geçen gün terörü övdüğü için kapatılan DTP başkanı siyasal yasaklı ahmet türk, muş bulanık 'taki halk ayaklanmasının mahkemesini takip etmek için davanın görüldüğü samsun 'a gitti. burada tepki gösteren halka eski partidaşı sırrı sakık tarafından hakaret edilince, gençten bir kimse bir yumrukta ahmet türk 'ün burnunu kırdı. burun kıran kişi hemen tutuklandı, kahveci olduğu öğrenildi.
ahmet türk, etnik terörü açıkça destekleyen, etnik bir partinin başkanı idi. bu hepimizin malumudur. vakti zamanında, partisi milletvekilleri siz de diyarbakır'a gelirsiniz, biz de sizi sikeriz, asker operasyon yaparsa, pkk terör örgütü de askeri öldürür, askerin pkk tarafında öldürülmesi bizzat askerin kendi suçudur, terör örgütünü kuran lideri aptullah öcalan kürt önderidir diye bize epey ayar vermiş idi. hatta işin bokunu çıkarıp, geçen aylarda pkk kamplarından açılım kapsamında gelen, pişman olmadan serbest kalan, haklarında hiç bir suçlama bulunmayan teröristler halk çocuğu, asker orospu çocuğu bile ilan edildi. bunu da, kapatılan dtp 'nin devamı etnik partiye bağlı bir belediye başkanı yaptı. bizatihi şahidim.
şahsen, cereyan eden hadiseler, benim gibi ulusalcı (!) kimseleri epey rencide ediyor. bu yüzden, ahmet türk 'ün aazının burnunun kırılması az da olsa yüreğime su serpti. haberi ilk duyduğumda da oh dedim. bunu söylemekten çekinmem. aynı kanaati paylaşan nice kimsenin olduğunu da kamuyonu takip ederek görebiliyorum.
hadise üzerine, bir takım şaklabanlar epey şaklabanlıklar yaptılar. ahmet türk gibi kardeşliğin yayılması için çaba gösteren, bıdı, bıdı... buna vuran ipnedir, toptur, şerefsizdir.
yine aynı hadise dairesinde, hürriyet gazetesi yazarı yılmaz özdil, yine benim gidi düşünleri epey sevindiren bir yazı yazdı. herkesin haberdar olduğu yazıyı okumayan var ise, buyursun. bu yazı üzerine necip türk milletinin kendi gibi necip medyası, adeta fıttırdı. yılmaz özdil 'e edilen hakaretlerden kısa bir kesit sunmakta fayda görüyorum. gerizekalı, zeka özürlü, bunu peşmergelere yalatın, mayınlı arazide yürütün.
buradan anlıyoruz ki, yazar fena ayar vermiş. kendisine teşekkürü borç biliyorum.
teröre karşıyım, şiddete hayır. ama önce bana yapılan bitsin. zira türkiye 'de etnik kimliği yüzünden baskı gören sadece benim, Türk 'üm.
bekledim, bekledim, şarap şişesi bitsin de nefretim taşsın diye. evet, nefret ediyorum ulan, ademden, medeniyetinden, ahlakından, mevcudiyetinden, dininden, töresinden... kahrolsun adem evladı, yansın, cehennemin kör çukurlarında yansın! mezardaki ninesi, beşikteki bebesi, hepsi. evi barkı yansın, kül olsun... izi kalmasın. ne imiş dertleri, türkmüş de, müslüman mıymış da, vay anam vay... benim için farketmez, türkü, müslümanı, gavuru, urumu... hepsi yansın... kendinden başkasının açlığını umursamayan, hayatına kıyabilen, hepsi kahrolsun! şuncaazın çektiği acıyı, yalnızlığını, kimsesizliğini kim bilebilir, kim hissedebilir? sikeyim kahpe dünyayı!
hayvan iken ne huzurluydum be, insan oldum, mutsuz oldum...
kalbim sıkışıyor, ağlıyorum, ciğerlerim yetmiyor gözyaşlarıma... mutsuzum, uyuyamam geceleri bir süre. sonra, her insan gibi çamurdan yaratıldığımdan unuturum, umrumda olmaz. ya o anasının yanında onsuz kalan yavrusu? o ne yapsın...
Mustafa Kemal ATATÜRK 19 Mayıs 1881 - 10 Kasım 1938
Ey Türk Gençliği!
Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur !
sayın zipsofism okurları biliyorum ki sitedeki yazılara yapılan yorumları takip edememek sizin için pek sıkıcı. bir süredir kendi aramızda uyguladığımız görece basit yöntem ile posta kutuma gelen yorumları otomatik olarak size yönlendirebilirim. en azından hangi yazıya yorum yapıldığını fark etmek imkanınız olur. bu sarsak hizmetten faydalanmak isteyen bana bildirirsen otomatik yönlendirmeye ilave edebilirim.