19 Mayıs / internet cafee 05/19/2010
![]() 1335 senesi Mayısının 19 uncu günü Samsuna çıktım. Vaziyet ve manzarai umumiye: Osmanlı Devletinin dahil bulunduğu grup, Harbi Umumîde mağlûp olmuş, Osmanlı ordusu her tarafta zedelenmiş, şeraiti ağır, bir mütarekename imzalanmış. Büyük Harbin uzun seneleri zarfında, millet yorgun ve fakir bir halde. Millet ve memleketi Harbi Umumîye sevkedenler, kendi hayatları endişesine düşerek, memleketten firar etmişler. Saltanat ve hilâfet mevkiini iflgal eden Vahdettin, mütereddi, şahsını ve yalnız tahtını temin edebileceğini tahayyül ettiği denî tedbirler araştırmakta. Damat Ferit Paşanın riyasetindeki kabine; âciz, haysiyetsiz, cebîn, yalnız padişahın iradesine tâbi ve onunla beraber şahıslarını vikaye edebilecek herhangi bir vaziyete razı. Ordunun elinden esliha ve cephanesi alınmış ve alınmakta... İtilâf Devletleri, mütareke ahkâmına riayete lüzum görmüyorlar. Birer vesile ile, itilâf donanmaları ve askerleri İstanbulda. Adana vilâyeti, Fransızlar; Urfa, Maraş, Ayıntap, İngilizler tarafından işgal edilmiş. Antalya ve Konyada, İtalyan kıtaatı askeriyesi; Merzifon ve Samsunda İngiliz askerleri bulunuyor. Her tarafta, ecnebî zabit ve memurları ve hususî adamları faaliyette. Nihayet, mebdei kelâm kabul ettiğimiz tarihten dört gün evvel, 15 May›s 1335 de İtilâf Devletlerinin muvafakatile Yunan ordusu İzmire ihraç ediliyor. Bundan baflka, memleketin her tarafında, anasırı hıristiyaniye hafî, celî hususî emel ve maksatlarının temini istihsaline, devletin bir an evvel, çökmesi ne sarfı mesai ediyorlar. 15 Comments le fascisme, ce n'est pas d'empêcher de dire, c'est d'obliger à dire güzel yazılmış özlü söz. bir de frenk lisanının musikisi ile kulağa hitap ediyor. bu vecize, sanıyorum, benim nevdalist'e, bunun terör olup olmadığını söyle de, rengini bilelim yollu çıkışım üzerine gayet güzel bir cevaptır. aklınan gelenin ellerinden öperim. barika-ı hakikat, müsademe-i efkardan doğar. lakin, benim de epey dikkat ettiğim bir nokta-i hususiyi dile getirmem arzum, bünyemdeki fikri sabit tesirinde açığa çıkıyor. işbu yazı, mazurat olarak da görülebilir, şahsımca mahsuru yok. bugüne kadar, vecizenin alıntılandığı ekşi sayfasında da görüleceği üzre, pek çok kez gördüğümüz gibi, faşizm lafzının kullanıldığı tüm nazariyelerde söz gelip kemalizm'e dokunuyor, kalıyor. faşist olarak kritik edilen yegane fikriyatın kemalisme olduğu, misal nevdalist örneğinde olduğu üzre, kemalistlerin, izmirlilerin, ulusalcıların filan faşist olduğu apaçık gerçek olarak tebliğ ediliyor. bu bağlamda, kendime veyahut çevremdeki insanlara dönüyorum, subjektif de olsa gözlem yapıyorum. vardığım netice, bu insancıkların kimsenin, fikrine, zikrine filan karışmadığı. kemalist olduğum gerçeğini, ilk defa üniversitede tartıştığım bir kürt öğrenciden öğrendim. söylediklerimi beğenmeyince, sen kemalist misin diye sordu? herhangi bir türkün, mustafa kemal'a ve istiklal harbi şehitlerine, gazilere, aziz vatanı kurtaran kahramanlara, cumhuriyeti kuranlara antipati besleyebileceğini düşünmemiştim. bunları ancak yobaz dinciler ile cahiller olabileceklerini tasavvur etmiştim. bu yüzden, kemalist olmanın bir Türk'ü tanımlaması bana epey saçma gelmişti. Zira, insan kendini Türk hissediyor ise, bu gurur veren hatıralara sahip çıkmaktan gayri ne yapabilirdi? bugün ülkede, sürekli baskı gören, fikir önderleri tutuklanan, kendilerini ifade ettiklerini düşündükleri kurumları hakaret gören, hayır ve fikir cemiyetleri ezilen yaklaşık olarak yüzde yirmilik bir azınlık olduğumuz gerçeğini unutmadan, günümüzü ben de kritik etmek isterim. Üniversitede bana kemalist misin diye sonra kürt öğrenci, bizim bu ülkede özgür olabilmemiz için önce sizi temizlememiz lazım, sonra da tüm türkiye'yi kurtarıp bağımsızlığımızı ilan edeceğiz dediğini hatırlıyorum. gelinen noktada, onun, beni yendiğini açıkça görmek mümkün. on yıl önce kurduğu hayaller bana imkansız geliyordu. bugün, fikirleri yürürlükte. demek ki, ben ona düşman olmadığım halde, o bana olan düşmanlığını içinde saklamış. nevdalist'in bana ahlaksız demesini de aynı perspektif'de değerlendiriyorum. eğer, bir kimse çıkıp da, ülkemizde kürtler kemalist ideoloji uğruna eziliyor, seksen ihtilalini de bunlar yaptı, bu ülke 70 senedir kemalistler tarafından yönetiliyor, artık bu istibdatı yıkmamız gerekiyor filan diyor ise, en ucuzundan geometri bilmeyen bir cahil olduğunu söyleyebilirim. zira, şeylerin birbirlerine göre konumlarını bilmeyen bence apaçık cahildir. hatta, ben başkası tarafından bizzat, kemalist olarak nitelendirilmeme rağmen, bunların hepsine hep karşı çıktım, hala çıkıyorum. bugün ülkede kurulan dinsel ağırlıklı faşist rejimi görmeyenler ise, ancak görmek istemeyenler olabilir. ancak, sık sık şakalara da konu olan, ülkenin seçmen nüfusunun %47'sinin oy verdiği halde, ortaya çıkıp da ben akepe'ye oy verdim diye tek allahın kulunu bulamadığımız durum, bu yazının konusu olan önermenin, yine frenk lisanında bir kelime olan realite ile uyuşmadığının ispatıdır. oy vermek, vicdani özgürlüktür. buna kimse karışamaz, ancak yapılan inkar başka birşeydir, vicdanın aklanmaya çalışılması. televizyon izlemiyorum, gazete okumak iptilamdan da tedavi yolu ile kurtulmak istiyorum. çünkü, bu kitlesel yayın organları, birşeylerin fena halde ters gittiğini bildiği halde, bu konuyu unutup vicdanını rahatlatabilmek için kemalisme, hatta mustafa kemal'in aziz hatırasına saldıran sarsak türk entelijansiyası ile dolup taşıyor. yazanın notu, gencecik ana kuzularının hayatları üzerine ahkam kesmenin fikir tartışması olduğunu sananlar epey yanılıyorlar. önce terör bitmeli. ondan sonra, istediğiniz fikri istediğiniz şekilde tartışmaya hazırım. zira, camdan kalelerinde güven içinde otururken, hayatları tehlikede kuzucuklar varsa, eşitlik sağlanamaz. eşitlik için bakınız: egalite. nefret / internet cafee 01/11/2010
![]() al da oku... bekledim, bekledim, şarap şişesi bitsin de nefretim taşsın diye. evet, nefret ediyorum ulan, ademden, medeniyetinden, ahlakından, mevcudiyetinden, dininden, töresinden... kahrolsun adem evladı, yansın, cehennemin kör çukurlarında yansın! mezardaki ninesi, beşikteki bebesi, hepsi. evi barkı yansın, kül olsun... izi kalmasın. ne imiş dertleri, türkmüş de, müslüman mıymış da, vay anam vay... benim için farketmez, türkü, müslümanı, gavuru, urumu... hepsi yansın... kendinden başkasının açlığını umursamayan, hayatına kıyabilen, hepsi kahrolsun! şuncaazın çektiği acıyı, yalnızlığını, kimsesizliğini kim bilebilir, kim hissedebilir? sikeyim kahpe dünyayı! hayvan iken ne huzurluydum be, insan oldum, mutsuz oldum... kalbim sıkışıyor, ağlıyorum, ciğerlerim yetmiyor gözyaşlarıma... mutsuzum, uyuyamam geceleri bir süre. sonra, her insan gibi çamurdan yaratıldığımdan unuturum, umrumda olmaz. ya o anasının yanında onsuz kalan yavrusu? o ne yapsın... büyük gemi / internet cafee 07/08/2009
Çok değil, üç sene evvel idi, işe gitmek için arabaya binmiştik, bir miyavlama geliyor. Baktım altına minnacık bir kedi eniği sotelenmiş, gözü şiş, karnı aç, annem annem diye yalvarıyor. Tabi hemen aldık bunu, Evden bir kase süt, karnını doyur, sıcak bir yere koy falan ayarlayıp işe gittik. O şimdi büyüdü, çocukları oldu, onlar da büyüdü. Site halkı hayvanları sevdiğinden besliyor, apartman önlerine bunlar yemekleri saçmadan dökmeden yesin diye mama kapları falan yaptırdık. Birkaç başka sokak serserisi de yanlarına ilişti, cemaat teşkil ettiler. Biz eve gelince bunlar koşup bacaklarımıza sürtünüyor, bizimki camdan bunlara bakıyor, mutluyuz. Gül gibi geçinip gidiyoruz. doğu türkistan / internet cafee 07/07/2009
Biz oraya Doğu Türkistan diyoruz. Bizim için hayli mühim hadise, şu cereyan eden. Uygur Türkleri yada, Sincan Özerk Bölgesi. Çin’in tazyik ve asimilasyon politikaları altında inim inim inliyor. Bugün gazetelerde gördük başından vurulmuş kadınlar, küçücük çocuklar. Üstelik de daha geçen ay Cumhurbaşkanı A. Gül, mevzu bahis ülkeyi ziyaret edip Çin ile kaynaşın, barışın akılları vermişti. Sanırsın nazire yapıyor çekik gözlü zalimler. Gerçi Akepeli politikacılar daha öncede gittikleri pek çok ülkeyi karıştırdılar. Misal RTE, hemi Gürcistan’a, hemi de İsrail’e gitti, sonradan buralar epey kana bulandı. Şimdi de Abdullah Gül kardeşi, Sincan’a nazar değdirdi. Olan masum sivillere oldu. cemiyetini siktiimin / internet cafee 07/01/2009
Dün akşam, meşhur belge hadisesinde imzası olduğu iddia edilen Deniz Kurmay Albayı Çiçek tutuklandı. Sanıyorum; medeni bir ülkede beyle kavga çıktıktan sonra neden tutuklandığı hakkında kamuoyuna bilgi vermek gerekir. motogp katalunya yarışı / internet cafee 06/15/2009
güle güle hocam / internet cafee 05/19/2009
mefkûd yazmış / internet cafee 04/22/2009
![]() kitap yazmış tabe. ne sandın akıllım. koskoca mefkûd reklam cıngılı yazacak deil ya. şaka bir yana, yıllarca mefkûd, naylon vicdan mahlasları ile tanıdığımız adnan algın kişisi bu, bak bakalım ne yazmış: seviyorum / serdar turgut 03/28/2009
Cumhuriyeti ve Atatürk'ü seviyorum, var mı buna bir diyeceğiniz? | etiket
|




RSS Feed