilimsel
    Bill Gates
    Billur
    Bir Zamanlar
    Bitch
    Blog
    Bmw
    Bob Dylan
    Bobele
    Bodrum
    Bodur
    Boeing
    Bohemian
    Bold
    Bondage
    Bonham
    Booty
    Booze
    Borges
    Bosphorus
    Bottom
    Bra
    Brasil
    Brezilya
    Brokoli
    Bu
    Buda
    Buddha
    Budism
    Budizm
    Burak Arikan
    Buz
    C64
    Cable
    Cafee
    Cam
    Canavar
    Capitalism
    Cat
    Catalkuyruk
    Cebrail
    Ceket
    Celik
    Cember
    Cemil Meri
    Cengelkoy
    Cengiz Han
    Censor
    Censored
    Cevap
    Cevre
    Chaos
    Charles
    Charles Manson
    Charlie Boorman
    Charlie Chaplin
    Chelsea Girls
    Chillum
    Chivas Regal
    Chp
    Christina
    Cingene
    Cinnamon
    Cinsicima
    City Planning
    Cock
    Cockring
    Cocuk
    Codex
    Coffee
    Cold
    Coluche
    Commodore
    Computer
    Concert
    Conservative
    Contes
    Contraliterature
    Contrast
    Copy
    Counter Steering
    Creation
    Crime
    Crowley
    Css
    Cumhuriyet
    Cypher
    Czech
    Daf
    Daire
    Dakika
    Damla
    Dan Brown
    Dans
    Darphane
    Data
    Datura
    Davet
    David Bowie
    Davul
    Death
    Debriyaj
    Dedikodu
    Deleuze
    Deli
    Dem
    Demokrasi
    Denge
    Denklem
    Depeche Mode
    Dergi
    Derriere
    Deutschland
    Deve
    Devlet
    Devrim
    Diesel
    Dikis
    Dilber Ay
    Din
    Diskur
    Diy
    Diyarbakir
    Dnya
    Dog
    Doggystyle
    Dogu Turkistan
    Domates
    Dondurma
    Dope
    Dot
    Dracula
    Dream
    Dua
    Dugme
    Dunia
    Dunya
    Durum
    Dystopia
    Ebony Bones
    Eddie Veder
    Edward Witten
    Effort
    E Kitap
    El
    Elbise
    Elektrik
    Elhamrulillah
    Elke
    Elmalili
    Emek
    Emek Sineması
    Emniyet
    Emulator
    Enerji
    Enerjisi
    Enstruman
    Enver
    Ergenekon
    Erik
    Erkek
    Erken
    Erkete
    Erkin Koray
    Ermeni
    Eroin
    Erowid
    Escort
    Eski
    Esrar
    Et
    Etek
    Ethics
    Eva Angelina
    Eve
    Evil
    Evliya Celebi
    Evre
    Evrim
    Ewan Mcgrergor
    Existance
    Fabris
    Facebook
    Facia
    Fakescience
    Fark
    Fasist
    Ferrania
    Feynman
    Fiction
    Fikih
    Fikir
    Filim
    Filistin
    Firar
    Fire
    Fiyort
    Fizik
    Flash Forward
    Flight
    Flower
    Flower Tucci
    Fly
    Fractal
    Fraulein
    Fredrika
    Fredrika Stahl
    Freedom
    Friction
    Froccoli
    Fuck
    Fuck Yourself
    Fuckelatte
    Fucking
    Fun
    Funk
    G3
    Gaffur
    Gagging
    Galata
    Galeano
    Game Of Life
    Ganja
    Gary Oldman
    Gazi
    Gazi Mustafa Kemal
    Gazze
    Gebertirler
    Gece
    Gemi
    Genelkurmay
    Geniz
    Geometry
    Gerald Ford
    Gezegen
    Ghost Busters
    Giysi
    Gllk Glistan
    Goat
    Gocer
    God
    Godard
    Godless
    Gokturk
    Gossip
    Got
    Gozluk
    Green
    Grev
    Grid
    Grup
    Grup Surup
    Guantanamo
    Guattari
    Gun
    Gundem
    Gunes
    Gvenlik
    Gyroscope
    Habis
    Hadis
    Hafif
    Ham
    Hamile
    Harakiri
    Harald
    Hasret
    Hatra
    Hausman
    Havaciva
    Hayat
    Hayat Oyunu
    Hayta
    Hayvan
    Hazine
    Helikopter
    Hepsi
    Herb
    Hesap
    Hicaz
    High
    Hijab
    Hipnoz
    Hissiyat
    History
    Hiyar
    Honey
    Hukuk
    Hurma
    Hurriyet
    Hyoscyamine
    I
    I Am Sam
    I Fucking Love You
    I Want To Be Fucked Senseless
    I Want To Fuck Senseless
    I.
    Ibne
    Ibniarabi
    Idris
    Igne
    Ihlal
    Ihlamur
    Ii
    Iii
    Iir
    Iktidar
    Ilps
    Iltihap
    Iman
    Imar
    Imbiss
    Inan6666
    Inanna
    Ince
    Industry
    Inisiye
    Initiation
    Inonu
    Insan
    Intellect
    Intelligence
    Internet Cafee
    Interview
    Iplik
    Iskemle
    Iskit
    Iskonto
    Islam
    Ismet Ozel
    Israil
    Istampa
    Istanbul
    Istanbullasvegas
    Istiap
    Istikrar
    Istim
    Istirahat
    Istirap
    Isyan
    Itaat
    Ittihat
    Ivir Zivir Su Bu
    Izmir
    Izometri
    Jail
    Janissary
    Japon
    Javier Bardem
    Jazz
    Joel Peter Witkin
    John Conway
    John Von Neumann
    Jones
    Joyce
    Jpl
    Judo
    Jujutsu
    Jules Verne
    Kaat
    Kadin
    Kahve
    Kalem
    Kaltak
    Kamuya Ak
    Kanarya
    Kanguru
    Kanun
    Kaos
    Kapital
    Kar
    Kara
    Karartma
    Karate
    Karen O
    Karga
    Kari
    Karinca
    Kasarot
    Katalunya
    Katana
    Kaygan
    Kazm Kartal
    Kedi
    Kedi Kaps
    Kelam
    Kelle
    Keloglan
    Kemal
    Kemend
    Kenevir
    Kent
    Kesif
    Kill The Ego
    Kimse
    Kingston
    Kingtom
    Kiss
    Kitap
    Kizildeniz
    Kl
    Knock Out
    Koksap
    Kolonya
    Kolpa
    Kombin
    Konrad Zuse
    Kopek
    Kopi Peyst
    Korku
    Korsan
    Koy
    Kresel Isinma
    Kresel Snma
    Krlanguc
    Kuku
    Kumar
    Kumas
    Kundak
    Kuram
    Kurgu
    Kurt
    Kus
    Kusur
    Kutle
    Kuzu Boku
    Kyoto
    Kzak
    Lahana
    Lale
    Lama
    Lamy
    Language
    Leadership
    Lean
    Led Zeppelin
    Les
    Letafet
    Lettuce
    Leyla
    Lice
    Liebe Ist Fur Alle Da
    Lineer
    Literature
    Little Prince
    Lon Way Down
    Long Way Round
    Lorenzo
    Loturkish
    Lou Reed
    Love
    Lube
    Lycra
    Lynette
    Lynette Squeaky Fromme
    Maceralar
    Macun
    Magellan
    Mahayana
    Mahrem
    Makine
    Malum
    Manipulasyon
    Manipulation
    Mantar
    Mantiksiz
    Mantk
    Marilyn Monroe
    Marka
    Marquis De Sade
    Mars
    Martin Gardner
    Masaki Kobayashi
    Masal
    Masumiyet
    Matematik
    Mathematica
    Mathematics
    Maths
    Maturidi
    Mavi
    Maximum
    Mazhar Alanson
    Mb
    Meditation
    Medya
    Mektup
    Memleket
    Merak
    Mercury
    Merde
    Mesele
    Mesnevi
    Metalhammer
    Mevlana
    Meyve
    Miami Vice
    Michaux
    Micus
    Middle Age
    Miir
    Milano
    Milk
    Millet
    Milliyet
    Mindless Self Indulgence
    Minimum
    Minute
    Mirac
    Miras
    Mmm
    Mohammed
    Momentum
    Mongol
    Monica Belluci
    Monique
    Montenegro
    Moon
    Morihei Ueshiba
    Morphine
    Motogp
    Motorcycle
    Motto
    Movie
    Mucize
    Mudrir
    Muhammed
    Muhazafakar
    Mukaddes
    Mulkiyet
    Musa
    Mushroom
    Music
    Muslum Gurses
    Mustafa
    Mustafa Kemal
    Mustafa Kemal Ataturk
    Mutlu
    Muz
    Nacho Vidal
    Namaz
    Napoleon
    Nargile
    Narkotik
    Natura
    Naturwissenschaften
    Navier Stokes
    Nazm Hikmet
    Needle
    Nefis
    Nesinvakfi
    Nevdalist
    Newton
    Neyzen
    Nico
    Nietzsche
    Nihat Genc
    Nihayana
    Ninja
    Nkleer Enerji
    Norah Jones
    Notcot
    Ntv
    Ntv Bilim
    Ntvblm
    Nukleer Enerji
    Nukleer Ucak
    Nutuk
    O
    Obsession
    Occult
    Oda Tv
    Offshore
    Oguz Atay
    Ohs
    Oil
    Olum
    One Night Stand
    Onion
    Opiorphin
    Opium
    Optimum
    Opusme
    Organizasyon
    Organizma
    Origami
    Orispi
    Orontez
    Orospu
    Ortalk Duman
    Oscillator
    Osensei
    Osmanbey
    Osmanl
    Otel
    Overdrive
    Oyun
    Ozgun
    Ozur Diliyorum
    Pacman
    Page
    Paket
    Pamuk
    Pancar
    Parapompa
    Parasempatik
    Paris
    Parmak
    Parsons
    Paste
    Pazar
    Pazu
    Pedagogy
    Pencil
    Penelope Cruz
    Peramanlar
    Pervane
    Pes
    Pesimist
    Peygamber
    Phat
    Philosophy
    Philter
    Photography
    Physics
    Picasso
    Pilis
    Pimp
    Pimperialism
    Pink Floyd
    Pirpir
    Piss
    Piston
    Plane
    Plant
    Plastik
    Platon
    Plum
    Poetry
    Polim
    Politics
    Pompa
    Pop
    Porn
    Porno
    Pornographics
    Portakal
    Prag
    Praha
    Pregnant
    Press
    Project Tuva
    Prophet
    Proudhon
    Pseudoscience
    Public Disgrace
    Puncture
    Pus
    Pussy
    Pust
    Quantum Mechanics
    Quasimathematics
    Quills
    R0cc012
    R1150 Gs
    Radio Control
    Radyo Kontrolu
    Rak
    Rakı
    Raki
    Rakkase
    Rammstein
    Ran
    Razi
    Reasonableman
    Rebel
    Redemption
    Relations
    Release
    Remain
    Resulullah
    Rhizome
    Rip
    River Raid
    Rnb
    Roberto Malone
    Rocco Siffredi
    Rohonc
    Roll
    Roma
    Ronin
    Rotor
    Rufus
    Ruhsat
    Run
    Ruya
    Ruzgar
    Ruzgar Enerjisi
    Ruzgar Tirbunu
    Rzgar
    Rzgar Trbini
    Saadet
    Sacred
    Sahap Abi
    Saim
    Saint Catherine
    Saint Innocent
    Salad
    Salah Birsel
    Salata
    Sallama
    Salya
    Samurai
    Samuray
    Sanat
    Sankibilim
    Sansur
    Sari
    Sark
    Sarkac
    Sartre
    Satan
    Satanista
    Say
    Saylar
    Scarlett Johannson
    Schicin No Samurai
    Science
    Scientific Solution
    Scopolamine
    Scribd
    Scribe
    Script
    Scythian
    Sean Penn
    Sebastian
    Sehir
    Seks
    Self Organization
    Sempatik
    Sense
    Seppuku
    Seraphinianus
    Serce
    Serdar Turgut
    Sermaye
    Ses
    Sevgili
    Sex
    Shaitan
    Sharon Olds
    Sheryl Crow
    Shibumi
    Shopping
    Sicim
    Sidikli
    Sigara
    Sihhat
    Siir
    Sikerler
    Sikertirler
    Silah
    Silindir
    Simge
    Sincan
    Sinclair
    Sinema
    Sinir
    Sinsi
    Sirince
    Sirp
    Siyah
    Sleepaholic
    Smell
    Smoke
    Soad
    Sod
    Sofu
    Son Gun
    Soru
    Sorun
    Soul
    Spahn
    Sparkasse
    Speech
    Spice
    Spinosa
    Spinoza
    Srpski Film
    St Exupery
    Stahl
    Stanislaw Ulam
    Steal
    Stereophonics
    Stolen
    String Theory
    Strip
    Stuka
    Su
    Sufi
    Suicide
    Sultan
    Sultanmurat
    Super
    Superdama
    Superokey
    Supertavla
    Suphi
    Surat
    Surtuk
    Surtunme
    Sus
    Susanne Vega
    Susta
    Sut
    Sweden
    Sweet
    System Of A Down
    Tahlil
    Tailor
    Tainted Love
    Talat
    Talimat
    Taraf
    Tarcin
    Tarih
    Tasavvuf
    Tasogare
    Tatsuya Nakadai
    Tattoo
    Tavil
    Tavsan
    Tavsiye
    Tc
    Tefekkur
    Teknik
    Tel
    Telefon
    Telkin
    Temiz
    Temucin
    Teori
    Tepki
    Terakki
    Terbiye
    Terhis
    Terkip
    Teror
    Teskere
    Teutuburg
    Tevfik
    Tevfik Fikret
    Tezer Ozlu
    Tezgah
    Tezkiye
    The Family
    The Libertines
    Theory
    Thermal
    Thumb
    Tiamat
    Ticaret
    Tim
    Timuin
    Tirtil
    Tolstoy
    Tom Waits
    Toprak
    Tornistan
    Torrent
    Transfucked
    Translated
    Trmala
    Trt
    Tsk
    Tucci
    Tukuruk
    Tumsek
    Turban
    Turbojet
    Turk
    Turken Raus
    Turkler
    Tutunamayanlar
    Tzel
    Uak
    Ucak
    Ucak Kacrma
    Ucube
    Ugur
    Ulema
    Ulysess
    Umre
    Umut
    Uniforma
    Untouchable Zen
    Untouchablezen
    Urine
    Uryan
    Usul
    Uygur
    Uzak
    Uzaktan Kumanda
    Uzay
    Uzlama
    Vacuosness
    Vagueness
    Valentino Rossi
    Vatan
    Vatanseverlik
    Vazife
    Vector
    Velvet Goldmine
    Velvet Underground
    Vergi
    Veri
    Versicherungsanstalt
    Vian
    Vicdan
    Vicky
    Video
    Videozipsofista
    Vienna
    Virgin Radio
    Visualization
    Voynich
    Vr Zvr
    Vr Zvr U Bu
    Wakizashi
    Walk
    Wassago2000
    Wave
    Web
    Weblog
    Weebly
    Weed
    Wiki
    Wikileaks
    Wild Lettuce
    Wildhoney
    Winter
    Witkin
    Woody Allen
    Word
    Wright Brother
    Xukru
    Xxx
    Y
    Yabanci
    Yagmur
    Yahni
    Yahudi
    Yakup
    Yalan
    Yangin
    Yarak
    Yasak
    Yayin
    Yazi
    Yeah Yeah Yeahs
    Yellow
    Yemen
    Yeni
    Yeni Tefsiri Islam
    Yenilenebilir Enerji
    Yeryz
    Yesillik
    Yetis Aman
    Yoga
    Yoksa
    Youtube
    Yyy
    Zaman
    Zappa
    Zarbo
    Zazen
    Zehir
    Zeka
    Zeki Muren
    Zel
    Zerzevat
    Zift
    Zippo
    Zips
    Zipsofism
    Zipsophistication
    Zkkm
    Zoil
    Zoiled
    Zonguldak
    Zula
    Zzz


Create a free website with Weebly